# Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Adnan Selçuk Mızraklı (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 14 Kasım 2018
- **Gündem:** Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=72764
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/adnan-selcuk-mizrakli-27-2018-11-14-saglikla-ilgili-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik

> Adnan Selçuk Mızraklı (Halkların Demokratik Partisi), 14 Kasım 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 521 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yine, önemli bir yasayı gündemimize almış bulunuyoruz. Daha önce son konuşmalarımızdan bir tanesini evvelki hafta burada, 18.632 polis ve askerin mesleki unvan kullanımlarından silah ruhsatlarının iptaline kadar içeren bir vesileyle yapmıştık. Yani insanlar söz konusu olduğu zaman, onlarla beraber aileler söz konusu olduğu zaman hakikaten hepimizin elimizi vicdanımıza koyarak, eğer bir kişi bile zarar görecekse bundan o minval üzerine çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Şimdi, söz konusu olan bu yasayla normalde sağlıkta şiddetin önlenmesi konusuyken, yasanın bu geliş şekli itibarıyla âdeta sağlık meslek erbabına, başta hekimler olmak üzere, sosyal ve ekonomik şiddeti âdeta getiren bir yasaya dönüşmüş durumda. Bu hâlinden bir an önce çekilmelidir yani başta 5’inci madde, 11’inci madde gibi, 18’inci madde gibi maddelerin sağlıkta yarattığı tahribat göz önünde bulundurularak çekilmelidir.

Şimdi arkadaşlar, ben hekimlik mesleğine girdiğim zaman üniversite sınavlarında Türkiye derecesi yaparak girmiştim. Hacettepe’de okuyordum ve son sınıfa geldiğim zaman Halepçe’ye kimyasal silah atılmıştı. O kimyasal silah atıldığı dönemde Türkiye’de âdeta yer sağır gök bakır olmuştu. Türkiye’nin gazeteleri burnunun dibinde kimyasal silah kullanıldığı zaman âdeta bihaber gibi davranıyordu. Bizler de bölgeden haber alan gençler olarak birçok yere başvuruda bulunuyor ve duyurusunu yapmaya çalışıyorduk. Şimdi ben düşünüyorum, sadece oradaki talihsiz insanlık vahşetini duyurmak için ben o çabaları gösterirken, tıp fakültesini bitirdiğimde demek ki güvenlik soruşturmasına girseydim, benim için de benzeri bir kararı verebilirlerdi. Veya benzeri şekilde burada da ifade edildiği gibi sağdan veya soldan, Türk veya Kürt hiç önemli değil, kim olursa olsun, eğer devletin bu yasal düzenlemelerle yapmış olduğu veya idari tasarruflarından kaynaklı olarak gadre uğruyorsa hepimizin oturup düşünmesi gerekir. Yeni yeni mağduriyetler yaratacak birtakım işlemlerin kesinlikle müsebbibi olmamalıyız. Hani pek kullanmak istemiyorum, buradaki hiç kimsenin inancını da tartışmaya açmak istemiyorum ama kul hakkı yememeliyiz. Yani bu minval üzere, herkesin bu noktadaki tutumu gözden geçirmesi gerekiyor.

Şimdi arkadaşlar, yani, ilk önce problemi ortaya çıkarıyoruz, hani, bir kuyuya taş atıyoruz, akıllı olarak kuyuya taş atıyoruz, bu defa 101 tane akıllı olarak da o kuyudan taşı çıkartamıyor durumundayız şu anda. Yani ortaya bir şey getirdik, bu getirdiğimiz veya yaptığımız bu idari tasarruflar üzerinden ortaya çıkan oldukça sıkıntılı durumlar var ve bunu ayaklarının üzerine tekrar nasıl oturtabiliriz, onun tartışmasını yapıyoruz çünkü mağduriyet yarattıklarını eğer ben biliyorsam siz de haydi haydi biliyorsunuzdur, sonuçlarından hepiniz haberdarsınızdır. Bu minval üzere meseleye yaklaşmak gerektiğini söylüyorum.

Şimdi, benim genç hekim arkadaşım Mustafa atanmamıştı, Diyarbakır’da ve Toptancılar Sitesi’nde minibüste şoförlük yapıyordu ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için, ailesinin umuduydu. Şimdi, dönüp baksak, yani hiçbir hukuki çemberden geçmeksizin bu tür durumları yaratıyorsak eğer hepimiz düşünmek zorundayız. 28 Şubatın o astsubayı vardır meşhur, hepiniz bilirsiniz; atılır, atıldıktan sonra eşine, çocuklarına bile söyleyemez, her gün gider dışarıda çalışır, ta ki matbaada iş buluncaya kadar. Matbaada iş bulduğu gün gider eşine der ki: “Ben işimden atıldım.” Ama her sabah o asker elbiselerini giyip servis saatinde çıkar, gider o güne kadar. Dolayısıyla burada böyle çok, hepimizin vicdanları veya şeye özellikle sanki vurgu yapıyormuş gibi algılanmak da istemiyorum ama herkesin, bu meseleyi masaya yatırdığı zaman, önüne aldığı zaman lütfen buradan çıkacak sonuçları çok iyi düşünmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Mızraklı, buyurun.

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) – Özür diliyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Adnan Selçuk Mızraklı (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır). “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 14 Kasım 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/adnan-selcuk-mizrakli-27-2018-11-14-saglikla-ilgili-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=72764

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
