# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ağah Kafkas (AK Parti, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 21 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/agah-kafkas-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Ağah Kafkas (AK Parti), 21 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 932 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin çerçeve 7’nci maddesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere Anayasa’mızın 54’üncü maddesi, toplu iş sözleşmesi yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde grev ve lokavt işleminin nasıl yapılacağını düzenleyen bir maddedir ve bu maddeyi incelediğimiz zaman, 12 Eylül Anayasası’nın bir darbe Anayasa’sı, bir korku Anayasa’sı, bir ötekileştirme Anayasa’sı felsefesini de ortaya koyan somut verileri önümüze koymaktadır.

Bu düzenlemeyle yaptığımız iki tane önemli husus vardır: Bir tanesi, üçüncü fıkranın madde metninden çıkarılmasıdır. Bu fıkrada ne diyoruz: “Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur.” Çıkardığımız bu fıkrayı irdelediğimiz zaman, peşinen, baskıcı rejim, baskıcı yönetim, sendikaları, potansiyel suç örgütleri, potansiyel sermaye düşmanları ve iş yerini tahrip eden insanlar; çalışanları da direkt sermaye düşmanı ve güvenilmeyen insanlar kategorisine koymaktadır. Oysaki biz biliriz, emek dünyasından geliyoruz, tezgâhtan geliyoruz. Tezgâhı en çok seven o tezgâhta çalışan insandır.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Emek dünyasında tezgâh olmaz.

AGÂH KAFKAS (Devamla) - Fabrikadaki en çok fabrikayı seven o fabrikada ekmek yiyen insandır ve bugüne kadar Türk işçisi hiç kimseyi, hiçbir iş yerini, işini ve tezgâhını tahrip etmemiştir. O nedenle, burada bu maddeyi koyan zihniyet, peşinen sendikaların grev yapmasını önlemek amacıyla koymuştur yani caydırıcı bir unsur olarak. “Aman greve gitmeyin; greve giderseniz sorumluluklar altına girersiniz, sıkıntıya girersiniz; onun için grev yapmayın, hak aramayın, hak arama mücadelesine katılmayın.” demektedir bu madde. Oysaki maddenin özüne baktığınız zaman, Türkiye sendikal hareketi, işçileri temsil eden emek örgütleridir, iş yeri düşmanı değildir. Çalışma hayatındaki diyalog mekanizmasına baktığınız zaman da bugün dünyaya örnek olacak nitelikte gerçekten işçi-işveren arasındaki o sosyal diyalog ve uzlaşı kültürü Türkiye’de olabildiğine gelişmiştir. Buradaki bu potansiyel suçlu, güvensiz, tehdit içeren ve grev uygulamayı zorlaştıran bu madde hükmü ortadan kaldırılacak. Birileri şunu söyleyebilir, burada sendikanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayı işçilere yüklüyormuş gibi birileri istismar edebilir. Asla böyle bir şey yok. Çünkü biz hayatın içerisinden bilen insanlarız ki bugüne kadar tezgâhını, kendi çalıştığı tezgâhını tahrip eden işçiye biz rastlamadık. Cezaların şahsiliği esastır. Eğer böyle bir suç varsa, kim yapmışsa o yapar. Ama ben bugüne kadar hiçbir emekçinin çalıştığı iş yerini ya da tezgâhını tahrip ettiğine tanık olmadım ve bu önce insanımıza güvenmek zorundayız ve buradaki yapılmaya çalışılan da budur.

Yine bir başka çok önemli bir düzenleme yapıyoruz, yedinci fıkrayı madde metninden çıkarırken. Bu da ilk defa cumhuriyet tarihimizde, hükûmet edenler kendisine karşı mücadele etme ihtimali olan hiç kimsenin hakkını genişletmemişlerdir. Cumhuriyet tarihimizde böyle bir gelenek yoktur yani karşısında mücadele edeceklerin haklarını kısıtlayarak kendisiyle mücadele etmelerini önlemek refleksimiz vardır ki, bu darbe anayasalarında da bunu çok somut bir şekilde görüyoruz. Burada da diyor ki: “Siyasî amaçlı grev, lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.”

Şimdi, bir işçinin emek arama mücadelesi sendika aracılığıyla yapılmaktadır ve sendikaların, emek mücadelesini verirken, hak arama mücadelesini verirken en son kullanmak zorunda kaldıkları grevdir. Ondan önce çeşitli etkinliklerle seslerini duyurarak yani işi yavaşlatabilirsiniz, genel direniş yapabilirsiniz, verimi düşürme girişiminde bulunursunuz yani “Ben hakkımı istiyorum.” mesajını… Grev, nihayet son merhaledeki yapacağınız mücadeleden önceki kullanacağınız bütün aşamaları peşinen yasaklamış bir anlayış var. “Siyasal amaçla grev yapamaz.” deniliyor. Türkiye'deki ve dünyadaki bütün emekçiler bilir ki ne kadar demokrasi o kadar ekmektir. Onun için de demokrasinin gelişmesi noktasında emek mücadelesinin demokrasiyle örtüşüp Türkiye'nin demokratikleşmesine katkı vermesinin önünü kesmek açısından düzenlenmiş bir hükümdür.

O nedenle, bu iki tane düzenlemenin, bu geri, ötekileştirici, köhne anlayışın Anayasa’dan çıkarılması gerçekten çok özgürlükçü, demokrat, sivil bir yaklaşım tarzıdır. Ben bu nedenle, gerçekten, bu düzenlemeyi alkışlıyorum, emeği geçenleri kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, yine burada konuşulanlardan birkaç şeyin daha altını çizmek istiyorum. Kamu sendikalarına toplu iş sözleşmesi hakkı verilmiş olmasının burada küçümseniyor olmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Bugüne kadar kamu sendikalarımız sadece toplu görüşme yapıp ve Uyuşmazlık Kuruluna giden metinleri Bakanlar Kurulunun nihai karar verdiği, sadece temenni mahiyetinde olan sendikal yapılanmayı ilk defa toplu sözleşme kimliğine büründürerek sendikalarımızı işlevsel hâle getirmekteyiz ki bu, çok ileri bir adımdır, kamu çalışanlarının, kamu sendikalarının çok önemli bir kazanımıdır.

“Efendim, grevsiz bu hak olmaz.” Ya biz, bu Anayasa’da kamu çalışanlarına grev yasağı, kesinlikle grev hakkı verilemez ya da yasak diye bir şey koymadık ki. Bu, yasayla düzenlenecek bir iştir. Tümüyle kamu çalışanlarının çalışma düzenleri, toplu sözleşme yapma hakları ve toplu sözleşmenin sonuncundaki hak arama mücadelelerinin yöntemleri bu Anayasa üzerinden çıkarılacak yasalarla bellidir. Şimdi, biz, sosyal taraflarla 2821 ve 2822 sayılı kanunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Şimdi, bu Anayasa’daki yapılan değişiklikler, 2821 ve 2822’deki çalışmalarda da, kamu sendikalarında yapılacak düzenlemelerde de, sosyal taraflarla yapacağımız çalışmalarda da bizim önümüzü açacak ve daha özgür bir iklimi sağlayacak ortamdır diye düşünüyorum. Türkiye’de kamu emekçilerinin de grev hakkını kazanmasının teminatı AK PARTİ’dir ve inşallah, bunu da bizim gerçekleştireceğimizi umuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, yine, burada, âdeta, yapılan bu çok ileri düzenlemelerle ilgili “ti”ye alan, küçümseyen, aşağılayan anlayışları gördük. Kendince fıkra anlatılıp burada “İşte, vay efendim padişahımızın dediği doğrudur. İkinci fıkrada onun dediği olur yoksa ihtilaf halinde birinci madde uygulanır, böyle kurullar oluşturulacak…”

Şimdi, arkadaşlar, gerçekten okumamız lazım, buraya çıkıp söylerken ağzımız ile kulağımız arasındaki mesafeyi iyi tahlil ediyor olmamız lazım. Şimdi, biz burada bakıyoruz, şu anda kamu çalışanlarının Uzlaşma Komisyonunda ne yapmışız, kim var? Yüksek yargıdan Yargıtayın 9. Dairesinin Başkanı bu Komisyonun Başkanı. Kim var başka? YÖK’ten 4 öğretim üyesi. Bu öğretim üyeleri kim? 1 tanesi çalışma ekonomisinden, 1 tanesi iş hukukçusu, 1 diğeri idare hukukçusu, 1 tanesi maliye hukukçusundan oluşan öğretim üyelerinin oturduğu bir kuruluş. Demek ki padişah anlayışı… Bu kafanızdaki, kafalarımızdaki bu geçmişteki gelen padişah anlayışlarından kurtulup kafalarımızı, beyinlerimizi özgürleştirmemiz lazım. Beyinlerimizi özgürleştirmemiz lazım, demokratikleştirmemiz lazım.

---

**Kaynak gösterme:** Ağah Kafkas (AK Parti, Çorum). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/agah-kafkas-23-2010-04-21-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
