# Gelibolu yarımadası tarihi milli parkı kanununda değişikli yapılması hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mayıs 2006
- **Gündem:** GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİ YAPILMASI HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2006-05-02-gelibolu-yarimadasi-tarihi-milli-parki-kanununda-degisikli-yapilmasi-h

> Ahmet Küçük (CHP), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİ YAPILMASI HK); konuşma 995 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1137 sıra sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin 2 nci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün burada, Karayolları Trafik Kanununda, bir süre önce çıkarılmış Trafik Kanununda birtakım değişiklikleri tartışıyoruz. Tabiî, bu kanunu konuşurken, bu kanunu değerlendirirken, bu kanunun bünyesi içerisinde Türkiye'nin ulaştırma politikalarını, Türkiye'nin ulaştırma politikasının altyapılarını, unsurlarını, aktörlerini konuşmak, değerlendirmek ve sorunları tespit ederek, belki de sorunların, bu anlamda, çözüm yolları aramanın da bir parçası olarak kullanmak gerektiği kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, ulaştırma, dünya kurulduğundan bu yana, elbette ki, insanların en temel meselesi ve bugün de, dünyada rekabet edebilmenin, yaşam kalitesini artırabilmenin ve dolayısıyla, yaşam kalitesini artırabilmenin en önemli yolu da, en iyi ulaştırma politikalarını hayata geçirmek, iyi entegre etmek politikaları birbirine; ulaştırmanın unsurlarını, karayollarını, demiryollarını, denizyollarını, havayollarını, boru hatlarını birbirine iyi entegre etmek ve dolayısıyla, bunun sonucunda, insanlığın yararına, ülkenin yararına, halkın yararına, sektörün yararına en olumlu sonuçları bulmak, o ülkenin ekonomisinde de, en rekabet edebilir sonuçlar ortaya çıkaracak ve dolayısıyla, ülkenin rekabet gücünü artıracaktır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, ilk iş olarak, hepimizin bildiği gibi, ulaştırma meselesine bakarken, önce, Türkiye gibi büyük coğrafyası olan bir ülkede, öncelikle, sorunu en akılcı biçimde çözme yoluna gitmiş ve ülkesinin dört bir yanını demir ağlarla örme arayışına girmiş ve cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan demiryolu miktarı, maalesef, bugün, hâlâ, hayal bile edemediğimiz boyutlarda.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili. Önemli bir deniz ülkesiyiz. Önemli, büyük iki tane yarımadadan oluşan bir ülkemiz var; ama, denizyollarından, gerek mal taşımacığında gerek insan taşımacılığında, yeteri kadar faydalanamadığımız bir gerçek. Yine, böyle büyük coğrafyaya sahip bir ülkede, havayollarını, bugüne kadar, yeteri kadar geliştiremediğimiz ve iyi devreye sokamadığımız da bir gerçek.

Ancak, yeni yeni, boru hatlarının ülkemizden geçişiyle birlikte boru hatlarının önemini fark ediyor ve ülkemiz, belki, sevinerek görüyoruz ki, tam bir enerji terminali haline geliyor boru hatlarıyla.

Dolayısıyla, ulaştırma politikasını değerlendirirken, tamamen, bütün bu unsurları beraber düşünmek ve bunların birbirine entegrasyonunu iyi değerlendirmek lazım.

Tabiî, bugün, hâlâ, ülkemizde karayolları çok önemli bir unsur. Biz, hâlâ, yolcuların yüzde 95 kadarını karayoluyla taşıyoruz, yükün de neredeyse yüzde 90'lara varan bir miktarını da… Böyle bir büyük coğrafyada, böyle yüksek bir coğrafyada, karayollarının standardını yükseltmenin bu kadar zor olduğu bir coğrafyada, hâlâ, karayollarıyla ulaşım sağlamaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, var olan durum bu. Bu durumda en iyisini yapmak lazım. Ülkemiz, bundan sekiz on yıl önceye kadar yılda 6 000-7 000 kişinin öldüğü trafik kazalarına sahne olurken, yapılan birtakım iyileştirmelerle, bugün, bu rakamların 3 000-4 000'lere düşmüş olması, maddî kayıpların bir miktar azalması elbette sevindirici.

Değerli arkadaşlarım, bu Hükümet iktidara geldiğinde en iddialı söylemi, belki de en iddialı ortaya attığı politika, karayollarının standartlarını yükseltmeye yönelik duble yol yaklaşımıydı.

Hepimizin hatırlayacağı gibi, Bayındırlık Bakanı, o zamanki Bayındırlık Bakanımız "Türkiye'de, beş yılda, 15 000 kilometre duble yol yapacağız" iddiasını ortaya koymuş ve her yıl 3 000 kilometre duble yol iddiasıyla hemen kolları sıvamış ve gereğini yapmaya başlamıştı. Gerekli tespitler oldu, trafik yoğunluk ölçümleri yapıldı, öncelikler belirlendi ve hızla işe başlandı sözde. Üçbuçuk yıl geçti 58 ve 89 uncu Hükümetler zamanında... O hesapla, bugün, 10 000 kilometre yolun bitmiş olması lazım. Halbuki, biraz önce, İktidar Grubundan bir arkadaşımızın da söylediği ve hepimizin bildiği gibi, İktidarın verdiği rakamlara göre bile 5 000 - 6 000 kilometre civarında yol gerçekleştirildiği söyleniyor. Her ne kadar, bu yollara, tam standartlara uygun duble yol denilemeyecekse de, Hükümetin, iddiasının ancak yüzde 50'si, 60'ını gerçekleştirebildiği ortaya çıkıyor. Bakın, 15 000 kilometre duble yol yapma iddianız varsa ve her yıl 3 000 kilometre yapacağım diyorsanız -üçbuçuk yılınız bitmiş- şu anda, en az 10 000 kilometreyi bitirmiş olmanız lazımdı ve ancak, 5 000 - 6 000 kilometrelerden bahsediliyor. Bunların da ne kadar sıhhatli rakamlar olduğu tartışılır. Bu yolların standartlara ne kadar uygun yapıldığı tartışılır.

Değerli arkadaşlarım, bugün, yapılan yolların kalitesini, kalitesizliğini görüyoruz. Bakın, inşaatçılıkta bir şeyi yapmak kolaydır bir taraftan; ama, eğer bir şeyi doğru yapmamışsanız, eksik yapmışsanız, yanlış yapmışsanız, sağlam yapmamışsanız, tamiri mümkün değildir. Bir inşaatı, hele hele bir karayolu inşaatını düzgün bir altyapıya oturtmamışsanız, yarın, onunla baş edemez, yaptığınız paradan daha çok para harcar, yarın, sökmeye çalışırsınız. Değerli arkadaşlarım, maalesef, duble yol inşaatlarında bu kalitesizliği görüyoruz, hepimiz tanık oluyoruz. Satıh kaplama yapılıyor, ona da saygı duyuyoruz, beton asfalt kullanılamayabilir; ama, satıh asfalt kaplamasının ne kadar kalitesiz olduğunu ve arabalarımızın, duble yollarda seyahat ederken ne kadar zor durumlarda kaldığımızı hep birlikte yaşıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, ben, bu çerçevede, biraz da işi Çanakkale'ye getirmek istiyorum. Bakın, Türkiye'de 15 000 kilometre duble yol yapacağım diyen İktidar, Çanakkale'de de hatları belirledi "271 kilometre duble yol yapacağım" dedi arkadaşlar; 271 kilometre... Neyse, payımıza bu düştü dedik, bereket versin, teşekkür ederiz. Çanakkale'nin Denizkent girişinden Biga, Lapseki, Çanakkale, Ezine, Ayvacık, Küçükkuya'ya kadar, Eceabat'tan da Keşan'a kadar, Çanakkale İl sınırlarında duble yol yapılacaktı. Değerli arkadaşlarım, şu anda gerçekleşmiş duble yol miktarı sadece 6 kilometredir. Çanakkale Milletvekili arkadaşlarım burada; her yer berbat, rezalet vaziyette, her gün yeni trafik kazalarının önünü açacak birtakım salkım saçak, her taraf dökülmüş vaziyette…

Değerli arkadaşlarım, iyi kötü, Hükümet, 15 000 kilometrenin yüzde 50'si civarında bir realizasyon gerçekleştirmiş; ama, Çanakkale'de bu, yüzde 2'ler civarındadır. Ayıptır! Çanakkale'nin hakkı, hiç olmazsa Türkiye ölçülerinde verilmeli ve bu duble yolların, hiç olmazsa, bugüne kadar 100 kilometresi, 150 kilometresi bitirilmeliydi. Değerli arkadaşlarım, yapılan sadece 6 kilometredir ve bir tane de köprüdür.

Dolayısıyla, Hükümet bu iddiasına sahip çıkmaya hâlâ devam ediyorsa, en çok Çanakkale'de sahip çıkmalıdır; çünkü, en çok Çanakkale'de geri kalmıştır. Durum vahimdir. Sayın Başbakan geldi, gördü. Gerçekten, Çanakkale, Türkiye'nin en zor ulaşılan ili, karayollarının en lazım olan ilidir, havaalanlarına en çok uzak olan ildir. Bize en yakın çalışan havaalanı değerli arkadaşlarım, 350 kilometre; ya İstanbul'a gideceksiniz ya İzmir'e gideceksiniz, 350 kilometre daha yürüyeceksiniz. Böyle zor şartlarda Çanakkale'ye gereken önemin verilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, İktidar Partisinden arkadaşlarım, burada bu kanuna yeterli katkıyı, gerekli katkıyı alamadıklarını söylüyorlar. Bu, teknik bir kanun. İktidar Partisi üyeleri şapkayı önüne koyup düşünmelidir; bu kanunun esası bütün grupların katılımıyla çıkmışken, bugün bu değişiklik gerçekleşmiyorsa, İktidar Partisi milletvekilleri, İktidar Partisi Grubu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Gelibolu yarımadası tarihi milli parkı kanununda değişikli yapılması hk”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2006-05-02-gelibolu-yarimadasi-tarihi-milli-parki-kanununda-degisikli-yapilmasi-h (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
