# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Duran Bulut (MHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mart 2010
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-duran-bulut-23-2010-03-31-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-3

> Ahmet Duran Bulut (MHP), 31 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 895 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk-Alman Üniversitesi kurulmasıyla ilgili Hükûmetin getirmiş olduğu kanun tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor; bir yabancı ülke kendi adıyla Türk Hükûmetiyle ortaklaşa bir üniversite kuruyor. Üniversite kurulması tabii çok önemli, bir ülkenin kalkınmasının önemli göstergelerinden biri. Türkiye’de 45’i vakıf, 94’ü devlet olmak üzere 139 üniversite ile biz hizmet vermekteyiz. Bu üniversite kurulduğunda 140 üniversitemiz olmuş olacak.

Öğrencilerimizin yüzde 85 dışarıda kalıyor, yüzde 15’i üniversiteye girebiliyor. Bu giren öğrencilerimiz YÖK tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda bir planlama yapılmadığı için, gelişigüzel, genelde vakıf üniversiteleri kolaylarına gelen bölümleri açarak okullara öğrenci almaktadırlar. Alınan bu öğrenciler okullarını bitirdiklerinde ülkenin gerçekleriyle yüz yüze geliyorlar. Birçoğu iyi yetişemediği için, birçoğu yabancı dil bilmediği için Türkiye’de iş imkânı bulamıyorlar. Eğitim fakültelerinden mezun 300 binin üzerinde öğretmen adayımız bugün işsiz ise bu yapılan çok yanlış bir eğitim politikası neticesindedir. Türkiye’de böyle bir eğitim planlaması yapılmamıştır. Değerli milletvekilleri konuşmalarında, sanayinin, ekonominin ihtiyacı olan ara insan yetiştirilmesi konusunda mesleki ve teknik okullara yeterince ağırlık verilmediğini ifade ettiler. Bu, ülkenin bir gerçeğidir.

Tabii, üniversite kurulurken bu üniversitenin merkezi olarak İstanbul’un seçilmesi yine ayrıca düşündürücü. Niçin bu üniversite Siirt’te açılmıyor? Niçin bu üniversiteyi Çorum’a kurmuyoruz? Neden İstanbul? İstanbul üzerinde birtakım oyunlar dönüyor, oynanıyor.

Size bir konudan bahsetmek istiyorum sayın milletvekilleri: İngiliz “Ottoman Finance Company”nin kurduğu “Osmanlı Yapı” adlı şirket 120 milyon dolar vererek, İstanbul’un Riva bölgesinde, sahibi olan Celaloğlu ailesinden 1 milyon metrekare arazi almıştır. Bu araziyi Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmadan, Osmanlının son dönemlerinde, o dar dönemlerimizde yine İngilizler istemiş fakat istekleri reddedilmiştir. Şimdi, bu arazinin sahibi oldular. Bu arazinin Boğaz’daki sahili, Kilyos sahilleri çıkartma için çok elverişli, müsait, stratejik bir yerdir. Bunun karşı tarafını da, hazine arazilerini adım adım, parça parça İsraillilerin aldığı iddia edilmekte. Aylar önce Hükûmete verdiğim soruya bugüne kadar bu konularda da cevap almış bulunmamaktayım.

ABD’nin yine İstanbul’daki büyükelçilik statüsünde Balkanları, Kafkasları, Karadeniz’i izleyen, gözleyen ve bu güçlerin oralarda koloniler kurmak adına yaptıkları, Millî Savunma Bakanlığımızın, devletimizin hiç mi dikkat etmediği ama adım adım birtakım şeylerin yapıldığı gerçeğini de yine soru olarak sordum, buna da bir cevap alamadım.

İlla bu bölgede, İstanbul’da, Boğaz’a nazır… “Fransızlara veriyorsunuz da bize neden vermiyorsunuz?” bakışıyla, mantalitesiyle bu üniversiteye biz yer veriyoruz. Demin Sayın Bakana sordum: Böyle bir üniversitenin kuruluşunu biz mi talep ettik yoksa Almanlar mı bize bunu teklif ettiler? Yer bizim, bina bizim, maaşını biz veriyoruz, adı Alman’ın oluyor. Sizler güya ticareti iyi bilirsiniz, böyle bir ortaklık olur mu değerli milletvekilleri? Ama nedense -hâlâ cevabını bulabilmiş değilim- Merkel’in Türkiye’ye gelişine rast getirilen bu kanun tasarısı, sanki Merkel’in “Siz kendi vatandaşlarınızın soyulmasına, dolandırılmasına engel olamıyorsunuz ama biz, bizim ülkemizdeki Türklerin soyulmasına mâni olmak için açmış olduğumuz mahkemeler dolayısıyla Türkiye’de bu işe karışanların ifadesini almak istedik, siz kabul etmediniz.” anlamında Deniz Feneri gündeme gelir de son günlerde kamuoyunu oluşturan AKP Anayasası gölgede kalır düşüncesiyle, Merkel’e bir jest olsun amacıyla mı bu tasarı getirildi diye düşünmeden de edemiyorum.

Bir üniversitenin dilinin yabancı dilde olması, bu üniversitenin Almanca olması, bu da ayrıca manidar. Türkçe dili, nüfus itibarıyla dünyada en yaygın dillerden biridir, dilimizin farkına varmamaktayız. Tarihçi Hamilton “Viyana’dan Kore’ye kadar gidecek olursanız anlaşabilmeniz için Türkçe yeterlidir.” demektedir ama biz bu topraklarda Türkçe diline devlet olarak, hükûmetler olarak gereken özeni gösteremediğimiz için, ülkemizin bazı bölgelerine gidip yerleşen Türk boyundan, Türk soyundan, obalardan insanlarımız bile Türkçeyi unutmuş, yerel dillerle bugün konuşur hâle gelmişlerdir.

Bu yabancı dilde eğitim gören gençler o dilin, o ülkenin, o kültürün mantalitesine sahip olurlar. Yani Saint Joseph, Saint Benoit, Robert mezunları bu okulları bitirdikten sonra o ülkelerin üniversitelerine giderler. Ondan sonra o çocukların buralara geldiğini, kendi rızalarıyla geldiklerini düşünmeyin lütfen. Geliyorlarsa siyasete gelirler, siyasette en üste gelirler, bakan olurlar, genel başkan olurlar, bir yerlere getirilirler; iş adamı olurlar, büyük firmaların distribütörü olurlar, yolları açılır ama bizim, kendi insanımızın, kendi gençlerimizin önünü açmak adına millî politikalardan vazgeçmememiz gerekmektedir. Bu anlamda, bu okullarda acaba takip ediyor muyuz Türk millî eğitiminin amaçladığı insan tipi yetiştiriliyor mu? Buralara dikkat ediyor muyuz?

Almanya gibi birçok güçlü ülkeler nüfuz alanlarını genişletmeye çalışıyorlar; Almanya Kanada’ya göçmen gönderiyor, Almanya Güney Afrika’ya göçmen gönderiyor, onları finanse ediyor, oradaki kolonilerini genişletmeye çalışıyor. Türkiye’de bu üniversiteyi kurdururken biz Almanlara 3,5 milyon Türk’ün yaşadığı, 1 milyona yakın öğrencinin bulunduğu Almanya’da niçin bir Türk üniversitesinin kurulması için karşılıklılık anlamında diretmiyoruz da teslim oluyoruz? Neden? Eksiğimiz nedir bunlardan? Parasını mı veriyorlar, masrafını mı çekiyorlar? Hayır. Ülkemin en güzel yerlerine, ormanları da keserek, çevreyi de katlederek Almanların dilinde yayın yapacak, eğitim yapacak, çıkan öğrencilerin de Almanya’ya gidip beyin göçü olmasını sağlayıp oralara götürmesini sağlayacağız.

Türk dünyası değerli milletvekilleri, Almanya’nın pazarıdır. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmimizde de büyük adaletsizlik vardır. 300 ton biz Almanya’dan altın alıyoruz. Türkiye 10 ton altın üretiyor. Türkiye, Almanya’nın altın pazarı. Türkiye’de hani altın olayları oluyor ya, birileri çıkıyor: “Kazmayın, altın çıkarmayın...” Bütün bunların arkasında bu ticari ilişkiler yatıyor. Bu anlamda pazarı kaybetmemeye, yerli iş birlikçi, taşeron güçler bulmaya çalışıyorlar. Titreyip kendimize dönmek, kaynaklarımızın farkına varmak…

Okulları açarken “açtık, bir müdür, bir mühür…” Böyle ne okul ne üniversite olur değerli milletvekilleri. Anadolu’nun birçok yerine üniversiteler açtık. Dünyada ilk 500’ün içerisinde bir tek üniversitemiz yok. Kaliteyi görünüz. Bu, bizim akademisyenlerimizin beceriksizliğinden, yeteneksizliğinden değil. Bu akademisyenlerimiz kendilerinin gelişmesi, eğitimleri açısından yeterli şartlara sahip değiller. Demin değerli bir milletvekilimiz aldığı maaşları söyledi üniversite hocalarının, profesörlerin. Kıdemli profesörün dışında olanlar yoksulluk sınırının altında maaş almaktadırlar. Bu şartlar içerisinde akademik eğitimlerini nasıl yapabilirler?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Duran Bulut (MHP, Balıkesir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-duran-bulut-23-2010-03-31-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
