# Sağlık hizmetleri temel kanunu, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair (s.s.1247)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Abdulbaki Türkoğlu (AK Parti, Elazığ)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 15 Şubat 2007
- **Gündem:** SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU, SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR (S.S.1247)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c146/b064/tbmm221460640574.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/abdulbaki-turkoglu-22-2007-02-15-saglik-hizmetleri-temel-kanunu-saglik-personelinin-tazminat-ve-calism-2

> Abdulbaki Türkoğlu (AK Parti), 15 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU, SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR (S.S.1247)); konuşma 499 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Elâzığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasanın 15'inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kaç gündür bu tasarıyı görüşüyoruz. Yalnız, burada önemsediğim iki maddeden bahsetmek istiyorum. Özellikle, Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü, Avrupa bölgesindeki ülkelerde 100 bin kişiye düşen hekim sayısı bakımından, Türkiye'nin diğer ülkelerle kıyaslandığında ne durumda olduğunun çarpıcı rakamları vardır: İtalya 100 bin kişiye düşen hekim sayısı bakımından 567 ile birinci sırada, Türkiye ise 140 hekimle sondan ikinci sırada. Bu, Türkiye'de hekim sayısının azlığını ifade etmektedir.

Türkiye'de, on yıl önce tıp fakültelerindeki öğretim üyesi sayısı 1.875, on yıl geçmiş, on yıl sonra 9.020; ama tıp fakültelerine kabul edilen yeni öğrenci sayısı on yıl önce 5.200, bugün, on yıl sonra 4.700. Yani, Yükseköğretim Kurulu yeni öğrenci almamıştır. Bu ne demektir? Bu, Türkiye'de önümüzdeki yıllarda da, hekim sayısı bakımından fakir olacağımızın en açık ifadesidir.

Öğretim üyesine düşen öğrenci sayısı bakımından Almanya yüzde 22,4; İspanya 14,4; Türkiye ise 3,6; yani, 1 öğretim üyesine düşen öğrenci sayısı. Bu, tıp fakültelerine yeni öğrenci kabul edeceğimizin de aynı zamanda resmî belgesi. Ülkemizde öğretim üyesi sayısı 9.020 iken, tıp fakültelerinde öğrenci sayısı da 32 bin ve bir hekim günde 40-50 hastaya bakmak zorunda. Hekim sayısını artırmamak, ülkenin sağlık geleceğine yapılabilecek olan en büyük kötülük olduğunu burada ifade etmek istiyorum.

Yine, önemsediğim, profesör ve doçentlerle ilgili burada ifade edildi. Profesör ve doçent olunurken hangi kıstaslara tabi olduğu Yükseköğretim Kurulu Kanunu'nda bellidir. Burada, şef ve şef yardımcılıklarına atanacak olan doçent ve profesörler... İlgili ana bilim dalında 3 tane eğitim ve araş- tırma hastanesinden şef, 2 tane de yine ilgili üniversitede ana bilim dallarından hoca olacaktır. Yani, 5 kişilik bir jüri oluşturulacak, eserlerini, yayınlarını, bilimsel çalışmalarını değerlendirecek olan bu komisyon, uygun görülen kişilerin atamasını yapacaktır. Burada, elbette liyakat esas alınacaktır.

Özellikle 11 tane eğitim ve araştırma hastanesi Sağlık Bakanlığımız tarafından açıldı. Elâzığ'da da açtılar, sağ olsunlar, teşekkür ediyorum kendilerine. Fakat, ne hazindir ki -belki diğer illerdeki arkadaşlarımız da bu konuda müştekidirler- Elâzığ Eğitim ve Araştırma Hastanesine, kanun çıkmadığından dolayı, şef ve şef yardımcısı atamasını yapamamaktayız. Yani, bizim Elâzığ'da eğitim ve araştırma hastanesi yapılmış, ama, şef ve şef yardımcısı atayamamışız, bu kanunu bekliyoruz. Belki konuşmuşuz. Mesela radyolojiyle konuştuk, kardiyolojiyle, arkadaşlarla konuşmuşuz, anlaşmışız, gözdeki arkadaşlarla da anlaşmışız; yani, açıldığı zaman, bu arkadaşlar gelecektir. Burada kadrolaşma söz konusu değil. Özellikle, eğer kadrolaşma vardır deniliyorsa, ben o arkadaşlardan eksik olan ana bilim dallarındaki hocaları da kendilerinin tavsiye etmelerini bekliyorum.

CANAN ARITMAN (İzmir) - Yok öyle bir anlaşma.

ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Devamla) - Bize söylesinler, müracaat etsinler. Mesela kadın- doğumcu bulamıyoruz.

CANAN ARITMAN (İzmir) - Yok öyle bir anlaşma!

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Ömer Dinçer'den geçebilecek mi?

ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Devamla) - Sayın vekilimiz bize kadın-doğumcu söylerse, doçent ve profesör söylerlerse, inanın, eğer jüri de uygun görürse, çalışmaları yeterliyse, bu atama yapılsın.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Pursaklar'dan geçebilecek mi? Onu söyle!

CANAN ARITMAN (İzmir) - YÖK'le öyle bir anlaşmanız yok! Doğruları konuşun!

ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Devamla) - Ben, bu kanunun, bizim özellikle ülkemize ve başta sağlık çalışanlarına hayırlar getirmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Abdulbaki Türkoğlu (AK Parti, Elazığ). “Sağlık hizmetleri temel kanunu, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair (s.s.1247)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulbaki-turkoglu-22-2007-02-15-saglik-hizmetleri-temel-kanunu-saglik-personelinin-tazminat-ve-calism-2 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c146/b064/tbmm221460640574.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
