# Bayındırlık ve iskan eski bakanı yaşar topçu hakkında soruşturma (9/9)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2004
- **Gündem:** BAYINDIRLIK VE İSKAN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU HAKKINDA SORUŞTURMA (9/9)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2004-01-06-bayindirlik-ve-iskan-eski-bakani-yasar-topcu-hakkinda-sorusturma-9-9

> Ahmet Küçük (CHP), 6 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAYINDIRLIK VE İSKAN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU HAKKINDA SORUŞTURMA (9/9)); konuşma 976 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre suç sayılması nedeniyle hakkında verilen soruşturma önergesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi için hakikaten çok ilginç ve önemli bir gün. Dost ve kardeş ülke Pakistan'ın Meclis Başkanını ağırladık ve biraz önce de, komşu ülkemiz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Beşar Esad'ı burada görmüş olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Suriye'yle son yıllarda, son günlerde gelişen olumlu ilişkilerin Türkiye'nin yararına olacağını umuyor ve bu ilişkilerin daim olmasını, Türkiye'nin ekonomik, siyasal yaşamına olumlu katkılar vermesini diliyorum. Keşke, böyle iki önemli misafiri ağırladığımız bugün, Meclisimizde çok daha önemli, çok daha güzel şeyleri konuşabilseydik; ama, bugün, maalesef, belki de son otuz yılda Türkiye'nin başının en büyük derdi, belası olan iki önemli canavardan birisi olan bir sorunu irdeliyoruz, bir sorun hakkında birtakım hesapların sorulmasıyla ilgili görüşmeler yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, özellikle son otuz yılda, Türkiye önemli sıkıntılar atlattı, önemli dertlerle boğuştu, depremler yaşadı, felaketler yaşadı, önemli sıkıntılar yaşadı; ama, otuz yıldır, çok önemli iki sıkıntıdan kurtulamıyor, kurtulamadı. Bunların bir tanesi, enflasyon, biliyorsunuz; otuz yıldır boğuşuyoruz. Enflasyon otuz yıldır yükseliyor, yükselirken hep işçileri, memurları, çiftçileri, emeğiyle geçinen insanları boğdu, öldürdü. Şimdi, düşürmeye başladık; ama, o canavar, yine işçileri, memurları, köylüleri yiye yiye düşüyor, bedelini hep bu insanlar ödüyor.

İkinci önemli canavar, bugün görüştüğümüz mesele, yolsuzluk... Yolsuzlukla da otuz yıldır boğuşuyoruz. Belki daha fazla; ama, otuz yıldır, ülkemizde çok organize bir yolsuzluk şebekesi çalışıyor. Her hükümet bir önceki hükümeti suçlayarak işe başlıyor, hesap sorma teraneleriyle geliyor; ama, o hükümet giderken arkasında bir sürü soru işareti, hakkında bir sürü soru işareti olan ihaleler bırakarak gidiyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, Türkiye'nin hayrına değildir. Enflasyon ve yolsuzlukla, bir ülkenin siyasetçisinin standardının, itibarının yükselmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla, Türkiye, bu iki temel meseleden kurtulmadan, bu iki temel meseleyi kökünden halletmeden, halledebilecek tedbirleri almadan, hiçbir temel sorununu çözemez ve hiçbir şekilde, çağdaş ülkeler arasında yerini alamaz. O nedenle, öncelikle bu meseleyi temelden çözmek lazım, bu meseleyi temelden halletmek gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, burada, Türkiye'de yolsuzluklara en çok neden olan kamu ihalelerini ve onun bir sonucunu değerlendiriyoruz, konuşuyoruz. Tabiî, Türkiye'de, son otuz yıldır, bence, enflasyon ve yolsuzluğun esas olarak halledilememesi, bu işlerin biraz ideolojik olduğu kanaatini uyandırıyor. Bence, yolsuzluk da, enflasyon da, Türkiye'de sermaye birikimi yapmanın aracı olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla, mesele halledilmemiştir, halledilmeye çalışılmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, eğer, bir mesele halledilmeye çalışılsaydı, halledilirdi. Hiçbir ülke, otuz otuzbeş yıl enflasyonla boğuşmamıştır. Bakın, Türkiye'de, kamu ihalelerinden pay almadan önemli zenginleşme ve sermaye birikimine sahip olabilen insan pek yoktur. Halk arasında "çabuk zenginleşmenin altında ya kaçakçılık ya da inşaatçılık vardır" diye hep söylenir. Ben bir inşaat mühendisi ve müteahhit olarak, dürüst çalışan, namuslu çalışan, bu ülke için üretim yapan insanları kesinlikle zan altında bırakmak istemiyorum. Ben de o camianın içinden gelen bir insanım; ama, maalesef, Türkiye, bu işten kurtulmanın yolunu bulamamıştır veya bulmak istememiştir.

Türkiye, önemli, büyük bir coğrafyadır, önemli altyapı problemlerinin çoğunu halledememiştir ve bu önemli altyapı sorunlarının başında, tabiî, ulaştırma sorunları gelmektedir. 1960'tan itibaren, özellikle yanlış ulaştırma politikalarıyla, karayolu ağırlıklı bir ulaştırma politikasını temel ulaştırma politikası olarak belirleyince, maalesef, sorunları çözebilmiş değildir, çözebildiği tarafını da çok pahalıya çözmüştür. Bir de, bunlara, kamu ihaleleri içerisinde yolsuzlukların artan payı eklenince, çok zor elde ettiğimiz kaynakları çarçur eden, onlardan yeteri kadar yararlanamayan, o paralarla Türkiye'nin önemli problemlerini çözemeyen bir ülke konumuna gelmiş bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, karayolu ulaştırmasında, tabiî ki, ülkenin en sıkıntılı, en zor coğrafyası Karadeniz Bölgesidir. Bunun sebebi de gayet basittir; çünkü, Karadeniz Bölgesinde dağlar denize paralel uzanmakta ve dolayısıyla, bu dağları geçmek, bu dağların üzerinde yol yapmak zorlaşmakta ve bu da, sorunun hallini çok zorlaştırmaktadır. Tabiî, yol yapım işinin içerisine -moda deyimiyle- yolsuzluk yapmak da girince, maalesef, Türkiye önemli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, söz konusu olan Karadeniz sahil yolu inşaatı, esas olarak, 220 kilometrelik bir yoldur. Özellikle Sovyetler Birliğinin yıkılması ve Türkiye'nin oradaki ülkelerle ticaret potansiyelinin artmasıyla birlikte, Türkiye'nin o tarafa doğru oluşan ticarî hareketliliği nedeniyle, bu yol, o tarafa doğru çok çalışmaya başlamış ve dolayısıyla, ülkenin üzerinde büyük bir baskı oluşmuş ve bu yolun süratle yapımı gündeme gelmiştir; ama, yol yapmaya niyetlenenler, bu işlerde acele etmeyi, hep, çabuk yapmak gibi değerlendirince, bu yol, maalesef, karşımıza, birsürü yolsuzluğun, şaibenin adresi olarak çıkmıştır ve 20 nci Dönemde de bu konuyla ilgili verilen gensoru önergesinin görüşmeleri sırasında bu Mecliste bulunmuş bir arkadaşınız olarak söylüyorum, maalesef, bu Meclisin bir kısmı Karadeniz sahil yolunu istemeyenler, bir kısmı da çok isteyenler gibi gösterilmiştir; ikisi de yanlıştır. Ülkemizin en güzel coğrafyalarından biri olan Karadeniz Bölgesine ve o güzel insanlarına hizmet gitmesine karşı olabilecek bir tane milletvekili ne dün vardı ne de bugün vardır; böyle bir şeyin olması mümkün değildir; ama, o güzelim coğrafyaya hizmet götürülürken, eğer, siz, bu ülkede birilerinin burnuna pis kokular gelmesine neden olabilecek davranışlar içinde bulunuyorsanız, o zaman, bunun sorumlusu, elbette, yolsuzluğu görmezden gelenler olmaz, yolsuzluğa set çekmeye karşı çıkanlar olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bir defa, bu yolun projeleri hazırlanmamıştır, ÇED raporları hazırlanmadan işe girişilmiştir, yolun güzergâhı doğru tespit edilmemiştir, Karadenizin o güzelim coğrafyası, sahilleri berbat edilmiştir, maalesef, onarılmaz yaralar açılmıştır Karadenizin bağrında ve bu yol ihalesi yapılırken 2886 sayılı İhale Kanununun 89 uncu maddesine sığınılmıştır. Maalesef, 89 uncu maddede hiç de böyle bir durum tarif edilmemektedir. 89 uncu madde, çok istisnaî hükümleri barındırır ve genellikle askerlerin birtakım malzeme alımlarıyla ve çok özel askerî inşaatların yapımıyla ilgili bir maddedir. Bu yol, belki büyük bir iş olabilir, çok önemli de olabilir ve önemlidir; ama, hiçbir zaman 89 uncu madde içerisinde değerlendirilebilecek bir yol değildir.

Değerli arkadaşlarım, bu yolun ihalesine önce 11, sonra 16 müteahhit davet edilmiş ve davet usulü yapılan ihale sonucunda, çok ilginçtir, 220 kilometrelik yol 6'ya bölünmüş ve 6 parça halinde ihale edilen yolu 15 müteahhit aralarında paylaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Bayındırlık ve iskan eski bakanı yaşar topçu hakkında soruşturma (9/9)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2004-01-06-bayindirlik-ve-iskan-eski-bakani-yasar-topcu-hakkinda-sorusturma-9-9 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
