# Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Afif Demirkıran (AK Parti, Batman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mayıs 2003
- **Gündem:** BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/afif-demirkiran-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi

> Afif Demirkıran (AK Parti), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 1.098 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA AFİF DEMİRKIRAN (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, 135 sıra sayılı, Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Esasen, bu bor enstitüsü ihtiyacı nereden doğmuştur; buna bir bakmamız gerekiyor. Türkiye, sanayileşmede hangi noktadadır; gayri safî millî hâsıla içinde sanayi sektörünün payı eğer halen yüzde 20 ise, Türkiye'nin sanayileşmiş olduğunu iddia etmemiz mümkün değildir; bugüne kadar bunun en azından yüzde 40'lara, yüzde 50'lere çıkmış olması gerekirdi. Madencilik sektörü, hepimizin malumu olduğu gibi, sanayileşmeden, menfi veya müspet, iyi veya kötü, nasibini alan bir sektördür. Eğer sanayimizi geliştirmişsek, madencilik sektörü de ona bağlı olarak gelişecektir. Dolayısıyla, madencilik sektörümüzün de iyi bir noktada olduğunu iddia etmemiz mümkün değil.

Geçmişte, sanayi sektöründe neler yapılmış; sadece teknoloji transferiyle uğraşılmış; araştırma geliştirme, bilimsel ve teknolojik gelişme konularında herhangi bir çaba, herhangi bir gayret gösterilmemiş. Madencilik sektörüne gelince; yapılan yatırımlar içerisinde madencilik sektörünün payı -hep beraber geriye doğru gidelim- 1930'lu yıllarda yüzde 30-40 civarındayken, 1980'li yıllarda bu oran yüzde 2'lere ve bugünlerde de yüzde 1'lere düşmüş durumdadır. Biraz önce de defalarca ifade edildi, madencilik sektörünün gayri safî millî hâsıladan aldığı pay yüzde 1-1,5'ler civarındadır; ancak, bakıyoruz ki, 60'ın üzerinde madenimiz var. Bunların içerisinde bazıları, gerçekten dünya ölçeğindedir; işte, görüşmekte olduğumuz bor, trona, altın ve daha niceleri.

Yalnız, bu madenleri bihakkın değerlendirebiliyor muyuz, ona bakmamız lazım. Otuz senedir Türkiye bir trona sevdası yaşamaktadır. Bir türlü yeryüzüne çıkaramıyoruz; yani, yeraltında olan servet, servet olsa neye yarar, eğer bir katmadeğer oluşturamıyorsak, eğer onu paraya tahvil edemiyorsak ve ne oldu; devlet, üzerine oturdu, bugüne kadar herhangi bir şey yapılmadı. Sabahtan beri bazı sözcü arkadaşlarımızın tenkit ettiği, işte hemen yanı başında, Rio Tinto, kısaltılmış ismiyle RTZ, yani, US Borax'ın sahibi olan şirket, Beypazarı Tronanın hemen yanı başında, Kazan'da çok ciddî araştırmalar yapıyor ve korkarım ki, bir zamanlar Eti Holdingin elinde olan, şimdi Eti Holdingin ortak olduğu bir şirket tarafından aranılan madeni, Eti Holdingden önce çıkaracaktır.

Tronada acaba durum değişik midir? Geçmişe, Osmanlının son dönemlerine, cumhuriyetin ilk dönemlerine gidiyoruz; yabancı sermaye var, Türk şirketleri var, birden fazla şirket var. Oluşan rekabet ortamında, fiyatlar olması gerekenden ucuza; yani, sadece, ham cevher satıldığı için, ihraç edildiği için, rekabet ortamından dolayı, olması gerekenin altında satılıyor; çünkü, Türkiye'deki bor cevherleri, açık ocak işletmeciliğiyle ve çok büyük yataklar şeklinde olduğu için, gerçekten, üretimi ucuzdur.

Bu nedenledir ki, ucuza ihraç edilmiş. Bunu gören devlet, o zamanki şartlarda, doğru bir kararla, 1978 yılında, bütün sahaları Eti Holdinge devretmiş. O zaman için 80 000 000 dolarlık bir ihracat söz konusu veyahut da bir satım söz konusu; ama, bugüne geldiğimizde, halen 220 000 000 dolarlarda dolaşıyoruz. Çok büyük bir ilerleme katettiğimizi iddia edemeyiz. Esasen, bunun sebeplerine bakmamız lazım. Ham cevher olarak, halen Eti Holding 900 000 ton ham cevher satıyor ise ve sadece ve sadece 350 000 ton rafine cevher satıyor ise, bununla, dünya pazarında arzu ettiğimiz noktayı yakalayabilmemiz mümkün değildir. Esasen, dünya pazarı da öyle çok büyük bir pazar değildir şu anda; 1,2 milyar dolar. Öğlenden beri defalarca söylendi burada. 1,2 milyar dolarlık bir pazar var, bir rafine bor pazarı var. Uç üründen önceki pazardan bahsediyorum, bizatihî bordan bahsediyorum. Bunun içinde Türkiye'nin, rafine ürün satışı az olduğu için, almış olduğu pay yüzde 20'ler civarında. İşte, 220 000 000-240 000 000 dolar; ama, buna mukabil, US Borax bu pazardan yüzde 67-70 civarında pay alıyor; çünkü, 1 300 000ton rafine ürün satıyor. Ancak, üretime baktığımız zaman, miktar olarak pazara baktığımız zaman, bizimki yüzde 31-32, US Boraxın yüzde 38-39; birbirine çok yakın değerler. Biz rafine ederek satamadığımız için düşük kalıyoruz. Ha, Eti Holding bunun farkında. Önce 800 000 tona çıkaracak, daha sonra 1 200 000 tona çıkarmak üzere bir çalışma içinde. Fakat, biz, diyelim ki bu pazarımızı yüzde 20'den yüzde 50'ye çıkardık; ne kadar gelir elde edeceğiz; 600 000 0000 dolar. Çok mu büyük bir rakamdır; hayır. O zaman ne yapılması gerekir; uç ürüne mutlaka gidilmesi gerekir. İşte bu enstitü bu amaçla kurulmaktadır ve hangi kaynağa bakarsanız bakın, hangi ilin erbabının makalelerine bakarsanız bakın, hangi tebliğ, konferans vesaireye bakarsanız bakın, mutlaka bir enstitünün, bir araştırma kurumunun, bir şekilde bir ar-ge faaliyetinin oluşması gerektiği vurgulanmıştır. İşte bugün o gündür ve hükümetimizin Parlamentomuza getirmiş olduğu ve Parlamentomuzun da tasvibiyle kanunlaşacak olan bu tasarıyla, bunun ilk adımı atılmaktadır; çünkü, uç ürün pazarı için -çok değişik iddialar olmakla beraber- Sayın Komisyon Başkanı 30-40 milyar dolar dedi. Bazı kaynaklarda böyle görünüyor. Bir başka sayın konuşmacı 1 trilyon dedi; bunu da iddia edenler var; ama, 100 milyar dolar gibi bir rakamdan da bahsedersek ve bunun içerisinden de, gerçekten, Türkiye, arzu edilen payı alabilirse, biz, işte o zaman, gerçekten, evet, bor mineral cevherimiz vardır ve bu bor cevherimiz, ekonomimizin geleceği için önemlidir, çocuklarımızın geleceği için önemlidir diyebilecek durumda oluruz. Aksi takdirde, bu araştırma...

Buna bir başlangıç çok önemlidir ve gerçekten kutlamak gerekir. Bu kanun tasarısı, buraya gelinceye kadar, iddia edildiğinin tam aksine, hemen hemen toplumun bütün katmanlarınca irdelenmiştir, görüşülmüştür. Hele hele, Eti Holdingin, herhalde, bu kanun tasarısıyla ilgili çalışma yapılırken, belki hiçbir uzmanı da yoktur. Sayın Genel Müdür de buradadır; dolayısıyla, o iddia da, bence, çok fazla ciddiye alınmaması gereken bir iddiadır.

Sonuç itibariyle, bu enstitünün kuruluşu bir organizasyondur; amaçları belirlenmiştir...

GÜROL ERGİN (Muğla) - Niye ciddiye alınmıyor?!

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) - Özür diliyorum; yani, yanlış anlaşılmak da istemiyorum, burada herhangi bir polemik de yaratmak istemiyorum. Kelimede sürçülisan olmuşsa özür diliyorum; polemiğe girmek istemiyorum.

Yalnız, amaçlar burada belirlenmiştir; kalkınma plan ve programları doğrultusunda çalışmalar yapacaktır ve sürekli ve süreli insanlar çalıştırılacaktır ve esasen doğrudur da; çünkü, proje bazında, ilgili uzmanı getirip istihdam etmeniz, o projenin selameti açısından çok çok önemlidir; bu, yerli olabilir, yabancı olabilir.

Değerli arkadaşlarım, bir şey daha ifade edeyim. Yabancı sermayeden de o kadar çok fazla ürkmememiz lazım. Bakın, hemen bunun akabinde, belki bugün, belki önümüzdeki hafta içerisinde, yabancı yatırımları teşvikle ilgili kanunu görüşeceğiz. Biz, Türkiye'de, gerçekten, yerli sermaye ile yabancı sermayenin eşit ve eşdeş şartlarda olmasını istiyoruz; ancak, tabiî ki, ulusal çıkarlarımızı mutlaka koruyacağız. Biz bunu koruyalım, biz bunun bilincinde olalım; o zaman, sermayenin yerlisi veyahut da yabancısı olmaz.

Evet, doğrudur; bizim bor yataklarımızın ömrü, bugünkü tüketimle dörtyüz yıl yetecek kadardır.

Sadece bir şey daha düzelteyim; değişik konuşmacılar, değişik bazı değerler verdiler. Tuvenan cevher -ham cevher- dünyada 3,5 milyar tondur; Türkiye'de 2 milyar ton civarındadır veya aşkındır. B2O3 bazında konuştuğumuz zaman, bunun dünyadaki miktarı 1 milyar ton civarındadır ve Türkiye'de de, işte, bunun yüzde 63'ü, 64'ü civarındadır; sadece bunu düzelteyim dedim. Ancak, US Boraxa karşı çok ciddî bir şansımız var. Biraz önce ifade ettim; biz açık ocak işletmeciliği yapıyoruz ve bizim yataklarımız gerçekten geniş ve büyüktür. Ancak, US Borax, ağırlıklı olarak yeraltında çalışmaktadır ve daha da derine gittikçe, üretim maliyeti artacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

---

**Kaynak gösterme:** Afif Demirkıran (AK Parti, Batman). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/afif-demirkiran-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
