# Kamu ihale sözleşmeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:273)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim
- **Tarih:** 30 Temmuz 2008
- **Gündem:** KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:273)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kenan-tanrikulu-23-2008-07-30-kamu-ihale-sozlesmeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ta

> Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP), 30 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:273)); konuşma 1.087 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 273 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şu an görüşülmekte olan kanun tasarısının gerekçesinde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre ihale edilen yapım işlerinin imalatında kullanılan malzemelerin dünya piyasalarındaki rayiçlerinde müdebbir bir tacirin öngöremeyeceği şekilde artış olduğundan bahisle, fiyat farkı verilmesi öngörülemeyen yapım işlerinin imalatlarının durma noktasına geldiği belirtilmektedir.

Öncelikle hemen şunu ifade edeyim ki, ülkemizde istihdamın öncüsü durumunda olan yapım sektöründe yaşanan ve yaşanacak olan tıkanmaların toplumun her kesimini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyeceği muhakkaktır. Bu gerçekten hareketle, ilke olarak, yapım sektörünün içinde bulunduğu buhran veya kriz ortamının, başka bir ifadeyle, tıkanıklığın aşılması için çözüm aranması ve de bulunması gerektiği görüşündeyim. Ancak, tabii, bu çözüm arayışları yeni sorunlara da meydan vermemek durumunda. Ayrıca, sektörün bazı unsurlarının sorunlarına çözüm aranırken diğerlerini de göz ardı etmememiz gerekir diye düşünüyorum. Bu manada, bugün görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının, genel anlamda yapım sektörünün içinde bulunduğu kriz ortamının aşılması amacıyla ve bu krizi ileride genel makroekonomik göstergelere de olumsuz olarak yansıtmadan çözülmesi gerektiği kanaatindeyim.

Tasarıyla, sadece kamuya iş yapan yapı müteahhitleriyle sınırlı bir çözüm arayışı içine de girilmiş. Belki de tasarının en önemli nakisası burada yatıyor. Bu konuya ilişkin değerlendirmelerimi arz etmeden önce, mevcut uygulamalardaki durumun ana hatlarını da sizlere hatırlatmakta yarar görüyorum değerli milletvekilleri.

4735 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde şöyle diyor: “Sözleşme türlerine göre fiyat farkı verilebilmesine ilişkin esas ve usulleri tespite Kamu İhale Kurumunun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.” Ve devam ederek “Sözleşmelerde yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz.” hükmü var ve bu hüküm kesin. Bu hüküm uyarınca, Kamu İhale Kurumunca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca kabul edilen esaslarda, fiyat farkının uygulanmasında esas alınacak temel ilkeler ile fiyat farkına ilişkin formüle de yer verilmiş. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda ise, fiyat farkı verilmesi veya verilmemesi idarenin takdirine bırakılmış olup, bu durum ihale öncesinde şartnamelere konulmak suretiyle de isteklilerin fiyat belirlemelerini bu duruma göre yapmaları sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, yani fiyat farkı verilip verilmemesi ihale öncesinde konulan bir kural olup, istekliler fiyatlarını belirlerken bu kuralı dikkate alarak teklif bedellerini de oluşturmaktadırlar. Tabii bunun doğal sonucu, aynı iş için fiyat farkı verilmesi öngörülmeyen ihalelerdeki sözleşme bedelleri, fiyat farkı verilecek ihalelerdekilere göre yüksek olacaktır. Bunun doğal sonucu, aynı iş için bu şekilde farklı farklı fiyatlar da verildiği için, fiyat farkı verilmesi öngörülmeyen ihalelerde, istekliler, piyasa şartları içerisinde, sözleşme sürecindeki muhtemel fiyat artışlarına ilişkin öngörülerini de bu tekliflerine yansıtacaklardır. İhale aşamasında fiyat farkı verilmesi öngörülmeyen ihalelerde, sözleşme sürecinde yapılacak bir yasal düzenlemeyle fiyat farkı verilmesine imkân verilirse, bu durumda, kamunun ihtiyacını piyasa şartlarından daha yüksek bir bedelle temin etmesinin söz konusu olacağını da özellikle belirteyim.

Değerli milletvekilleri, 4735 sayılı Kanun’un -biraz önce söylediğim gibi- 8’inci maddesinde fiyat farkına ilişkin bu bahsettiğim esaslar mevcut iken, o zaman bu tasarıya neden ihtiyaç duyuldu? Bunun nedeni çok açık. 4735 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi, aynı zamanda, sözleşme imzalandıktan sonra fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde değişiklik yapılmasına engeldir. O hâlde, öncelikle, bu getirilen tasarıyla 4735’in 8’inci maddesinin hükmü baypas edilmektedir. Hâlen yürürlükte olan fiyat farkı verilmesine ilişkin esaslar kurumun teklifi ile Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilmiş ise de bu düzenlemelerin ihale öncesinde belli olduğu, bütün istekliler için fırsat eşitliği sağladığı da ortadadır. İşte, bu nedenle ihale öncesinde ve bütün ihaleler için fiyat farkı verilmesine ilişkin kuralların belirlenmesi yetkisinin kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kuruluna bırakılması doğruydu ancak sözleşme imzalandıktan sonra 4735 sayılı Kanun’un 8’inci maddesini baypas eden bu tasarıyla fiyat farkı verilmesine ilişkin usul ve esasların tespitinde, yine, kurumun teklifi, Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması, içinde bulunduğumuz yüce Meclisin oy kullanmasının belirsizliği anlamına geleceğini de belirtmek istiyorum.

Bu itibarla, sözleşmesi imzalanmış işlere fiyat farkı verilmesine ilişkin kanun tasarısında fiyat farkına ilişkin usul ve esasların kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması yerine yüce Meclisin kararıyla kanun maddesi olarak çıkartılması hem daha kalıcı bir çözüm olacak hem de uygulamada sonradan ortaya çıkması muhtemel hukuki sorunların da önüne geçecektir.

Değerli milletvekilleri, kanun tasarısı, esas itibarıyla devletimizi aynı zamanda ekonomik ve mali yönden de yükümlülük altına sokacaktır. Meclisten bu tasarıyla sınırı ve temel ilkeleri belli olmayan bu konuda Hükûmete yetki verilmesi istenmektedir. Bu belirsizlikleri ve ileride ortaya çıkması bugünden öngörülebilen belli başlı sorunları da yine sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunların başlıcaları: Öncelikle fiyat farkı verilmesi öngörülmeyen sözleşmelerde yüklenicilere fiyat farkının nasıl verileceği çok önemli bir sorun olup bu sorunun nasıl aşılacağı konusunda yüce Meclisimiz aydınlatılamamıştır.

Sonra, yürürlükte olan fiyat farkı esas ve usullerinde yabancı para üzerinden sözleşmeye bağlanan ihalelerde fiyat farkı ödenmeyeceği hükmü vardır, bunu biraz önce belirttik. Yeni tasarıda ise bu işlere de fiyat farkı ödeneceği hükmü getirilmektedir. Uygulamada bu işlere nasıl fiyat farkı ödeneceği konusundaki temel yaklaşımın ne olacağı, kur değişikliği ile ürün fiyatlarındaki değişiklik farkının nasıl hesaplanacağı gene belli değildir ve bu konuda komisyon çalışmalarında da maalesef tatminkâr cevaplar alınamamıştır.

Tasarıda 1/1/2008 tarihinden sonra yapılan ve yapılacak olan imalatlar için fiyat farkı verilebilmesi düzenlenmiştir. Bu uygulama ne zamana kadar sürecektir?

Yeni hazırlanan esas ve usuller mevcut sözleşmede yer alan esasların yerini alacak mıdır? Hazırlanan yeni esas ve usuller geçici bir süreyi kapsayacaksa yine soruyoruz, bu süre ne kadar olacaktır?

Sözleşmesinde fiyat farkı verilmeyeceğine ilişkin düzenleme bulunan ihalelerle, tersine, fiyat farkı verilecek ihalelerdeki fiyat farkı oranı ve miktarı aynı mı olacaktır? Farklı esas ve usullerde yapılacak ise o zaman bunun temel yaklaşımı ne olacaktır?

Değerli milletvekilleri, 31/5/2008 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre ihalesi yapılmış ve 1/1/2008 tarihinden sonra imalatı bulunan ancak geçici kabulü yapılan, yani tamamlanmış olan yapım işlerine de fiyat farkı ödenecek midir? Bu da önemli bir sorudur.

Tasarıda “Fiyatlarında beklenmeyen artışlar meydana gelen…” diye bir ifade var. Biz bunu komisyonda da o zaman dile getirdik. Bu ifadeden, fiyat farkı ödenecek imalatların, fiyatlarında beklenmeyen artışlar görülen imalatlar olduğu anlaşılıyor bizce. Tasarıda fiyat farkına konu imalat kalemlerinin neler olduğu da belirtilmemiş. Eğer bu hususlar dikkate alınırsa tasarı ile fiyat farkı ödenmesi amaçlanan imalatların ve fiyat farkı ödenmesinde uygulanacak kuralların yasa metninde yer alması gerektiği kanaatini taşıyorum. Gene bu bağlamda fiyat farkı verilecek imalat kalemlerinin belirlenmesinde TÜİK istatistiklerinden yararlanarak, ilke olarak, fiyat artışlarındaki oranı, genel, ÜFE’nin üzerinde olan gruplarla da sınırlandırılması uygun olacaktır.

Değerli milletvekilleri, görüldüğü üzere, Genel Kurulumuzda görüşmeye açılan yasa tasarısında ileride ciddi sorunlara yol açacak belirsizlikler bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanrıkulu, devam edin.

AHMET KENAN TANRIKULU (Devamla) – Devletimizi mali yükümlülük altına sokacak olan bu tasarıda, fiyat farkı verilmesine imkân sağlanan işler ile fiyat farkı verilmesine ilişkin temel kuralların da Genel Kurulumuzda tartışılarak kanun metninde yer alması gerektiği düşüncesiyle tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP, İzmir). “Kamu ihale sözleşmeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:273)”. TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kenan-tanrikulu-23-2008-07-30-kamu-ihale-sozlesmeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ta (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
