# 10/127, 10/10,10/11,10/36 ve 10/39 sayılı meclis arşt.önergeleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ekim 2003
- **Gündem:** 10/127, 10/10,10/11,10/36 VE 10/39 SAYILI MECLİS ARŞT.ÖNERGELERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2003-10-21-10-127-10-10-10-11-10-36-ve-10-39-sayili-meclis-arst-onergeleri-hakki

> Abdullatif Şener (AK Parti), 21 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10/127, 10/10,10/11,10/36 VE 10/39 SAYILI MECLİS ARŞT.ÖNERGELERİ HAKKINDA); konuşma 1.757 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 5 ayrı önerge birlikte görüşülecektir. Türkiye gündeminde tartışılan bu önemli konunun Meclis gündemine taşınmasını ve burada müzakere edilmesini sağlayan önerge sahibi değerli milletvekillerimize teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Aslında, konu, ekonomik ve etik boyutlarıyla değerlendirilebilecek özelliklere sahiptir. Olayı ekonomik boyutu itibariyle ele alır, değerlendirirsek, ekonominin bir bütün olduğunu bilmemiz lazım. Ekonominin, aynî ve nakdî akımlarla, mal, işgücü ve para piyasalarıyla ve tüm sektörleriyle bir bütün olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu bütünlerden birinde meydana gelen bir sorunun, diğer bölümleri de yakından etkilediği bilinmektedir.

Reel sektör, bir vücudun kasları ve organları gibidir; finans sektörüyse, vücutta dolaşan kan hükmündedir. Bozulan kan dolaşımının tüm organlarda hasarlar meydana getirdiği gibi, finans sektöründeki dalgalanmalar da, aynı şekilde, reel sektörü etkilemektedir.

Bunu, yakın geçmişimizde Türkiye kadar derinden yaşamış pek az ülke vardır. Son on yılda yaşadıklarımız bunun en yakın şahididir. Önce, 1994 yılından itibaren, kamu otoritesi tarafından -sektörlerde faaliyet yapılmasını ortadan kaldıracak şekilde- tasarrufta bulunulan bankaların dökümünü vermek istiyorum. Bunlara müdahalenin hepsi aynı değildir. Çok sayıda banka söz konusudur; ama, bunlara müdahalenin niteliği aynı değildir. Müdahalenin sonuçları açısından farklar vardır, müdahalenin hukukî dayanağı olan kanun ve maddeler açısından farklar vardır. Hatta, müdahaleyi yapan kamu otoriteleri farklıdır. Bugün, bir bankanın Fona devredilmesi veya bankacılık yapma yetkisinin kaldırılması söz konusu olduğunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu hatıra gelir. Ancak, Eylül 2000 öncesinde bu işlemler Bakanlar Kurulunca karara bağlanmaktaydı.

Durumu özetlemek gerekirse, hakkında işlem yapılan bu bankaları üç grupta toplayabiliriz:

Birinci grupta, yönetim ve denetimi ile hisse senetlerinin mülkiyeti Fona devredilen bankalar vardır. Bu bankaların sayısı 20'dir ve hepsi, 1997'den sonra Fona devredilmiştir. Bunlardan 3'ü, mülga 3182 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde Fon bünyesine alınmıştır. Bunlar, Türk Ticaret Bankası, Bank Ekspres ve Interbanktır. 5'i, yaşanan krizlerle birlikte malî bünyelerinin bozulması, seyyaliyetlerini ve likiditelerini kaybetmeleri nedeniyle, 4389 sayılı Kanunun 14/3 üncü maddesine göre Fon bünyesine alınmıştır. Bunlar da, Yaşarbank, Demirbank, Sitebank, Ulusalbank ve Tarişbanktır. 12'si ise, malî bünyelerinin bozulması ve banka kaynaklarının, hâkim ortaklar lehine, banka zararına sebep olacak şekilde kullanılması nedeniyle, 4389 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkralarına göre Fon bünyesine alınmıştır. Bunlar, Egebank, Yurtbank, Sümerbank, Esbank, Etibank, Bank Kapital, İktisat Bankası, Bayındırbank, Kentbank, EGS Bank, Toprakbank ve Pamukbanktır.

İkinci grupta bulunan bankalar ise, bankacılık işlemleri yapma yetkisi kaldırılan bankalardır. Bunlarda mülkiyet Fona devredilmemiştir, bankacılık işlemleri yapma yetkileri kaldırılmıştır. Bu grupta 9 banka vardır. Bunlardan 5'inin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi kaldırılmıştır ki, TYT Bank, Marmara Bankası, Impexbank bunlar arasındadır ve bu üç banka, 1994 yılında bankacılık işlemleri yapma yetkisi kaldırılan bankalardır.

Bunun dışında, Kıbrıs Kredi Bankası 2000 yılında ve Türkiye İmar Bankası, 4389 sayılı Kanunun 14/3 ve 16 ncı maddeleri uyarınca, 2003 yılında işleme tabi tutulmuştur.

Bu ikinci gruptaki bankalardan 4'ünün bankacılık yapma yetkisi kaldırılmıştır. Bunlar, yatırım bankalarıdır. Yatırım bankalarının mevduat kabul etme yetkisi zaten bulunmadığı için, sadece bankacılık yapma yetkileri kaldırılmıştır. Bunlardan, Birleşik Yatırım Bankası 1999 yılında, Park Yatırım Bankası 2000 yılında, Okan Yatırım Bankası 2001 yılında, 4389 sayılı Kanunun 14/3 ve 20/2 maddelerine göre; Atlas Yatırım Bankası ise, 2001 yılında, 4389 sayılı Kanunun 14/3, 4 ve 20/2 maddelerine göre işleme tabi tutulmuştur.

Bir üçüncü grup daha vardır; her iki gruba da girmeyen, farklı özellik arz eden iki durum vardır. Bunlardan birincisi, İhlas Finans Kurumu AŞ'dir. Bunun faaliyet izni kaldırılmış ve 2001 yılında, 4389 sayılı Kanunun 20/6 maddesi uyarınca, Türk Ticaret Kanununun tasfiye hükümlerine göre tasfiyesine karar verilmiştir.

Üçüncü gruptakilerin ikincisi ise, 4389 sayılı Kanunun 18/2 nci maddesi uyarınca iradî tasfiye sürecine alınan iki banka şubesidir. Bu şubeler, 2002 yılında iradî tasfiye sürecine alınan Rabobank İstanbul Türkiye Merkez Şubesi ile 2003 yılında iradî tasfiye sürecine alınan ING İstanbul Türkiye Merkez Şubesidir.

Özetlemek gerekirse; 1994 yılından itibaren 20 bankanın hisse senetlerinin mülkiyeti Fona devredilmiş; 9 bankanın bankacılık işlemleri yapma izni kaldırılmış, tasfiye sürecine alınmış; 1 özel finans kurumunun faaliyet izni kaldırılmış, tasfiye sürecine alınmış; 2 banka şubesi iradî tasfiye sürecine alınmıştır ve böylece, toplam 32 kuruluş etmektedir.

Bu 32 kuruluşla ilgili yapılan işlemlerin, 1994 yılından bugüne kadar ekonomimizin geneli üzerinde çok yönlü etkiler oluşturduğu, herkesin bildiği, yaşadığı bir gerçektir. Bunun maliyetini hesaplamanın bile imkânsız olduğunu düşünmekteyim; çünkü, ekonominin geneliyle ilgili olarak değerlendirme yapacak olursak; bankalara güven kaybolması sebebiyle paranın yastık altına gitmesi, borsa-döviz kurlarında yaşanan iniş çıkışlar, kamu borç stokunun artışı, yükselen kredi maliyetleri, iş çevrelerinin üretim, yatırım, ihracat kararlarına olumsuz etkiler, reel sektör borçları üzerindeki yükler ve batan şirketler, yabancı sermaye girişine olumsuz etkiler, işini doğrudan veya dolaylı olarak kaybedenler, azalan millî gelir, yoksulluk ve etik değerlerin tahribi, maliyeti hesaplanamayan önemli ulusal kayıplarımız arasındadır.

Ancak, kamu kaynakları üzerindeki etkisi açısından durumu değerlendirdiğimizde -Türkiye İmar Bankası hariç- şunları söyleyebiliriz: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankaların, devir tarihleri itibariyle birikmiş ve dönem zararlarının toplamı 17 300 000 000 dolardır. Toplam zararların çok önemli bir kısmı, hâkim ortakların kendi bankalarından, yasal limitlerin çok üzerinde kaynak kullanmış olmasından kaynaklanmıştır. Nitekim, hâkim ortakların kendi ve diğer fon bankaları vasıtasıyla kullandıkları toplam kaynak tutarı 11 000 000 000 dolar düzeyindedir.

Fona devredilen bankaların devir tarihi itibariyle yükümlülükleri 32 000 000 000 dolardır. Bunun yüzde 81'i, yani 26 000 000 000 doları mevduat hesaplarından oluşmaktadır; kalanın önemli bir kısmı ise, yurtdışı kredilerdir.

Fon bünyesine alınan bankaların yeniden yapılandırılması ve yükümlülüklerinin devri için ihtiyaç duyulan tutar 22 500 000 000 dolar olmuştur. Bunun 17 300 000 000 dolarlık kısmı Hazineden karşılanmıştır. TMSF, Hazineden aldığı devlet iç borçlanma senetleri için faiz ödemektedir. TMSF'nin Hazineden kullanmış olduğu DİBS'lerin anapara tutarı 17 300 000 000 dolardır. TMSF, Hazineye Nisan-Mayıs 2002'de 1 000 000 000 000 000 TL, 9 Ocak 2003'te 735 000 000 dolar geri ödeme yapmıştır. Tahakkuk etmiş faiz ve kur farkları nedeniyle, 31 Temmuz 2003 tarihi itibariyle TMSF'nin Hazineye toplam borcu 28 200 000 000 dolar, yani, 40 000 000 000 000 000 civarındadır.

Finansal yeniden yapılandırma çalışmalarıyla eşanlı olarak TMSF bünyesine alınan bankalarda operasyonel yeniden yapılandırma çalışmaları da yürütülmüştür. Devir tarihi itibariyle fon bankalarının şube sayısı 1 815'tir. Satılan bankalara devredilen şube sayısı 383, şube olarak satılan şube sayısı 265, halen TMSF bünyesindeki Bayındırbank ve Pamukbank şube sayısı 176, Türk Ticaret Bankasının şube sayısı ise 140'tır.

Devir tarihi itibariyle fon bankalarının personel sayısı ise 37 889'dur. Banka ve şube satış yoluyla istihdamı korunan personel 10 337'dir. Halen TMSF bünyesindeki Bayındırbank ve Pamukbankın çalışanları 4 686'dır. Halen tasfiye sürecinde Türk Ticaret Bankasının çalışan sayısı ise 1 249'dur.

Bank Ekspres, Demirbank, Sitebank, Tarişbank ayrı ayrı satılmıştır; Egebank, Yurtbank, Yaşarbank, Bank Kapital, Ulusalbank ve Sümerbank birleştirilerek tek banka olarak satılmıştır; İnterbank, Esbank, Etibank, İktisat Bankası, Kentbank, EGS Bank, Toprakbank, Bayındırbank adı altında birleştirilmiştir. Türk Ticaret Bankasının tasfiye süreci devam etmektedir. TMSF bünyesinde, Bayındırbank geçiş bankası ve Pamukbank ise satış sürecinde olmak üzere iki adet banka kalmıştır.

Devir tarihleri ile Ağustos 2003 tarihi arasındaki dönemde alacaklardan yapılan tahsilatlar, banka iştirak gayrimenkul satışlarından elde edilen gelirler toplamı 1 900 000 000 dolardır.

31 Temmuz 2003 tarihi itibariyle hâkim ortaklara karşı açılan dava sayısı, 100'ü 6183 sayılı Kanuna göre olmak üzere, toplam 1 926'dır.

Bankalar Kanunu madde 17'ye göre aleyhine dava açılan yönetici sayısı ise 505'tir.

TMSF ve BDDK tarafından, alacakların tahsili, kamu haklarının korunması ve sorumluların cezalandırılması için yoğun bir hukuk mücadelesi sürdürülmektedir.

Ayrı ayrı önergeler halinde belirtildiği için, Tarişbank ve Pamukbank üzerinde de durmak gerekir; ama, çok kısa geçeceğimi belirtmek isterim.

Yaşanan krizlerle birlikte malî bünyesinin bozulması, seyyaliyetini ve likiditesini kaybetmesi nedeniyle, 4389 sayılı Kanunun 14/3 üncü maddesine göre, Tarişbank, TMSF bünyesine alınmıştır. 21 Ekim 2002'de imzalanan hisse devir sözleşmesiyle Denizbank AŞ'ye satılmış olup, daha sonra Denizbank ile birleştirilmiştir.

Pamukbank ise, malî bünyesinin bozulması ve banka kaynaklarının, hâkim ortak lehine banka zararına sebep olacak şekilde kullanılması nedeniyle, BDDK tarafından, 4389 sayılı Kanunun 14'e üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre Fon bünyesine alınmıştır.

18.6.2002 tarihli karar, 19.6.2002 tarihli mükerrer Resmî Gazete nüshasında yayımlanmıştır. Bankanın hâkim ortakları bu kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmışlardır. Danıştay 10. Dairesi, yürütmeyi durdurma talebini oybirliğiyle reddetmiş; Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulu ise, yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

Davanın esastan görüşmeleri devam ederken, Pamukbankın hâkim ortakları ile BDDK ve Fon yetkilileri, sorunların anlaşma yoluyla çözümlenmesi yönünde 31.1.2003 tarihinde bir sözleşme imzalamışlardır. Buna göre, hâkim ortaklar, görüşülmekte olan davadan bütün hüküm ve sonuçlarıyla feragat etmişler, Pamukbank da, Fon bünyesinde kalmıştır. Halen, Fon tarafından satışı gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Tüm bunların ötesinde, bir de, aktüel olarak yoğun bir şekilde tartışılan Türkiye İmar Bankası vardır. Türkiye İmar Bankası olayı, alanında benzeri görülmeyen tek bir örnektir. Kullanılan yöntemler itibariyle benzersizdir, yapılan vurgunun boyutları itibariyle devasadır ve benzersizdir. Bunun benzeri, ne Türkiye'de ne de dünyada vardır.

Olayları kısaca şu şekilde özetleyebiliriz: Türkiye İmar Bankası, 20.6.1994 tarihinde eski kanunun 64 üncü, yeni kanunun 14 üncü maddesi kapsamına alınmış, yakın gözetimde tutulmuştur. Bankanın bu durumu, bankacılık işlemleri yapma yetkisinin kaldırıldığı 3.7.2003 tarihine kadar sürmüştür. Banka yönetimine yakın gözetimde tutulduğu süre boyunca defalarca talimat verilmiş, uyarılar yapılmıştır. Bu talimatlara rağmen, banka aktifindeki grup risklerinin tasfiyesi mümkün olmamış ve banka, bu yöndeki talimatları yerine getirmemiştir. Bunun üzerine, BDDK'nın kurulmasından sonra, Banka Yönetim Kuruluna BDDK'ca bir üye atanmış ve 12.7.2001 tarihinde, bu üyenin imzalamadığı kararların icra edilmemesine karar verilmiştir. Sonra, Banka Yönetim Kuruluna ikinci bir üye atanmıştır. Daha sonra, gruba kullandırılan krediler ile reeskontların tahsiline ilişkin gösterilen performansın değerlendirilmesi sonucunda, veto yetkisine sahip üyenin görevine devam etmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.

12.6.2003 tarihinde ise, gelişmeler sebebiyle, Banka Yönetim Kuruluna atanan kişiye tekrar veto yetkisi verilmiştir. Banka Yönetim Kurulu üyeleri 26.6.2003'te toptan istifa etmişlerdir. 3.7.2003 tarihinde, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni Bankalar Kanununun 14/3 üncü maddesi gereğince kaldırılmış, 2.7.2003 tarih ve 1078 sayılı kararla, istifa eden yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür yerine BDDK'ca atamalar yapılmıştır Bankalar Kanunu 16'ya göre.

Banka yeni yönetimi, devralmada büyük güçlüklerle karşılaşmıştır. Daha önce Fon tarafından devralınan bankaların hiçbirinde yaşanmamış olaylar tespit edilmiştir. Teknolojik anlamda tüm güçlükler planlı ve kasıtlı olarak önceden hazırlanmıştır. Tüm belgeler, şifre, prosedür, iş akış şeması, fatura, sözleşme ve benzerleri kaybedilmiş veya kaçırılmıştır. Anabankacılık sistemlerine erişilmezlik ortamı bilinçli ve sistematik olarak yerleştirilmiştir.

Bankalar Kanunu, Vergi Usul Kanunu, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde tutulması gereken resmî kayıtlar, defter ve belgeler banka eski yönetimi ve ortaklar tarafından teslim edilmemiştir. Yapılan ihtarlara rağmen bunları teslime hiçbir zaman yanaşmamışlardır.

Bilgisine başvurulmak istenen genel müdürlük yetkilileri, Teftiş Kurulu Başkanı, İçkontrol Müdürü, 6 adet birim müdür ve yardımcısı ile hukuk birimindeki avukatların tamamı istifa etmişlerdir. 3.7.2003 itibariyle istifa eden üst düzey yönetici sayısı 10, bu tarih itibariyle ayrılan toplam personel sayısı 42 olmuş, bu sayı 30.9.2003 tarihi itibariyle 169'a ulaşmıştır.

Bankanın bilgiişlem altyapısı ve otomasyon hizmetleri, Uzan Grubunun sahip olduğu Merkez Yatırım ve Ticaret AŞ tarafından hazırlanmış ve sunulmuştur. Hesaplar merkezde tutulmuştur. Tüm kanunî defter ve hesaplar, damga vergisi defteri hariç, genel müdürlükçe hazırlanıp bilgiişlem ortamında şubelere gönderilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas). “10/127, 10/10,10/11,10/36 ve 10/39 sayılı meclis arşt.önergeleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2003-10-21-10-127-10-10-10-11-10-36-ve-10-39-sayili-meclis-arst-onergeleri-hakki (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
