# Rededilen hükümet tezkeresi hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Sırrı Özbek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mart 2003
- **Gündem:** REDEDİLEN HÜKÜMET TEZKERESİ HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-sirri-ozbek-22-2003-03-05-rededilen-hukumet-tezkeresi-hk

> Ahmet Sırrı Özbek (CHP), 5 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: REDEDİLEN HÜKÜMET TEZKERESİ HK); konuşma 514 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AHMET SIRRI ÖZBEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bayram tatili süresince olsun, geçtiğimiz günler sürecinde olsun, vatandaşlarımızın büyük önem ve öncelik verdikleri, geleceklerine ilişkin endişelerini ve korkularını paylaştıkları tek konu savaştı; sordukları soru ise özetle şöyle: "Bizim bu savaşta ne işimiz var?" Ben de soruyorum; bu savaştan bize ne? Doğrudur, Saddam, çağımızın en büyük soykırımcısıdır, saldırganıdır, diktatörüdür, kötü adamıdır; ama, bunların hiçbirisi savaş nedeni değildir.

Dünyanın dört bir yanında, Uzakdoğu'da, Ortadoğu'da, Afrika ve Güney Amerika'da demokratik rejimleri yıkıp diktatörlükler kuran Amerika Birleşik Devletleri değil midir! O halde, tersi yöntemleri de gayet iyi bilir, bunları yaparken de kimseye ihtiyacı yoktur. Saddam'ı devirmek, Amerikan entrikaları içerisinde küçük bir ayrıntı bile değildir. Demek ki, Amerika Birleşik Devletlerinin derdi Saddam değil. Bunu çok iyi tespit etmek lazım. Zaten, dünya milletleri de bunu çok iyi tespit etmiş olmalı ki, bu kirli savaşın yanında yer almıyorlar. Milyonlarca insan, sokaklarda savaş karşıtı eylemler yapıyor, yöneticileri de "savaşa hayır" söylemini dikkate alarak, Amerika Birleşik Devletlerine destek vermeyeceklerini açıklıyorlar.

Filozof Eflatun "savaşın sonucunu sadece ölüler gördü" derken, kendinden sonra gelen kuşaklara çok önemli uyarılarda bulunuyordu. Bizler de, hiçbir çıkarımız olmayan bu savaşta kimse ölmesin diyoruz, analar gözyaşı dökmesin diyoruz; bilinmelidir ki, gözyaşının rengi, dili, dini, milleti, ırkı yoktur.

Değerli milletvekilleri, hükümet ve iktidar partisinin Sayın Genel Başkanı, kapalı kapılar ardında, Amerika Birleşik Devletlerine neler, ne taahhütlerde bulundular bilemiyoruz. Halbuki, dışpolitikanın gizlerle dolu, esrarlı alanlar sayıldığı, dışpolitikanın erbabı tarafından oynanan oyunlar sayıldığı dönemler, tarihin bir hayli gerisinde kalmıştır. Çağdaş dışpolitika anlayışı, açık, katılımcı, demokratik süreçler içerisinde oluşan, güçlenen, ulusun ve meclisin omuzları üzerinde yücelen dışpolitikadır. Dış ve iç politikalar bir bütündür. Özellikle, bizim geleneğimiz, parlamentolarımızın dışpolitika meselelerine sahip çıkma geleneğidir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin arkasında, dışpolitika konularına gerçekten sahip çıkma ve dışpolitikalarda gerçek ve birincil amil olma geleneği vardır ve bunun, yüzyirmialtı yıllık bir tarihi vardır. Dışişleri bakanları karşısında, okyanuslar gibi kabaran meclisler vardır ve o meclisler karşısında "yapmayın, etmeyin; üç günden beri buradayım ve ayaktayım, suallerinize cevap veriyorum; bitap düştüm" diyen hariciye vekilleri vardır. O geleneğin içerisinde "bizi dinleyici durumuna indiremezsiniz" diyen meclisler vardır. O geleneğin içerisinde, o günkü hukuka rağmen "fiilen dışpolitika konuları da millet meseleleridir; biz de milletin temsilcileriyiz, fiilen el koyuyoruz" diyen meclisler vardır; fiilen el koymuşlardır.

1877 yılında, Heyeti Mebusanda, dış meselelerin konuşulması bir gemi olayıyla başlamıştır. Ünlü 93 Harbinde, Karadeniz'de Mersin Vapurumuz batırılmış. Aydın Mebusu Yenişehirlizade Ahmet Efendi soru sormuş, Bahriye Nazırı cevap veriyor; "esasen o tekne biraz köhne idi"diyor; Aydın Mebusu Ahmet Efendinin cevabı tok, vakur ve aynen şöyle:" Ben, tekneyi değil, bayrağımızı sormuştum." (CHP sıralarından alkışlar)

Ahmet Efendiyi minnetle, şükranla ve rahmetle anıyorum. Bu geleneği devam ettiren, cumartesi günü aldığı kararla ortaya koyan, içerisinde bulunmaktan büyük onur duyduğum, 22 nci Dönem Meclisini oluşturan siz değerli milletvekillerini yürekten kutluyorum.

Sayın milletvekilleri, bizler, Atatürk'ün bize bıraktığı barışçı çizgiden vazgeçemeyiz. Elbette ki, Atatürk için barış, soyut ve anlamsız bir kavram değildir; Atatürk için barış, büyük ve gerçek bir insanlık ülküsüdür ve Atatürk için barış, karşılıklı saygıya, karşılıklı dikkate, karşılıklı adalete, karşılıklı hak eşitliğine, karşılıklı egemenlik haklarına saygıya ve bu haklara riayete dayalı bir barıştır; bunlar ihlâl edilmediği sürece barış devam etmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Sırrı Özbek (CHP, İstanbul). “Rededilen hükümet tezkeresi hk”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-sirri-ozbek-22-2003-03-05-rededilen-hukumet-tezkeresi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
