# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Orhan (MHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 14 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Ahmet Orhan (MHP), 14 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 941 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA AHMET ORHAN (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Vakıf, insanda mevcut olan karşılıklı dayanışma, başkalarına iyilik yapma duygusunu hukuki statüye kavuşturan ve ona süreklilik sağlayan, tüzel kişiliğe sahip, hukuki ve sosyal bir müessesedir. Türk milletinin sahip olduğu tarihî ve kültürel mirasın en önemli kaynaklarından olan vakıflar, yardım ve hayır kurumlarıdır. Vakıfların yüzyıllardır çeşitli sosyal, kültürel ve ekonomik hizmetler sunageldiği, fakirliğin önlenmesinde kurduğu hastaneler, imarethaneler, yaşlı bakımevleriyle, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerini sunageldiği bilinen bir gerçektir.

Selçukludan Osmanlıya, Osmanlıdan günümüze kadar vakıflar çok mühim işlere imza atmıştır. Onun içindir ki vakıf kültür ve medeniyeti, tarihi içerisinde çok ciddi roller oynamıştır. Selçuklulardan günümüze kadar akla gelebilecek hemen her alanda bir vakıf kurulmuştur. Bizler, hasta ve garip leyleklerin bakım ve tedavisi için bile vakıf kuran bir milletin evlatlarıyız. Yoksul genç kızlara çeyiz verilmesi, bunların düğünlerinin yapılması bile düşünülmüştür. Cezaevlerindeki mahkûmların ihtiyaçlarının karşılanması, tarımın geliştirilmesi, borç yüzünden hapse girenlerin borçlarının ödenmesi bir mesele olarak görülmüş, ilgili vakıflar kurularak gerekli önlemler alınmıştır.

Osmanlı Devleti’nde vakıfların çok büyük bir gelişme gösterdiği, toplumun eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi en temel ihtiyaçlarının ötesinde son derece ayrıntılara dönük alanlara bile yöneldiği anlaşılmaktadır. O kadar ki Batılı sosyal politikacılar 16’ncı asır Osmanlı toplumu için “vakıf cenneti” tabirini kullanmışlardır. Gerçekten, o dönemlerde vakıf kurumu toplumun tüm ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışan tek yaygın toplumsal kuruluş hâline gelmiştir. Böylece, halk devletine güvenmiş, sevgi beslemiştir. Bugün vakıf medeniyeti tüm gelişmelere rağmen o görkemli eski görünüşünden çok uzaktır. Onun içindir ki aradığımız huzuru bulamıyoruz. Bu değerlerin yanında gerçeklere göz atmakta fayda olacaktır ve bunlar yaşananlardır ve AKP tarafından 72 milyonun gözünün içine baka baka gerçekleştirilmektedir. Hatırlayın, AKP’yle beraber her şeye bedava dönemi başlatılmıştır. Kömür bedava, erzak bedava, giysi bedava, kırtasiye ve diğer bilumum masraflar bedava, bedava, bedava. Çalışalım yok, çalıştıralım yok, ara elaman yetiştirelim, insanımıza iş bulalım yok. AKP 22 Temmuz, 29 Mart seçimleriyle 12 Eylül referandumu öncesinde “Al kömürü, al erzakı, al parayı ver oyu.” demiş ve bunun karşılığını da almıştır. Söylenen “Hayırsever iş adamlarımızın yaptığı bağış.”tır. Bu doğru değildir.

AKP’nin seçim öncesinde oy karşılığı dağıttığının kaynağı vergilerdir. Hem de bu fakir milletin zor şartlar altında verdiği vergilerdir. Yani Tunceli’de valilik marifetiyle sırtlarda suyu bağlanmamış eve giden çamaşır makinesi, elektriği olmayan evlere giden buzdolapları bunu açıkça ortaya koymaktadır. Oradaki insanlarımız her şeyin en iyisine layıktır. Lakin seçim öncesi bu hareketin anlamı açıktır ve bunun kaynağı ülkemizin tüm bireylerinin vergileridir.

Bu olayın bir yönünü daha dikkatlerinize sunmak isterim. Demokrasi eşit şartlarda siyasi yarışmayla yerleşir. Demokrasi diye ortaya çıkanların demokrasiyi ne hâle getirdiğinin açık ispatıdır tüm yaşananlar. AKP kendi adına oy için dağıttığı kömürleri vergi gelirlerinden karşılamıştır. Bu çarkın bir kısmı şu şekilde kurulmuştur: Malum, AKP’yle beraber “gıda bankaları” denen dernek ve vakıflar tesis edilmiştir. Deniz Feneri, Deniz Yıldızı, Hızır Yardım bunların ünlüleridir. AKP bu gıda bankalarını bütün vergilerden muaf tutmuştur. Yetmemiştir, buraya bağış yapanların vergilerini de yaptıkları bağış miktarında düşmüştür. Dahası, yaptığı bağış fazla, vergisi az ise sonraki seneye mahsup ettirilmiştir. Bu şekilde acayip bir çark kurularak devlete vergi ödemesi gerekenler dolaylı olarak AKP propagandasına ve değirmenine su taşımaya yani AKP’ye kömür ve erzak katkılarını yapmaya başlamıştır. Bizim inancımıza ve devlet anlayışımıza göre kazanç vergilendirilmişse kutsaldır. Öyle devletin kesesinden yardım yapmak yok. Yapılan hesaplara göre, Türkiye’nin bu işten zararı milyarlarca lira seviyesindedir. Bu parayla bu ülkede onlarca fabrika kurulur ve binlerce işsize iş bulunabilirdi. AKP, devletin kasasına girecek parayı kendi siyasi faydası uğruna ambalajında kurdele, fiyonk ve konfeti olarak kullanmıştır. Bu uygulamada necip Türk milletinin geçmişten bugüne yansıması ve vakıf kültürünün doğrudan bağı ve paralelliği yoktur. Yüce Türk milletinin fertleri, bu adaletsizlikleri hafızasına not etmektedir. Bu meyanda Sosyal Yardımlaşma Fonu da “çalışma, buradan al ve yat fonu” hâline gelmiştir. Sosyal yardımlaşma vakıfları ciddi denetim altına alınarak haksız menfaat edinmelerin önüne geçilmelidir. Bugün, kamuoyunda, Sosyal Yardımlaşma Vakfı yöneticilerinin maaşları halk arasında konuşulmaktadır. Mutlaka bunun önüne geçmek durumundayız. Bu yapılanlar ecdadın kemiklerini sızlatmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle sosyal politika işlevleriyle vakıflar, günümüz sanayi toplumlarının yaşadığı birçok sorunu bertaraf etme yeteneğine sahiptir. Ülkemizde vakıfların işleyişi ve denetimiyle sorumlu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü de vakıfların yeniden yapılanması kapsamında önemli bir revizyona tabi tutulmalıdır. Bu husus Sayıştay denetim raporunda yer almıştır. Personel politikaları ve kazanımları pozitif artış yönünde iyileştirilmelidir. Kurumun öncelikle rasyonel bir çalışma organizasyonuna kavuşması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, siyasi birtakım etkilenmelerden uzak bir işleyişin hâkim kılınması gereği vardır.

Vakıflar Türk kültürünün temel yapı taşlarındandır. Türk devletlerinde en güzel uygulamaları görülmüş ve tüm dünyanın dikkatini çeken sanat şaheserleri de vakıf ürünü eserler olarak ortaya çıkmıştır. Zamanımızda kurulan derneklerin ve vakıfların önemli bir kısmı maalesef tabela derneği ve vakfı olmaktan öteye gidememektedir, çünkü bir kısmının teşkilat yapısı çok zayıftır, bir kısmı kişilerin tekelindedir. Ayrıca, bu tekelleşmenin ötesinde, restorasyon ve tadilat işlevlerinin dışında ve de ihtiyaç sahibi fakir fukaranın hakkının gaspı yoluyla bir kısım vakıf üniversitesi kurulmuş olup, bu kuruluş ile ilgili kanunlarla kendi içinde ters düşmekle birlikte, fakir insanlarımız için yapılacak harcama, paraların ve imkânların zengin çocuklarının okuyacağı üniversiteler kurulması demektir. Vakıf üniversitelerinin daha çok, daha yeterli imkânlara sahip olmayan gençlerimize hizmet vermesi mutlaka sağlanmalıdır.

AKP Hükûmeti döneminde, bizi biz yapan değer, kurum ve müesseseler bir bir erozyona uğratılıp yok edilmektedir. Tarihten bugüne ışık tuttuğumuz vakıfların Genel Müdürlük binasının Hilton Oteli olduğu gerçeği gelinen noktayı ifade etmesi bakımından son derece manidardır. Vakıfların, fakir ve ihtiyaç sahibinin, gariplerin unutulduğu bir müessese hâline geldiğini üzülerek ifade ediyor, bu hususu tarih nezdinde, yüce Türk milletinin vicdanlarına emanet ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinin ve işlevinin yetersizliğini ifade ederken, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
