# Mehmet akif ersoy'un vefatının yıldönümü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Çağlayan (AK Parti, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2006
- **Gündem:** MEHMET AKİF ERSOY'UN VEFATININ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b044/tbmm221430440008.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-caglayan-22-2006-12-26-mehmet-akif-ersoy-un-vefatinin-yildonumu-munasebetiyle

> Ahmet Çağlayan (AK Parti), 26 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MEHMET AKİF ERSOY'UN VEFATININ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 708 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AHMET ÇAĞLAYAN (Uşak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 70'inci yılında görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul'da doğdu, 27 Aralık 1936'da yine İstanbul'da vefat etti. Sözü ile özü birbirine uyan, gençliğimize örnek olabilecek abide şahsiyetlerimizden birisi de Mehmet Âkiftir. Altmış üç yıllık ömrünü bir destan gibi yaşadı. En insafsız muhaliflerince bile alkışlandı. Şair, edebiyatçı, devlet memuru, politikacı, fen adamı, gazeteci ve eğitimci olarak millete unutulmaz hizmetler verdi. Bağımsızlık, istiklal, hürriyet tartışılmazlarındandır. Milletine borçlu ve hayrandır. Millî birlik ve beraberlik en çok arzuladığı idealidir. Gelecekten ümit kesmek onun için kabul edilmezdir, ona göre alçakça bir ölümdür ve bunu veciz bir şekilde.

"Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak,

Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak." diye ifade edecektir.

Kurtuluş Savaşı'nın en ümitsiz günlerinde Mustafa Kemal'in önderliğindeki mücadele için Anadolu'ya geçmiş, sadece milletle birlikte savaşa katılmakla kalmamış, köy köy, kent kent dolaşarak halkı savaşa teşvik etmiş, isyanların bastırılmasına katılmış, esaretin korkunç akıbetini anlatmış, bağımsızlık için verilen savaşa herkesin katılmasını sağlamaya çalışmıştır.

O "Sahipsiz bir memleketin batması haktır./Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır." diye düşüncelerini dile getirmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Birinci Büyük Millet Meclisinde Burdur Milletvekili olarak görev yaptı. İstiklal Marşı için yarışma açıldı. 724 şiir katıldı, hiçbiri istenilen nitelikte bulunmadı. Akif, ödül var diye yarışmaya katılmamıştı. Kendisine Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver rica etti. Ancak, bu işi milletine parayla yapamayacağını söyleyip, teklifi geri çevirdi. Ödül meselesine bir şekilde çare bulunacağı teminatı üzerine yazdığı şiir Mecliste dört defa okunup, ayakta alkışlandı. Alkışlarla Meclis inlerken, Mehmet Akif mahcup olmuştu. O, milleti için yaptığı bir işte alkışlarla gurur duyma cüretini bile kendisine çok gören birisiydi. Şiiri 12 Mart 1921'de Meclis tarafından Millî Marş olarak kabul edildi. Ödülü kabul etmemesi bazılarınca tuhaf karşılanmışsa da, giyecek paltosu dahi yokken İstiklal Marşı'nı milletimize, ödülünü de kahraman ordumuza hediye etti. Onun sorumluluk duygusu şöyleydi:

"Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için çifte yerim, kamçı yerim!

Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! "diye... (AK Parti sıralarından alkışlar)... sorumluluk duygusunun büyüklüğünü ifade eder.

"Kocakarı ile Ömer" isimli manzum hikâyesinde anne rolünde kadının çocukları aç, kendisi çaresizdir. "Ömer'e söyleseydin." denildiğinde, çaresiz de olsa halkın onurunu Kocakarının ağzından öyle güzel ifade eder ki:

"Gidip de söyleyeyim ha! Dilencilik yapamam.

Ömer de kim? Benim ondan kerîm adamdı babam." diyecektir.

İdarecilerin sorumluluğunu da, yine, en güzel şekliyle ifade eder:

"Kenarı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu,

Gelir de adli ilahî sorar Ömer'den onu."

Ümidimizin, imanımızın, çilemizin, vatanseverliğimizin, hürriyet aşkımızın şairidir Akif. Hürriyete ve istiklale vurgundur. Bunu, İstiklal Marşı'nda şu dörtlüklerle dile getirir:

"Ben, ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."

Ayrıca, vatanı, onun en büyük fedakârlık yapılacak, yine, değerlerindendir:

"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hûda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda." diye bu duygusunu dile getirir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Konuşmanızı tamamlayın efendim.

AHMET ÇAĞLAYAN (Devamla) - Cumhuriyet tarihimizde taassuba, cehalete, köksüzlüğe baş kaldırmıştır. Ona göre, eski, eski olduğu için atılmaz, zararlı ve faydasız olduğu için atılır; yeni de, yeni olduğu için alınmaz, doğru ve güzel ise alınır.

Değerli milletvekilleri, o, milletin bütünlüğüne, bunu bozan atalete, tembelliğe, iç çekişme, sen-ben kavgalarına da karşıdır:

"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez.

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez." diye duygusunu ifade eder.

Kişinin tüketici değil, üretici olması gerektiğini söyler:

"Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası." der.

Akif hasta yatağındadır. Ziyaretçilerin konuşmaları esnasında söz İstiklal Marşı'na gelir. "Yeniden yazılsa." denilir. O, bitkin yatağında doğrulur: "Allah bir daha bu millete istiklal marşı yaz- dırmasın." der; çünkü, istiklalin ve bağımsızlığın ne bedeller, ne sıkıntılar çekilerek kazanıldığını yaşamıştır. Şehitleri, gazileri, yetimleri, öksüzleri, dulları, evladını kaybetmiş dedelerin, ninelerin, ana ve bacıların onlarla birlikte acılarını yaşamıştır. Onun için, Allah böyle acı günleri bir daha göstermesin demek istemektedir. Hayatı vatan ve millet sevgisinin, bağımsızlık ve hürriyet aşkının, milleti için fedakârlığın örneği olan İstiklal Marşı şairimizi ölümünün 70'inci yılında rahmet ve minnetle anıyorum, Allah gani gani rahmet eylesin.

Onun gibi nice millet, memleket sevdalılarını, şehitleri ve gazileri de rahmetle ve minnetle anıyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Çağlayan (AK Parti, Uşak). “Mehmet akif ersoy'un vefatının yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-caglayan-22-2006-12-26-mehmet-akif-ersoy-un-vefatinin-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b044/tbmm221430440008.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
