# Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2475)

- **Tür:** Kanun teklifi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 2/2475
- **Sunuluş tarihi:** 2 Ekim 2024
- **İlk imza:** Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars); Sezai Temelli (DEM Parti, Muş)
- **İmza sayısı:** 2
- **Esas komisyon:** Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Son durum (TBMM):** KOMİSYONDA
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/b33c52cc-d0d0-43c5-a935-01924d6d0653
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2475-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi

> 2/2475 esas numaralı kanun teklifi 2 Ekim 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti) ve 1 vekil; 2 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

## Özet

Teklif ile, gelir vergisi oranlarına ilişkin tarifenin güncellenerek ödenecek vergi tutarının düşürülmesi amaçlanmaktadır.

## Teklif metni

Gelir Vergisi Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmaktadır. Gereğini arz ederiz.

Gülistan Ç

IÇ KOÇYİĞİT ai TEMELLİ Kars Milletvekili Muş Milletvekili Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Grup Başkanvekili Sağlık, Aile, Çalışma ve

Tali Komisyon Sosyal İşler

Esas Komisyon (Plan ve Bütçe

Tarih: 3-10-2024 |Esas No:2/2475

02 Ekim ZUZ4 GENEI EYPAK

CE (40U4907)—

GENEL GEREKÇE

Vergi, devletlerin kamusal hizmetleri yürütmek amacıyla cebri olarak aldığı para veya para şeklindeki ödemeler olarak tanımlanır. Vergiler kamu otoritesi için sadece bir gelir kalemi değil, aynı zamanda makro ekonomi politikaları uygulamak için önemli bir ekonomi-politik araç olarak da işlev görürler. Bundan dolayı vergi oranlarının ve miktarlarının ne kadar olacağı, hangi toplumsal kesimlerden ne kadar vergi alınacağı iktidarların sınıfsal pozisyonuna/tercihine bağlı olarak değişiklik gösterirler. Vergi politikasına ilişkin alınan bir karar makro ekonomide bir değişikliğe neden olduğu gibi makro ekonomide meydana gelen herhangi bir değişiklik de vergi politikasında değişime neden olurlar. Bu sebeple de vergi politikasındaki değişim hem elde edeceğimiz geliri hem de yaşam kalitemizi etkiler. Bu sebepten ötürü mali gücüne göre vergileme (ilkesi (Anayasa'da güvence altına alınmıştır. Mali gücüne göre vergilendirme kişilerin ekonomik ve kişisel durumları göz önüne alınarak yani vatandaşların gelir düzeyi oranında "az kazanandan az, çok kazanandan çok" vergi alınmasını ifade eder.

Türkiye'de vergi adaleti ve vergi sistemi açısından büyük bir yapısal sorun vardır. Vergi yükünün önemli bir kısmı yoksul ve emekçi kesimlerin üzerindedir. Bütçe içerisinde dolaysız vergilerin oranı yüzde 30"lar dolayındayken dolaylı vergilerin oranı yüzde 70"ler düzeyindedir. Oysa sosyal devletin gereği olarak ücret/sabit gelir elde eden kesimin vergi sistemlerinde pozitif ayrımcılığa tabi tutulması gerekmektedir. Bu sebeple düşük gelirli kesimin ya vergi dışı tutulması ya da gelir unsurlarının daha düşük oranlarda vergilendirilmesi germektedir. Anayasal bir ilke olmasına rağmen Türkiye'de mali güce göre vergilendirme ilkesi uygulanmamaktadır. Bu nedenle de düşük gelirlilerin vergi dilimlerinden kaynaklı asgari yaşam standartları doğrudan etkilenmektedir. Düşük ücret geliri elde edenlerin tabi olduğu birinci dilim dar tutularak bu kesimin yıl içinde artan oranlı vergiye tabi tutulmasına sebep olunmaktadır. Buna karşılık, yüksek ücret geliri elde edenleri koruyacak şekilde daha az vergi ödemeleri sağlanmaktadır. Bu sebeple gelir vergisinde dilimlerin hangi aralıkta başlayıp hangi aralıkta bittiği büyük önem taşımaktadır. İlk dilim tutarının yeterince genişletilmemesi üst dilime daha hızlı geçişe sebep olduğu için çalışanlar üzerindeki vergi yükü artmaktadır. Bu uygulamalardan dolayı emekçiler "gizli vergi zammına" maruz kalmakta, alım güçleri gün geçtikçe erimekte ve sefalet ücretlerine mahkum olarak yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Özetle, Türkiye'de vergi sistemi düşük gelirliyi korumak yerine yüksek gelir elde edenleri koruyacak şekilde düzenlenmiştir.

Türkiye'de yanlış vergi politikaları ve vergi adaletsizliği nedeniyle çalışanın maaşı daha eline geçmeden kaynağından kesilmektedir. Temmuz ayında ücretlilere "enflasyon kaybını telafi etmek" için zamlar yapılmış fakat gelir vergisi dilimleri aynı bırakılmıştır. Temmuz ayında yapılan zam sonrası gelir vergisi dilimlerinin güncellenmemesi emekçiler için mağduriyeti daha da arttırmaktadır. Yüksek enflasyon ortamında yaşamak zorunda bırakılan ve gelir vergisi brüt aylık üzerinden hesaplanan emekçiler, gelir vergisi dilimlerinde güncelleme yapılmadığı için Ağustosta beklediklerinden daha düşük maaş almak zorunda kalmaktadırlar. Temmuz ayında memur maaşlarına yapılan zam oranında yani en az yüzde 20-25 oranında (alt dilim 110.000 TL üst dilim 3.000.000 TL) gelir vergisi dilimlerinin artırılması gerekirken bu yapılmamış, gelir vergisi dilimleri aynı bırakılmıştır. Böyle olunca da vergi dilimleri hızlıca değişen ve ağustos ayında bir üst dilime giren bordrolu çalışanlar daha fazla vergi ödemeye başlamış, işçinin ve memurun maaşından yapılan gelir vergisi kesintisi artmıştır. Böylece ay başında çalışanın cebine girmesi gereken ücretin bir kısmı vergi yoluyla geri alınmıştır. Gelir vergisi tarife dilimlerinde, yaşanan yüksek enflasyon ortamını dikkate alan iyileştirici bir düzenleme yapılmazsa, enflasyon nedeniyle brüt ücrette yapılan artış oranı ile çalışanın eline geçen net ücret artışı oranı arasında fark oluşması kaçınılmaz olacaktır.

Yapılan hesaplamalara göre, 2000 yılında ilk vergi dilimi O - 2.500 TI.'dir. Bu tutar 2001 yılı için uygulanması söz konusu olan yeniden değerleme oranı olan "056 oranında artırılmış olsaydı ilk dilim 3.900 TL olacaktı. Ancak 2001 yılında 9612 artış yapılarak vergi dilimi tutarı düşük tutulmak suretiyle mükelleflerin daha önce üst dilime girmeleri sağlanmış ve böylece emekçilerden daha fazla vergi alınmıştır. 2024 yılı gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 110.000 TL olarak belirlenmiştir. Oysa Yeniden Değerleme Oranı 2000'den bu yana kuruşu kuruşuna uygulanmış olsaydı 2024 yılında gelir vergisinin ilk dilimi 288.571 TL olacaktı. Gelir vergisi tarifesinin ilk diliminde olması gerekenden daha düşük belirlenen artış, asgari ücretli başta olmak üzere tüm ücretliler aleyhine sonuç doğurmaktadır.

Oysa emek geliri ile diğer gelir unsurlarının farklılaştırılması, emek gelirlerine yönelik pozitif ayrımcılık yapılması vergilemede ayırma prensibinin de gereğidir. Ancak 2005 yılından sonra, emek gelirlerinde ücretliler için sağlanan bu pozitif ayrımcılık ortadan kalkmıştır. Emek gelirlerinin de sermaye gelirleri kadar vergisel olarak korunması gerekmektedir. Şirketlere vergi affı, muafiyeti, yapılandırmalar ve kur korumalı mevduat gibi kalemlerde vergi istisnaları uygulanırken emekçilerin geliri kaynağında kesilmeye devam etmektedir. Vergi sisteminin sermayeden yana olduğunu vergi dilimi artışının yeniden değerleme oranının altında yapılmasıyla açıkça ortaya konmuştur. Bu durum gizli bir vergi artışıdır. Düşük ücret geliri yerine yüksek gelir elde edenlerin korunması, ücret geliri üzerinden damga vergisi alınması ve damga vergisi oranının sürekli artırılması, gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi ile asgari ücret arasındaki oransal bağın kopması nedeniyle asgari ücretli başta olmak üzere pek çok ücret geliri elde edenlerin üst gelir diliminden vergilendirilmesi kabul edilemez.

Ücretlerin yüksek vergi dilimine girmesinde asıl önemli etkenlerden birisi de 25 Aralık 2021'de yayımlanan ve Gelir Vergisi Kanunu'nun 23'üncü maddesine eklenerek I Ocak 2022'de uygulamaya giren asgari ücrete kadar olan gelirin vergi istisnası düzenlemesidir. Gelir Vergisi Kanunu'nun 23'üncü maddesine eklenen asgari ücrete kadar olan kısmın istisnasına ilişkin hükümde asıl dikkat edilmesi gereken husus, "istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir" fıkrasıdır. Yani asgari ücretin üstünde elde edilen gelirlerin önce asgari ücrete kadar olan kısmı istisnaya tabi tutulup bunu aşan kısım vergilendirilmemekte aksine tüm ücret önce vergilendirilmekte sonra asgari ücrete isabet eden kısım da vergilendirilerek ödenmesi gereken gelir vergisinden mahsup edilmektedir. Yani önce toplam miktar tarifeye tabi tutularak yüksek oranda vergilendirme yapılmakta sonrasında asgari ücret kadar olan kısmı düşük oranda vergilendirilerek, istisna uygulanarak, çıkan vergiler birbirinden düşürülmektedir. Bu şekilde daha çok vergi alınarak çalışanların harcanabilir gelirleri azalmakta, yaşam standartları düşmektedir. Ayrıca bu, kayıt dışılığı da artırabilecek bir uygulamadır.

Devletin, yaklaşık 16 milyon ücretlinin çalıştığı Türkiye'de, vergi dilimlerinin yeniden düzenlenmesi yoluyla sosyo-ekonomik dengeyi oluşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. İktidarın yüksek enflasyon ortamında düşük gelirlilerin gelirlerinde iyileştirmeler yapması, vergi dilim tarifelerini en azından 2000 yılı sonrası yeniden değerlenme oranında hakkaniyetli bir şekilde yeniden belirlemesi ve vergi dilimlerini altı ayda bir memur zam artış oranlarında otomatik olarak güncelleyerek kısmen de olsa vergi adaletini sağlayacak düzenlemeler yapması gerekmektedir. İktidarın sermayeyi değil, emekçileri merkeze alan ve vergi adaletini sağlayan politikaları hayata geçirecek düzenlenmeler yapması zaruridir.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Bu madde ile Gelir Vergisi Tarifesi'ndeki rakamlar ve oranlarda değişikliğe gidilerek ücretli çalışanların, işçilerin ve kamu emekçilerinin maaşlarındaki vergi oranının düşürülmesi ve böylece enflasyonist ortamda giderek zorlaşan hayat şartları ve alım güçlerinden kısmi bir rahatlama sağlanması amaçlanmaktadır.

MADDE 2- Bu uygulamayla daha az vergi alınması suretiyle asgari ücretlilerin gelirlerinin arttırılması amaçlanmaktadır.

MADDE 3- Yürürlük maddesidir.

MADDE 4- Yürütme maddesidir.

GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 103*üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 103- Gelir Vergisine tabi gelirler;

Ücret Gelirleri için;

Gelir Dilimleri Vergi Oranları 420.000 TL'ye kadar "05 840.000 TL'nin 420.000 TL'si için 21.000 TL, fazlası "15

1.680.000 TL'nin 840.000 TL'si için 84.000 TL, fazlası 2020 3.500.000 TL'nin 1.680.000 TL'si için 448.000 TL, fazlası 27

3.500.000 TLden fazlasının 1.680.000 Tİ.'si için 939.400 TL, fazlası 9640

Ücret Dışı Gelirleri için;

Gelir Dilimleri Vergi Oranları 420.000 TI*ye kadar 5 840.000 TL'nin 420.000 TLsi için 21.000 TL, fazlası 2015

1.680.000 TL'nin 840.000 TL'si için 84.000 TL, fazlası 20

3.500.000 TL'nin 1.680.000 TL" si için 448.000 TL, fazlası 27

3.500.000 TL'den fazlasının 1.680.000 TL'si için 939.400 TL, fazlası 440 oranında vergilendirilir.

Birinci fıkrada düzenlenen gelir vergisi tarife dilimlerinin alt ve üst sınırları, ilgili ayda sendikalardan tarafından açıklanan en yüksek yoksulluk sınırının en az yarısına denk gelecek şekilde, altı ayda bir yoksulluk sınırının artış oranında yeniden değerlenerek belirlenir."

MADDE 2- Asgari ücrete kadar olan kısmı matrahtan indirim yöntemiyle uygulanır.

MADDE 3- Bu Kanun 2025 yılının başlangıcından itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

---

**Kaynak gösterme:** Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars) ve diğerleri. “Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2475, 2 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2475-gelir-vergisi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/b33c52cc-d0d0-43c5-a935-01924d6d0653

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
