# (10/69,118) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun.(orman köylülerinin sorunları) 450 sıra sayılı raporu üzerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 1 Haziran 2004
- **Gündem:** (10/69,118) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN.(ORMAN KÖYLÜLERİNİN SORUNLARI) 450 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2004-06-01-10-69-118-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-orman-koylule

> Ahmet Küçük (CHP), 1 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/69,118) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN.(ORMAN KÖYLÜLERİNİN SORUNLARI) 450 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE); konuşma 2.125 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; orman köylülerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca verilen Meclis araştırması önergesi üzerine kurulan (10/69, 118) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu raporu hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün konuşacağımız konu, Mecliste konuştuğumuz birçok konu gibi, elbette çok önemli; ama, bu konuyla ilgili, bu insanlar, bu ülkenin bu insanları, orman köylüleri, bu ülkenin en büyük sıkıntılarını yaşayan, bu ülkenin sıkıntılarını en yakıcı bir şekilde yaşayan insanları; 7 500 000 insanın sorunlarını konuşacağız. Aynı zamanda, Türkiye'nin ormanlarını korumayı, geliştirmeyi, büyütmeyi ve yarına, geleceğe, gelecek nesillere en iyi şekilde nasıl bırakacağımızı ve bu ormanlar ile onun içinde yaşayan, kenarında yaşayan insanların, nasıl birbirlerini seven, besleyen, gözeten bir konumda mutlu bir şekilde yaşamalarını sağlamakla ilgili hazırlanan komisyon raporunu, bu komisyon raporunun yeterli olup olmadığını ve bu komisyon raporunda işaret edilen, sözü edilen çözüm önerilerinin hükümetin politikalarında ne kadar etkili olup olmayacağını konuşacağız.

Değerli arkadaşlar, ormanlar, yaşamın kaynağı, ekosistemin en önemli varlıkları; kendi kendilerini yenileyebilen ve esas olarak ülkede oluşan medeniyetin, uygarlığın, insanların, yangınların, sanayileşmenin üzerine en çok baskı oluşturduğu, en kıskançlıkla korunması gereken doğal zenginliklerimiz. Onlara, gerçekten gözümüz gibi bakmalı ve yarınki kalitesi yüksek yaşamımızın garantisi olarak büyük bir kıskançlıkla sahip çıkmalıyız.

Ormanlar, öyle, kısa bir zamanda ekilip yetiştirilen ve ürününden faydalanılan varlıklar değil. Ormanlar, kendiliğinden meydana gelen veya ekilerek oluşturulan, en az yirmi yılda, zaman zaman ikiyüz yıla varan sürelerde ürün ortaya koyabilen ve yaşadıkları sürece, ürettikleri, meydana getirdikleri ürünün ötesinde, yaşama kaynaklık eden, önemli yaşam kaynaklarının oluşmasına neden olan ekosistemin en temel öğeleri.

Değerli arkadaşlarım, bugün, bir ormanda, bir kayın ağacı, 1 saatte 1,7 kilogram oksijen üretiyor ve bu, 10 kişinin bir günlük oksijen ihtiyacıdır ve yine, 40 kişinin çıkardığı karbondioksiti absorbe etme özelliğine sahiptir. Yetişkin bir ağaç, yaşama, kesilme değerine, yani, ürün değerine göre 2 000 kat daha fazla katkı veriyor. Yani, biz, varlık olarak, ormanın, emvalini, odununu, kerestesini, reçinesini ve diğer unsurlarını görürüz; ama, esas olarak, yaşamımıza kaynaklık etme fonksiyonunu genellikle gözden kaçırırız; onun için, buna özellikle işaret etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizin yaklaşık yüzde 26'sı kadar, yani, 20 700 000 hektar civarında orman varlığı var. 20 700 000 hektar orman varlığının içinde ve kenarında da, nüfusumuzun yüzde 35'ini oluşturan, hemen hemen kırsal kesimin yarısı, 20 000 köyde yaşamlarını devam ettiriyor.

Alan, servet, artım ve diğer nitelikli, belli sınırları olan ve çeşitli nedenlerle yüzde 50'si bozuk olan orman varlığımızla, yaşam düzeyi toplumun en gerisinde bulunan, gelir düzeyi en düşük olan bu orman köylümüz, kişi başına yıllık 200, 250, 300 dolar geliri olan ve Afrika düzeyinde, açlık sınırının altında yaşayan insan gruplarımızı oluşturuyor.

Her ne kadar, ormanların işletilmesi ve diğer ormancılık faaliyetleri orman köylülerinin katkılarıyla oluyorsa da, içerisinde bulundukları sosyal ve ekonomik şartlar nedeniyle, orman-köylü ilişkileri olumsuz yönde etkilenmektedir. Normal yollarla gelir temin edemeyen orman köylüleri, asgarî şartlarda da olsa, yaşamlarını sürdürebilmek için, usulsüz kesim yaparak, tarla açarak, orman içerisine yerleşerek, hayvanlarını otlatarak, iş sahası temini veya açma yapmak gayesiyle yangın çıkararak ormanların aleyhine suç işlemekte, ormanlarla sorunlu hale gelmektedir.

Bu şekilde elde edilen topraklar, çok kısa sürede, maalesef, erozyonla kaybedilmekte ve daha büyük felaketlerin önü açılmaktadır

Değerli arkadaşlarım, orman köyleri yaklaşık 20 000 civarındadır; bunların 7 000'i içköy, yani, ormaniçi köy, 13 000'i orman bitişiği köydür ve bu köylerde 7 500 000 insan yaşamaktadır. Bu köylerin nüfusu süratle azalmakta, bu insanların ormanla ilişkileri bozulmakta, dolayısıyla, bu köylerden göç eden insanlar, kent kenarlarında, varoşlarda yeni orman arazilerini işgal ederek, yeni sorunların kaynağını da oluşturmaktadır. O nedenle, süratle, orman içinde veya orman kenarında bu insanların, üretimle ilgili, yaşamla ilgili, yaşam kalitelerini artırmakla ilgili sorunlarını çözmek, onların her türlü altyapı gereksinimlerini karşılamak, yaşamlarının devamını sağlamakla ilgili kolaylıklar sağlamak ve mutlaka, göç etmelerini önlemek, ormanla beraber yaşamlarını devam ettirmelerini sağlamak durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bununla ilgili olarak, bugüne kadar, birçok kurum kuruldu; Orman Bakanlığımız var, Orköy var, geliştirme ve destekleme genel müdürlüklerimiz var, çeşitli kurumlar var; ama, bugüne kadar, bu kurumlar aracılığıyla yaptığımız harcamalar, bunlara ayırdığımız kaynaklar, hem yetersiz kalmış hem de maalesef, mutlu ve huzurlu bir ortam yaratamamıştır. İşte onun için, bu insanlar, 250-300 dolar civarında gelirle yaşamakta ve onun için, biz, bu sorunu Mecliste tartışmaktayız. Hepimiz, mutlaka, bu önergenin kabul edilmesi sonucu tespit edilmiş bu sorunları hükümet politikası haline getirmek ve bunların çözümüyle ilgili gereklerin yerine getirilmesini takip etmekle yükümlüyüz; bu insanlara borcumuz var.

Ormanlarda, hayvan, özellikle keçi otlatma, ormanları büyük ölçüde tahrip etmekte ve ormanların gelişimini büyük ölçüde engelleyen faktörlerin başında gelmektedir.

Diğer taraftan, temininin kolay ve ucuz olması nedeniyle, ormanlarımızdan, tahammüllerin çok üzerinde odun kullanıldığı, çeşitli araştırmalarla ortaya konulmuş bir gerçektir.

Orman köylülerinin içinde bulundukları ağır koşullar nedeniyle, ülke genelinde olduğu gibi, orman köylerinden de, kentlere ve yurt dışına yoğun göçler olmaktadır. Kırsal alanlardan kentlere olan gelişigüzel göçler ve kentlerde bu göçleri karşılayacak gerekli alt ve üstyapı tesislerinin planlanmamış olması nedeniyle kentlerde, çarpık kentleşme meydana gelmekte ve bu, büyük sorunlara, telafisi zor ve pahalı yatırımlara neden olmaktadır.

Orman köylüsü, günümüzde, hiçbir toplumsal güvenceye sahip olmaksızın, ücretli köle durumundadır. Onbinlerce orman köylüsü, kadın, erkek ve çocuk, iş kazası ve meslek hastalığı oranı son derece yüksek olan orman işçiliğiyle uğraşırken, yeni Kamu İhale Yasası, karşımızda, bunları müteahhit konumuna getirmiş; ama, bereket, yapılan düzenlemeyle bu halledilmiş. Bu sevindirici durumu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, orman köylülerinin bu sorunlarının çözümüyle ilgili oluşturduğumuz en büyük örgütlülük Orköydür; yani, orman köyü kalkınma kooperatifleri ve Orköy, oluşturduğumuz en büyük organizasyondur. Orköy aracılığıyla, bu insanların, orman ürünlerine mümkün olduğu kadar az ihtiyacı olmasını sağlamak ve orman içerisinde, bunların, değişik tarım ve el zanaatlarıyla ilgili becerilerini geliştirmesi, yatırım yapabilmesi için olanaklar sağlama arayışı içine girilmiş ve birtakım krediler kullandırılmış; ama, maalesef, bugüne kadar gerekli sonuçların alınabildiği, pek söylenemez, söylenememektedir.

Bakın, Orköy, bugüne kadar, 2 000 civarında orman kooperatifiyle birlikte hizmet vermekte ve buralardaki tarım işletmelerini üretebilir, yarışabilir ve sürdürülebilir bir kalkınma modeli olarak devamını sağlamaya çalışmaktadır.

Orman içindeki köylerde yaşam çok zordur. Bu insanlar, tabiî, tarımla geçinmektedir. Maalesef, Türkiye'deki işletme küçüklüğü sorunu, çok yakıcı bir şekilde, orman köylerinde çok daha fazla yaşanmaktadır. Orman köylerindeki tarım işletmelerinin büyüklüğü, maalesef, 1 ile 25 dekar arasında yoğunlaşmakta ve tabiî ki, bu alanlarda üretim yapmak ve buradan elde edilen ürünlerle yaşamını temin etmekte çok zorlanmaktadırlar.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü orman amenajman planları, bir silvikültür planlamasından öteye geçmeyen klasik şeklinden kurtularak, yalnız orman aslî ürünlerinin planlaması şeklinde değil, orman tali ürünleri de dahil olmak üzere, ormanın ekonomik değerleri yanında, sosyal değerlerinin de, bu arada, ormanlar ve ormancılığımız ile iç içe bulunan orman köylülerinin sosyoekonomik kalkınmalarını kapsayacak havza kalkınma planı, bölge kalkınması şeklinde değerlendirilmeli ve bu planlar hazırlanırken orman köylülerinin de katılımı sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu küçük alanlarda, siz, eğer, geniş alanlarda yapılan tarım işletmeleriyle rekabet edebilecek bir yapıyı oluşturmaya çalışırsanız, baştan hayal kırıklığı ortaya çıkar. O zaman yapılacak olan, mutlaka, sorunun çözümüyle ilgili, havza çapında yaklaşmak lazımdır ve havza planlamalarıyla buralarda gerekli altyapı hizmetlerini tamamlayarak, katmadeğeri yüksek ürünlerin üretimiyle ilgili, ekolojiye uygun, özellikle meyve sebze üretimi yapmakla ilgili gerekli düzenlemeler, şekillendirmeler ve desteklemeler mutlaka yapılmalıdır.

Havza amenajman planlarının uygulanması, yetkililerce donatılmış bir kuruluşça, örneğin, Orköy Genel Müdürlüğünce yapılmalı, bu konuda orman köylüleri özel ödeneği finansman olarak kullanılacağından, özel ödenek kaynakları daha da güçlendirilmelidir.

Orman köylülerinin alt ve sosyal yapı yatırımlarına hız verilerek, bu insanların, özellikle yol, su, elektrik, okul ve benzeri ihtiyaçları süratle tamamlanmalıdır.

Ormancılık sektöründen sağlanan yararlar orman köylülerinin kalkınmaları için yeterli olmadığından, ormancılıkdışı sektörlere -hayvancılık, tarım, el sanatları ve bunun gibi- ilgili projeler uygulanmalı, düşük faizli yeterli krediler ve sübvansiyonlar mutlaka sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar bunlar yapılmaya çalışılmıştır. Orköy, gerek ferdî kredi olarak gerek kooperatifler aracılığıyla özellikle önemli hayvancılık kredileri vermeye çalışmıştır. Her ne kadar bu kredilerin miktarı yetersiz olsa da, insanların buralarda kalmalarını temin edecek yapıyı oluşturmasa da, önemli krediler verilmiştir. Örneğin, bugüne kadar kooperatifler aracılığıyla 1974'ten bu yana, 2003 yılı fiyatlarıyla 252 trilyon kaynak aktarılmış. Bu büyük bir rakam gibi görülür; ama, otuz yıla bölerseniz, bunun çok komik bir rakam olduğu ortaya çıkar. Eğer nüfus 7 500 000 insan ve 2 000 kooperatifse ve bu, kredi otuz yılda kullandırılmışsa ve bu bugün için azalarak devam ediyorsa ve geçen yıl 5 trilyon olarak gerçekleşip 30 kooperatife kullandırılmışsa ve 1979 yılında, bu, 2003 yılı rakamlarıyla 40 trilyonsa, o zaman, bu İktidarın, bu hükümetin "orman köylülerinin sorunlarını çözeceğim" yaklaşımı inandırıcı bir durum ortaya çıkarmamaktadır.

Yine, 1974'ten bu yana, Orköy aracılığıyla 709 trilyon liralık ferdî kredi kullandırılmıştır; ama, bu 709 trilyon lira kredi, yine, otuz yılda 7 500 000 insana kullandırılmıştır ve bunda, bu yıl 37 trilyon hedeflenmektedir ve kesinlikle yeterli bir rakam değildir değerli arkadaşlarım.

Mutlaka, bu krediler doğru tespit edilmeli ve gerekli olan yerlere gerektiği miktarlarda verilmelidir. Mutlaka, bu insanların ürettikleri ürünlerin değerlendirilmesiyle ilgili altyapı çalışmalarına da yardımcı olunmalı, pazarlamalarıyla ilgili destekler de sağlanmalıdır. Örneğin, 2x100 hayvancılık kredisi bir süre uygulandı, şimdi 4x50 projesi uygulanıyor.

Şimdi, ben, 4x50'yle başvuran bir köyden neler istenildiğine baktım. Neler isteniliyor biliyor musunuz; sulanabilir arazi zorunluluğu. Neden; çünkü, hayvancılığın en temel problemi kabayem. Kabayem temini olmazsa, hayvancılık, kâr eden bir işletme olmaktan çıkıyor; doğru. Peki, ormanın ortasındaki, ormanın içindeki bir köye, siz, gölet yapmazsanız, sulama imkânıyla ilgili altyapı yatırımları yapmazsanız, o köy, sulanabilir araziyi nereden bulacak?! Arazi bulamamış, arazileri zaten sorunlu; mülkiyet sorunu var, sahiplenme sorunu var, miktar sorunu var, işletme küçüklüğü sorunu var... Bu kredi için sulanabilir arazi şartı aramak hangi akla sığar?!

Değerli arkadaşlarım, önce, gerekli altyapı hizmetlerini getirip sulama imkânını yaratırsınız, ondan sonra da, arazi istersiniz veya arazi verirsiniz. Bu, bu insanlara buralarda oturmayın demektir; meseleye olumsuz yaklaşmanın temelidir bu.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü anlayışla bu işlerin çözülemediği görülmüştür. Bir mutluluk tablosu ortaya çıkaramadık; bu bellidir, bu ortadadır. O zaman, farklı anlayışları geliştirmek ve mutlaka, orman köylüsünün meselelerine bu anlayış çerçevesinde bakmak gerekmektedir. Böyle bakmazsak ve sorunlara böyle yaklaşmazsak, bu sorunları çözmemiz mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, orman köylerinde kurulacak tesisler ve faaliyetlerde, vergi muafiyeti getirmek lazım, vergi indirimleri gibi teşvik tedbirlerini uygulamak lazım. Orman köylerinin hemen yakınlarında bulunan düşük verimli orman alanlarını, köy tüzelkişiliğine tahsis ederek, orman idaresi ve köylü işbirliğiyle imar ve ihya ederek, yakacak ihtiyacının buradan karşılanarak, köylünün verimli ormanlar üzerindeki baskısını azaltmak lazım; yoksa, ceberut bir anlayışla, dayatmacı bir anlayışla orman ile köylüyü barıştıramazsınız.

Orman köylerinde dam örtülüğü olarak kullanılan ve büyük orman tahribine neden olan "pedavra" denilen ahşap malzeme yerine galvanizli sac, kiremit gibi malzemeler faizsiz kredi yoluyla köylülere verilmelidir.

Yine, 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle orman alanının dışına çıkarılmış bulunan 2/B, orman bütünlüğünü bozmamak kaydıyla, orman köylülerine, zilyetlik durumuna göre, işledikleri arazilerin tarımsal amaçlı kullanmak kaydıyla bedelsiz olarak verilmesi ve diğer alanların satışından elde edilecek gelirin ise, tamamen orman köylerinin kalkındırılmalarının desteklenmesi ve orman kadastrosunun tamamlanmasına harcanması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin kadastrosu yok; coğrafyamızın kadastrosunun nirengi taşlarını koyamadık. Tarif edemiyoruz coğrafyamızı. Ormanın kadastrosunu çıkaramadık; Sayın Başkan söyledi; sorunları böyle çözebilir miyiz?! Mülkiyet sorunu almış başını gitmiş. Köylü, ormanla kavgalı, davalı. Mutlaka, bu sorunu süratle çözmemiz lazım. Bu sorunu çözmezsek hiçbir şeyi çözemeyiz. Bir işin planı, programı olmazsa; planınız, programınız, kadastronuz yoksa, nirengi taşlarını koyamıyorsanız, nasıl çözeceksiniz?! Süratle kadastroyu bitirmek ve mutlaka, mülkiyet sorununu çözmek ve orman içinde yaşaması imkânsız olan, hiçbir üretme imkânı olmayan köylüleri düzenli bir şekilde orman dışına çıkarılmış arazilere yerleştirerek, onları bu mekânlarda yaşayabilir kılmak, ormanla kardeşliğini bozmamak durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu sorun çok yakıcı ve çok önemli, belli. Bu sorunu çözmek lazım. Bu önergemin kabul edilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, başta, AKP Grubu Başkanvekillerine. İyi olmuştur; orman köylülerinin sorunlarının çözülmesiyle ilgili komisyon kurulması, araştırma yapması iyi olmuştur; ama, maalesef, yeterli olmamıştır. Bu iş, halk deyimiyle, gene, çamaşıra denk gelmiştir. Komisyon çalışmaları tam seçim zamanına gelmiş ve dolayısıyla, maalesef, komisyon yeterli çalışmaları yapamamış, yeterli diyaloglar kurulamamış ve bence, bu nedenle, gerekli, yeterli sonuçlar alınamayacaktır

Biz muhalefet partisiyiz, iktidara iyi işler yaptırmakla görevliyiz; iktidarı, halkın yararına, köylünün yararına, bu halkı, mutlu edecek işlere motive etmeliyiz, onun için bu önergeleri veriyoruz; ama, işin gelişinden, başlanışından belli olduğu üzere, AKP Gurubu ve hükümetin, bu sorunu çözmeye pek niyetli olmadığı anlaşılıyor. "Konuşalım, komisyon kuralım, tartışalım, geçsin" anlayışı içerisinde olduğu kanaati bende oluşmuştur. Neden?..

Bakın değerli arkadaşlarım, Nusret Bayraktar arkadaşımın kişiliğiyle, kimliğiyle ilgili hiçbir sorunum yok; ama, orman diyorsanız, orman köyü diyorsanız, Türkiye'de buna, bu soruna en uzak yer neresi diyorsanız, bu işle ilgili, en uzak yer, Türkiye'de kentleşmenin en yoğun olduğu ve kentleşmenin en dorukta, en eski olduğu yer Beyoğlu'dur. Siz -Ardeşen doğumlu bile olsa- siyaset geçmişinde Beyoğlu Belediyesi eski Başkanı kimliğiyle tanınan ve makine mühendisi olan bir arkadaşımızı, orman köylerinin sorunlarını araştırmakla ilgili komisyonun başkanı yaparsanız, ipe un seriyorsunuz, bu sorunu çözmeye niyetiniz yok, öyle, işi konuşup konuşup halletmek istiyorsunuz demektir. Bu böyle anlaşılır.

AHMET BÜYÜKAKKAŞLAR (Konya) - Sataşma var...

AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, sataşmıyorum, bir gerçeğin altını çiziyorum. AKP Grubunda hiç mi orman mühendisi, gerçekten bu işin içinde yaşayan, bu sorunu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

(10/69,118) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU BAŞKANI NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Ne yaptığımızı arkadaşlarınız biliyor; söylesinler. Ben orman köylüsüyüm.

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “(10/69,118) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun.(orman köylülerinin sorunları) 450 sıra sayılı raporu üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2004-06-01-10-69-118-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-orman-koylule (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
