# İnsan hakları haftası münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 7 Aralık 2005
- **Gündem:** İNSAN HAKLARI HAFTASI MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2005-12-07-insan-haklari-haftasi-munasebetiyle

> Abdülkadir Aksu (AK Parti), 7 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İNSAN HAKLARI HAFTASI MÜNASEBETİYLE); konuşma 1.425 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya arkadaşımızın "Türkiye'de ve dünyada insan hakları" konulu gündemdışı konuşması üzerine söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum; bu vesileyle de, tüm vatandaşlarımızın İnsan Hakları Haftasını da tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, 10 Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, tüm insanların, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, hür ve onurlu yaşama hakkına sahip olmasını garanti altına almıştır. Buna göre, herkesin, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, yaş, tabiyet, düşünce farkı, ulusal veya toplumsal köken, zenginlik gibi fark olmaksızın, kanun karşısında eşit olduğu kabul edilmiştir.

Bilindiği üzere, insan hakları, bütün ülkelerin, bütün insanların sorunudur. Bütün devletlerin amacı insanların mutluluğunu sağlamaktır.

Türkiye'de de insan haklarına saygının gerçekleştirilmesi, devletimizin hiçbir biçimde ihmal edemeyeceği bir görevidir. Ülkemiz de, insan hakları alanında gerçekleştirilen uluslararası çalışmalara her zaman aktif olarak katılmış ve Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşlar çerçevesinde hazırlanan çok sayıda önemli uluslararası sözleşme ve belgeleri onaylamış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti, anayasalarında, insan haklarına, bugüne kadar, gereken önemi vererek, geniş yer ayırmıştır. 1982 Anayasası da, devletimizin insan haklarına saygı temeli üzerine kurulduğunu ve bu özelliğin değiştirilemez hükümler arasında yer aldığını ilan etmiştir. Anayasamızda yapılan son değişikliklerle, taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan birçok önemli norma uygunluk sağlanmıştır.

Hepimizin üzerinde birleştiği evrensel kural gereğince, insanlar, doğuştan, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve özgürlüklere sahiptir. İnsanlığın ortak değerleri olan bu hak ve özgürlükler, onurlu bir yaşam sürdürebilmenin vazgeçilmez öğeleridir.

Demokratik yönetim anlayışımızın hedefi, insanımız için temel hak ve özgürlüklerin çağdaş standartlarda güvenceye kavuşturulması ve insanların, korku ve endişeden uzak olarak, bireysel gelişimini sağlayacak özgür bir ortamın oluşturulmasıdır.

Hükümetimiz, insan haklarına dayanan ve eksiksiz işleyen demokratik bir yönetimin hayata geçirilmesinde, öngördüğümüz reformlar çerçevesinde, öncelik taşıyan üç temel güvencenin geliştirilmesine özel önem vermektedir. Bunlar, sivil toplumun güçlendirilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve kamu yönetiminde saydamlığın sağlanmasıdır.

AK Parti Hükümetimiz, işbaşına geldiğinden beri, sivil toplum kuruluşlarının yönetime daha aktif katılımını katılımcı demokrasinin geliştirilmesi yönünde teşvik ediyor. Elbette ki, demokratik gelişimimiz için, vatandaşlarımız, iradesini yönetim süresince her zaman yansıtma imkânına sahip olmalıdırlar. Gelişmiş demokratik ülkelerde olduğu gibi, sivil toplum, bir taraftan, yönetim üzerinde denetim ve eleştirel işlevini yerine getirirken, diğer taraftan, gönüllü kuruluşlar aracılığıyla, toplumun zayıf gruplarına insancıl yardımları ve hizmetleri götürecektir.

İnsanların sivil toplum örgütlerinde bir araya gelmelerini toplum ve devlet için yararlı, katılımcı bir güç olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle, sivil toplumun örgütlenmesinin ve gelişmesinin önündeki yasal engelleri, çağdaş ölçütlere uygun olarak, tamamen kaldırarak, bunlara kamu kesiminin işbirliğini ve desteğini sağlamaya yönelik çalışmalar da yapıyoruz. İnanıyoruz ki, sivil toplumun taleplerine ve eleştirilerine duyarlılık gösteren bir demokratik devlet, halkını yönetme meşruiyetini kazanır ve güçlendirir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; insan hakları alanında çağdaş standartlara ulaşmak öncelikli hedefimizdir. Bu bağlamda, insan haklarının eğitim boyutuna da değinmek istiyorum. Hepimizin malumları olduğu üzere, gerek haklardan yararlanan bireylerin gerekse kanun uygulayıcılarının yeterli bilgi ve eğitimden yoksun bulunmaları halinde, bu alanda sorunlar yaşanması kaçınılmaz olmaktadır. Esas itibariyle, bu konuda karşımızda duran en büyük ve öncelikli ödev, insanların bilgilendirilmesi ve eğitilmesi suretiyle, insan hakları bilincinin tüm ülkemizde yaygınlaştırılmasıdır.

Burada altı çizilmesi gereken bir nokta, bu alanda tam bir başarıya ulaşılması için öncelikle medya, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin katkılarının da sağlanması gerekir.

Kamu yönetiminde saydamlığın sağlanması yönünde de tüm tedbirleri almaya kararlıyız. Bu çerçevede, vatandaşın Bilgi Edinme Hakkı Kanununu da çıkardık. Böylece, kamu kuruluşlarının hizmet ve işlemleri halka duyurulmakta, kamu yöneticilerinin hesap verme sorumluluğu sağlanmakta ve kamu yönetimi ile toplum arasında diyalog ve işbirliği geliştirilmektedir.

Sonuç olarak, sivil toplumun güçlenmesi ve katılımcılığı ile ifade özgürlüğünün genişletilmesi ve kamu yönetiminde saydamlığın sağlanması, ülkemizde insan haklarının sürekli şekilde güvenceye kavuşturulması ve aynı sorunların tekrar yaşanmaması yönünde yapısal bir dönüşümün temellerini oluşturmaktadır.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin tamamen kaldırılması için yasal düzenlemeler de yapılmıştır. Bu meyanda, Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunda, Dernekler Kanununda, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda bir dizi değişiklik yapılmış, buna paralel olarak, uygulamada eksikliklerimiz konusunda başlatılmış olan eğitim ve bilgilendirme çalışmaları her geçen gün daha da yoğunlaştırılmaktadır.

İnsan hakları eğitimi ve toplumda insan hakları bilincinin güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin uygulamada güvenceye alınmasına en temel katkıyı yapmaktadır. İnsan hakları bilincinin ülke genelinde güçlendirilmesi ve uygulamaların iyileştirilmesinde insan hakları il ve ilçe kurullarının etkin çalışmalar yapmaları önemsenmekte ve beklenmektedir. Bundan dolayı da, yönetmeliklerinde yapılan düzenlemelerle, Danışma Kuruluna ve insan hakları il ve ilçe kurullarına sivil toplum örgütlerinin daha etkili katılım ve katkılarına imkân verecek ve özendirecek değişiklikler de yapılmıştır.

Diğer taraftan, Avrupa Birliği adaylık sürecinde kabul edilmiş olan uyum yasalarının uygulamaya yansıması durumlarına ilişkin tespit ve değerlendirmelerin yapılması çok önemli bir konudur. Bu çerçevede, Sayın Dışişleri Bakanımız, Sayın Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak benim katılımımla, Reform İzleme Grubu oluşturulmuştur. Gerek sivil toplumda gerek kanun uygulayıcılarında insan hakları bilincinin geliştirilmesi amacıyla başlatılmış bulunan çalışmalar yaygınlaştırılmak suretiyle de devam ettirilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; gerek hükümet programı gerek acil eylem planı ve Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde yürütülen ve bir kısmını biraz önce ifade ettiğim çalışmalar, sorumlusu bulunduğum İçişleri Bakanlığımızda da âdeta hummalı bir şekilde yürütülmektedir.

Bunlardan bir kısmını daha özetlemek istiyorum. İşkenceye sıfır tolerans yaklaşımı temel olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda herhangi bir yerden gelen tüm şikâyet ve iddialar titizlikle incelenmiş ve mülkiye müfettişleri görevlendirilerek, ödünsüz bir tutum takınılmıştır. Başta Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi ve Avrupa Birliği Komisyonu olmak üzere pek çok Batılı kuruluş, bu kararlı duruşa bağlı olarak sağlanan iyileşmeler nedeniyle Türkiye'de sistematik işkencenin bulunmadığını dünya kamuoyuna açıklamışlardır. Bu konuda tüm güvenlik güçlerimiz hassas hareket etmektedirler. Bundan hareketle, insan hakları ihlalleri iddialarıyla ilgili şikâyet ve müracaatları kabul etmek ve bu iddiaları araştırmak amacıyla Jandarma Genel Komutanlığımız bünyesinde, herkesin ulaşabileceği Jandarma İnsan Hakları İhlallerini İnceleme ve Değerlendirme Merkezi kurulmuştur. Yine, aynı şekilde, bu görev, Emniyet Genel Müdürlüğümüzde de, İnsan Hakları Şube Müdürlüğü tarafından titizlikle yürütülmektedir.

Yine, Bakanlığımız Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde de özel insan hakları ihlal iddialarını inceleme bürosu kurulmuştur. İlave olarak, bu büro kapsamında insan hakları ihlal iddialarını elektronik yolla almak ve şikâyet sahibine, hiçbir devlet dairesine uğramadan bilgi vermeye imkân sağlayan bir web sitesi de kurulmuştur. Ayrıca, mülkiye müfettişlerinin karakol ve nezarethane denetimi yapması için de genel yetkilendirme yapılmıştır.

İnsan hakları konusunda güvenlik güçlerimizin bilhassa, eğitimine de büyük önem vermekteyiz. Bu bağlamda, polis koleji, polis meslek yüksekokulları ve jandarma sınıf okullarında hizmet öncesinde verilen insan hakları eğitiminin yanı sıra, hizmet içi eğitimlere de ağırlık verilmektedir. Bu konuda Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyiyle işbirliği yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin bazı maddeleri, işkence ve kötü muameleye karşı tedbirlerin daha da güçlendirilmesi amacıyla, 3 Ocak 2004 tarihinde değiştirilmiştir. Bu değişikliklerle söz konusu yönetmelik, gözaltına alma ve ifade almada Avrupa normlarına uyumlu hale getirilmiştir. "Basın açıklamaları" adı altında sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar tarafından yapılan faaliyetler, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kapsamından çıkarılarak düşünce ve düşünceyi ifade hürriyeti kapsamına alınmış, böylece de, suç işlenmemesi şartıyla bu eylemler serbest bırakılmıştır. Daha önce yüzde 94,6 oranında adlî makamlarca takipsizlik kararı verilen bu eylemler, idarî bir tasarrufla serbest bırakılarak sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların demokratik haklarının kullanım alanı böylece genişletilmiştir.

Vali ve kaymakamlarımız eğitim, sağlık, sokak çocukları ve insan hakları alanında çalışan dernek, vakıf ve diğer sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını desteklemek ve çalışmalarını kolaylaştırmakla sorumlu tutulmuşlardır. Bu amaçla, vali ve kaymakamların sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli diyalog mekanizmaları oluşturmaları zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca, kolluk güçlerinin sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerinde daha dikkatli ve duyarlı olmaları zorunlu kılınmıştır. İnsan hakları temelinde, zaman darlığı nedeniyle burada hepsini ifade edemeyeceğim daha birçok yenilik ve gelişme sağlanmıştır. Şüphesiz, ülkemizin Avrupa Birliği tam üyeliği çerçevesinde yürütülen uyum çalışmalarında, Bakanlığımın görev alanına giren konularda yaptığımız çalışmaların önemli katkıları da olmuştur.

Değerli arkadaşlar, öncelikli alan olarak belirlediğimiz siyasî kriterlerin tamamlanması çalışmaları çerçevesinde, sivil toplum hizmetlerinin ve faaliyet alanının genişletilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün, toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün geliştirilmesi gibi temel hak ve özgürlüklerle ilgili kapsamlı düzenlemeleri de yapmış bulunuyoruz. Nitekim, Mayıs 2004 tarihli anayasa değişikliğiyle, idam cezası, Türk hukuk sisteminden tamamen çıkarılmış, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu ve devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Anayasamızın 90 ıncı maddesinin son fıkrasına, "usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır" hükmü eklenerek hak ve özgürlüklere önemli bir güvence getirilmiştir.

Sonuç olarak şunu da söylemek istiyorum: Avrupa Birliği, Türkiye'yle tam üyelik müzakerelerine başlayarak ülkemizin Kopenhag Kriterlerinde ifadesini bulan insan hakları standartlarına sahip olduğunu teyit etmiştir. Bunun anlamı, Türkiyemizde insan haklarının, artık, ulaşılmak istenen hedeften çok, korunması gereken bir değer noktasına geldiğidir.

Ben, tekrar, tüm vatandaşlarımızın İnsan Hakları Haftasını tebrik ediyor, Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul). “İnsan hakları haftası münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2005-12-07-insan-haklari-haftasi-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
