# Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3588)

- **Tür:** Kanun teklifi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 2/3588
- **Sunuluş tarihi:** 12 Mart 2026
- **İlk imza:** Adem Korkmaz (AK Parti, Burdur); Mehmet Demir (AK Parti, Kütahya)
- **İmza sayısı:** 90
- **Esas komisyon:** Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu
- **Son durum (TBMM):** KANUNLAŞTI
- **Kabul tarihi:** 11 Haziran 2026
- **Kanun no:** 7584
- **Resmî Gazete:** 20 Haziran 2026, sayı 33286
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/a15bb2e5-7758-4b60-a3bd-019ce222957a
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3588-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-celtik-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-ya

> 2/3588 esas numaralı kanun teklifi 12 Mart 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Adem Korkmaz (AK Parti) ve 1 vekil; 90 imza. 11 Haziran 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi; 7584 sayılı Kanun, 20 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete (sayı 33286).

## Özet

Teklif ile; çeltik ekim alanlarının yerleşim yerlerine olan uzaklığının düzenlenmesi, alkollü içki üreten firmaların sponsorluk ve tanıtım faaliyetleriyle ilgili düzenleme yapılması, belirli saatlerde alkollü içki satış yasağına ilişkin yaptırımlarda mülki idare amirinin yetkilendirilmesi, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün emlak vergisi ve yargı harçlarından muaf tutulması, hidroelektrik enerji üretim tesislerinin teknik ve idari denetimlerinde tespit edilen aykırılıklara ilişkin kademeli idari yaptırım uygulanması, su yapılarında ve koruma alanlarında koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, DSİ’ye ait veya hissedar olduğu taşınmazlarının satışı ve kiralanmasına ilişkin düzenleme yapılması, veteriner hekimlere ilişkin kanunlarda yer alan disiplin cezalarının yeniden düzenlenmesi ve disiplin para cezalarının artırılması, karbon yutak ormanlarının kurulması, bazı arazilerde 2/B uygulamasının yapılabilmesine ilişkin düzenleme yapılması, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan projeler için sürenin uzatılması, sözleşmesiz ve izinsiz şeker pancarı ekilememesi, şirketlerin belirlenen ekim alanı dışında pancar temininde izne tabi olması ve aykırı fiillere yönelik yaptırım uygulanmasına ilişkin düzenleme yapılması, tarım arazilerinin korunması amacıyla kooperatiflerin bu araziler üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinmelerinin yasaklanması, ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin bu çerçevedeki hak edinimlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı iznine tabi kılınması, tarım arazilerinde arazi kullanım planlarına aykırı fiillere yönelik yaptırım uygulanması, tarım arazileri üzerindeki izinsiz yapılara elektrik, su ve doğalgaz hizmeti götürülmesinin engellenmesi, tazminatlı hastalıklar nedeniyle imha edilecek hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerine yapılacak ödeme oranlarının Cumhurbaşkanınca belirlenmesi, belgesi olmadan nakledilen hayvanlar için idari para cezası kesilerek sevklerine izin verilmesi ile yol kontrol ve denetim noktalarına giriş yapmayan vasıta sahipleri ile hayvan sahiplerine idari para cezası uygulanması, Ankara ili Kızılcahamam ilçesi Derenci ve Gökbel mahalleleri ile Samsun ili Vezirköprü ilçesi Çeltek mahallesinde 2/A uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan alanlardaki yapı hak sahipliği tespiti yapılmayan fiilî yerleşimlerin Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde 2/A kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

## Teklif metni

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ekte sunulmaktadır. Gereğini arz ederiz.

Adem KORKMAZ Burdur Milletvekili

Atay USLU ii Ali ÖZKAYA Antalya Milletvekili il Afyonkarahisar Milletvekili

Seydi GÜLSOY ii Harun MERTOĞLU e Milletvekili. :i.......... Rize Milletvekili . Zeynep YILDIZ

Adalet ,

Plan ve Bütçe ,

Tali Komisyon Oo |Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji

Tarım, Orman ve

Esas Komisyon Köyişleri

Tarih: 12-3-2026 |Esas No:2/3588 GENELEYRAK.

A2 Nart 2026 he: RLLARDL

[PDF s. 3–5: okunamayan sayfa (el yazısı, imza, mühür ya da Türkçe dışı yazı) — metne alınmadı]

Lak? SEM

M, e YAMA id gamma lrmammmmmş amman

Mehek İp beter çamaşı gamamesmmmmammmmammmmmmmmmamamammammmammamamammmammmmmumumnayuuşimasulamsamamamanumamammammumamammamammamammmmummumam umum i Telhmi Alpas ÖR ALAN Emre. ÇALUŞLANİ

[PDF s. 9: okunamayan sayfa (el yazısı, imza, mühür ya da Türkçe dışı yazı) — metne alınmadı]

GENEL GEREKÇE

İklim değişikliği ve yaşanan teknolojik gelişmeler ülkemiz ormanlarının korunması için yeni yöntemlerden faydalanılmasını gerektirmektedir. Diğer yandan orman sahalarının etkin ve verimli bir şekilde muhafazası için mevzuatın güncel gelişmeler ile sahada yaşanan sorunları çözümleyici araçlarla donatılması icap etmektedir. Bu minvalde, sınırda karbon düzenlemesi sonucu kamu ve özel sektör üzerinde oluşacak mali yükün azaltılması, sektörün ihtiyaç duyacağı karbon sertifikalarının ülkemiz kaynaklarından karşılanması ile birlikte karbon yutak ormanları kurularak verimli orman miktarının artırılmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

Kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen veya tamamen kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde kalan ve üç milyona yakın vatandaşı ilgilendiren yaklaşık 80 bin tapulu taşınmaz için tapu iptali ve tescili davaları açılması gerekmektedir. Bu tapu iptali davalarının akabinde, taşınmaz maliklerince tazminat davaları açılmakta, açılan tazminat davalarında taşınmazların gerçek rayiç değerinden daha fazla tazminata hükmedilmekte, vekâlet ücreti, icra vekâlet ücreti gibi yargılama giderleri sebebiyle bu miktar daha da artmakta ayrıca şahıslar bu taşınmazları kullanmaya da devam etmektedirler. Bu hususun da Hazine zararına sebebiyet verdiği görülmektedir. Bu doğrultuda, açılacak tapu iptal ve tescil davası ile tazminat davalarının önüne geçilmesi, tapu kayıtları geçerli kabul edilmek suretiyle mülkiyet hakkının korunmasının sağlanması ve yüksek miktarda tazminat bedeli ödenmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. 2/B uygulamalarının yapıldığı yerlerde, bu uygulamaların Kanunda açıkça sayılan sebepler dışındaki gerekçelerle hükmen iptal edildiği ve 2/B şartlarını taşıdığı halde orman kadastrosu tutanak defterlerinde 2/B uygulamaları yapılmama gerekçelerinin yazılmadığının Orman Genel Müdürlüğünce tespit edildiği hallerde yeniden 2/B uygulaması yapılması amaçlanmaktadır.

Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içki piyasasının düzenlenmesi, piyasa güvenliğinin sağlanması, kayıt dışı alkol ve alkollü içki faaliyetlerinin önlenebilmesi, etil alkol ve alkollü içki piyasasının daha etkin izlenmesi için ilgili kanunlarda gerekli düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır.Bu kapsamda, yeni getirilen düzenlemelere ilişkin idari yaptırımların belirlenmesi ve mevcut idari yaptırımların uygulamada yaşanan tereddütlere mahal verilmeyecek surette açık ve caydırıcılığını artıracak şekilde yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir. Bağımlılıkla mücadele kapsamında alınan önlemlerin kuvvetlendirilmesi, alkollü içki kullanımına yönelik teşvik edici uygulamaların önüne geçilerek alkollü içki üreten firmaların sponsorluk ve tanıtım faaliyetlerinin kısıtlanması amaçlanmaktadır.

Milli bir miras olan Atatürk Orman Çiftliğinin arazisinin korunması, geleceğe aktarılması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir hassasiyet gösterilmesi gerektiği açıktır. Teklif ile Atatürk Orman Çiftliği arazileri, Müdürlüğün de içinde yer aldığı parseller ve ayrık nizamdaki parseller ayrımına gitmeden tamamını kapsayacak şekilde tanımlanarak, Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetinde birlik sağlanması amaçlanmaktadır.

Çeltik Kanunu kapsamında, çeltik ekim alanlarının yerleşim yerlerine uzaklığının değişen mevzuata ve günümüz koşullarına uyum sağlanması amacıyla yeniden belirlenmesi öngörülmektedir.

Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu hükümlerince canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin sevklerinde Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen belgeleri bulundurmayanlara idari para cezası uygulanması ve bu hayvanların kesilmeleri yerine usulüne uygun tanımlanarak karantinaya alınmalarına yönelik değişiklik yapılması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ayrıca tazminatlı hastalıklarda itlaf edilen hayvanların tazminatlarının ödenmesinde olduğu gibi hayvansal ürün, yem madde ve malzemelerinin bedellerinin, imha, nakliye ve dezenfeksiyon masraflarının ödeme usulünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından yürütülen faaliyetlerde karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik olarak; lisans almaksızın. DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan veya yaptırılmakta olan projeler için belirlenen sürenin uzatılması, su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarda can ve mal güvenliği açısından alınacak tedbirlerin belirlenmesi, DSİ'nin görevini ifasında verimliliğini arttıracak muhtelif düzenlemelere yer verilerek su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarda görev ve sorumluluğu olan idareler ile çalışma yürüten idarelerin, can ve mal güvenliği yönünden koruyucu güvenlik tedbirlerini almasına yönelik düzenleme yapılması, bu minvalde su yapıları için inşa edilen servis yollarının ilgili idare tarafından devralınmasına ve amacı dışında kullanılmasının önlenmesine, ilgililerin sorumluluğuna yönelik düzenleme getirilmesi ile Kamulaştırmanın satın alma usulüyle yapılması halinde de tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahibinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişiğinin aranmaması, kamulaştırma işlemlerinde olduğu gibi kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucunda tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları yönünden maliklerin harç ödemekten imtina etmesi sebebiyle tescili yapılamayan taşınmazlarda, tapu harçlarının idare tarafından ödenmesi hedeflenmektedir.

Şeker Kanununda öngörülen değişikliklerle, sözleşmesiz şeker pancarı ekiminin önüne geçilmesi, belirlenen ekim alanı dışında pancar temininin Tarım ve Orman Bakanlığının iznine bağlanması ve sözleşmesiz ekim ve izinsiz temin hallerinde uygulanacak yaptırımın belirlenmesi öngörülmektedir.

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği tarım arazilerinin korunmasını, tarım yapılmasını engelleyecek şekilde hukuki veya fiili olarak ifraz edilmesi yasaklanmışken büyük şehirlerin etrafında bulunan tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuz fiyata alınarak Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş kooperatiflerin tüzel kişiliği altında fiili parsellere ayrılarak kooperatif üyeliği şeklinde hobi amaçlı kullanılmak üzere kanuna aykırı bir şekilde tarım dışı amaçlarla kullanıma açılmaktadır. Aynı zamanda çeşitli kurumlar aracılığı ile götürülen altyapı hizmetleri, izinsiz yapılara göz yumulduğu izlenimi uyandırmakta ve ihlalin yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenlerle hem tarım arazilerinin korunması hem de sözü edilen kooperatiflere üye olmak isteyen iyi niyetli vatandaşların zarara uğramalarının engellenmesi amacıyla tarımsal amaçlı kooperatifler dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmelerinin engellenmesi, tarımsal amaçlı kooperatiflerin arazi edinimlerinin izne bağlanması, tarım arazilerine yapılmış olan izinsiz yapılara alt yapı hizmetlerinin götürülmesinin önüne geçilmesi için düzenleme yapılmaktadır.

Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun disiplin hükümlerini içeren 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi Kararındaki gerekçeler doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir. MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Madde ile 11/6/1936 tarihli ve 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesinde değişiklik öngörülmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de çeltik ekimi izne bağlı olarak, 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Anılan Kanun 1936 yılında ülke çapında yaygın olan sıtma ile savaşmak için çıkarılmıştır.

6360 Sayılı "On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Söz konusu Kanun ile köyler mahalle statüsüne dönüştüğü için Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesinde yer alan çeltik arazilerinin yerleşim yerlerine olan mesafeleri köylerde 50 metreden 500 metreye çıkmıştır. Bu durum çeltik ekim alanlarının yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının belirlenmesinde kısıtlamalara neden olmaktadır.

Ayrıca sıtmaya sebep olan etmenlere karşı yapılan etkin zirai mücadele ve yetiştiricilik metodunda damla sulama yönteminin kullanımı sayesinde çeltikte diğer bitkiler gibi yetiştiricilik yapılması mümkün olabilmektedir.

Köylerin statü değişikliği nedeni ve mevcut kanunda uygulanmakta olan mesafelerin 1936 yılına göre değerlendirilmiş olması sebebiyle 3039 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin güncellenmesi amacıyla çeltik ekim alanının yerleşim yerlerine uzaklığı yeniden belirlenmektedir.

MADDE 2- Madde ile, 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci ve dokuzuncu fıkralarında değişiklik yapılmaktadır. 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile alkollü içkilerin her ne suretle olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımının yapılmasını yasaklayan birinci fıkrasında yer alan hükmün, alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, alamet, işaret vb. kullanılmak suretiyle de yapılmasının engellenmesi ve hükmün tüm etkinliklere yapılacak olan desteklerde uygulanabilirliğinin sağlanması ile işyerlerinde ve etkinlik alanlarında alkollü içkilerin markalarını çağrıştıracak şekilde başka isim, sözcük, şekil vb. her türlü alametler ile reklam ve tanıtımının önlenmesi amaçlanmaktadır.

Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fikrasına eklenen cümle ile fermente alkollü içkiler ile yüksek alkol içeren diştile alkollü içkilerin aynı markayı kullanamayacakları kural altına alınarak marka bilinirliğinin kullanılması yoluyla özellikle daha düşük alkol içeren fermente ürün markalarının yüksek alkollü diştile içkilerde kullanılması, dolayısıyla bu alkollü içkilerin satın alınmasını teşvik edici ve özendirici uygulamalar ile bilhassa gençlere yönelik faaliyetlerde bulunulması nedeniyle düzenleme yapılmakta; Anayasanın "Gençliğin Korunması" başlıklı 58 inci maddesi uyarınca alkol düşkünlüğünün önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 3- Madde ile, 4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasalarıyla ilgili iş ve işlemler Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, yurt genelinde 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fikrası hükmünün ihlaline (22:00 ila 06:00 saatleri arasında perakende alkollü içki satış yasağı) ilişkin mülki amirlikler tarafından yapılan tüm tespitler, gerekli idari işlemlerin tesis edilmesi ve sonuçlandırılması talebiyle merkezi idareye iletilmektedir. Bu durum da Başkanlığın işgücünün önemli bir kısmının söz konusu işlemlere tahsis edilmesine neden olmaktadır. 4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik ile aynı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası hükmü ihlallerine idari yaptırım uygulama yetkisinin mahalli mülki amirliklere devri amaçlanmaktadır. Bu değişiklik ile Bakanlığın asli görevlerinden olan piyasa düzenleme ve kontrolü (satıcıların lisanslanması, reklam mevzuatının uygulanması, reklam ve rekabet koşullarının belirlenmesi, tütün ve alkol kontrolüne ilişkin işlemler, sektörün izlenmesi gibi) görevleri daha etkin bir şekilde yürütülebilmesi, söz konusu dosyaların yurt genelinde yerinde değerlendirilmesi ile işlemlerin hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması ve işlemlerin takibinin daha kolay gerçekleştirilmesi ve idari yaptırım uygulanmasıyla beklenen caydırıcılığın arttırılması öngörülmektedir.

MADDE 4- Madde ile, 4250 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Bu kapsamda, perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan işyerlerinin 6 ncı maddenin birinci fikrasında yapılan yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmesi amacıyla satıcılara süre tanınmaktadır.

6 ncı maddenin dokuzuncu fikrasının ikinci cümlesi kapsamında firmaların ellerinde bulunan ürünleri ellerinden çıkarmaları ve yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmeleri amacıyla firmalara süre tanınmaktadır.

MADDE 5- Madde ile, 24/3/1950 tarihli 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinde değişiklik öngörülmektedir. Milli bir miras olan Atatürk Orman Çiftliğinin arazisinin korunması, geleceğe aktarılması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir hassasiyet gösterilmesi gerektiği açıktır. Teklif ile Atatürk Orman Çiftliği arazileri, Müdürlüğün de içinde yer aldığı parseller ve ayrık nizamdaki parseller ayrımına gitmeden tamamını kapsayacak şekilde tanımlanarak, Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetinde birlik sağlanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün, 492 sayılı Harçlar Kanununun | ve 3 sayılı tarifelerindeki yargı harçları ve vergi yargısı harçlarından muaf tutulması amaçlanmaktadır.

MADDE 6- Madde ile 5659 sayılı Kanuna geçici madde eklenmesi öngörülmektedir. 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinde öngörülen değişiklik ile Müdürlük idari binasının bulunduğu parsellerden ayrık nizamdaki çiftlik bina ve arazilerinin emlak vergisi yönüyle istisna kapsamına alınması sebebi ile geçmişte tahakkuk ettirilmiş ve henüz ödenememiş olan vergilerin tahsilinin durdurulması ve bu uyuşmazlıklardan kaynaklanan davaların sonlandırılması amaçlanmaktadır.

Öte yandan Atatürk Orman Çiftliği KİT statüsünde bir kurum değildir. Kendi özel Kanunu bulunan kendine münhasır özel bir yapıda kurulmuş herhangi bir ticari oluşum gibi kâr amacı gütmeyen, genel bütçeden pay almadan varlığını idame ettiren bir kamu kurumudur. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetidir. Dolayısıyla zaten tahakkuk ettirilip ettirilmemesinde hukuki tereddüt bulunan bu güne kadar tahakkuk ettirilmiş vergilerin de kuruma münhasır olarak terkin edilmesinin kamu yararına ve kurum yararına olacağı değerlendirilmiştir.

MADDE 7- Hidroelektrik enerji üretim tesisinde veya tesisten kaynaklı olarak memba veya mansapta can ve mal emniyeti açısından risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde verilen süre içerisinde gerekli önlemleri almayan şirketlerin su kullanım hakkı anlaşmalarının derhal feshedilmesi ve riskli durumların ivedilikle ortadan kaldırılması, sonradan telafisi mümkün olmayan durumların önlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde iş ve işlemleri DSİ tarafından yürütülen işletmedeki HES projelerinin muayene ve denetimlerine ilişkin yapılacak düzenleme ile yükümlülüklerini ve kurum talimatlarını yerine getirmeyen şirketlere uygulanacak idari para cezasının caydırıcılığı nedeniyle, işletmedeki HES tesislerinin faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine ve genel kurallara uygun olarak devam etmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 8- Su yapılarının inşası ve işletilmesi kamu hizmeti niteliği taşımaktadır, bu bakımdan da ağırlıklı olarak kamu kurumlarının sorumluluğunda bulunmaktadır. Ülkemizde su yapıları konusunda görevli kurumların başında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) gelmektedir. DSİ tarafından inşa edilen veya devralınan su yapıları doğrudan DSİ tarafından işletilebildiği gibi işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu gerçek ve tüzel kişilere de devredebilmektedir.

Su yapılarından kaynaklanabilecek risk ve tehlikelere karşı kişilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, kaza ve kayıpların en aza indirgenmesi, su yapıları ile etkileşim içinde olan gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları ile su yapıları ile ilgili hizmetlerde alınacak koruyucu güvenlik tedbirlerinin tüm tarafların sorumluluklarının belirlendiği katılımcı bir yaklaşımla ele alınarak kişilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, kaza ve kayıpların en aza indirgenmesi noktasında büyük önem arz etmektedir.

Tesislerin inşa edildiği yıllarda yerleşimin olmadığı ancak, zaman içerisinde yoğunlaştığı bölgelerde kanal ve depolama tesislerinde akan ya da durağan su kütleleri ile tesislerin işletme ve bakımı için kullanılan servis yollarının maksatları haricinde kullanılması, bölge halkının can güvenliği açısından risk oluşturmaktadır. Daha sonra imara açılarak yerleşim yerlerinin genişlemesi sonucu şehir içinde kalan tesislerde, halkın can ve mal emniyeti açısından gerekli koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması, şehrin bütünlüğüne hizmet eden koruyucu donatıların yapılması ve alt yapı hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında yerel yönetimlerin görevleri olarak değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Devlet vatandaşının sağlığını ve yaşam hakkını gözetir. Bu sebeple, sonradan imara açılan su yapılarının bulunduğu alanlarda Koruyucu Güvenlik Tedbirlerinin alınmasında sadece Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün çabası ile önlenmesi mümkün olmadığından diğer kurum ve kuruluşların da kendi görev alanları dahilinde yükümlülüklerini yerine getirmesi elzem olduğundan bu yasal düzenlemenin yapılması zarureti hasıl olmuştur.

İmar planlarındaki değişiklikler sebebiyle, nüfus yoğunluğunun ve araç trafiğinin arttığı yerlerde ise ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından alınacak kararlar doğrultusunda, tesislerin asıl inşa maksatlarına yönelik hizmet üretiminde aksama olmaması için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) uygun görüşü alınmak şartıyla; çit, korkuluk, bariyer, üst geçit gibi yapıların ilgili kamu kurum ve kuruluşu uhdesine alınmasının konuyla ilgili yaşanan sıkıntıyı gidermesi öngörülmektedir.

Ayrıca işletme ve bakım servis yollarının yaya ve araç trafiğine kapatılmasının mümkün olmadığı durumda, yolu trafiğe açan kurum ile DSİ arasında protokol düzenlenerek yolun işletme ve bakım sorumluluğunun devrinin sağlanması gerektiği, toplulaştırma çalışmaları sonrasında sulama alanı içerisindeki bu yolların çiftçiler tarafından tarla içi yolu olarak kullanılması maksadıyla kamuya terk edilmesinin araç ve yaya trafiğine açılması anlamını taşıyacağı, mülkiyet bakımından doğrudan sorumluluk olmasa dahi, idare tarafından geliştirilen sulama alanı içerisinde olduğundan hukuki olarak idare ve çalışanlarına sorumluluk getirebilecek olması sebebiyle ilgili kuruma sorumluluk devrinin yapılması gerekmektedir.

MADDE 9- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), taşınmazları imar düzenlemeleri ile vatandaşlarla çok küçük hisse ve alanlar olarak hissedar edilmekte olup bu taşınmazların hissedarlarına doğrudan satışına yönelik DSİ'nin yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple, hisseli taşınmazlar açık teklif usulü ile ihaleyle satışa çıkarılmakta, hissedar dışında başka kişiler de ihaleye katılmakta, her ne kadar hissedarın onalım hakkı bulunsa da bu hak yargı yolu ile elde edilmekte olup bu durum sosyal sorunlara sebep olmaktadır.

4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun "Doğrudan satış" başlıklı 4 üncü maddesi hükümlerine paralel bir düzenlemenin 6200 sayılı Kanunda da yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. Mezkur madde Hazineye ait taşınmaz mallar;... c) Hisse oranı yüzde kırkı veya hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına, ... Rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir." Hükmünü içermektedir.

İdarenin hissedarı olduğu taşınmazların, kıymet takdir komisyonları tarafından belirlenen güncel bedeller üzerinden hissedarlarına doğrudan satılması durumunda; idare veya alıcı tarafından hissedarlara noter aracılığı ile tebligat yapılmayacağı, hissedarların 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 733 üncü ve 734 üncü maddelerine göre ön alım haklarını mahkemeler aracılığıyla kullanmalarına gerek kalmayacağı için idare ve mahkemelerin ciddi bir iş yükünden kurtulacağı ve özellikle imar sahalarında vatandaşlar açısından yaşanacak olan ciddi sosyal sorunların ortadan kalkacağı öngörülmektedir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) mülkiyetinde bulunan ve kullanımına ihtiyaç kalmayan taşınmazların satış işlemleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne Ait Taşınmaz Mal Satışı ve Kiraya Verilmesine Ait Yönetmelik hükümlerine göre yürütülmektedir. Mezkur Yönetmeliğin 18 inci maddesinde yer alan "İsteklilerden satışa tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede bir yıllık kira bedelinin 43 ü oranında geçici teminat alınır" hükmü gereği satış ihalelerinde taşınmazın satış bedelinin "53 oranında geçici teminat alınmaktadır. Geçici teminat bedelinin düşük olması nedeniyle gerçek alıcı dışındaki art niyetli menfaat temin etmek üzere ihaleye katılan kişiler yüksek fiyat vererek ihaleleri manipüle etmekte, ihale üzerlerine kalsa da teminat miktarı az olduğundan teminatlarını yakmakta ve ihalelerin sonuçlarını engelleyerek zaman ve emek kaybına sebep olmalarının yanında, gerçek alıcıların da taşınmazı satın almalarına engel olmaktadır.

Benzer şekilde, Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgili olarak, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7/A maddesinde de yer aldığı gibi geçici teminatın "30'u oranında alınmasının, bu ve benzeri durumların yaşanmasına engel olacağı ve taşınmaz ihalelerine gerçek alıcıların iştirak etmesini temin edeceği öngörülmektedir. Söz konusu uygulama Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmakta olup Hazine taşınmazlarının satış ihalelerinde tahmini bedelin "o 3'ünden az olmamak üzere "6 30'una kadar geçici teminat alınmaktadır.

MADDE 10- Madde ile, 6200 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) mülkiyetinde bulunan su yapılarına ait servis yollarının genel ulaşıma açık yol veya tarla içi yol olarak kullanılması nedeniyle yaşanan yahut yaşanacak olan müessif olayların önlenmesi için söz konusu yolları trafiğe açan ilgili kurum tarafından devralınarak gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, müessif olayların önüne geçilebilmesi hedeflenmektedir.

6200 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereği, yer üstü ve yer altı sularının zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla tesisler inşa eden idare sorumluluğunda 2024 yılı başı itibariyle inşa edilmiş olan sulama tesislerinde bulunan yaklaşık 50.000 km servis yoluna ilaveten, taşkın koruma tesislerinde de binlerce km uzunluğunda servis yolu bulunmaktadır.

Sulama tesisinin mütemmim cüzü olan servis yolları, tesisin işletme, bakım ve onarım işlerinin yürütülebilmesi amacıyla yapılmış olan ve karayolları trafik standardına uygun olmayan yollardır. DSİ Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan servis yollarının kamu eline geçmiş genel ulaşıma açık yol olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, şahısların ve/veya tüzel kişiliklerin kullanım talepleri, can ve mal güvenliği de gözetilerek uygun görülmemektedir. Ancak bisiklet yolu, rekreasyon alanı, asfaltlanmak suretiyle yerleşim yerlerine ulaşım yolu, çiftçilerin tarımsal faaliyetlerine ilişkin köy yolu olarak kullanım amacına yönelik gerekçelerle talepler artarak devam etmektedir.

İşletme ve bakım servis yollarının yaya ve araç trafiğine. kapatılmasının mümkün olmadığı durumda, yolu trafiğe açan kurum ile DSİ arasında protokol düzenlenerek yolun işletme ve bakım sorumluluğunun devrinin sağlanamaması durumunda, söz konusu yollar DSİ tarafından geliştirilen sulama alanı içerisinde olduğundan hukuki olarak DSİ? ye ve personeline sorumluluk getirebilmektedir.

İmar planlarındaki değişiklikler sebebiyle, nüfus yoğunluğunun ve araç trafiğinin arttığı yerlerde ise belediye meclisince alınacak kararlar doğrultusunda, servis yollarının devralınması ve tesislerin asıl inşa maksatlarına yönelik hizmet üretiminde aksama olmaması için DSİ'nin uygun görüşü alınmak şartıyla; çit, korkuluk, bariyer, üst geçit gibi yapıların katılımcı bir yaklaşımla ilgili belediye tarafından yapılmasının konuyla ilgili yaşanan sıkıntıyı gidermesi hedeflenmektedir.

Madde ile, inşa edildiği yıllarda yerleşim yeri içerisinde olmayan tesislerin bulunduğu alanları yerleşime açan mahalli idarelerin sürece dâhil edilmesi ve koruyucu güvenlik tedbirlerine ilişkin giderlerin bölüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.

MADDE 11- 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 tarihli ve E: 2023/18, K: 2023/57 sayılı Kararı ile iptal edilmiş ve bu Kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

İlgili madde veteriner hekimlerin disiplin yargılaması süreçleri ve verilecek disiplin cezalarını belirlemektedir. Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesi ve yeni düzenleme yapılmaması halinde kanuni dayanak ortadan kalkmış olacağından hiçbir disiplin cezası verilemeyecektir.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi özetle; maddenin mevcut halindeki "Haysiyet divanı bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkını haizdir." hükmünün oda haysiyet divanlarına disiplin cezalarının tayininde sınırsız bir yetki verdiği, herhangi bir suça en düşük ceza olan yazılı ihtar cezası verilebileceği gibi Kanunun bu maddesine dayanarak meslekten geçici men cezası verilebilecek şekilde anlaşıldığı, bu kadar geniş bir takdir yetkisinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı noktasında toplanmaktadır. Madde ile Anayasa Mahkemesinin kararı dikkate alınarak Veteriner Hekimlerine uygulanacak disiplin hükümleri ayrıntılı şekilde yeniden düzenlenmektedir.

MADDE 12- Veteriner hekimliği mesleğinden Haysiyet divanınca tasdik edilmiş oda bölgesinde meslek icrasından men ve geçici süre men cezası ile cezalandırılmış bulunanlar, cezalı oldukları süre içerisinde mesleklerini icra etmeleri halinde yeniden belirlenen parasal sınırlar içerisinde disiplin para cezası ile ayrıca cezalandırılmalarına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

MADDE 13- Madde ile karbon yutak ormanlarının kurulması hedeflenmektedir. Karbon yutak ormanları; Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında özgün değer sağlaması bakımından, optimum karbon tutumu ve/veya karbon kredilendirilmesi amacıyla planlanan ve yönetilen, kamu kurum ve kuruluşları ya da gerçek ve tüzel kişiler tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda veya sahipli arazilerde tesis edilecek ormanlık alanlardır. Paris İklim Anlaşmasına taraf olması ile birlikte Ülkemiz, Ulusal Katkı Beyanını güncellemiştir. 2035 yılında 643 milyon tona azaltılması taahhüt edilmiştir. İkinci Ulusal Katkı Beyanı 24 Eylül 2025 tarihinde açıklanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında sunulmuştur. 2053 net sıfır emisyon hedefi ve ulusal kalkınma öncelikleri kapsamında, sera gazı emisyon azaltımını destekleyen, iklim değişikliğine uyum ve azaltım kapasitesini artıran "karbon yutak ormanları" kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. 2023 yılı Türkiye'nin Toplam Sera Gazı Emisyonları 552,2 Milyon ton iken yıllık Karbon Tutum miktarı değişimi 69,2 Milyon tondur. İklim Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre; İklim Değişikliği Başkanlığınca belirlenecek olan; Emisyon Ticaret Sistemi ve gönüllü taahhütler kapsamında yapılacak karbon kredilendirme ve denkleştirme sistemi için gerekli olan potansiyel saha altyapısını oluşturan karbon yutak ormanlarının kurulması sağlanacaktır. Böylece AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması yürürlüğe girmesiyle, kamu ve özel sektör üzerinde oluşacak mali yükün azaltılması, sektörün ihtiyaç duyacağı karbon kredilerinin ülkemiz kaynaklarından karşılanması ile beraber verimli orman miktarımızın artırılması da amaçlanmaktadır. Orman alanlarımız ülke yüzölçümünün "630'unu kapsamaktadır. Anayasanın 169 uncu ve 170 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 334 üncü ve 338 inci maddelerinin ilgili hükümlerine göre, ağaçlandırma yoluyla orman kurma, koruma ve işletme faaliyetleri Orman Genel Müdürlüğü yetkisindedir. Dolayısıyla, İklim Kanunu ve alt mevzuatına bağlı olarak uygulanacak karbon kredilendirmelerine esas karbon yutak ormanlarının kurulması ve işletilmesi görevleri de Orman Genel Müdürlüğü tasarrufundadır. Karbon yutak ormanlarının ekosistem bütünlüğü içerisinde sürdürülebilirliğinin sağlanması önemlidir. Potansiyel sahaların karbon yutak ormanı olarak kurulması, karbon tutum kapasitesini arttıracak, Ulusal Katkı Beyanına pozitif etki sağlayacaktır.

MADDE 14- 6831 sayılı Orman Kanununa ek madde eklenmesi ile Orman Kanunu ve Kadastro Kanunu ile OGM ve TKGM gibi farklı Kanun ve Kurum uygulamaları sonucunda Devlet ormanı olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan halen kişiler adına kayıtlı özel mülkiyete konu taşınmazların mevcut tapu kayıtlarının geçerli kabul edilmesi ya da iadesi sağlanmaktadır.

Devlet ormanı olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu taşınmaz tapularının Yargı kararlarına göre hukuki değeri bulunmamaktadır. Bu tapular iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmeleri gerekmektedir. Tapusu iptal edilen şahıslar tarafından Türk Medeni Kanununun 1007 inci maddesi mucibince Maliye Hazinesi aleyhine tazminat davaları açılmaktadır. Tapu iptal davaları açılarak tapular iptal edilse, tazminat davaları açılarak mahkeme kararları ile tapu maliklerine tazminat ödense bile taşınmazlar şahıslar tarafından kullanılmaya devam edilmektedir. Tapu iptali davalarından sonra açılan tazminat davalarında taşınmazların gerçek rayiç değerinden çok fazla tazminata hükmedilmekte, avukatlık ücreti, yargılama giderleri, icra avukatlık ücretleri sebebiyle bu rakam daha da artmakta, bu hususun da Hazine zararına sebebiyet verdiği görülmektedir.

Tapuları geçerli sayılan ya da iade edilen taşınmazlarla ilgili 6831 sayılı Orman Kanunu, Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği , Hususi Ormanlar Ve Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlar Yönetmeliği ile diğer alt mevzuat hükümleri uyarınca işlem yapılacaktır.

Orman kadastro çalışmaları ile orman sayılan bu alanlar tapuda değişik vasıflarda gerçek ve tüzel kişiler adına tescillidir. Tapuları geçerli sayılan ya da iade edilen taşınmazlardan 3 hektardan küçük olanlar orman sayılmayacak, 3 hektardan büyük olanlar içerisindeki ağaçlık alan miktarı 3 hektar ve üzeri olan kısımları hususi/hükmi şahsiyeti haiz amme müessesi ormanı sayılacak diğer kısımlar ise orman sayılmayacaktır.

Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce 6292 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecektir.

Orman olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu taşınmaz sayısı yaklaşık 80.000 adet olup bugüne kadar 49.000 adet parsele dava açılmış, kalan 31.000 adet parsel için de dava açılması öngörülmektedir. Vatandaşların açacağı tazminat davaları ile birlikte açılacak toplam dava sayısı 80.000 adet olarak tahmin edilmektedir. Orman olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu toplam alanın 129.000 hektar olduğu tahmin edilmektedir. 2025 yılı içerisinde kesinleşen muhtelif mahkeme kararları incelendiğinde; kesinleşme sürecinden dolayı mahkeme karar tarihlerinin 2020-2021 yıllarına ait olduğu ve mahkeme kararlarında belirtilen rayiç fiyatların günceli yansıtmadığı, aynı konumlardaki yerler için mahkemelerce farklı rayiç bedeller esas alınarak hükme bağlandığı, bu nedenle mahkeme kararlarında belirtilen bedeller üzerinden bir mukayese yapılarak orman olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan tüm taşınmazların toplam bedelini hesaplamanın doğru sonuç vermeyeceği değerlendirilmiştir. Ancak görülen şu ki mahkemelerin tespit ettiği rayiç bedeller ile ödeme yapılan miktar arasında faiz, yargılama giderleri, icra ve avukatlık ücretleri sebebiyle en az iki kat fark bulunmaktadır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında güncel ortalama 1.000 m2(1 dekar) arazi fiyatını 400.000 TL olarak dikkate aldığımızda 129.000 hektara karşılık gelen toplam tazminat tutarı 516 milyar TL olacaktır. Düzenlemenin kanunlaşması halinde Hazinenin tasarruf edeceği nakdi miktar ise yıllara sâri olmak üzere yaklaşık 516 milyar TL olacağı tahmin edilmektedir.

Tapusu geçerli kabul edilen veya iade edilen taşınmazlardan rayiç bedelleri 6292 sayılı Kanun kapsamında tespit edilerek yapılan ödemeler geri alınır.

Tapu kayıtları geçerli kabul edilen taşınmaz alanı miktarından az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilmek suretiyle de ormanlık alanlarda daralma meydana gelmemiş olacaktır.

Orman İdaresinin yapacağı masraflar, arazi incelemelerine katılacak personele ödenecek her türlü yol giderleri ve gündelikleri ile zaruri olarak kullanılan resmi hizmet vasıtalarının işletme giderleri, kırtasiye giderleri ve benzeri giderler toplamından oluşur.

Bu maddenin uygulanması esnasında (osorun yaşanmaması için Oo uygulama yapılamayacak taşınmazlar altıncı fıkrada belirtilmektedir.

Ayrıca bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esasların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüş alınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 15- Orman Kanununun 2/B maddesinde açıkça sayılan; 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarından 2/B uygulama çalışmaları yapılıp da 2/B kapsamında değerlendirilmeyen alanlarda veya Kanunda sayılan sebepler dışında; örneğin Kemer (Antalya) Kadastro Mahkemesinin, 1994/1085 esas, 2002/16 karar sayılı Kararında, Kanunda sayılan sebepler-dışında orman olarak tesciline karar verildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince, 2006/2598 esas, 2006/5442 karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, aynı şekilde doğal yollarla nitelik kaybı olmadığı gerekçesiyle 2/B uygulamasının iptali için açılan davada verilen kararın düzeltilerek onandığı Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/2332 esas, 2005/7261 karar sayılı kararıyla 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesinde "bilim ve fen bakımından orman niteliğinin kaybındaki amacın doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybı olduğu, ormanlarda doğal olarak bulunan delicelerin aşılanması, erozyona sebep olacak veya önleyecek biçimde teraslama yapılması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs edilmesi bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmadığından suç oluşturacak eylemlerle nitelik kaybettirildiği gerekçesiyle 2/B uygulamasının iptaline karar verildiği tespit edilmiştir. Madde ile Antalya/Kemer Çıralı mahallesinde ve sorun yaşanan benzer alanlarda yeniden 2/B uygulamasının yapılabilmesi hedeflenmektedir.

MADDE 16- Madde ile, 2942 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Kamulaştırma Kanununun geçici 16 ncı maddesinde yer alan "Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur." hükmü gereğince İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmakta iken Anayasa Mahkemesi tarafından bu madde iptal edilmiştir.

Bahse konu iptal kararı sonucunda yerel mahkeme tarafından verilen tazminat kararları yargı sürecinin kesinleşmesi beklenilmeden icra yolu ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİY'den talep edilmektedir.

Açılan bu davalar sonucunda kamulaştırma bedelleri ödenen taşınmazlara ait kesinleşmemiş mahkeme kararlarının tapu müdürlüklerinde infazı gerçekleştirilememekte, karar kesinleştikten sonra dahi kamulaştırmasız el atma ve tazminat davaları Hazine ve Maliye Bakanlığınca kamulaştırma işlemi olarak değerlendirilmediğinden, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince devreden taraf olan maliklerden harç alınması gerektiği gerekçesiyle idarenin tescil talepleri tapu müdürlükleri tarafından reddedilmektedir.

Mahkeme kararlarına istinaden kamulaştırma bedellerini alan malikler harç ödemekten imtina ederek tescil işlemleri için tapu müdürlüklerine gelmediklerinden, taşınmazların DSİ adına tescili gerçekleştirilememektedir. Bunun sonucu olarak; ilerleyen yıllarda gerçek hukuki durumu yansıtmayan tapu kayıtlarına istinaden tapu sicilinde hak sahibi görünen kişiden taşınmazı iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilerin edinimleri korunacağından kamu aleyhine bir durumun ortaya çıkması kaçınılmaz görünmektedir.

Kamu yararı kararı alınan ve yatırım programında bulunan projelerde, zorunlu hallerde el atılan ve çeşitli sebeplerle kamulaştırması tamamlanamamış taşınmazlara, kamulaştırmasız el atma ve tazminat davaları açılmamış olsa bile bu taşınmazların proje gereği idareler tarafından kamulaştırılmasının yasal anlamda zorunlu olduğu göz önüne alındığında, taşınmaz maliklerince açılan kamulaştırmasız el atma ve tazminat davaları sonucu mahkemeler tarafından idareler adına verilen tescil kararlarının hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma işlemi olarak kabul edilerek bahse konu mahkeme kararlarına istinaden yapılacak tescil sırasında tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir.

Kamulaştırma işlemleri sırasında tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir.

Her yıl idareye ortalama 250 adet mahkeme kararı gelmekte olup yaklaşık 500.000. 000 TL el atma tazminatı ödenmektedir. 500.000.000 TL el atma tazminatının "6 2 sine tekabül eden 10.000.000 TL tapu harcı bedeli malikler tarafından ödenmediğinden tescil işlemleri gerçekleştirilememektedir.

Kanunun geçici 6 ncı maddesi kapsamında gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemi, Anayasa ve kanuna aykırılığı dolayısıyla hukuka aykırı bir haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle, bir kamu tüzel kişisinin, özel mülkiyet kapsamındaki taşınmazını kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen işgali olarak değerlendirilmiştir. İşlem nedeniyle ilgilisine ödenen meblağın ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildiğinden, bu suretle söz konusu Kanun hükmü gereğince gerek uzlaşma tutanağı, gerek mahkeme kararı ile yapılan kamulaştırmasız el atma suretiyle tescil işleminde idarenin harç muafiyeti bulunmaması durumunda, 492 sayılı Harçlar Kanuna bağlı 4 sayılı tarifenin 1-20/a maddesi gereğince tapuda yapılacak işlemde devreden ve devralan tarafından ayrı ayrı; idarenin harç muafiyetinin bulunması durumunda ise sadece devreden tarafindan tapu harcı hesaplanmaktadır. Bu kapsamda, anlaşma sureti ile yapılan işlemlerde de devreden yönünden harç muafiyeti öngörülmektedir.

Madde kapsamında, tapu harçları ve 2942 sayılı Kanunun gerektirdiği diğer giderlerin kamulaştırmayı yapan idarece ödeneceği öngörülmekle birlikte, kamulaştırmasız el atma işlemlerinin kamulaştırma olarak değerlendirilmemesi nedeniyle madde metninde yer alan "kamulaştırmayı yapan idarece" ibaresinin kamulaştırmasız el atan idareleri kapsamayacağı değerlendirildiğinden, madde metninde yer alan "kamulaştırmayı yapan idarece" ibaresi kamulaştırmasız el atan idareleri de kapsama alacak şekilde düzenlenmektedir.

MADDE 17- Madde ile, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmak suretiyle, 6446 sayılı Elekirik Piyasası Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra lisans almaksızın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan veya yaptırılmakta olan İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsamında yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarında yer alan projeler için belirlenen sürenin uzatılması amaçlanmaktadır. 31/12/2025 tarihinde sonlanacak olan süre 31/12/2040 tarihine kadar uzatılmaktadır.

MADDE 18- Madde ile 4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 2 nci maddesinde değişiklik yapılması öngörülmektedir. Stratejik bir ürün olan şekerin arz güvenliğinin korunması, tarımsal üretimin en önemli kaynakları olan toprak ve suyun etkin, verimli ve ekonomik kullanılması suretiyle pancar tarımında sürdürülebilirliğin sağlanması; şeker pancarı üretiminin sözleşmeli olarak, disiplin içerisinde ve münavebe sistemine uygun şekilde yürütülmesine bağlıdır. Şeker şirketlerinin hammadde temin etmeleri gereken ekim alanlarının sınırlarının net olarak belirlenmesi ve bu sahanın dışından hammadde temin etmemeleri için Kanunda yer alan ancak tanımlanmamış olan ekim alanı ifadesine açıklık getirilmesi ve bu sayede konu ile ilgili çıkabilecek ihtilafların önlenmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 19- Madde ile 4634 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Şeker, Cumhurbaşkanlığınca belirlenen kotalar çerçevesinde fabrikalar tarafından üretilen bir gıda maddesi olup sakaroz kökenli şekerin hammaddesi şeker pancarı bitkisidir. Şeker pancarı bitkisinin esas itibarıyla ekilme sebebi sözleşmeli üretim kapsamında şeker fabrikalarının hammaddesinin tedarikidir. Bunun dışında hayvan yemi için de ekilmesi söz konusu olsa da şeker üretiminden elde edilen ve yan ürün olan posanın da aynı amaca hizmet etmesi nedeniyle ekonomik bir ekim nedeni değildir. Dolayısıyla şeker pancarının başka kullanım alanlarının olmaması sadece şeker hammaddesi için ekilmesi nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığının fabrikalar için belirlediği ekim alanlarında sadece sözleşmeye dayalı ekim yapılması kaynakların etkin, etkili ve ekonomik kullanılmasını sağlayacaktır. Aksi halde hem üretim planlaması zorlaşmakta, hem ülke ihtiyacının üzerinde üretim yapılarak su ve diğer kaynakların israf edilmesi söz konusu olmakta hem de fabrikaların kendi ekim alanlarının dışından sözleşme olmadan ekilmiş şeker pancarlarını alarak hammadde olarak kullanması nedeniyle yüksek nakliye bedelleri sonucu şekerin maliyeti artmakta ve dolayısıyla piyasa fiyatları artmaktadır. Düzenleme ile sözleşmesiz şeker pancarı ekiminin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Şirketlerin, diğer şirket veya fabrikaların pancar ekim sahalarından izinsiz ve kontrolsüz bir şekilde pancar temin etmelerinin önlenmesi ve pancar üretiminin kontrol ve denetimini sağlamak; pancar tarımının sürdürülebilirliği, toprak ve su kaynaklarının etkin kullanımı, münavebenin korunması, şeker arz güvenliği ve şeker'piyasasının istikrarı için oldukça önemlidir. 4634 sayılı Şeker Kanununa dayanılarak çıkarılan Şeker ve Hammaddeleri Yönetmeliğinin "Ekim Alanı Devri ve Ekim Alanı Dışı Hammadde Talebi" başlıklı 8. maddesinin 7/a fıkrasında kendi ekim alanından yeterli hammadde temin edemeyen şirketlerin, diğer şirketlerden pancar temin edebilmesi ile ilgili hükümler bulunmakta ancak buna ilişkin düzenleme Kanunda yer almamaktadır. İlgili hükümler söz konusu yönetmelikteki kendi ekim alanından yeterli hammadde temin edemeyen şirketlerin, diğer şirketlerden pancar temin edebilmesine ilişkin hükümler ile yapılmakta olan denetimlere hukuki dayanak oluşturması amacıyla eklenmiştir. Bu hükümlerin eklenmesinde ekim sahaları birbirine sınır olan fabrikalarda ekim alanı devri ile ilgili üreticilerden gelen talepler de dikkate alınmıştır.

Ayrıca şeker pancarı üretimi sözleşmeli üretim modeli çerçevesinde yürütülmekte olup üreticinin geliri, teslim edilen pancarın net ağırlığı ve polar (şeker oranı) değerine bağlı olarak belirlenmektedir. Fire oranı ve polar tespitinde yapılabilecek kasıtlı veya sistematik usulsüzlükler, üreticinin hak kaybına uğramasına ve sektörde güven ortamının zedelenmesine neden olmaktadır.

Mevcut mevzuatta fire ve polar tespitine ilişkin teknik düzenlemeler bulunmakla birlikte, bu işlemlerde kasıtlı usulsüzlük yapılması hâlinde uygulanacak açık ve caydırıcı bir idari yaptırım düzenlemesi bulunmamaktadır.

Bu düzenleme ile;

Fire ve polar analizlerinde şeffaflık sağlanması,

Üretici haklarının korunması,

Özel ve kamu tüm şeker fabrikaları için eşit ve caydırıcı yaptırım mekanizması oluşturulması,

Sektörde güven ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 20- Madde ile 4634 sayılı Kanunun İl inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Sözleşmesiz şeker pancarı ekilemeyeceği 5 inci maddeye eklenen hüküm ile düzenlenmiş olmakla birlikte Kanunda bu kapsamda bir yaptırım bulunmaması eklenen maddenin etkinliğini azaltmaktadır. Getirilen sözleşmesiz pancar ekiminin önlenmesine ilişkin hükme uymayanlara yaptırım olarak eklenen bent ile gerçek ve tüzel kişilerin sözleşme yapmadan pancar ekimi yapmalarını önlemek için idari para cezası öngörülmüştür.

Şirketlerin, diğer şirket veya fabrikaların pancar ekim sahalarından izinsiz ve kontrolsüz bir şekilde pancar temin etmelerinin önlenmesi ve pancar üretiminin kontrol ve denetimini sağlamak; pancar tarımının sürdürülebilirliği, toprak ve su kaynaklarının etkin kullanımı, münavebenin korunması, şeker arz güvenliği ve şeker piyasasının istikrarı için oldukça önemlidir. Bu kapsamda şirketlerin kendi ekim alanları dışından Bakanlık izni ve denetimi olmaksızın pancar temin edemeyecekleri 5 inci maddeye eklenen hükümler ile düzenlenmiş olmakla birlikte Kanunda bu kapsamda bir yaptırım bulunmaması eklenen maddenin etkinliğini azaltmaktadır. Caydırıcı idari para cezaları uygulamak suretiyle pancardan şeker üreten şirketlerin hammadde temini için Bakanlığın izni ve denetimi olmaksızın kendi ekim alanları dışından pancar teminini önlemek amacıyla idari para cezasına ilişkin hükümler eklenmektedir.

MADDE 21- Madde ile, 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesi değiştirilmektedir. Bu kapsamda, 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fikrasının (6) bendi ile Kanunda belirlenen oranlarda yerli tütün kullanılmaması halinde firmalara idari para cezası verilmesi düzenlenmiştir. İdari para cezası 2022 ve 2023 yılları tütün mamulleri üretimi için uygulanmış olup uygulama sonuçları değerlendirildiğinde, idari para cezalarının caydırıcılığını kaybetmesi ve bunun yanında uygulanan para cezası miktarlarının düşük kalması da firmalar için yerli tütün kullanım zorunluluğuna uymak yerine ceza ödemeyi tercih edilir hale getirmiştir. Dolayısıyla ilgili düzenleme ile amaçlanan hedeflerin gerçekleşmesinin zorlaşacağı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle idari para cezası miktarlarının en az 2024 yılı ortalama tütün alım fiyatı düzeyine çekilmesi ve 8 inci maddenin yedinci fıkrasına (6) bendinin de eklenerek kabahat fiilinin beş yıl içinde üçüncü defa işlenmesi halinde belge iptali yoluna gidilmesinin düzenlemeden umulan faydanın sağlanmasına yardımcı olacağı değerlendirilerek gerekli değişiklik yapılmaktadır.

4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fikrasının (p) bendine "ticari amaçla kullananlara" ibaresi eklenerek etil alkolü amacı dışında kullandığı tespit edilenlerin de madde kapsamında olduğu hususunun açıkça belirtilmesi amaçlanmaktadır.

4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasına eklenen ($) bendi ile Bakanlıkça belgeleri askıya alınan kişilerin belgelerin askıda olduğu süre boyunca üretim, satış ve dağıtım yapması durumunda haklarında uygulanacak idari yaptırım düzenleme altına alınmaktadır.

4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanması ile ilgili olarak özellikle "aykırılığın giderilmesinin mümkün olmadığı haller" kavramının açıklanmasında zorluklar yaşanmış, aykırılığın giderilmesinin mümkün olmadığı hal kapsamında yapılan uygulamalar mahkemeler nezdinde iptale konu olmuştur. Bu bağlamda 4733 sayılı Kanunda sayılan filler dışında kalıp 4733 sayılı ve 4250 sayılı Kanunlar kapsamında çıkarılmış yönetmeliklerdeki hükümlere aykırı davranışlara uygulanacak idari yaptırımların daha net ve uygulamada sorun yaratmayacak şekilde düzenlenmektedir. Diğer taraftan, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun(TAPDK) kapatılması sonrasında 4733 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler üzerine ilgili piyasalarda gerçekleşen aykırılıklar nedeniyle maddenin lafzi yorumundan kaynaklı olarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafindan verilen diğer belgelerin de iptal edilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkması nedeniyle söz konusu hükümde değişiklik yapılmaktadır.

Yedinci fıkranın mevcut hali, 8 inci maddenin beşinci fıkrasında sayılan tüm kabahat fiillerinin tekrarı halinde bir önceki cezanın iki katı tutarında idari para cezası uygulanması şeklindedir.4733 sayılı Kanuna, 2022 yılından itibaren uygulanmak üzere (6) bendi, 2024 yılından itibaren uygulanmak üzere ( r) ve (s) bentleri eklenmiş olup bu cezalar, nispi nitelikte cezalardır. Nispi nitelikli idari para cezalarında fiillerin tekrarı halinde önceki cezanın iki katı ceza uygulanması Kanunun caydırıcılık amacını karşılamadığından söz konusu idari yaptırımlar için fiillerin tekrarı halinde bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanması yerine sayılan idari yaptırımlarda hüküm altına alınan oran ve miktarlarda idari para cezası uygulanması ilgili maddeler ile ulaşılmak istenen amacın gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle, madde metninden (6), (r) ve (Ss) bentleri çıkarılmış, maddeye yeni eklenen (ş) bendi ise, maddeye dahil olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Ayrıca, madde uyarınca satış belgesi iptal edilen işyerleri için iki yıl süreyle belge düzenlenmemesine ilişkin hükmün uygulamada özellikle iptale konu işyerinin üçüncü kişiler tarafından işletilmesi durumunda belgesi iptal edilen satıcı tarafından fiilen işletmeye iştirak edilip edilmediğinin tespitinin yapılamaması ve maddenin mevcut hali ile satıcıdan ziyade işyerinin cezalandırılması sebebiyle maddede sayılan kabahat fiilleri nedeniyle belgesi iptal edilen işyeri yerine kabahati işleyen sorumlu kişinin cezalandırılması yönünde değişiklik yapılmaktadır.

4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasından mülki amirliklerin idari yaptırım uygulama yetkisinde bulunan kabahat fillerinden mülga (h) bendi madde metninden çıkarılmakta, 8 inci maddenin beşinci fikrasına eklenen ($) bendi de dokuzuncu fıkrada yapılan değişiklik ile mülki amirliklerin idari yaptırım uygulamaya yetkili olduğu kabahat fiillerine dahil edilmektedir.

MADDE 22- Madde ile iklim değişikliğinin olumsuz etkileri, ülkemizin karşı karşıya olduğu su stresi, gıda ihtiyacının artan dünya nüfusuyla birlikte artması tarım arazilerinin korunması gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle tarım ürünlerinin üretim noktasından tüketiciye ulaşana kadar nakliyeden ve aracılardan kaynaklı olağandışı fiyat oluşumları büyük kentlerin tarımsal ihtiyaçlarının yakınlarındaki tarım arazilerinde yapılan üretimle karşılanmasını da önemli hale getirmiş olup bu nedenle özellikle Ankara, İstanbul gibi megakentlerin mücavirinde yer alan tarım arazilerinin korunması zaruret halini almıştır.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği tarım arazilerinin korunması, tarım yapılmasını engelleyecek şekilde hukuki veya fiili olarak ifraz edilmesi yasaklanmışken büyükşehirlerin etrafında bulunan tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuz fiyata alınarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflerin tüzel kişiliği altında fiili parsellere ayrılarak kooperatif üyeliği şeklinde hobi amaçlı kullanılmak üzere kanuna aykırı bir şekilde tarım dışı amaçlarla kullanıma açılmaktadır.

Tarım arazilerinin ve özellikle verimli tarım arazilerinin bozulması tarım yapılamaz hale getirilmesi ve yapılaşmaya açılması, üstelik bunun kanuna aykırı bir şekilde yapılması 5403 sayılı Kanunla yasaklandığı gibi bu yasaklara uymama durumu da adli ve idari yaptırıma bağlanmıştır. Ancak kimileri tarafından tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuza satın alınarak kurulan başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflere mal edilmekte ve üyelik adı altında yapı kooperatiflerinin mülkiyetine geçirilen veya kiralama, uzun süreli intifa ya da üst hakkı tesisi suretiyle bu araziler tarım yapılamayacak şekilde küçük parsellere ayrılarak hafriyata tabi tutulduktan sonra "hobi bahçesi" adı altında mevzuata aykırı bir şekilde yapılaşmaya açılmaktadır. Sonuç olarak büyükşehirlerin tarımsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek verimli tarım arazileri hızla azalırken, hiçbir mevzuata uyulmadan inşa edilmiş seyyar veya sabit yapılar hızla çoğalmaktadır. Üstelik bu şekilde parsellenen tarım arazileri aracılar vasıtasıyla satışlara konu edilmekte ve taşınmaz mevzuatını tam bilmeyen vatandaşların mağduriyetine de sebep olunmaktadır.

Kooperatif tüzel kişiliğinin hak ehliyeti kuruluş amaçları ve ana sözleşmesi ile sınırlıdır. Bazı kooperatifler son dönemlerde özellikle tarımsal alanlarda konut hobi bahçeleri turizm tesisi vb. adlar altında tesislerle tarımsal alanlarda ciddi tehlikeye sebep olmaktadır. Ülkemizin gıda, hayvancılık ve tarımsal üretiminin korunmasının en temel şartı tarım alanlarının korunmasıdır. Bu nedenle hem kooperatiflerin alacağı taşınmazların belirlenmesi hem de tarımsal arazilerin korunması amacıyla bu düzenleme yapılmaktadır.

Konut ve yapı kooperatiflerinin amacı bina inşa etmeye müsait arsalar üzerinde faaliyetlerini gerçekleştirmek olduğuna göre hiçbir zaman yapılaşmaya açılmaması gereken tarım arazilerinin bu kooperatifler tarafından edinilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı açık olduğu gibi maddede sayılan kooperatiflerin kuruluş amaçlarına da taban tabana zıttır.

Tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatifler hariç kooperatiflerin tarım arazisi edinmelerinin engellenmesi, mülkiyet hakkının engellenmesi olarak da değerlendirilemez. Ayrıca Anayasamızın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35 inci maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtildikten sonra mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı da vurgulanmıştır. Sadece ülkemiz için değil bütün insanlık için önem arz eden tarım arazilerinin korunmasında kamu yararı bulunduğu hususunda tartışmaya yer olmadığı gibi mülkiyet hakkına dayanılarak tarım arazilerinin edinildikten sonra hukuka aykırı bir şekilde kişi yararına özgülenerek kullanılmasının da toplum yararına aykırı olacağı açıktır.

Bu nedenlerle hem tarım arazilerinin korunması hem de bu kooperatiflere üye almak isteyen iyi niyetli vatandaşların zarara uğramalarının engellenmesi amacıyla kooperatiflerin amaçlarına hizmet etmeyecek tarım arazilerini mülkiyetlerine veya kiralama, intifa ya da üst hakkı tesis etme gibi yollarla kullanımlarına almalarının önüne geçilmesi yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde zaruret halini almış olup yapılan düzenleme ile kooperatiflerin satış, trampa, bağış, kiralama, intifa, irtifak ve üst hakkı kurmak gibi işlemlerle tarım arazilerini edinerek tarım dışına çıkarmalarının engellenmesi ve tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin edinimlerinin de Bakanlığın iznine tabi olması amaçlanmaktadır.

MADDE 23- Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 20 nci maddesinde yer alan idari para cezası günümüz koşullarında caydırıcılığını yitirmiştir. Bu nedenle söz konusu cezanın güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Madde ile bu husus düzenlenmektedir.

MADDE 24- Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 21 nci maddesinin (a) bendinde yer alan idari para cezası günümüz koşullarında caydırıcılığını yitirdiğinden ceza caydırıcı hale getirilmektedir.

Kanun ile tarım arazilerinin izinsiz olarak tarım dışı amaçlarla kullanılması yasaklanmış ve bu yasaklara uymayan gerçek ve tüzel kişiler için adli ve idari yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yasaklara rağmen özellikle şehirlerin etrafındaki tarım arazileri "hobi bahçesi" adı altında işgal edilerek tarım dışı amaçla kullanıma açılmakta ve bu yerlerde herhangi bir ruhsat ve izin prosedürüne tabi olmaksızın prefabrik veya sabit yapılar yapılmakta, şehirlerin gıda ihtiyacını hemen yanı başından karşılayabilecek tarım arazileri her geçen gün daralmaktadır. Üstelik bir süre sonra belediyeler ve diğer kurumlar tarafından bu izinsiz yapılara su, elektrik, doğalgaz altyapısı götürülmekte bu şekilde kurumlar eliyle bu kanun dışı yapıların altyapı ihtiyacının karşılanması bir nevi yasallaşma olarak algılanmakta ve tarım arazilerinin hukuk dışı yapılaşma amacıyla işgale uğraması daha da hızlandırılmaktadır. Bu yapıların hemen hemen tamamı zaruri barınma amacıyla değil sayfiye amaçlı yapılar olduğundan alt yapı hizmetlerinin götürülmesi hususunda bir zorunluluktan bahsedilmesi de söz konusu değildir.

5403 sayılı Kanunda suç olarak tanımlanmış yöntemlerle hukuka aykırı bir şekilde yapılmış yapılara su, elektrik, doğalgaz hizmeti götürülmesi bir nevi bu yapıların meşrulaştığı izlenimi oluşturmakta ve adeta kurallara uygun davranan vatandaşlarımızı da kural dışı davranmaya itmektedir. Bahsedilen nedenlerle yapılış amacı ve şekli tamamen hukuka ve kurallara aykırı olan yapı ve tesislerin altyapı ve abonelik hizmetlerinden yararlandırılmayarak tarım arazilerinin korunmasına yönelik caydırıcılık oluşturulması amaçlanmaktadır.

MADDE 25- Madde ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik öngörülmektedir.

Anayasa Mahkemesinin 1/6/2021 tarihli ve 31498 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2018/737 sayılı Bireysel Başvuru Kararında, 5996 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde, tazminat ödemesi yapılacak hayvan hastalıklarının bütçe imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile eradikasyon ve kontrol programlarına göre Bakanlık tarafından belirleneceği ifade edilmesine rağmen, hayvansal ürün, yem, madde ve malzemenin Bakanlık tarafından belirleneceğine dair hükmün olmadığı, bu sebeple meri mevzuat hükmü gereğince imha edilen tüm hayvansal ürün, yem, madde ve malzemenin ödenmesi gerektiği ifade edilmiş, Hayvan Hastalıklarında Tazminat Yönetmeliğinde Kuduz Hastalığına ilişkin hayvansal ürün tazminatına ilişkin hüküm

[… metnin devamı TBMM kaydında]

---

**Kaynak gösterme:** Adem Korkmaz (AK Parti, Burdur) ve diğerleri. “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3588, 12 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3588-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-celtik-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-ya (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/a15bb2e5-7758-4b60-a3bd-019ce222957a

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
