# Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2166)

- **Tür:** Kanun teklifi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 2/2166
- **Sunuluş tarihi:** 17 Mayıs 2024
- **İlk imza:** Aylin Yaman (CHP, Ankara)
- **İmza sayısı:** 1
- **Esas komisyon:** Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Son durum (TBMM):** KOMİSYONDA
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/78d4afdc-1c3d-4958-b8e5-018f866423d6
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2166-saglik-alaninda-bazi-duzenlemeler-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasi

> 2/2166 esas numaralı kanun teklifi 17 Mayıs 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Aylin Yaman (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

## Özet

Teklif ile, sözleşmeli sağlık personeli için belirlenen sözleşmeli çalışma süresinin üç yıldan bir yıla düşürülmesi amaçlanmaktadır.

## Teklif metni

Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim gerekçeleri ile birlikte ekte sunulmuştur.

Dr. Aylin YAMAN Ankara Milletvekili

Sağlık, Aile, Çalışma ve

Tali Komisyon Sosyal İşler

Esas Komisyon (Plan ve Bütçe

Tarih: 17-5-2024 |Esas No:2/2166

TBMM ği ; İBMM GENEL EVR AK e İska.

GENEL GEREKÇE

Ülkemizde uzun süredir ağır bir ekonomik kriz süregelmekte ve bu durum özellikle ücretli çalışanlar üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır. Çalışanların büyük çoğunluğu en temel haklarından yoksun, açlık ve yoksulluk sınırının altında asgari ücretle, yüksek emeklilik yaşı, kayıtdışı, güvencesiz, sözleşmeli ve esnek çalışma modelleri ile istihdama katılmak zorunda bırakılmaktadır. Bu duruma ek olarak iktidarın son yirmi yıldır her alanda yaptığı düzenlemeler emek sömürüsünü yaygınlaştırmış ve derinleştirmiştir. Muhtaçlık temelli sosyal yardım uygulamaları, rantçı ve kâr odaklı yaklaşımlar emeğin değerini yok etmiş, liyakat kavramı literatürden çıkarılmıştır. Yaşanan ekonomik krizin olumsuz yansımalarını hayatın her alanında görmek mümkündür. Ekonomik gücü ve sosyal olanakları sınırlanan ücretli çalışanlar için önemli bir sorun alanını da çalışma rejiminin aileleri birlikte çalışmaktan ve yaşamaktan alıkoyan maddeleri oluşturmaktadır. Farklı il veya ilçede çalışmak zorunda kalan sözleşmeli personel için söz konusu düzenleme bugün için artık taşınamayacak bir yüke dönüşmüştür.

Nisan 2024 tarihi itibarıyla açlık sınırının 17.725 TL, yoksulluk sınırının ise 57.736 TL olduğu bir durumda, özellikle ücretli çalışanlar için, belli bir süre için dahi olsa, iki farklı ilde yaşamak neredeyse imkansızdır. Türkiye?de son yıllarda kiralarda ve konut fiyatlarında yaşanan artışlar da göz önüne alındığı takdirde, bu durumun sürdürülemez olduğu açıkça görülmektedir. Özellikle enflasyon etkisi ve bununla birlikte var olan ekonomik kriz, barınma sorununu yakıcı hale getirmiştir. Konut kiralarındaki artışlar, sözleşmeli olarak iki farklı il ya da ilçede yaşamak zorunda kalan çalışanları en çok zorlayan konular arasındadır. OECD üyesi 38 ülke ve üyeliğe aday altı ülke arasında yapılan araştırmada; Türkiye, konutlardaki kira artış oranları ölçümünde açık ara öndedir. 2015 yılından bu yana geçen süreci ölçen ilgili araştırmaya göre Türkiye'de konutlarda kiralar ortalama yüzde 419 oranında artış göstermiştir. Bu duruma ek olarak ulaşım maliyetlerindeki artış da sözleşmeli olarak farklı bir ilde yaşamak zorunda kalan ve hafta sonları ya da tatillerde ailesinin yanına giden ücretli bir çalışan için önemli bir maliyete ve zaman kaybına neden olmaktadır.

Önemli bir nokta ise aile birliğinin sağlanması konusudur. Anayasanın, ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41. maddesinde; "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar" denilerek açıkça devletin; ailenin huzur ve refahı ile ananın ve çocukların korunması bakımından gerekli tedbirleri alması gerektiği vurgulanmaktadır. Yine 20.03.1952 tarihinde imzalayarak tarafı olunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması" başlıklı 8. maddesinde; "Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir." güvencesine yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 72. Maddesinde ise; yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda çalışma hakkı kadar dileyenler için ailesi ile yaşama talebinin de göz önünde tutulması gerektiği açıkça belirtilmektedir.

Diğer yandan hem toplumsal yaşamda hem de çalışma yaşamında kadını yok sayma eğiliminde olan iktidar, eşitlik ilkesine aykırı bir biçimde yaygın bir kanıyla dile getirildiği ya da ima edildiği m aile birliği v ve çocukların iyiliği için, öncelikle kadınların istihdamdan bir biçimde etkilendiği bu olumsuz çalışma rejiminden sağlık çalışanları da aynı derecede ve eşit bir biçimde etkilenmektedirler. 3 artı 1 kuralına göre sözleşmeli bir biçimde çalışmak zorunda kalanlar için tüm bu nedenlere ek olarak artan şiddet ve sağlık sisteminde yaşanan çöküş de eklendiği takdirde, durumun vahameti daha rahat anlaşılır olmaktadır. Özellikle kadın ağırlıklı bir iş kolu olan hemşirelikte, yoğun stres altında çalışma ve uzakta yaşama eklendiğinde, işten kopma daha kolay olmakta, zaten eksik olan hemşire kadrosu ve buna bağlı olarak sağlık hizmet sunumu derinden etkilenmektedir. Unutulmamalıdır ki, 100.000 kişiye düşen hemşire sayısı sadece 356'dır. Oysa OECD ülkelerinde bu sayı, 1002'dir. Yaklaşık 1/3 oranında hemşire ile, Türkiye, 39 AB ve OECD ülkesinin en sonunda yer almaktadır. Bu nedenle hiçbir gerekçe ile, hemşire kaybetme tahammülümüz bulunmamaktadır. Hafta sonu ya da resmi tatillerde ailesinin yanına gitmek isteyen çalışanlar için, iş barışının sağlanması, hemşirelik, ebelik gibi nöbet usulüne göre çalışılan işlerde hakkaniyetin ve istikrarın sağlanmasının zorlaşması söz konusudur ve bu durum çalışanlar arasında ekip ruhunu zedelemekte ve haksız uygulamaların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Sürenin uzunluğu nedeniyle, sözleşmeli çalışan; ya çalışma hakkından ya da aile birliği hakkından vazgeçmek durumunda bırakılmaktadır.

Tüm bu nedenlerle kamu personel rejiminin, hukuka ve eşitlik ilkesine uygun, insan haklarına duyarlı, demokratik talepleri karşılayacak ve modern dünyanın ilkelerini benimseyen bir yeniden yapılanmaya olan ihtiyacı açıktır. Bu teklifle hedeflenen, köklü bir düzenlemenin hayata geçirilmesi öncesinde, öncelikle sağlık çalışanlarını kapsayacak biçimde 3 artı kuralının, yapılacak değişiklikle 1 artı | şeklinde düzenlenmesi ve bugün içinde bulunduğumuz şatlar açısından daha verimli ve sürdürülebilir bir çalışma rejiminin ortaya çıkmasının sağlanmasıdır.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Bu madde ile üç yıl olarak öngörülmüş sözleşmeli çalışma süresi bir yıla indirilmiş olacaktır.

MADDE 2- Yürürlük maddesidir.

MADDE 3- Yürütme maddesidir.

SAĞLIK ALANINDA BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 45/A maddesinin üçüncü ve dördüncü fikralarının birinci cümlelerinde yer alan "üç" ibareleri "bir" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

---

**Kaynak gösterme:** Aylin Yaman (CHP, Ankara). “Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2166, 17 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2166-saglik-alaninda-bazi-duzenlemeler-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/78d4afdc-1c3d-4958-b8e5-018f866423d6

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
