# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Ahmet Küçük (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 985 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 14 üncü maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, ulaşım, yani taşıma, çok önemli bir üretim faaliyetinin çok önemli bir parçası. Ulaşım, tabiî, hepimizin bildiği gibi, kara, deniz ve havayoluyla yapılabiliyor. Kara ulaşımı, temel olarak, karayolları ve demiryollarıyla; denizyolları da, yine, yük ve insan taşımacılığı olarak çeşitli araçlarla gerçekleştiriliyor. Tabiî, bu ulaşım faaliyetlerini ne kadar hızlı, ne kadar güvenli, ne kadar sağlıklı, ne kadar ucuz yapabilirse bir ülke, üretimde, ürettiklerinin dünya pazarlarına sunulmasında o kadar önemli bir avantajı yaratmış oluyor ve dolayısıyla, ülkesinde de, olabildiğince çok yüksek bir katmadeğeri bırakmış oluyor. Demek ki, ulaşımı yapabilmek için, mümkün olduğunca hızlı yapmak, emniyetli yapmak ve ucuz yapmak durumundayız. Bu işi en hızlı yapmanın da yolu, elbette havayolu. Tabiî, havayolu hızlı bir ulaşım yöntemi; ama, elbette ki çok yüksek teknoloji gerektiren, çok iyi bir organizasyonu ve stratejiyi gerektiren ve büyük sermayeyi ve yatırımı da gerektiren bir ulaşım işkolu, havayolu taşımacılığı.

Havayolu taşımacılığı, gerek insan taşımacılığında gerekse kargo hizmetlerinde ve bu hizmetlerin verilmesiyle ilgili organizasyonlar ve lojistik hizmetleriyle çok teknik bir konu. Bu teknik konuyu iyi organize edenler ve bu konuyu avantaj olarak, teknolojiyi de işin içine sokarak, kendine iyi uygulayanlar, kendi avantajına uygulayanlar bu dünya rekabet ortamı içerisinde kendilerine önemli avantaj sağlıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, havayolu taşımacılığının temel unsurları nelerdir? Tabiî, önce, taşıyacak insan lazım; yani, önemli bir nüfusu barındırmak lazım ve havayolu gibi pahalı sayılabilecek taşımacılıktan yararlanabilecek kaliteli ve zengin bir sınıf oluşması lazım; yani, bundan yararlanabilecek bir insan yapısı, toplum yapısı oluşturmak lazım. Tabiî, bunu sunmanın en temel aracı havaalanları lazım. Öyle, hava taşımacılığı, canımızın istediği yere, istediğimiz şekilde, kara taşımacılığının avantajları gibi değil; yani, demek ki, taşımacılığın yapılabilmesi için havaalanı lazım. Bu da önemli bir yatırım. Havaalanlarında bu ulaşımın emniyetli yapılmasını sağlayacak teknik ve fizikî altyapının oluşturulması lazım. Bu ulaşımı yapacak uçak lazım. Uçak, demin de söylediğim gibi, önemli fiyatı olan ve çok büyük bir teknolojik birikimi üzerinde toplayan önemli bir ulaşım aracı; dolayısıyla, uçak lazım. Tabiî, bir de, bu havaalanlarını avantajlı kılacak bir coğrafya lazım; yani, küçücük bir ülkeniz varsa, havaalanlarını, en azından, yurt içinde avantajlı bir sektör haline getiremezsiniz.

Şimdi, ülkemiz, gerçekten, taşımacılık anlamında üç temel taşımacılık yöntemini de avantajlı kılacak çok önemli bir fizikî altyapıya sahip. Bir defa, fiziksel olarak dünyada hatırı sayılır bir coğrafya büyüklüğüne sahibiz ve önemli bir coğrafyadayız, dünyanın kilit bir noktasındayız ve üç tarafımız denizlerle çevrili olduğu için denizyolları açısından da, aslında, önemli bir coğrafyaya sahibiz. Karayolu taşımacılığı açısından ise, aslında, çok avantajlı bir konuma sahip değiliz. Neden; karayolu taşımacılığının en temel aracı olan karayollarını yapmakla ilgili olarak, aslında, birçok dezavantajımız var. Neden; çünkü, bir defa, coğrafyamız çok yüksek bir coğrafya. Örneğin, Avrupa coğrafyasının yüksekliği ortalama 400 metreyken, Türkiye'de 800 metrelik ortalama bir coğrafya yüksekliğine sahibiz. Bu da, karayolu yapımını zorlaştıran, pahalı kılan bir coğrafya yapısı ortaya sunuyor.

Tabiî, bu durumda, biz, karayolu taşımacılığından ziyade, önemli olan, denizyollarımızı ve havayollarımızı avantajlı şekle getirerek kullanmanın yollarını mutlaka bulmalı ve bu planlamayı da kesinlikle çok iyi yapmalıyız.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, havayolu taşımacılığı gibi teknik bir konu çok yüksek bir teknoloji kullandırmayı gerektiriyor. Bir defa, uçakların kendileri teknolojinin en son buluşlarının uygulandığı araçlar. Tabiî, bunu uygulayacak, ar-ge çalışmalarını yapacak yatırımları yapmanız lazım. Bu uçakların bakımını, varsa imkânımız, yaratabiliyorsak, imalatını yapacak bir teknik olanağa sahip olmak lazım. En önemlisi, bizim, havaalanlarımızı, uçakların emniyetli olarak inip kalkabileceği bir yapıya kavuşturmamız lazım.

İşte, bütün bu olanakları bünyesinde barındırmak için de, sivil havayolu taşımacılığında çok yüksek sermaye birikimine sahip olan şirketler veya millî yapılar oluşturmak zorundayız. Bu konudaki millî şirketimiz, hepimizin bildiği gibi, Türk Hava Yolları. Türk Hava Yolları, bugün, dünyanın sayılı önemli, rekabet edebilir, yarışabilir bir havayolu haline gelmiş, hepimizin gurur duyduğu belli bir fiziksel büyüklüğe ulaşmış durumdadır. Bir defa, Türk Hava Yollarının rekabet edebilirliğini hiçbir şekilde zedelemeyecek bir Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü stratejisi çalışması yapmalıyız. Türk Hava Yollarımız, bizim bayrağımızı gösteren ve bizim millî onurumuzu da temsil eden bir havayoludur; yani, bu zamanda bu işlerin millîsi filan kalmadı... Özelleştirme adı altında her şeye açık olmak bence doğru değil.

Değerli arkadaşlarım, bakın, 11 Eylül saldırısı neden ortaya çıktı; eğer, havaalanlarında ve havayollarında özel sektörün acımasız kâr hırsı olmasaydı, gerekli emniyet tedbirleri alınsaydı, gerekli teknoloji bu alanda da kullanılabilseydi yolcuların emniyetini almak adına, 11 Eylül saldırısı acaba olabilir miydi?! Demek ki, bu işi, sadece özel sektörün kâr hırsına terk etmek ve devletin buradaki kontrolünü, hâkimiyetini ve egemenliğini ortadan kaldırmak kesinlikle doğru değildir. Devlet mutlaka bu işin içinde olmalı, belirleyici unsurunu devam ettirmelidir.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, sivil havacılıkta özel sektör de olmalı; ama, sivil havacılık, biraz önce arkadaşımın da anlattığı gibi, küresel rekabetin acımasız şartları içerisinde, süratle diğer küçük şirketleri yok eden bir görünüm arz etmektedir. Dünyanın önemli havacılık şirketleri birer birer yok oluyor. Nerede Pan-Am arkadaşlar, nerede? Birçok havayolu şirketi yok oldu, birbirlerini yutuyor şirketler. Kim yutuyor; küresel sermayenin meydana getirdiği şirketler. Nasıl yutuyor; deregülasyonlarla, kuralsızlaştırmanın getirdiği ortamla ve açık gökler mantalitesi içerisinde yutuyor. O zaman bizim ne yapmamız lazım; bir defa, sivil havacılık şirketlerimizin varlığını, millîliğini devam ettirebilecek altyapıyı kuracak ve onların devam edilebilir, sürdürülebilir bir taşıma imkânını yaratacak altyapıyı strateji genel müdürlüğümüzün mutlaka oluşturması lazım. Bu konuda başarılı mıyız; hayır. Şöyle geriye dönüp bir bakalım, en az 10 tane batmış sivil havacılık şirketimiz var. Neden; deneyimsizlik var, bilgisizlik var; ama, en önemlisi, doğru desteklenmeme, teşvik edilmeme var, sermayesizlik var, rekabet edebilmekle ilgili millî olanakları onlara sunamamış olmamız var. O zaman, strateji genel müdürlüğümüz, bence, tabiî ki, bütün bu organizasyonları havacılık ve uçuşun emniyetini sağlayacak, lojistik desteğini sağlayacak organizasyonlarını yaparken, esas olarak, sivil havacılığımızın küresel sermayeyle rekabetini, hiç olmazsa, içhatlarımızda rekabetini sağlayacak imkânları yaratacak donanımda ve kararlılıkta olmalıdır. Mutlaka bunu gözden kaçırmamalıyız değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, biz, bugüne kadar, plansız bir havaalanı yapma anlayışı ortaya koyduk. 27 tane havaalanı var ülkemizde sivil havacılığa açık; 16 tanesi açık, çoğu çalışmıyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
