# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu (Yeni Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 28 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90924
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-vehbi-bakirlioglu-2026-10-28-tutanak-metni

> Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu (Yeni Parti), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.135 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Sayın Başkanım, çatısı altında bulunduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisini dünyadaki diğer parlamentolardan ayıran birkaç özgün yanı bulunmakta, sizler de bunu biliyorsunuz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin belki de hiçbir parlamentoda olmayan özelliği, bir ulusun Kurtuluş Savaşı'nı bizzat yönetmesi ve bunu zaferle taçlandırmış olmasıdır. Bu özelliği onu eşsiz ve tek kılmaktadır. Ayrıca Meclisimiz "Gazi Meclis" unvanını da taşımaktadır. Sayın Meclis Başkanım, siz, bu Gazi Meclise Başkanlık etme onurunu yaşamaktasınız, bulunduğunuz makamda 24 Nisan 1920 ile 29 Ekim 1923 arasında Gazi Mustafa Kemal bulunmuştur. Bu süre içerisinde, henüz adı konulmamış bir devlete başkanlık etmiştir yani makamınız geçmişte devlet başkanlığının da makamıydı bir anlamda. Makam yüce, onur büyük, bunlar büyük olunca da sorumluluklarınız da çok büyük oluyor. Belki de en önemli görevimiz bu yüce Meclisin, Gazi Meclisin onurunu korumaktır ve bugün ne yazık ki Hataylıların oylarıyla seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen cezaevinde, Silivri'de tutsaktır."

Şimdi, Sayın Başkanım, bu okumuş olduğum metin geçen sene Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe görüşmelerinde Meclisle ilgili yapmış olduğum konuşmanın bire bir aynısı yani sanki bir dejavu yaşamaktayız. Biraz evvel takip ettiğiniz gibi işte personelin özlük haklarıyla alakalı, danışmanların özlük hakları ve maaşlarıyla alakalı sorunlarda aynı şeyleri konuşuyoruz. Yazılı soru önergeleri, verilen cevaplar, cevaplanmayanlar yani hep aynı şeyleri ne yazık ki konuşmaktayız yani aynı bir dejavu yaşıyoruz ve biz bundan çok rahatsızız yani eminim siz de rahatsızsınızdır ama hiçbir adım atılamıyor, hiçbir ilerleme ne yazık ki gerçekleşmiyor.

Şimdi, Türkiye Varlık Fonu Sayıştay denetimine tabi değil, biz bunu çok tartıştık yani bu Türkiye Varlık Fonunu Sayıştay denetiminin dışında bırakılmasını çok tartışma konusu yapmıştık. Bağımsız denetimciler işte denetim raporlarını Sayıştaya veriyorlar, daha sonra burada Türkiye Büyük Millet Meclisinde denetliyormuş gibi gözüküyoruz, yaptığımız şey. Farklı sektörlere ait 36 tane şirket, taşınmazlar var, lisanslar var, bu şirketlerin arasında Borsa İstanbul ve Türkiye Sigorta da var yani fon krizinin tam ortasında en çok eleştirilen iki tane şirket. Bunlardan bir tanesi Türkiye Sigorta, en büyük sigorta şirketi Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı şu anda tutuklu. İddialar vahim, rüşvet alma iddiaları var, rüşvet karşılığında sigortadaki mevduatı fonlara kaynak olarak gönderme var ve Türkiye Sigorta da şu anda bilançosunu açıklamıyor. Esasında neden bundan bahsediyorum? Yıllardan beri söylediğimiz şeydi bu Varlık Fonunun Sayıştay denetimine tabi olması gerektiğinden bahsediyorduk, denetimde çok ciddi bir zafiyet olduğundan bahsediyorduk ve bugün Varlık Fonuna ait en önemli şirketlerden bir tanesinin Genel Müdürü rüşvet almakla itham ediliyor, tutuklu durumda. Peki, Varlık Fonu Sayıştay tarafından denetlenmiş olsaydı bir şey değişir miydi? Şimdi, tartışmamız gereken konulardan bir tanesi bu, mesela SPK Sayıştay tarafından Türk milleti adına denetleniyor yani siz bunun denetimini yapıyorsunuz, ki SPK de fon vurgununda en tartışmalı kurum pozisyonunda şu anda. Şu an en son mevcut SPK Başkanı görevden alındı, bir önceki SPK Başkanı hakkında soruşturma başlatıldı ki bu eski bir bakanın oğlu ve buradaki iddialar da çok vahim, 600 bin dolarlık rüşvet almakla itham ediliyor, soruşturma başlatıldı. Bir önceki SPK Başkanı da Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilinin kardeşiydi, bu ve buna benzer rüşvet iddialarına maruz kalmıştı ama ona soruşturma açılmamıştı. Yani şimdi bu kurum, bu düzenleyici ve denetleyici kurum yani Sayıştayın da denetimine tabi. Yani siz burada Sayıştay olarak tüm bunlar yaşanmışken görevimizi yerine getirdiğinizi düşünüyor musunuz? Gerçekten de öyle, üç tane SPK başkanından bahsettim yani ciddi soruşturma, ciddi ithamlar var burada ve çok ciddi bir manipülasyon olmuş, ciddi bir yıkım var, SPK seyretmiş, görevini yerine getirmemiş. Bunu denetlemekle görevli olan siz değil misiniz? Şimdi, burada şunu bir kere daha gördük biz yani bu tartışmalar esnasında şu anda Türkiye Cumhuriyeti'ndeki kurumların tamamıyla artık yıkıldığını, kuralların ortadan kalktığını gördük. Yani görüyoruz ki denetim yapması gerekenler görevlerini yapmıyor. Şimdi, böyle bir ortamda bütün kurumlar ortadan kalkmışken sizin raporlarınıza bakıyoruz, raporlarınızdaki bulgulara bakıyoruz, diğer arkadaşlarımız da açıkladılar, 2020 yılında genel idarelerin Sayıştay raporlarında 641 tane bulgu varmış, 2025'te bu bulgu sayısı 113'e düşmüş yani kurumlar ortadan kalkmış diyoruz ama sizin bulgularımıza bakıyoruz, bulgu sayılarında ciddi bir azalma var. Yani burada şu soru ortaya çıkıyor: Sayıştay görevini yapıyor mu, yapmıyor mu? Bize kalırsa, kamuoyundaki algıya da bakıldığı zaman Sayıştayın görevini yapmadığını görüyoruz. Şimdi, düzenleyici ve denetleyici kurumlar görevini yapmıyor, SPK görevini yapmamış, BDDK görevini yapmamış, Sayıştay görevini yapmıyor. Peki, Sayın Meclis Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisi görevini yapıyor mu, denetleme görevini yapıyor mu? Yani biz milletvekillerinin elinde denetlemeye ait 2 tane aygıt var, bunlardan bir tanesi soru önergeleri. Arkadaşlarımız bahsetti, sizin sunumunuzda da vardı, 55 bin soru önergesi verilmiş, 35 bin tanesine cevap verilmiş, 15 bin tanesine cevap vermeye tenezzül dahi edilmemiş ki verilen cevaplar da milletvekillerinin aklıyla dalga geçer mahiyette. Soru önergelerimize cevap verilmiyor. Başka denetim aygıtımız ne? İşte araştırma komisyonları. Türkiye büyük bir fon kriziyle çalkalanırken Türkiye Büyük Millet Meclisi elindeki en önemli denetim mekanizmasını yürürlüğe sokamadı yani Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm bunlar yaşanırken bir araştırma komisyonu kuramadı, kurulmadı yani burada çok ciddi bir denetim sorunu var. Zaten şu an işte adına tek kişilik hükûmet sistemi dediğimiz bu sisteme gelen en büyük eleştirilerden bir tanesi buydu, denge ve denetim mekanizmalarının çalışmayacağından bahsetmiştik ve bu da karşımıza geldi.

Şimdi, bütçenize gelirsek 2027 yılı bütçenizde bir önceki yıla göre yüzde 24'lük bir artış söz konusu, 2027 yılı merkezî bütçedeki artışın gerisinde. Merkezî bütçe yüzde 38 artmış, sizin bütçeniz yüzde 24 artmış ancak burada personel ödemelerindeki artış merkezî bütçedeki personel harcamalarından daha fazla. Merkezî bütçede personel harcamaları yüzde 24 artarken sizin bütçeniz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yüzde 49'luk bir artış var, artışın da kaynağı özellikle işçi ödemelerinden kaynaklanıyor; yüzde 84'lük bir artış görüyorum ben 2026'ya göre. Önümüzdeki yıl yeni işçiler mi alınacak? O konuda bilgi verirseniz sevinirim.

Benim de dikkat çektiğim başka şey... Temsil tanıtım giderlerine baktığımızda 2026 yılının başlangıç ödeneği 341 milyon lira ancak ilk altı ayda 2026'da 375 milyon lira harcama olmuş yani başlangıç ödeneği geçilmiş. Bu yıl sonunda ne kadar temsil tanıtım gideri olacak ve bu artışın sebebi nedir?

Geçen senenin konulardan bir tanesi de bu ek hizmet binası. Siz "Ek hizmet binası yapmak istiyoruz veyahut da başka bir kurumun binasını kullanabiliriz." demiştiniz. Ben baktığım zaman 3 milyarlık bir ödenek ayrılmıştı, bu ödenek harcanmamış ancak burada şöyle bir şey var, gayrimenkul büyük onarım giderlerinde 1 milyar 481 milyon liralık ciddi bir rakam ayrılmış. Yani yeni bir ek hizmet binası mı yapılacak yoksa bu rakamla yeni bir kurum binasına tadilat mı olacak? Bu konularda bilgi verirseniz sevinirim.

Sunumunuzda 2 tane restorasyondan bahsettiniz: Atatürk Deniz Köşkü ile Yıldız Sarayı İleri Dış Karakol Binası. Bu 2 restorasyonun harcaması ne kadar tutacak? Atatürk Deniz Köşkü restorasyon işi ne kadara ihale edilmiştir, bugüne kadar ne kadar harcama yapılmıştır, bitince maliyeti ne olacaktır?

Bir de tüm milletvekillerinin bahsettiği -ben gene bahsedeyim, dejavu dedim ya, gene bahsedelim biz bundan- Meclis çalışanlarının, danışmanların özlük hakları, maaşlarıyla ilgili sorunlar, her bütçede konuşuyoruz bunu, şimdi bu ne olacak? Yani şimdi, ben şöyle bakıyorum bu olaya: Biz Türkiye Büyük Millet Meclisiyiz, kendi çalışanının sorununu çözemeyen bir Meclis, Parlamento yani bu ülkedeki çiftçinin, emekçinin, emeklinin, kadınların, gençlerin sorunlarını nasıl çözer?

Teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu (Yeni Parti, Manisa). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-vehbi-bakirlioglu-2026-10-28-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90924

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
