# Hakkari merkez,yüksekova ve şemdinli'de meydana gelen terör olaylarının araştırılması amacıyla bir araştırma kom.kurulmasına ilişkin (10/322,323,324)mec.araştırması önergeleri üzerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 23 Kasım 2005
- **Gündem:** HAKKARİ MERKEZ,YÜKSEKOVA VE ŞEMDİNLİ'DE MEYDANA GELEN TERÖR OLAYLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA BİR ARAŞTIRMA KOM.KURULMASINA İLİŞKİN (10/322,323,324)MEC.ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ ÜZERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2005-11-23-hakkari-merkez-yuksekova-ve-semdinli-de-meydana-gelen-teror-olaylarini

> Abdülkadir Aksu (AK Parti), 23 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKKARİ MERKEZ,YÜKSEKOVA VE ŞEMDİNLİ'DE MEYDANA GELEN TERÖR OLAYLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA BİR ARAŞTIRMA KOM.KURULMASINA İLİŞKİN (10/322,323,324)MEC.ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ ÜZERİNDE); konuşma 2.268 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubumuzun, Anamuhalefet Partisi ve muhalefet partisi gruplarının, ayrı ayrı, Şemdinli ve Yüksekova başta olmak üzere, Hakkâri'de meydana gelen olaylar ve bunlarla bağlantılı diğer terör hareketlerinin tekrarlanmaması, gerekli şeffaflığın sağlanması, olayların yapısı, sorumluları ile terörle mücadelede hukuk kurallarına uyulup uyulmadığı iddialarının incelenmesi için verdikleri Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, konuşmama başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, yarının Öğretmenler Günü olması nedeniyle, eli öpülesi öğretmenlerimizin bu anlamlı günlerini kutluyorum, hepsine sevgiler, saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de meydana gelen, başta bölücü terör olmak üzere, tüm yasadışı terörist faaliyet ve hareketleri daha iyi tahlil edebilmek için, isterseniz, son yıllarda dünyada terörizm konusunda hangi değişimler yaşanıyor, bu konuda genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Bireysel ve örgütsel terörist faaliyetler insanlık tarihinin her döneminde var olmuştur; ancak, Sovyetler Birliğinin çöküşüyle soğuksavaş üzerine kurgulanmış iki kutuplu dünya tek kutuplu hale dönüşerek dengelerin altüst olmasına ve terörizmin farklı boyutlara ulaşmasına sebep olmuştur. İletişim ve bilişim alanındaki akıl almaz hızlı gelişimde, ekonomide, bilgi dağılımında, sosyal ve kültürel sahada âdeta sınırları yok eden küreselleşme olgusunu yaratmıştır. İşte, böyle bir ortam içerisinde terör de büyüdü, pekişti, insanlık tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen şekilde devasa bir tehdit haline geldi. Artık, terör, lokal, hatta bölgesel değil, küreseldir. Önceleri, bazı devletlerin kendi çıkarları için hoş gördükleri, hatta yönlendirip destekledikleri terör örgütleri, artık, onların da canını yakmaya başlayan küresel ve kitlesel tehlike oluşturmaktadır.

Türkiye, terörün dini, milleti, ülkesi olmadığını, millî çıkarlar ve içpolitikanın aracı olarak kullanılmasının mahzurlarını, terörle mücadelenin bütün ülkelerin ortak uğraşı alanı olması gerektiğini yıllarca her uluslararası platformda ve her seviyedeki ikili görüşmelerde anlatmıştır. İşbirliği yapılmasının zaruretini, aksi takdirde, ortaya çıkacak tehlikenin altında her ülkenin büyük zararlar göreceğini devamlı söyledik ve söylemeye de devam ediyoruz. Maalesef, pek çok gelişmiş ülke bu uyarılarımızı dikkate almadı; ancak, 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletlerinde, 12 Ekim 2002'de Endonezya'nın Bali Adasında, 15-20 Kasım 2003 İstanbul'da, 11 Mart 2004'te Madrid'de, 7 Temmuz 2005'te Londra'da, 23 Temmuz 2005'te Mısır'da ve en son 9 Kasım 2005'te Ürdün'de gerçekleştirilen terörist eylemler, pek çok ülkenin gözünü açmış oldu. Dünyanın çeşitli yerlerinde meydana gelen terör olaylarının ardında terörizm, özellikle demokratik ülkelerin temel güvenlik meselesi haline gelmiş, ülkeler, bu terör belasından nasıl kurtulabilirim çabası içine girmişlerdir.

Ortadoğu ve Irak'tan Kafkaslara, Afganistan'a ve Balkanlara kadar uzanan geniş bir bölgedeki karışıklıklar, buralardaki halklar ve uluslararası toplum için, yüksek siyasî, ekonomik ve sosyal bedelleri olan belirsizlikler ve en kötüsü olarak, terörün istediği ortamı yaratmıştır.

Özellikle Irak'ta yaşananlar, istikrarı yok eden tam bir trajedidir. Sınırlarımızın hemen yanında, etnik ve dinî motifli pek çok terör örgütü, eğitim ve uygulama alanı bulmaktadır. Bu durum, başta Türkiye olmak üzere, en çok bölge ülkelerini rahatsız etmektedir. Dinsel, etnik ve demografik ayrıştırmayı, ekonomik ve ticarî istismarı öngören uygulamalar, binlerce yıl bir arada yaşamış insanlar arasında gerginlik ve çatışma ortamını yaratıp, terörü ve terör örgütlerini ayakta tutmaktadır.

11 Eylül saldırıları, terörizm açısından, aslında, yeni bir sürecin de ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu süreç, global terör dalgasının yaşanmaya başlandığı süreç olarak adlandırılmaktadır. Kitle imha silahlarının geliştirilmesi ve bu silahların terörist şebekeler tarafından elde edilme potansiyeli, uluslararası güvenliği korumamıza yönelik tehditlerin diğer boyutlarını oluşturmaktadır.

Bütün bu yaşanan olumsuz gelişmeler, artık, dünya ülkelerinin, gerçek anlamda, teröre karşı mücadelede kararlı ve samimî olmalarını zorunlu kılmaktadır. Terörün Batılı demokratik ülkeleri etkilemiş olmasıyla birlikte gelişen tepkiler, Türkiye'nin yıllardır uluslararası alanlarda dile getirdiği argümanlarındaki haklılığı gözler önüne sermiş. Daha önce kayıtsız kalınan tezlerimiz, artık, kabul görmeye başlamış. Bütün insanlığı tehdit eden terör örgütlerinin faaliyetlerinin, gelişen teknolojik unsurlara paralel olarak globalleşmesi, terörizm olgusuyla uluslararası alanda mücadelenin önemini, kendiliğinden ortaya çıkarmaktadır.

Yurt içinde verilen mücadele, ancak yurt dışındaki uluslararası nitelikteki mücadelelerle bütünleştiğinde somut bir sonuç almak mümkün olmaktadır. Barış ve huzur, ülkelerin tek başına sağlayabilecekleri bir unsur olmaktan çıkmıştır. Artık, dünyaya kapılarını kapatarak, kendi sınırları içinde barış içinde yaşama imkânı da kalmamıştır. Başta terör olmak üzere, her türlü organize suç, uyuşturucu madde ve insan kaçakçılığı, malî suçlar ve diğer suçlarla mücadele edebilmek, uluslararası işbirliği olmaksızın çözülmez hale gelmiştir.

Terörizmle mücadele bazında yukarıda ifade ettiğim gibi, son dönemde, özellikle, Amerika Birleşik Devletlerinde meydana gelen terör eylemleri sonrasında, birçok yasadışı örgütün uluslararası alanda terörist örgüt olarak kabul edilmesi, yasaklanması ve gerçekleştirilmeye çalışılan terörist eylemlerin önlenmesi gibi stratejik konularda ortak bir anlayışa doğru gidildiği ve taktik bazda birtakım başarılara ulaşıldığı da görülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tüm dünyada yaşanan bu gelişmeler karşısında, ülkemizdeki bölücü terör konusunda da bazı değerlendirmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ülkemiz, tarihsel gelişimi içerisinde başta, ASALA terör örgütü olmak üzere, aşırı sağ, sol örgütler, dinî motifli örgütler, uluslararası hareket eden grup ve örgütler ile bölücü terör örgütüyle mücadele etmiş ve bunlardan varlıklarını devam ettiren bazılarıyla da mücadele hâlâ devam etmektedir.

Şunu da ifade edeyim ki, dünyada hiçbir terör örgütü, bölücü terör örgütü kadar dışdesteğe mazhar olmamıştır. Bu destek, örgütün, bir noktada nasıl korunup kollandığının da açık göstergesidir. Ülkemizin jeopolitik konumu ve terör örgütlerine verilen destekler dikkate alındığında, durumu daha iyi analiz etme imkânı bulunmaktadır. Ayrıca da bu örgüt, ne değer yargısı tanımakta ve ne de faaliyetlerinde bir sınır vardır. Ama, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, demokratik kurallar içerisinde, hukuk devleti ilkesine bağlı kalarak, bu ilkeden ayrılmadan mücadelemizi devam ettireceğiz.

Bu mücadeledeki en büyük gücümüz de, birlik ve beraberlik içinde bulunmaktır. Çünkü, terör örgütü, bulduğu her fırsatta istismara yönelmektedir. Onun için, birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, bölücü terör örgütü, ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği 1984 yılından günümüze kadar geçen zamanda, çocuk, yaşlı-genç, kadın-erkek, polis, jandarma ve asker ayırımı yapmaksınız, hain saldırılarını hep sürdüregelmiştir.

Terör örgütü elebaşısının 1999 yılında yakalanması akabinde örgüt strateji değiştirmiş, Hükümetimizin Avrupa ülkeleri nezdinde sürdürdüğü yoğun temas ve kararlı tavır üzerine yasaklanma korkusuyla sürekli isim değiştirmiş, köşeye sıkışmış, eylem yapamaz hale gelmiştir. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa ülkelerinin birçoğunda faaliyetleri yasaklanmış, terör örgütleri listesine dahil edilmiş ve zaman zaman da bu örgüte karşı operasyonlar yapılmıştı. Evet, bölücü terör örgütüne yönelik olarak Avrupa ülkeleriyle birlikte hareket ediyor, operasyonlar yapıyoruz; ancak, halen bazıları bu konuda pasif davranış sergilemektedirler.

Burada şunu da ifade etmeliyim ki, bölücü terör örgütünü sadece listeye almak ve yasakladım demekle bu iş çözümlenmiyor, terör örgütleriyle mücadelede pasif kalmak da bu örgüte destek vermek anlamına gelmektedir.

Bölücü terör örgütü, maalesef, son zamanlarda kendilerine göre riski az hain pusularla güvenlik güçlerimize ve masum vatandaşlarımıza yönelik menfur saldırı ve eylemlerini sürdürmek istemektedir. Terör örgütü ve işbirlikçileri, bu çöküş süreci nedeniyle, kullandıkları tahrikçileri aracılığıyla, her yönüyle et ve tırnak gibi bir bütün olmuş vatandaşlarımız arasına nifak tohumları saçmaya da çalışmaktadırlar. Ancak, sağduyulu aziz milletimizin bireyleri, bu haince ve sinsice planlanmış oyunun aktörleri olmadılar ve olmayacaklardır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün, güvenlik güçlerimiz, kendilerini, teknik donanım ve bilgi açısından süratle yenileyerek, terör örgütlerinin eylemlerini boşa çıkaracak bilgi birikimini yakalamış durumdalar. Bununla beraber, terörle mücadelede başarılı olunabilmesi için, sadece güvenlik güçlerimizin önlem ve çalışmalarının yeterli olmayacağı açıktır; çünkü, terörizm sadece bir güvenlik sorunu değildir.

Terörizmin geçirdiği evreleri ve trendleri iyi analiz edersek neden böyle söylediğim daha iyi anlaşılacaktır zannediyorum. Çünkü, Türkiye, ne zaman kalkınma hamlesine başlasa, ne zaman ekonomik rahatlama ve ilerleme olsa, ne zaman yatırım, üretim, istihdam, ticaret sarmalı kuvvetlense, vatandaşlarımızın refahlarında ve hayat standartlarında ciddî bir gelişme olsa, Türkiye ne zaman âdeta şaha kalksa, hukuk, ekonomi, sosyal ve kültürel altyapı ve millî gelirde, dışticarette önemli gelişmeler olsa, 58 ve 59 uncu hükümetlerimiz döneminde; yani, şimdilerde olduğu gibi, birtakım engellemelerle karşılaşılıyor, insanlarımızın arasına ayrılık gayrılık sokulması isteniyor. Bunun için diyorum ki, terör sadece bir güvenlik sorunu değil.

Bu itibarla, terörle mücadelede bütün kuruluşların ortak tavır takınmaları ve bu konuda üstlerine düşen görevleri en iyi şekilde yapmaları gerekmektedir.

Hükümet olarak, güvenlik güçlerimizin özverili çalışmaları ve vatandaşlarımızın büyük desteğiyle, bugün, kontrol edilebilme seviyesine getirdiğimiz terörle mücadele çizgisinden asla geri dönmemek üzere, gayret ve çalışmalarımız, inanç ve kararlılıkla devam etmektedir.

Biz, bir insanlık suçu olan terörün, ancak birlik ve beraberlik içerisinde önlenebileceğine inanıyoruz. Ülkemizin üniter yapısı, devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ile demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine yönelik faaliyet gösteren her türlü terör örgütüne karşı mücadelede kararlılığımız sonuna kadar devam edecektir.

Ayrıca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki problemlere, istismar ve polemiğin bir aracı haline getirilmeden çözüm üretilmesi gerektiği inancındayız ve biz, Hükümet olarak, bu konuda da büyük gayret göstermekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda, özellikle Hakkâri İli, Şemdinli İlçesinde meydana gelen olayların, bizleri ve millet olarak hepimizi derinden üzdüğünü belirtmek istiyorum. 9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli İlçemizde meydana gelen olaylar sonrasında, olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için gerek Hükümetimiz ve gerekse Bakanlık olarak bizim tarafımızdan ne yapılması gerekiyorsa, kararlılıkla yapılmıştır ve yapılmaktadır. Daha işin başında, bizzat Sayın Başbakanımızın ağzından, Hükümetin bu konudaki yaklaşımı, açık, net ve kesin bir şekilde açıklanmıştır. Olayın hemen akabinde, Sayın Meclis Başkanımız, Sayın Başbakanımız, Sayın Genelkurmay Başkanımız, Sayın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanımız, Sayın Adalet Bakanımız ve ben; yani, devletimizin bütün organları tarafından, bu olayın derhal aydınlatılması yönünde mesajlar verilmiştir.

Yine, bizzat Sayın Başbakanımız ve Sayın Adalet Bakanımızla birlikte, ben, 21 Kasım 2005 tarihinde, Hakkâri, Yüksekova ve Şemdinli'ye giderek incelemelerde bulunduk. Olayın aydınlatılması yönünde ne gerekiyorsa onun yapılacağı, vatandaşlarımızın müsterih olmaları ve sağduyularını kaybetmemeleri yönünde birlik ve beraberlik mesajları verdik.

Bundan önce, bayramın birinci günü Şemdinli'de meydana gelen bir büyük patlamadan sonra da, ben, bizzat, yine Şemdinli İlçemize gitmiş, vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletmiş, bayramlaşmış ve bu patlamadan dolayı evleri ve işyerleri zarar gören, hasara uğrayan vatandaşlarımıza her türlü yardımın yapılacağını da belirtmiştim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım, konuşmanızı tamamlayın.

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, kuşkusuz, Türkiye bir hukuk devletidir. Bu nedenle, olayın aydınlatılması için gerekli adlî ve idarî işlemler derhal başlatılmıştır. Nitekim, konuyla ilgili herhangi bir tereddüt meydana gelmemesi ve olayların bütün çıplaklığıyla aydınlatılması için çalışmalar en üst düzeyde sürdürülmektedir. Olayların başlamasından kısa bir süre sonra, İl Valisi, İl Cumhuriyet Başsavcısı, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürü derhal Şemdinli'ye intikal etmişlerdir. Adlî yönden olayın soruşturulması amacıyla, Şemdinli Cumhuriyet Savcısının yanına, yine Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesi hükmü gereğince yetkili kılınan Van Cumhuriyet Savcısı da görevlendirilmiştir. Ayrıca, olayın idarî yönden incelenmesi için, tarafımdan, derhal, iki mülkiye başmüfettişi görevlendirilmiş, müfettişler 11 Kasım 2005 günü orada görevlerine başlamışlar ve halen, dün gittiğimizde arkadaşlarımız oradaydılar, belki bu hafta sonu bitirip dönecekler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu olaylara müdahale edilirken hiçbir şekilde demokrasiden taviz verilmeyecektir. Devletimizin imkân ve kabiliyeti buna fazlasıyla yetmektedir. Özellikle, bölgede yaşayan vatandaşlarımızdan en büyük istek ve arzumuz, demokratik haklarını, yasaların kendilerine tanıdığı imkânlar ölçüsünde aramaları ve tahriklere kapılarak suçlu duruma düşmemeleridir.

Bilindiği gibi, güvenlik, toplumsal yaşamın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Bu nedenle, vatandaşlarımızdan, bu tür olaylar karşısında tepkilerini ifade ederken, güvenlik güçlerimizin moral motivasyonunu bozacak, çalışmalarını engelleyecek tutum ve davranışlardan da uzak durmalarını bekliyoruz.

Bölgede son günlerde yaşanan terör olaylarından dolayı, hassasiyeti olan, ülkemizin, diğer illerimizde de benzer olayların meydana gelmemesi için her türlü tedbir alınmış, illerimizin ihtiyaçları da karşılanmıştır.

Milletimiz, sevinçlerin paylaşılarak büyüyeceği, sıkıntıların paylaşılarak azalacağı gerçeğinden hareketle, birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze yönelik hiçbir harekete fırsat vermeyecektir.

Bu tür olayların aydınlatılmasında siyasî partilerimiz ve sivil toplum örgütlerimize de büyük görevler düşmektedir; çünkü, bu ülke, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, her karış toprağıyla hepimizindir ve her karışında yaşayan insanlar bizim insanımızdır, biz, büyük bir ailenin fertleriyiz.

Özellikle vurgulamak isterim ki, otuz yılı aşkın süregelen terörle mücadelemiz, bizlere, terörün siyasete ve şahsî menfaatlara alet edilmemesi gerektiğini öğretmiştir. Ülkemizi uzun yıllardan bu yana meşgul eden terör örgütlerine karşı mücadelede, vatandaşlarımıza da birtakım görevler düşmektedir. Halkımızın öncelikle terörün amacının, vatandaşlarımızı tedirgin etmek, otoriteyi zayıf göstermek, güvenlik güçlerini şiddet kullanmaya zorlamak ve istikrarsız bir ortamın oluşmasını sağlamak olduğunu bilmeleri gerekir. Halkımızdan, bu tür eylemleri soğukkanlılıkla karşılayıp sükûnetlerini korumalarını, bize her zaman olduğu gibi güvenmelerini ve desteklerinin devamını istiyoruz. Bu konuda sağduyulu davranan vatandaşlarımıza, siyasî partilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve basınımıza teşekkür ediyorum. Basın yayın kuruluşlarımızdan da, bu konuda daha önce, bugüne kadar gösterdikleri hassasiyeti artırmalarını; daha dikkatli ve kamuoyunun duyarlılığını gözönünde bulundurarak yayıncılık yapmalarının ülkemizin ve ülkemizde yaşayan herkesin yararına olduğunu ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, toplumumuzun tüm kesimlerinin meydana gelen bu olaylardan ders çıkarması, siyasî hesap ve rant kaygısından uzak durması gerekir; çünkü, terör örgütleri bunu istiyor. Bitmek üzere olduklarını hesap edip, öyle ya da böyle, bir şekilde kendilerini gündemde tutmak istiyorlar. Onun için, bu olayları bu yönüyle de değerlendirip, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmeyelim.

Bu vesileyle, bir arada yaşamanın ortak paydasını 7'den 70'e insanımızla paylaşmamız lazım geliyor. Bu al bayrağın altında, birbirini anlayan, hoşgörüyle yaşayan vatandaşlarımız bizim geleceğimizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; biz bir yandan teröristlerin yakalanarak adalete teslim edilmesi konusunda azamî gayret sarf ederken, öte yandan da, demokrasinin kurum ve kurallarıyla yerleşmesi için gereken her türlü tedbiri tavizsiz bir şekilde almaya devam ediyoruz.

Son yıllarda Hükümetimizle birlikte sağlanan demokratik açılımlar, Avrupa Birliği sürecinde yaşanan olumlu gelişmeler ve ülkemizin her alanda gösterdiği başarılar ve gelişmeler vatandaşlarımızın rahat bir nefes almasını sağlamıştır. Bu nedenledir ki, terör olayları, ülkemizdeki bu demokratik gelişmeleri, atılımları ve açılımları hedef almıştır; ancak, kaynağı ne olursa olsun, her türlü teröre karşı tavizsiz bir mücadelenin sürdürüleceğinden her vatandaşım emin olmalıdır.

Bu arada, terörden yılgınlığa düşmemenin, terörle mücadelenin temel şartı olduğu da bilinmelidir. Bu gerçek, terörsüz bir yaşam isteyen insanların ortak tavrı olmalıdır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, sonuç olarak sizlere şunu ifade etmek istiyorum: Hükümetimizin ve Bakanlığımızın, Şemdinli'de meydana gelen olayı aydınlatma konusundaki sağlam iradesi ile mutlak ve tavizsiz yaklaşımından hiçbir kimsenin şüphesi olmasın ve bu olay, hiçbir şekilde, geçmişte yaşanan bazı talihsiz olaylarla mukayese edilmesin.

Biz, olayın meydana gelmesinden itibaren, hukuk devletinde ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık ve yapıyoruz. Bu nedenle, vatandaşlarımız, soğukkanlılıkla, itidalle, sabırla olayların hukukî gelişimini beklemelidir. Büyük bir kararlılıkla, olayı bütün yönleriyle ortaya çıkarmak ve suçluları, kim olursa olsun, yüce adalete teslim etmek bizim en amir görevimizdir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Buna rağmen, olayla alakalı olarak soru işareti taşıyan herhangi bir hususun kalmaması için de, Yüce Parlamentomuzun bu konuda araştırma yapmasında da yarar olduğunu düşünüyorum.

Bu vesileyle, Yüce Heyetinizi yeniden, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul). “Hakkari merkez,yüksekova ve şemdinli'de meydana gelen terör olaylarının araştırılması amacıyla bir araştırma kom.kurulmasına ilişkin (10/322,323,324)mec.araştırması önergeleri üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 23 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2005-11-23-hakkari-merkez-yuksekova-ve-semdinli-de-meydana-gelen-teror-olaylarini (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
