# 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2441)

- **Tür:** Kanun teklifi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 2/2441
- **Sunuluş tarihi:** 16 Eylül 2024
- **İlk imza:** Zeynel Emre (CHP, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 1
- **Esas komisyon:** Adalet Komisyonu
- **Son durum (TBMM):** KOMİSYONDA
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/8424660a-c5e8-4ff0-a409-0191fae6ba98
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2441-5237-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi

> 2/2441 esas numaralı kanun teklifi 16 Eylül 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Zeynel Emre (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

## Özet

Teklif ile, suç niteliğindeki olaylara şahitlik eden üçüncü kişilerin olaya müdahale etmemesi hâlinin cezai yaptırıma bağlanması; mağdurun çocuk ve kadın olması durumunda yaptırımın derecesinin artırılması amaçlanmaktadır.

## Teklif metni

Türk Ceza Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Zeynel EMRE İstanbul Milletvekili

Tali Komisyon

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Esas Komisyon

Adalet

Tarih: 1-10-2024

Esas No:2/2441

Tle, e: |u850b$

GEREKÇE

Birbiriyle ilintili birçok etkeni içeren bireyin toplumsallaşma sürecinde sosyo-kültürel, ekonomik, etnik ve inanç esaslı etkenler ana aksı oluşturmaktadır. Hangi sosyo-kültürel ortamda var olunduğundan ekonomik şartlara, etnik ve inançsal düşüncelere kadar her etken bireyin o toplumsallaşmasının evrimini ortaya koymakta, toplumsallığın kodlarını tanımlamaktadır.

Mezkur etkenlerin olumlu ya da olumsuz yönde değişiminin, mikro anlamda bireyleri makro anlamda toplumsal düzeydeki ilişkileri dönüştürdüğü sosyal bilimler açısından da ön kabuldür. Sosyal dönüşümler, ekonomik sistemdeki gelişmeler ve bunların tesiriyle etnik ve inançsal aidiyetlere ilişkin tartışma ve ayrışmalar, bir yandan bireyin hayatla ve toplumla kurduğu ilişkileri transformasyona uğratırken diğer yandan mevcut toplumsal kurulların gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu bağlamda 20. yüz yılın özellikle ikinci yarısında ivmelenen teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmelerin öncülük ettiği dönüşüm, ilk çeyreğini tamamlamak üzere olduğumuz 21. yüz yılda somut sonuçlarını göstermeye başlamıştır. Demokratik hak ve özgürlüklerin genişlemesi, dezavantajlı konumdaki çocuk ve kadınların sosyal hayatta edilgen hale gelmeleri ve alt kimliklerin görünür olması biçiminde tezahür eden olgular, statükoları sarstığı gibi insani değerlerde erozyonunu da beraberinde getirmektedir.

Günümüzdeki dönüşüm sürecinin sancılarını, toplumumuzun dayanışma, yardımlaşma ve sorumluluk bilincindeki zayıflamada yoğun olarak gözlemlemekteyiz. Ülkemizde hakim kılınmaya çalışılan otoriter anlayıştan kaynaklı hak arama mücadelelerinin baskılanması ile kronik hale gelen ekonomik kriz de dönüşüm sancılarının olumsuz yansımalarının aşılmasına engel olmakta, toplumsal birlikteliğin tutkalı olan dayanışma ve yardımlaşmanın azalmasına kaynaklık etmektedir.

Toplumda infial yaratan çok sayıda olay ve bu olaylara üçüncü kişilerin edilgen yaklaşımı ifade ettiğimiz dönüşüm sancısının sorunlarını tespit etmek açısından önemlidir. Yakın zamanda yaşanan iki örneği burada hatırlatmak bile yeterince izah edici olacaktır. Manisa'nın Akhisar ilçesinde 15 Ağustos 2024 günü onlarca kişinin bulunduğu işlek bir sokakta Sude Naz A.'nın dini nikahlı olduğu Yılmaz Akman tarafindan darp edilmesi ve etraftakilerin, uygulanan şiddeti uzun süre sessiz kalarak seyretmesi dikkat çekicidir. Ne yazık ki bu suskunluk sarmalı ve izleyicilik hali, bir kişinin maruz kaldığı şiddet sınırlarını aşıp toplumsal birlikteliğe yönelik sistematik saldırıyı beslemektedir. Son olarak Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın katledilmesine ilişkin basına yansıyan iddialar da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Narin Güran'ın yaşadığı köyde cinayetin bilgisine sahip birçok kişi olduğu ancak ilgililere bilgi verilmediği iddiası tüyler ürpertici olduğu kadar toplumsal bir yaraya da işaret etmektedir.

Yaşanan ve ne yazık ki yaşanması muhtemel birçok olay da göstermektedir ki toplumsal GAL * ilişkilerdeki dönüşümler beraberinde yeni hukuk kurullarını zorunlu kılmaktadır. ÖzelliklE" Ke için her türlü önlem aciliyet içermektedir.

Bu nedenlerle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na; suç niteliğindeki olaylara şahitlik eden üçüncü kişilerin olaya müdahale etmemesi halinin cezai yaptırıma bağlanması; mağdurun çocuk ve kadın olması halinde yaptırımın derecesinin artırılması için hukuki bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.

5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 26/9/2024 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 277 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

"Yardım sağlamama; yardım sağlayan kişilerin engellenmesi

Madde 277 / A- (1) Genel bir tehlike veya sıkıntı durumunda gerekli ve makul olmasına rağmen, özellikle kendisi için önemli bir risk oluşturmadan ve diğer önemli. görevlerini ihlal etmeden yardım etmeyen kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis veya onbiri güne kadar para cezasına çarptırılır. Çocuk ve kadınlara yönelen tehlike durumunda yardım edilmemesi halinde ceza yarısı kadar artırılır.

(2) Bu durumlarda üçüncü bir kişiye yardım eden veya etmek isteyen bir kişiye engel olan kişi de birinci fıkraya göre cezalandırılır.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

---

**Kaynak gösterme:** Zeynel Emre (CHP, İstanbul). “5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2441, 16 Eylül 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2441-5237-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/8424660a-c5e8-4ff0-a409-0191fae6ba98

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
