# Nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun (s.s.:1360)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Afif Demirkıran (AK Parti, Batman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mayıs 2007
- **Gündem:** NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:1360)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b103/tbmm221561030427.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/afif-demirkiran-22-2007-05-08-nukleer-guc-santrallerinin-kurulmasi-ve-isletilmesi-ile-enerji-satisin-2

> Afif Demirkıran (AK Parti), 8 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:1360)); konuşma 730 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AFİF DEMİRKIRAN (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce, bir arkadaşımız "Nükleer santrali tek çözüm olarak almamak lazım." dedi. Evet, nükleer santral tek çözüm değil, çözümlerden biridir. Sadece Türkiye'de değil, dünyada da çözümlerden biridir. Daha önceki konuşmamda... Özellikle petrol ve doğal gazı olmayan ülkeler nükleere daha çok sarılmışlardır. Zaten petrolün mevcut rezervine baktığımız zaman -140 milyar ton rezervi var- yıllık tüketime böldüğümüz zaman kırk küsur yıllık bir rezervi var petrolün. Doğal gazın da altmış küsur yıllık bir rezervi var ve gittikçe, yıllar ilerledikçe bu rezervlerin -eğer yeni rezervler tespit edilmediği takdirde- tükeniyor olduğunu göreceğiz. Daha önce yine bu kürsüden ifade edildi veyahut da sıralardan ifade edildi 1973 petrol krizi, korkarım ki tekrar böyle bir petrol kriziyle karşı karşıya geldiğimiz zaman ah vah edip, niçin nükleer santrallerimizi kurmadık, niçin nükleer enerjiden istifade etmedik diyeceğiz. O noktaya gelmemek için, işte bugün o gündür ve nükleer santrali hep beraber bu Parlamentodan kanunu çıkarmamız lazım.

Niçin peki kanun olarak getiriyoruz? Çünkü, 2001 yılında çıkardığımız Elektrik Piyasası Ka- nunu'na göre, elektriği satın alma imkânı, kamu kuruluşları tarafından, sadece bir yıllık için mümkündür ve böyle olunca da nükleer santraller de ilk yatırım maliyetleri yüksek olan santrallerdir. Dolayısıyla, buraları finanse edebilmek için, bir şekilde, elektriğinin kamu veyahut da oluşacak olan perakende ve toptan elektrik ticaret şirketleri tarafından satın alınması gerekir. Onun için, kanuni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır ve kamunun da -eğer özel sektör yeteri kadar ilgi göstermezse- santral kurabilmesi için yine kanuni düzenlemeye ihtiyaç var. Çünkü, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanu- nu'na göre, artık kamu bir şekilde üretim yapamayacak. Dolayısıyla, böyle bir düzenlemeyle, onun da önünü açmış oluyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, ta 1956 yılından beri nükleer enerjiyle aşinalık oluşturmuştur. Birinci Cenevre Konferansı -ki, bu, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasına yönelik bir konferans- o Konferansı hemen takiben Türkiye'de Atom Enerjisi Komisyonu kurulmuştur ve ondan sonraki dönemlerde de önce, Çekmece'de 1 megavatlık bir reaktör devreye girmiştir ve daha sonra da ticari olarak elektrik üretimi için de ta 1970'lerden itibaren çalışmalar başlamıştır. Özellikle kamu tarafından ve TEK kurulduktan sonra özellikle bu çalışmalar daha fazla yoğunlaşmıştır. 70'lerdeki ilk çalışma, çeşitli sebeplerden, burada detayına girmek istemiyorum, tam gerçekleştirilememiştir. 80'lerde de rahmetli Özal, yap-işlet-devret modeline dönüştürmek istediği için, finansman temin edilememiştir. 90'larda da aslında çok güzel bir ihale yapıldı, bütün firmalar girdi, çok büyük bir rekabet vardı, iyi de bir fiyat alınmıştı. Ancak, 2000'lerde, o zamanki hükümetler, pahalıdır ve o zamanki Türkiye'nin belki ekonomik şartları elvermediği için, maalesef, o zaman da iptal edildi.

İşte, bugün, eğer biz, bu Parlamentodan bu kanunu geçirir isek, inşallah, önümüzdeki yıllarda çocuklarımıza çok daha güzel bir ülke bırakmış olacağız. Çünkü, Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla ve jeopolitik konumu itibarıyla baktığımızda, enerji noktainazarından baktığımızda, enerji zengini ülkeler ile enerji tüketen ülkeler arasında bir köprü vaziyetindedir. Bu Hükümetimiz bunu çok iyi bir şekilde kullanmakta, sadece transit bir ülke değil, aynı zamanda enerjinin ticaretinin, petrolün ve doğal gazın ticaretinin yapıldığı bir terminal şekline dönüştürülmüştür, çeşitli doğal gaz ve petrol boru hatları ve Ceyhan'daki terminal vasıtasıyla. Detaylara girmeyeceğim, belki daha sonraki bir aşamada, ancak, nükleer söz konusu olduğu zaman, Sayın Bakan biraz önce harita gösterdi, etrafımızda Romanya'da var, Bulgaristan'da var, İran'da kuruluyor, Ermenistan'da var ve bunların çoğu Rus teknolojisine, Çernobil gibi bir teknolojiye, daha gerice bir teknolojiye mensup olan santrallerdir. Dolayısıyla, risk olarak olaya baktığımız zaman -ki, yeni teknolojilerin herhangi bir risk taşımadığını hepimiz çok iyi biliyoruz- risk olarak baktığımız zaman, Türkiye risk altındadır, tehdit altındadır. Dolayısıyla, külfetini taşıyor Türkiye. Madem külfetini taşıyor, o zaman niçin nimetinden istifade etmeyelim? Niçin kendimiz de santralimizi kurup daha ucuza enerji üretmeyelim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Demirkıran.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) - Bir cümleyle toparlayacağım Sayın Başkan.

Bakın, değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği, bu yıl içinde, daha bir iki ay önce yeni bir enerji politikası yayınladı ve burada diyor ki: "Üye ülkeler nükleer enerji kurup kurmamakta serbesttirler." Esasında, Avrupa'da nükleer enerji niçin eskiden olduğu gibi -mesela, Fransa yüzde 70, Belçika yüzde 47 ve birçok ülke yüksek derecede nükleer enerjiden istifade ediyorlar- daha fazla kurulmuyor? Çünkü, artık, bir doygunluğa gelmiş, doygunluğa gelinmiş olduğu için, fazla bir ihtiyaç olmadığı için, ama, buna rağmen, sera gazı salınımı yüksek olan ülkeler, bunu zaman içinde indirmek mecburiyetindedirler. 2020'ye kadar, 1990 yılının yüzde 20 altına düşürmek mecburiyetindedir Avrupa Birliği toplam sera gazı salınımını, karbondioksit salınımını, kükürtdioksit salınımını. Dolayısıyla, sera gazı salınımı yüksek olan ülkelerin nükleer santral kurmaları bilakis teşvik edilmektedir.

Ben burada sözlerimi toparlıyorum, daha sonraki maddelerde tekrar sizlerle beraber olmak ümidiyle tekrar saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Afif Demirkıran (AK Parti, Batman). “Nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun (s.s.:1360)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/afif-demirkiran-22-2007-05-08-nukleer-guc-santrallerinin-kurulmasi-ve-isletilmesi-ile-enerji-satisin-2 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b103/tbmm221561030427.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
