# Ulusal proğram konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Abdullah Gül (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 1 Temmuz 2003
- **Gündem:** ULUSAL PROĞRAM KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-gul-22-2003-07-01-ulusal-program-konusunda

> Abdullah Gül (AK Parti), 1 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ULUSAL PROĞRAM KONUSUNDA); konuşma 1.897 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Avrupa Birliğine üyelik sürecimizde önemli ve kritik bir adım oluşturan Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesine ilişkin yeni ve gözden geçirilmiş Ulusal Programı sizlerle paylaşmak için huzurlarınızdayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, sizin ofislerinize, hepinize Ulusal Programın özetini gönderdik. Bu Programın tamamı 877 sayfadır, arzu eden arkadaşlara tamamını da verebiliriz; ama, eminim ki, özetini gönderdiğimiz Programa şöyle göz attıysanız, siyasî konuları, ekonomik konuları, malî konuları, bütün bunları içeren geniş, tafsilatlı bir programdır. Hükümetimizin tavrı, bu Programı bütün milletimizin görüşüne sunmak, tartışmaya açmak, siyasî partilerimizle paylaşmak ve daha sonra da, hükümet kararı şeklinde Resmî Gazetede yayımlanmak suretiyle devreye sokmaktır.

Avrupa Birliği söz konusu olduğunda, bütün bu konuların tartışılmasını, hükümet olarak, gerçekten, samimî olarak istiyoruz; çünkü, Avrupa Birliği, herhangi bir organizasyon veya teşkilata benzememektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliğiyle ilişkisi, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girişi, Türkiye'nin OECD, Türkiye'nin NATO veya Türkiye'nin İslam Konferansı Teşkilatıyla ilişkileri gibi bir ilişki değildir. Avrupa Birliği büyük bir toplumdur. Türkiye 70 000 000'luk büyük bir toplumdur. Türkiye'nin Avrupa Birliğine girişi 70 000 000'un, büyük bir toplumun başka büyük bir toplumla buluşması ve beraber hale gelmesidir. Dolayısıyla, hayatımızı yakından ilgilendiren, kurumlarımızı yakından ilgilendiren büyük bir entegrasyondur. O açıdan, getirdiği sorumluluklar vardır, getirdiği görevler de vardır; getirdiği avantajlar vardır, bunlar karşısında Türkiye'nin yapması gerekenler de vardır. Bu açından, herkesin yakinen bilmesi, detaylarını öğrenmesi gereken bir olaydır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra belki de en büyük projedir bu. O açıdan, bu meseleyi sadece hükümet olarak götürme niyetinde değiliz. Bu meselede, bu konuda, bütün siyasî partiler, sivil toplum örgütleri, aydınlar, entelektüeller, halk ve sendikalar, herkes ne olup ne bittiğini bilsin istiyoruz. Bu açıdan, Ulusal Program, sizin bilgilerinize sunulmuştur. Bu açıdan, bugün, burada, bir tartışma açıyoruz ve herkesin görüşlerini almak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, 1999 Helsinki Zirvesiyle Avrupa Birliğine gerçekten aday olmuştur. Helsinki'de Türkiye'nin adaylığı kabul edildikten sonra, Türkiye'nin adaylığını daha da meşrulaştıran ve gerçekten, sanal bir adaylıktan gerçek bir adaylığa getiren nokta, Katılım Ortaklığı Belgesinin hazırlanması, malî meseleleri içeren çerçeve anlaşmasının imzalanması ve 2001 yılında Türkiye'nin Ulusal Programının yayımlanmasıyla olmuştur. Katılım Ortaklığı Belgesi, Avrupa Birliği tarafından hazırlanmıştır; Türkiye'nin siyasî olarak, ekonomik olarak neler yapması gerektiğini ortaya koymuştur. Ulusal Programda, bizim, Türkiye olarak neler yapmamız gerekiyor, belli bir zaman süreci içerisinde ne yapacağız, 2003 yılında ne yapacağız, 2004'te ne yapacağız, kısa, orta ve uzun vadede ne yapacağız; bunları içeren bir düzenlemedir; bugün çok kullanılan anlamıyla, bir nevi yol haritasıdır, yani, Türkiye'yi Avrupa Birliğine tam üye yapacak bir yol haritasıdır. Burada, kısa vadeli olarak, 2003 ve 2004 yılları içerisinde yapacaklarımızı, orta vadeli olarak da, 2005 yılı içerisinde yapacaklarımızı ortaya koymuş durumdayız.

Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizdeki temel belgelerden biri olan 2001 Ulusal Programı ile -Kopenhag Siyasî Kriterleri bağlamında- bugüne kadar gerçekleştirilen anayasa değişikliklerini bizden önceki hükümet yapmıştır; reform paketlerinden üçünü bizden önceki hükümet yapmıştır, dördüncü, beşinci ve altıncı reform paketlerini bugünkü hükümet ve bu Meclis yapmıştır. Dolayısıyla, bütün bunların dayanağı, mesnedi, 2001 yılında yayımladığımız Ulusal Program olmuştur. Şimdi, yeni bir Ulusal Program çıkarıyoruz, gözden geçirilmiş bir Ulusal Program çıkarıyoruz. Bu programda da, 2003 ve 2004 yılları içerisinde yapacaklarımızı ortaya koyuyoruz.

Şunu da unutmamak gerekir; söz konusu reform çalışmalarına, daimî bir süreç olduğu cihetle, katılım müzakereleri sırasında da devam edilecektir. Yani, reformların "biz şunu yaptık, bitti" anlayışı içerisinde olmaması gerekir; bu, bir süreçtir. Dediğim gibi, kısa süre içerisinde yapacaklarımız var, orta vadede yapacaklarımız, uzun vadede yapacaklarımız var. Avrupa Birliğine yaklaşımımız, eğer "bize bazı şeyler empoze ediliyor, biz bunları yaparız ve burada kalırız" anlayışı içerisinde olursa, bu mantalite, aslında, Avrupa Birliği mantalitesine uygun bir anlayış değildir. Biz -defalarca söylediğimiz gibi- kendi halkımız, kendi milletimiz, kendi ülkemiz, daha demokratik, daha özgür, daha kalkınmış, ekonomik ilişkileri daha şeffaf, malî ilişkileri daha şeffaf, hesap verilebilirliğin olduğu bir ülke olsun diye uğraşıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bütün bunlar, Avrupa Birliği kriterleriyle de paralellik arz etmektedir. Dolayısıyla, bu reformları bir zorlamayla, bir baskıyla yapıyor değiliz; bunu açıkça söylüyorum, biz bunları gönüllü olarak, arzu ederek, kendi halkımız hak ettiği için yapıyoruz. Bu anlayış içerisinde hareket eden bir hükümet, bu anlayış içerisinde hareket eden bir Türkiye Büyük Millet Meclisi, muhakkak ki, Türkiye'yi, gerçekten hak ettiği yere getirecektir. Bunun sonunda -burada açık konuşmak gerekir, Avrupa Birliği söz konusu olsun olmasın- bunların hepsinden Türkiye kazanacaktır, Türk Halkı kazanacaktır; o bakımdan yaptıklarımızda kararlıyız.

Değerli arkadaşlar, malumunuz olduğu üzere, 12-13 Aralık 2002 tarihlerinde, Danimarka'nın dönem başkanlığını yaptığı Kopenhag Zirvesinde yeni bir aşamaya gelinmiştir. Nedir; orada alınan karar şudur: "2004 yılının sonunda, eğer ilerleme raporları olumlu çıkarsa, Türkiye ile müzakerelere vakit geçirilmeden başlanacak" denilmiştir. Bu, Helsinki'den sonra atılan en önemli adım olmuştur. Kopenhag Zirvesinde başka bir karar daha alınmıştır: "Katılım Ortaklığı Belgesi, Ulusal Program tekrar gözden geçirilsin, gümrük birliğiyle ilgili olup bitenler gözden geçirilsin, aksayan yönler varsa bunlar düzeltilsin ve Türkiye'ye yapılan malî yardım artırılsın" denilmiştir. İşte, bu çerçeve içerisinde, yeni bir Katılım Ortaklığı Belgesi, 15 Nisan 2003 tarihinde Avrupa Birliğinde yapılan toplantılar neticesinde ortaya çıkmıştır. Buna karşılık da, biz, şimdi, 2003 yılında, gözden geçirilmiş bir Ulusal Program çıkarıyoruz. Bunun aslı, 2001 yılındaki Ulusal Programdır; ama, bunu, değişen şartlara göre tekrar gözden geçiriyoruz. Bunun içerisinde yeni bir şey yoktur. En genişi, 2001'deki Ulusal Programdır; ama, bu süre içerisinde Türkiye'nin yaptığı, çözdüğü birçok problem vardır; bunlar, tabiî, bunun dışında olacaktır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, biz, gözden geçirilmiş olan bu Ulusal Programı, sizin de tenkitlerinizi, önerilerinizi, siyasî partilerimizin önerilerini, sivil toplum örgütlerinin önerilerini dikkate alarak tam olgunlaştıracağız, daha sonra da Bakanlar Kurulu kararı haline gelecek, Resmî Gazetede yayımlanacak ve komisyona vereceğiz.

Bu Program, aynı zamanda, 2004 sonunda üyelik müzakerelerinin başlamasını hedefleyen bir siyasî taahhüt niteliği de taşıyacaktır. Programın bizi tam üyelik hedefine götürebilmesi için, Katılım Ortaklığı Belgesindeki beklentileri karşılayacak ve bunları tamamlayacak bir nitelikte olması gerekmektedir. Bunlar nedir; bunlar Avrupa Birliği standartlarıdır. Yani, biz, bu Programla göstermek istiyoruz ki, Türkiye, 2004 yılının sonunda, herhangi bir Avrupa Birliği ülkesindeki siyasî kriterleri tamamlamıştır. Türkiye'nin bundan sonra yapacağı şeyler, müzakere süresi içerisinde yapacağı konulardır; ama, temel bütün prensipleri yerine getirmiştir demek istiyoruz.

Bu beklentilerin karşılanmasında göstereceğimiz performans, Türkiye'nin, 2004 yılı sonunda, Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerine başlayıp başlamamasını tayin edecektir. Bu husus, özellikle siyasî kriterler açısından geçerlidir; zira, siyasî kriterler karşılanmadan müzakerelere başlama imkânı yoktur. Ekonomik kriterler genellikle Maastricht kriterlerini ihtiva ettiği için, bunlar, müzakere süresi içerisinde yerine getirilebilecek hususlardır; ama, siyasî kriterler müzakereye başlamanın bir şartıdır; Ulusal Programla da, biz, bunları taahhüt edeceğiz; diyeceğiz ki, evet, 2004'ün sonunda Türkiye hazırdır.

2003 Ulusal Programı, bir öncekinde olduğu gibi, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın çabaları ve katkılarıyla hazırlanmıştır. Programı bu hale getirirken, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden, devletimizin bütün organlarından, bütün kurumlarından, sivil-asker ayırımı yapmadan, hepsinden görüşler alınmıştır. Bu görüşler derlenmiştir, toparlanmıştır ve huzurunuza bu şekilde çıkılmıştır. Bu süreç içinde sivil toplum örgütlerinin görüşlerinden de azamî ölçüde yararlanılmasına özen gösterilmiştir; dolayısıyla, Program, teknik veçhesiyle geniş bir mutabakat zeminine sahip bulunmaktadır. Hükümet olarak, Avrupa Birliğine üyelik hedefine, ancak tüm kurumlarımızın katkısı, özverisi, çalışması ve toplumumuzun desteğiyle ulaşabileceğimizin bilinci içerisindeyiz.

Ulusal Programın siyasî kriterlere ilişkin bölümünü oluştururken, hükümet programında ifadesini bulan insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu, katılımcı demokratik yapımızın güçlendirilmesi, ülkemizin birlik, bütünlük ve üniter yapısı içinde temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, işkence ve kötü muameleye hoşgörü gösterilmemesi, sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi gibi temel hedefler esas alınmıştır. Ulusal Programımız, adalet, içişleri, tarım, ulaştırma, çevre, sağlık, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik gibi toplumsal hayatın her alanında uyum faaliyetlerinin yoğun olarak sürdürülmesini öngörmektedir. Bunun için 93 tane yeni kanun çıkaracağız, 61 tane kanunda değişiklik yapacağız, 391 tane idarî düzenleme yapacağız, 84 tane de, daha önce yapılan idarî düzenlemelerde değişiklik yapacağız. Görüldüğü gibi, kanunlarımızı, mevzuatımızı Avrupa Birliği mevzuatına paralel hale getirmek için büyük bir çaba sarf edilmektedir. Bu uyum çalışmaları, Avrupa Birliğine tam üyeliğin de ötesinde, Türkiye'yi, dünya platformunda daha güçlü, etkin ve saygın bir konuma getirme amacına yöneliktir.

Değerli arkadaşlar, demin söylediğim gibi, sonunda Avrupa Birliği söz konusu olmasa bile, Türkiye, büyük şeyler kazanacaktır ve dünyada gerçekten en iyi yere gelecektir. Türkiye'nin çağdaşlaşma ve kalkınma yolundaki son büyük atılımı, Avrupa Birliğine üyeliği yolunda attığı büyük adımdır. Avrupa Birliği üyeliğine giden yolun zorlukları ve atılması gereken adımların önemi ise açıktır. Bu cesur adımları atan Türkiye, dünyanın en ileri ülkeleriyle rekabet gücünü sağlayabilecek ve küreselleşme olgusunda hak ettiği yere de kavuşacaktır.

2003 Ulusal Programının ortaya çıkarılması, hükümetimizin önemli bir icraatı niteliğindedir; ancak, Programın uygulanması ve hayata geçirilmesi de aynı derecede önem taşımaktadır. Ülkemizde gerçekleştirilen devrim niteliğindeki anayasal ve yasal reformlar uluslararası platformlarda takdirle karşılanmakla birlikte, bu reformların uygulamada günlük hayata tam olarak yansıtılmamasının da sık sık eleştiri konusu olduğu görülmektedir.

Aslında, dışarıdan gelecek eleştirilerden önce, içeriden gelen eleştiriler daha önemlidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanunları çıkardıktan sonra, bu kanunlar kesinlikle uygulanacaktır. Bu kanunların uygulanmasında zaman zaman alışkanlıkların bir etkisi olabilir; ama, eğer, kanunların uygulanmasında bilinçli bir direniş söz konusu olursa, o zaman, kanunların, şüphesiz ki, yaptırım gücü devreye girecektir. O açıdan, değerli arkadaşlar, 2003 yılında, biz, çıkarmamız gereken bütün kanunları çıkarmayı hedefledik; 2004 yılında da bunların uygulandığını hep beraber göstereceğiz; ki, Ulusal Programda da bunları taahhüt ediyoruz.

Bu nedenle, hükümetimizin, Yüce Meclisimizle işbirliği halinde, gerekli uyum paketlerini bu yasama döneminin ilk yılı içerisinde, yani, diğer bir deyimle, Meclis tatile girmeden çıkarması zorunluluk arz etmektedir. Bu konuda hükümetimizin ve Parlamentonun iradesi gayet açıktır. Bunun içindir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Temmuzda değil, 1 Ağustosta tatile girecektir, bu büyük projenin farkında olduğu için. Daha uzun vadede çıkarılması gereken temel yasalar arasında yeni Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Basın Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, RTÜK Kanunu, Askerî Ceza Kanunu ve Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü Teşkilat Yasası gibi kapsamlı mevzuat da bulunmaktadır. Ayrıca, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın da kendi yetki ve sorumluluk alanlarına giren konularda, 2001 Ulusal Programının hedeflerine uygun olarak hazırladıkları ve 2003 Programında da teyit ettikleri eylem planlarını hayata geçirmek için önemli tedbirler alınacaktır.

Programda, kısa vadeden kastedilen 2003 ve 2004 yılları, orta vadede öngörülen ise 2005 yılı sonudur. Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerine bir an önce başlanabilmesi için, kısa vadede gerçekleştirileceği sözü verilen taahhütlerimize ilişkin çalışmaların da bu çerçevede yönlendirilmesi zarurîdir.

Değerli arkadaşlar, yeni Ulusal Programın siyasî kriterler bölümünün 2001'den beri gerçekleştirilen reformların özetlendiği girişinde "hükümet, aşağıdaki başlıklar altında sıralanan yasal düzenlemeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22 nci Yasama Dönemi 1 inci Yasama Yılı içinde tamamlamaya kararlıdır. Yapılan tüm reformların, eşzamanlı olarak, lafzıyla ve ruhuyla uygulamadaki etkisinin, ilke olarak, Haziran 2004'e kadar görüleceği konusunda hükümetin iradesi tamdır" beyanı yer almaktadır.

Siyasî kriterler bölümünde, aşağıda başlıklar altında yer verilen taahhütlerde bulunmaktayız.

"Düşünce ve ifade özgürlüğü" başlığı altında, bu özgürlüklerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10 uncu maddesi çerçevesindeki toprak bütünlüğü ve ulusal güvenliğin korunmasını da öngören ölçütler ile laik ve demokratik cumhuriyeti, üniter devlet yapısını ve millî birliği koruma kriterleri temelinde bir yandan genişletilmesi, diğer yandan da sürdürülmesi öngörülmektedir.

"Dernek kurma özgürlüğü, barışçı toplantı hakkı ve sivil toplum" başlığı altında, sivil toplumun güçlenmesinin ve demokratik hayata katılımının desteklenmesi, bu alanda gerçekleştirilmiş reformların etkili biçimde uygulanması ve ilgili mevzuatın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin lafzına ve ruhuna uygunluk açısından gözden geçirilmesine devam edilmesi öngörülmektedir.

"İşkence ve kötü muamelenin önlenmesi" başlığı altında, işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans verdiğimizi açık açık yazmaktayız.

"Kamu görevlilerinin insan hakları konusunda eğitimleri" başlığı altında, yine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ve Avrupa Birliği hukuku konusunda sürmekte olan eğitim programlarının devam edeceğini vurgulamaktayız.

"Yargının işlevselliği ve verimliliği" başlığı altında, adalet hizmetlerinin modern toplumun gereklerine uygun şekilde etkili hale getirilmesinin önemi vurgulanarak, yargı reformunun, demokratikleşme sürecinin temelini oluşturmakta olduğu kaydedilmektedir.

"Cezaevleri, tutukevleri ve nezarethane koşulları" başlığı altındaki bölümde ise, ceza infaz hâkimliği kurumu ve cezaevleri izleme kurullarının etkin çalışmalarının sürdürülmesi, cezaların infazına ilişkin mevzuatın gözden geçirilmesine devam edileceği hususlarına yer verilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Abdullah Gül (AK Parti, Kayseri). “Ulusal proğram konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-gul-22-2003-07-01-ulusal-program-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
