# Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun tasarısı (s.s.718)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Münir Erkal (AK Parti, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim
- **Tarih:** 3 Mart 2005
- **Gündem:** DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.718)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-munir-erkal-22-2005-03-03-deniz-cevresinin-petrol-ve-diger-zararli-maddelerle-kirlenmesinde-acil

> Ahmet Münir Erkal (AK Parti), 3 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.718)); konuşma 1.111 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇEVRE KOMİSYONU BAŞKANI AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmeye başladığımız 718 sıra sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tasarının muhtevasından, içeriğinden ziyade, bu vesileyle, aslında, çevre konusunun Türkiye ve dünya gündemindeki önemine bazı vurgular yapmak istiyorum.

Çevre, birçok yaklaşıma göre, biraz, aydın çevrelerin konuştuğu bir konu olarak algılanıyor. Sanki, birçok kesim ve kesitle ilgisi olmayan, sadece belli bir kesimin ilgilenmesi gereken bir konu olarak maalesef algılanmaktadır; bu, çok önemli ve büyük bir yanlıştır. Çevre konusunu bu kanunla gündeme getirirken, tabiî, biliyorsunuz, bundan sonra çevreyle ilgili bir yasa tasarımız var; asıl çevre problemlerinin kurumsallaşmış bir altyapıyla orada vurgulanacağını ve inşallah, milletimizin önüne konulacağını da bu vesileyle söylemek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bütün dünyanın, özellikle bütün uluslararası kuruluşların raporlarından sonra ortaya koyduğu bir gerçek var. Çevre problemleri, bir problem olmaktan artık çıkmış ve bütün dünyayı ilgilendiren bir küresel tehdit haline gelmiştir. Onun için, meseleyi, böyle, akademik düzeyde incelemenin ötesinde, gerçekten, ülkemizi, dolayısıyla insanlığı, dolayısıyla ülkemizin ekonomik, sosyal ve fizikî boyutlarını çok yakından ilgilendiren bir konu olarak çevre konusu önümüzdedir. Yani, çevreyi korumak, insanı korumaktır; çevreye sahip çıkmak, insanca yaşama standartlarına sahip çıkmaktır. Onun için, çevre meselesini bu düzlemde ele almak, dünya gezegenini bu yaklaşımla korumak, insanlık arasındaki uluslararası ilişkileri bu anlayışla değerlendirmek gerekir.

Eğer, çevre, küresel bir değerse ve bu tehditler, bu problemler için -biliyorsunuz, özellikle, son raporlara göre, yakınlarda açıklanan hükümetlerarası iklim kurulunun raporuna göre- gerekli tedbir alınmazsa... Son on yılda, dünyada, iklim değişiklikleri, tabiî, özellikle, bunun bir neticesi olan küresel ısınmadan ve diğer tehlikelerden dolayı çok ciddî felaket senaryoları, maalesef, dünyanın gündemine getirilmiştir. Uluslararası ölçekteki birçok lider, uluslararası toplântılarda, buna özellikle vurgu yapmış, bu meselenin, artık, ciddî bir şekilde ele alınması gerektiğini, birçok uzman da, bunun saatli bir bomba olduğunu, yeri gelince patlayacağını ve o zaman da, bütün her türlü tedbiri alsanız bile, geri dönülemeyecek bir noktaya gelindiği için, maalesef, çok önemli risklerle dünyanın karşı karşıya kalacağını vurgulamışlardır.

Değerli arkadaşlar, onun için, çevre meselesini bu bağlamda ele almak lazım. Birçok rapora bakıyorsunuz, inceliyorsunuz; bu meseleye gereken ilgi gösterilmediği zaman, sadece sağlıklı yaşam ortamı değil, aynı zamanda, ülkelerin ekonomik hayatında ciddî gerilemeler ortaya çıkması, tarım topraklarının azalması, dünyada su sorununun önemli bir problem olarak gündeme gelmesi, çölleşmenin ve kuraklığın ortaya koyduğu birtakım sosyolojik problemler, dünyaya çok daha önemli tehlikeler yaşatacaktır. Mesela, Birleşmiş Milletler raporuna göre, önümüzdeki yıllarda, 150 000 000 insan göç etmek zorunda kalacaktır. Erozyonun doğurduğu tarımsal topraklardaki verimsizlik, çok büyük sıkıntıları ve ekonomik kayıpları beraberinde getirecektir. Bu rakamlar ortaya konulduğu zaman çıkan netice, milyarlarca dolarlarla ifade edecek kadar büyüktür.

Değerli milletvekilleri, onun için, bu çevre meselesini, birtakım kavramlarla ifade etmek yerine, bunun sosyal, ekonomik yansımalarını ve fizikî yansımalarını ortaya koymak, ama, bir de şuna dikkat etmek gereğini vurgulamak istiyorum:

Peki, siyasetin çevreyle ne gibi bir ilişkisi vardır; siyasî yaklaşım çevreye ne yapabilir; şu anda yapılan tespitlerde ortaya çıkan gerçek şudur: Çevre problemlerinin çözümünde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, çabuk, hızlı, bürokrasiden uzak karar alma mekanizmalarının geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Onun için, siyaset, siyasî kurumlar, tabiî özellikle de Büyük Millet Meclisimiz, bu mekanizmayı hayata geçirecek, hızlandıracak her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Zaten, yeni getireceğimiz çevre yasası, böyle bir koordinasyonu, böyle bir esnekliği, bürokrasiden mümkün olduğu kadar arındırılmış bir anlayışı, inşallah, Türkiye'nin gündemine getirecektir.

Değerli arkadaşlar, tabiî, bu işin, çevrenin, bir de felsefî boyutu var. İnsanlar, çevre kirlenmesinin sebeplerini araştırırken acaba bunun neden kaynaklandığını da iyi irdelemek zorundadır. Maalesef, olayın arka plânına baktığınız zaman, çevreyi en çok kirleten ülkelerin gelişmiş ülkeler olduğunu görmektesiniz. Eğer, medeniyet bu ise, yani, bir taraftan sanayii geliştirirken, fert başına millî gelirdeki refah payı artırılırken, bir taraftan da insanların sağlıklı yaşam koşulları yok ediliyorsa, küresel birtakım sıkıntılar dünyanın gündemine getiriliyorsa, medeniyet anlayışını, gelişme anlayışını da bizim bir sorgulamamız gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, ortaya çıkan gerçek şudur: Maalesef, gözü dönmüş rant talebi, sınırsız rant talebi ve kontrolsüz egoizm, insanlığın baş belasıdır. İnsanlık, bu problemleri değerlendirirken, bir taraftan da bir otokritik yapmalı, bir özeleştiri yapmalı, bu sanayileşme mantığının, gelişme mantığının, tüketim çılgınlığının insanı nereye götürdüğünü bir kez daha sorgulama gereğini duymalıdır.

Değerli arkadaşlar, insanlık bir de şunu ciddî şekilde yorumlamalıdır: Eğer, medeniyetler, hâlâ, savaşları, kan ve gözyaşını bir çözüm yolu olarak görmeye devam edecekse -Ortadoğu'daki savaşlar, diğer bölgelerdeki savaşlar bunun en belirgin ve bariz örnekleridir- o zaman, bunun oluşturacağı psikolojik kirlilik de, maalesef, insanlığa kan ve gözyaşı olarak, acı ve keder olarak geri dönecektir.

Onun için, değerli arkadaşlar, çevre meselesinin bu psikolojik boyutunu, sosyal boyutunu, siyasî boyutunu, ekonomik boyutunu, fizikî boyutunu ve felsefî boyutunu bu yaklaşımla irdelemeden ve bununla ilgili birtakım değerleri ortaya koymadan, çevre meselesinin kalıcı, sürdürülebilir bir yapıya getirilmesi mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, tabiî, şu anda getirdiğimiz yasa, deniz ve çevresiyle ilgili bir yasa; değerli üyemiz Sayın Boztaş, değerlendirmelerinde yeterli olmadığını söyledi. Zaten, dikkat ederseniz, bu, belli bir kesimi ilgilendiren bir yasa ve Komisyonumuzda da bütün boyutlarıyla -biz, alt komisyon kurarak da- bunu irdeledik ve en güzel şekilde gündeme gelmesini temin ettik.

Burada kendileri de söyledi, arkadaşımız Değerli Yahya Bey de söyledi, buradaki problemde esas maksat şudur: Sisteme baktığınız zaman, 17 tane kurum ve kuruluş sistemde kargaşaya neden olmakta, deniz ve çevresiyle ilgili, maalesef, karar alma sürecini zorlaştırmaktadır. Bundan dolayı, yaptığımız yeni düzenlemeyle, bu 17 kurum ve kuruluş 3'e indirilmekte, böylece, daha hızlı, daha çabuk karar alma mekanizması ve süreci Türkiye'nin gündemine getirilmektedir.

Değerli arkadaşlar, denizin Türkiye için önemi ortadadır, denizin turizm açısından ve ekonomik açıdan Türkiye'ye sağladığı katkıları ortadadır. Deniz kıyı şeridinin, rekreaktif amaçlı olarak, yerleşim amaçlı olarak, turizm amaçlı olarak ve diğer sosyal yerleşimler olarak fonksiyonu ve potansiyeli ortadadır. Onun için, bütün kıyılarımızı bu anlamda korumamıza bu kanun önemli bir katkı sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı, tabiî, özellikle İstanbul Boğazını ve UNESCO açısından tarihî kent olarak vasıflandırılan İstanbul'u korumak açısından da çok önemli bir potansiyeli, bir katkıyı sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlarımız bu hususla ilgili gerekli açıklamaları yaptılar; ben, bu konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum; ama, şunu son söz olarak kısaca söylemek istiyorum: Çevre meselesinin bütün boyutlarıyla ele alınması, çıkacak olan çevre yasasına Meclisimizin azamî katkıda bulunması çok önemli bir katkı sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, çevre meselesinin ve çevre problemlerinin geldiği noktada bütün dünya insanlığının tespiti: Bugün, çevre problemi, terörden daha tehlikeli bir konuma gelmiştir; artık, dünya insanlığı, bunu, terörden daha tehlikeli bir gelişme olarak algılamaktadır. Onun için, Komisyonumuz bu hususa fevkalade önem vermektedir. Çıkaracağımız çevre yasasıyla, onun kurumsallaşmasıyla, Türkiye'deki çevre problemlerinin çözümü konusunda ve kurumsal altyapı oluşturulması konusunda sağlayacağı katkıyla, inşallah, önümüzdeki günlerde çevrenin çok daha sağlıklı bir hale getirilmesinin temelleri atılacaktır.

Ben, emeği geçen tüm arkadaşlara, Komisyonumuzdaki Cumhuriyet Halk Partili değerli milletvekillerine ve AK Partili arkadaşlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Bu kanunun, Türkiye için çok önemli olan deniz ve çevremize önemli bir katkı getireceğini vurguluyorum.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Münir Erkal (AK Parti, Malatya). “Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun tasarısı (s.s.718)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-munir-erkal-22-2005-03-03-deniz-cevresinin-petrol-ve-diger-zararli-maddelerle-kirlenmesinde-acil (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
