# Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti, Kırklareli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 27 Mayıs 2003
- **Gündem:** ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-gokhan-saricam-22-2003-05-27-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6

> Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)); konuşma 1.759 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET GÖKHAN SARIÇAM (Kırklareli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ergene Nehrinin kirliliği ve bu kirliliğin çevreye vermiş olduğu zararların tespit edilmesi, bu konuda alınacak olan tedbirlerin belirlenmesi için kurulmuş olan komisyonumuzun çalışmalarını sona erdirmesinden dolayı, Grubumuz adına, sizlere bilgi vermek için söz almış bulunmaktayım.

Grubumuz adına sizlere bu bilgileri, bölge milletvekilimiz, Değerli Edirne Milletvekilimiz Ali Ayağ Bey vereceklerdi; ben, önerge sahibi olduğum için, önerge sahibi olarak söz alma niyetindeydim.

Edirne Milletvekilimiz Sayın Ali Ayağ Bey, geçirmiş olduğu bir rahatsızlıktan dolayı, Grubumuz adına hitap etme fırsatını bulamadılar; buradan, kendilerine geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek istiyorum.

Küreselleşmenin hızla yaygınlaştığı günümüzde, artık, ülkelerin, kendi doğal varlıklarını ve zenginliklerini diledikleri gibi kullanma, israf etme lüksleri kalmamıştır. Duyarlı dünya insanlarının oluşturduğu çevre örgütleri, önemli bir baskı grubu olarak, yaşadıkları çevreye duyarsız toplumlara, uluslararası kurum ve kuruluşları devreye sokarak tavır aldırmakta; yaptırım uygulanmasını sağlayarak, dünyanın çevre felaketleriyle karşı karşıya kalmasına engel olmaktadırlar.

Bir toplumun yaşadığı çevreye bazı zorlamalarla sahip çıkma durumunda kalması, tahmin edersiniz ki, o toplumu dünya nezdinde zorda bırakan çok küçültücü bir durumdur. Hele, bir de, vatanımız gibi, bir karış toprak için canlar feda edilmişse, bu, aynı zamanda torunları için fedakârlık yapan atalarımıza karşı da çok büyük bir saygısızlık oluşturacaktır. Bu topraklar ve çevrenin bize miras kalmadığını, çocuklarımızdan ödünç aldığımızı, bu emaneti korumak için her türlü tedbiri alıp fedakârlığı yapmamız gerektiğini idrak etmemiz gerekmektedir. Aksi halde, bunun hesabını, dünya milletlerine ve çocuklarımıza vermekte cidden zorlanacağız.

Bugün, modern dünyada sanayileşme ve şehirleşmeden kaçınılamaz. Tüm dünyada ve ülkemizde, bu gelişme esnasında, tabiat, sonsuz bir kaynak olarak kabul edilmiş ve kullanılmıştır. Bu süreci bizden önce yaşayan ülkeler, tabiatın kendini yenileme kabiliyetinin sınırlı olduğunu, bozulan ekolojik dengenin bir daha düzelmesinin, geri dönüşünün mümkün olmadığını anlamışlardır ve bu süreci yaşamakta olan bizim gibi toplumlara da sık sık hatırlatmaktadırlar. Zenginleşme adına katledilen çevrenin, hiçbir ekonomik değerle geri getirilemeyeceği ve ekolojik dengenin hâkim olmadığı dünyanın yaşanılamaz olduğu, artık herkesin malumudur.

Vermiş olduğum önergeyle, yok oluşunu durdurmaya çalıştığımız Ergene havzası büyüklüğündeki bir alanı sulamaya açarak, tarıma kazandırmak için oluşturulan ve yıllardır üzerinde çalışılan GAP Projesine -ülkemizin içinde bulunduğu zor durumda, kıt kaynaklarından- 20 milyar dolar civarında bir para harcandığını göz önüne alırsak, sebep olunan çevre felaketlerinin faturasının ne kadar ağır olduğunu, sanırım, daha kolay anlarız.

Bu, tabiî ki, yalnızca yerüstü sularının kirliliğinin ve etkilediği 700 000 dekar araziyle ilgili bir kıyaslamadır. Bunun yanında, temizlenmesi bugünkü teknoloji ve ekonomik kaynaklarla mümkün olmayan yeraltı sularındaki kirlenmenin zararını ise, rakamsal olarak ifade etmek ve herhangi bir şeyle kıyaslamak mümkün dahi değildir.

Çok değil, yirmi yıl önce, içinde balıklar ile çocukların oynaştığı pırıl pırıl Ergenemizin, bugün, kilometrelerce uzağa pis kokular yayan, yer yer siyah, kırmızı, mor renkte, balçık kıvamında akan hali, yöre insanımızı ve biz bölge milletvekillerini isyan ettirmiş, konuyu araştırma önergesiyle Meclis gündemine getirip, ulusal düzeyde sahip çıkılması sağlanmaya çalışılmıştır; çünkü, biliyorduk ki, buna benzer çevre felaketleri, güzel yurdumuzun çeşitli yerlerinde halen yaşanmaktaydı. Ergene'ye sahip çıkılması da, güzel bir çevre bilinci örneği oluşturacaktı.

22 nci Dönem milletvekillerinin ilk kabul ettiği önergenin ve böylece, oluşturduğu komisyonun, modern dünyanın en hassas olduğu çevre konusunda olması da, ayrıca, Meclisimizin kalitesi ve hassasiyeti bakımından cidden memnun edicidir. Bu hassasiyetlerinden dolayı tüm milletvekili arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyor, cennet vatanımızın nasıl nadide bir köşesine sahip çıktıkları konusunda kendilerine biraz bilgi vermek istiyorum.

Kirliliğini ve dolayısıyla çevreye verdiği zararı araştırıp önlemler almaya çalıştığımız Ergene Nehri, Trakya bölgesinin kuzeyinde Istıranca Dağlarından doğar ve 194 kilometre uzunluğundadır; 10 700 kilometre kare drenaj alanına sahip, 16 anakolu olan, havzasındaki 3 ilimiz Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ'da yerleşik olan 800 000 insanımız ve 700 000 dekar birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıf tarım arazimize can veren bir hayat damarıdır.

Ergene Nehri, uluslararası su niteliğinde olan Meriç Nehrinin en önemli kolu durumundadır. Ayrıca, Istıranca Dağlarında dünyada ender görülen Longos Ormanları, havzanın güneyindeki Gala Gölü gibi birçok değerli ekosistem de, Ergene'nin temizliğiyle -yani, kirlenmemesiyle- varlığını sürdürmesiyle ilgilidir.

Ergene havzası, ülkemiz tarım ürünleri içerisinde önemli yere sahip olan çeltik, ayçiçeği, buğday, soğan, şekerpancarı, arpa, üzüm ve fasulyenin, verim ortalamasının üzerinde, üretildiği bir tarım alanıdır. Tüm havza, 3 gümrük ve limanlarıyla, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı ve vizyonunu da, aynı zamanda, oluşturmaktadır. Maalesef, bu çok kıymetli havza, özellikle 1985 yılından sonra, birçok yerde olduğu gibi, hızlı bir sanayileşme ve şehirleşme süreci yaşamaya başlamış, master planının olmaması, sanayi ve tarım alanlarının birbirinden ayrılmaması, sanayi atıklarının ve kentsel ev atıklarının yoğun bir şekilde gerekli çevresel önlemleri almadan Ergene'ye bağlı derelere verilmesiyle, tarımın ilaçlama ve gübreleme konusunda bilinçsiz yapılmasıyla, Ergene Nehri ve Ergene havzası geri dönülemez bir çevre felaketine doğru gitmeye başlamıştır. Şu anda, Ergene'nin bulanık sularında hiçbir canlı yaşamamakta, tarımsal sulama yapılamamakta; aksine, Ergene Nehri, taşkın verdiği yerlerdeki mahsulü bozup, toprağı zehirlemektedir. Çevresinde yaşayan insanlarda, ishal, cilt ve solunum yolu hastalıkları teşhis edilmekte, yeraltı sularının kirlenmesiyle, bu sulardan içen hayvanların et ve sütlerinde zararlı toksinler tespit edilmekte. Bir örnek olması bakımında, ülke çeltik ihtiyacının yüzde 43'ünü karşılayan havzadaki üreticiler, çeltiklerinde hastalık görüldüğünden 70 000 dönüm araziyi ekemediler; 45 000 ton çeltik kayıpları oluştu. Ayrıca, Trakya Üniversitesi ve Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünün yaptığı incelemeler neticesinde, mevcutta 132 200 dekar tarım alanının kirlilikten etkilendiği ve bu sebepten sulama yapılamadığı, halen işletmede olan Devlet Su İşleri sulamalarından Altınyazı, Karasaz, Sultanköy, Karpuzlu sulamalarının da bu kirlilikten etkilenerek kullanılamadığı, bölgede yaklaşık 700 000 dekar arazinin bu kirliliğin etkisi altında kalacağı gerçeğiyle karşı karşıya bulunmaktayız.

Bu önemli havzanın, başta sanayi tesislerinin atıkları olmak üzere, kentsel atık sular ve yanlış ziraî uygulamalar neticesinde duyarsızca kirletilmesi bölge ve ülke ekonomisinin sekteye uğratılması tarafımızdan kabul edilir gibi değildir.

Edirne Milletvekili arkadaşımla vermiş olduğumuz önergeler neticesinde, Yüce Meclisimiz 17 Aralık 2002 tarihli 11 inci Birleşiminde konuyu görüşmüş, AK Parti ve CHP Grublarına mensup milletvekili arkadaşlarımızın desteğiyle, yukarıda belirttiğimiz hususları araştırmak üzere, 12 kişiden oluşan Ergene Nehrindeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlenmelerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması komisyonu kurulmuştur.

Biraz önce belirttiğim gibi, Yüce Meclisimizin, siz değerli milletvekillerimizin kurmuş olduğu bu ilk araştırma komisyonunun inceleme konusunun çevre olması, gerçekten duyarlılığınız adına takdire şayandır.

Komisyonumuz, kurulduğu gün yaptığı toplantıda, AK Parti Grubundan komisyona katılmış olan milletvekilimiz Yahya Baş Beyi, Komisyon Başkanlığına seçmiştir. Komisyonumuzun yapmış olduğu dört aylık çalışma esnasında, konuya olan yakınlığı ve ilgisi, komisyonun çalışmalarını yakından takip eden yöre halkı ve komisyon üyesi arkadaşlarca da takdirle karşılanan, başkan seçilmesinde ne kadar büyük isabet edildiği anlaşılan çevre dostu milletvekilimiz Yahya Baş Beye, huzurlarınızda, ülkem ve yöre insanlarım adına teşekkür etmeyi de bir borç biliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, komisyonumuzu oluşturan milletvekili arkadaşlarımla beraber, bize tanınan üç artı bir aylık süreyi, üzerimize almış olduğumuz sorumluluğun bilinci içinde, en verimli şekilde kullanmaya çalıştık. İlk toplantımızda, çalışma stratejimizi belirleyerek, önce, bugüne kadar konuyla ilgili bilimsel çalışmalar yapmış kurum, kuruluş ve kişilerle görüşerek, bilgi sahibi olduk.

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Osman İnci, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sayın Emre Aysu, Çevre Etüt Dairesi Genel Müdürü Ertuğrul Alparman, TEMA Vakfı Kırklareli sorumlusu Hakan Dedeoğlu, TEMA Vakfından Prof. Dr. Cemil Cangir, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Ziraat Fakültesinden öğretim görevlileri, Özel Çevre Koruma Kurumu Uzmanı Dr. Başak Taşeli Hanımefendi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, bize, Komisyonumuza kadar gelerek çok önemli bilgiler aktardılar; bu konuya hâkim olmamızı sağladılar. Çalışmalarımıza yapmış oldukları katkılar, takdire şayandır; kendilerine, yine huzurlarınızda teşekkür etmeyi, şahsım ve yöre insanım adına bir borç biliyorum.

Komisyonumuz, almış olduğu karar gereği, iklim şartlarının da uygun olmasıyla, Ergene havzasına giderek, sorunu bizzat yerinde de gözlemlemiştir. Ergene havzasına Komisyonumuzun ziyaretinin ilk günü, Tekirdağ'ın Çorlu İlçesinde, konuyla ilgili özel ve kamu kesiminden birçok temsilcinin katıldığı kapsamlı ve verimli bir toplantı yapılmıştır.

İnceleme gezisinin ikinci ve üçüncü günlerinde, Ergene'nin doğuş yerinden başlayarak denize döküldüğü yere kadar, etrafındaki sanayi tesisleri, tarım alanları ve nehrin yapısı gözlemlenmiş, incelenmiştir; problemin sebepleri ve çözüm yolları üzerinde tartışılmıştır. Şahit olunan ihmaller ve bunun neticesi olan çevre felaketi, bölgeyi ilk defa ziyaret eden komisyon üyesi arkadaşlarımızı tam bir şoka sokmuştur; ama, bu kara tabloya rağmen, bölge insanının bu sorunun çözümü için nasıl çırpındığı ve Yüce Meclisimizin temsilcileri vasıtasıyla ulusal el atışın sağlanarak eski güzel günlere geri dönmeye olan inancı, bütün Komisyonumuzu duygulandırmıştır. Bölgedeki incelemelerimiz esnasında bize sağlamış oldukları imkân ve bilgi aktarımından dolayı, Kırklareli, Tekirdağ ve Edirne Valiliklerine, bünyelerinde görev yapan Çevre ve Tarım Müdürlüklerine, Çorlu Ticaret Odasına da, göstermiş oldukları yardım, katkı ve hassasiyetten dolayı tekrar teşekkür ediyorum.

Komisyonumuz, inceleme gezisinin akabinde, Ankara'ya döndükten sonra, havzada görülen taşkınlarla ilgili olarak ve sorunun çözümüne yapılacak katkıları öğrenmek üzere, Devlet Su İşleri Genel Müdürü Sayın Veysel Eroğlu Beyle de bir görüşme yapmış, değerli fikirlerinden istifade etmiştir. Tüm bu çalışmalar ve toplantılar neticesinde, bölgede kısa, orta ve uzun vadede yapılması gereken çalışmalar bir rapor haline getirilerek Yüce Meclisimizin ve ilgililerin dikkatine sunulmuştur.

Komisyonumuz, Ergene havzasının kurtuluşu ve yeniden kazanılması için, olmazsa olmaz şu nihaî kararlara varmıştır: Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde bazı endüstri kategorilerinde standardı tanımlanmamış kirletici parametrelerin (renk ve koku gibi) bulunduğuna, bu nedenle, renk çözünürlüğüne ilişkin bir müdahale yapılamamakta olduğuna ve bu parametrelerin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği tablolarında mutlaka yer alması gerektiğine; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün, dere ıslahı çalışmalarına hız vererek bu çalışmayı en kısa sürede tamamlaması gerektiğine; ki, bu konuda gerekli çalışmaların bölgeye gittiğimizde başlatılmış olduğunu görmek, bizi gerçekten memnun etmiştir. Trakya su, kanalizasyon ve katı atık idaresi genel müdürlüğünün kurulması -aynı, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun örneğinde olduğu gibi- ve kuruluş çalışmalarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmesi gerektiği göz önüne alınmıştır; bu yapının oluşmasının ve ilgili mevzuatın hazırlanmasının zaman alması nedeniyle, bölgesel bazda çalışan bir kurumun gerekli etüt çalışmalarını hızla gerçekleştirmesine karar verilmiştir. Bölgedeki evsel, endüstriyel, atıksu ve katı atık sorununu tek elden çözecek olan Trakya su, kanalizasyon ve katı atık idaresinin, kapsamlı bir ihale yaparak atıksu arıtma ve katı atık tesislerinin yerlerini, sayısını ve deşarj yöntemlerini belirlemesi gerektiği tespit edilmiştir. Arıtılmış atıksuların, Ergene Nehrine ve kollarına kesinlikle deşarj edilmemesi gerektiğine ve bu bağlamda, uygun bir yerden denize deşarj edilme alternatifinin bu ihale kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine de karar verilmiştir.

Ergene Nehrinin kirliliğinin yaklaşık yüzde 75'inin Çorlu ve Çerkezköy yöresindeki sanayi ve evsel kirlilikten kaynaklandığı ve bu kirliliğin doğrudan denize aktarılmasıyla nehirdeki kirliliğin büyük ölçüde azalacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, özellikle bu yöreden kaynaklanan kirliliğin Ergene Nehrine ulaşmasını engellemek amacıyla, arıtılmış atıksuların yaklaşık 20 kilometre gibi bir mesafe aşılarak denize deşarj edilmesi gerektiğine komisyonumuz karar vermiştir.

Bu uzun, yorucu; fakat, bir o kadar da faydalı ve zevkli, gurur verici çalışmaların neticesi olan bu kararların, komisyon üyeleri ve konuya sahip çıkan siz değerli milletvekilleri tarafından sonuna kadar takip edilerek 59 uncu ve devamındaki hükümetlerce de sahip çıkılarak uygulamaya geçirileceği, ülkemizin incisi Trakya topraklarının en kısa zamanda kurtarılacağı inancı içindeyim. Bu çalışmaların ve bölge insanının beklentilerinin boşa çıkmaması için konunun takipçisi olacağıma, Yüce Meclisimizin ve hükümetimizin yetkililerinin de aynı düşünceyi paylaştıklarına inanıyorum.

Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti, Kırklareli). “Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-gokhan-saricam-22-2003-05-27-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
