# Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Orhan (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim
- **Tarih:** 3 Şubat 2009
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2009-02-03-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina

> Ahmet Orhan (MHP), 3 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 554 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AHMET ORHAN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kültür, insan toplumuna özgü bilgi, inanç ve davranışlar bütünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesnelerdir. Ayrıca toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve manevi ürününü kapsamına almaktadır.

Ortak kültür mirasının korunmasının bilincine varılmayan, bu mirası gelecek kuşaklara devretme yükümlülüğüne duyarsız kalınan bir toplumda bu mirasın yok olması kaçınılmaz bir gerçektir.

Kültür Bakanlığı, Türkiye gibi zengin ve çeşitli bir kültürel geçmişe sahip bir ülkenin en önemli bakanlığıdır çünkü tüm dünyaya karşı kimliğimizin etkileyici vitrininde sergilenecek varlıklarımızın yegâne temsilcisidir. Bu görevi ifa etmekle yükümlü olan Kültür Bakanlığının maddi imkânlarına baktığımızda, genel bütçe içindeki payının ise binde 5 dolayında olduğunu görürüz. Maalesef yüzde 1 bile değildir. Koruma uygulamalarına tahsis edilen miktarın Kültür Bakanlığı bütçesi içerisindeki durumu daha da kötüdür. O da sadece yüzde 3 civarındadır. Ülkemiz uygarlıkların geçiş yolu olan Anadolu’nun sahip olduğu bu çeşitli ve güzel tarihsel mirası sürdürmek, korumak ve yaşatabilmek için bu yetersiz imkânlarla nelerin yapılabileceğini açıkçası milletimiz merak etmektedir.

Medeniyetler beşiği Türkiye, Kültür Bakanlığına bağlı 185, kişi ve kurumlara ait 110 müzeyle birlikte sadece 295 müzeye sahiptir. ABD’de 17.500 müze bulunurken turizmde Türkiye'nin en önemli rakiplerinden İtalya’da 3.790, İspanya’da 1.343, Fransa’da ise 1.207 müze faaliyet göstermektedir.

Bütün uygarlıkların geçiş noktası olan ülkemizin bu konudaki haksız yerinin nasıl telafi edileceği, bu aranın nasıl kapatılacağı, elimizdeki kültür varlıklarının restorasyon, bakım ve onarımlarının hangi şartlarda süratle yapılıp bu çalışmaların ekonomik katma değere nasıl ve ne süratle dönüşebileceği merak konusudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletvekili olarak temsil ettiğim, doğup büyüdüğüm memleketim Manisa’nın, muhtelif kaynaklara göre tarihinin milattan önce 3000 yıllarına kadar indiği bilinmektedir. Yörede çıkan buluntulardan ve yazılı kaynaklardan, Manisa ve çevresinde Hitit, Aka, Frigya, Lidya, Helen, Roma ve Bizans uygarlıklarının yaşadığı bilinmektedir. Nitekim, toprak altından bu dönemlere ait birçok kalıntı günümüze kadar ulaşmıştır.

1313 yılında Saruhanoğulları tarafından Bizanslılardan alınarak “Magnesia” olan adı “Manisa” olarak değiştirilen kent, Saruhan Beyliği’nin merkezi hâline getirilmesiyle ayrı bir önem kazanmıştır. 1437-1595 yılları arasında II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, III. Mehmet gibi bazıları daha sonra tahta geçecek olan Osmanlı şehzadeleri tarafından yönetilen kentte şehzadeler ve aileleri tarafından cami, çeşme, medrese, imarethane, köprü ve saray gibi birçok eser yaptırılarak kent önemli ölçüde imar görmüş, eğitim, kültür, sanat ve ekonomik yönden önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler nüfus artışı ve şehirleşmeyi de beraberinde getirerek, Manisa, 16’ıncı yüzyılda sosyal, ekonomik ve idari açıdan önemli bir merkez hâline gelmiştir.

27 Mayıs 1919-8 Eylül 1923 tarihleri arasında Yunan işgali altında kalan kent, Kurtuluş Savaşı sırasında belki de tarihinin en kötü dönemini yaşamıştır.

Yukarıda kısaca değinmeye çalıştığım olağanüstü büyük ve zengin geçmişiyle, bugün maalesef gerekli sosyal, sosyokültürel altyapı ve ilginin gösterilmemiş olması, Manisa’mızın ve ülkemizin büyük bir zenginlik kaybına ve turizmden hak ettiği ekonomiyi alamamasına sebebiyet vermektedir.

Kültürel ve tarihsel miras yağmalanmakta, şehzadelerin yetiştirildiği ve eğitim verildiği Manisa’mızın yazma eserleri tozlu ve karanlık, nemli depolarda küflenmekte ve çürümeye terk edilmektedir. Kültür mirasımızın önemli ürünleri olan el yazması eserler, tarih, din, dil, felsefe, coğrafya, astroloji, fen bilimleri gibi çeşitli konularda yazıldığı dönem ve yere ait temel bilgileri bünyesinde toplayan bilim ve sanat dünyasının ilk elden kaynaklarını oluşturmakta olup, Manisa’mızdaki bu önemli kaynaklar ve eserler ülkemiz için önem arz etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2009-02-03-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
