# Özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine ve bazı khk lerde değişklik yapılmasına dair kan tekl.(s.sayısı :406)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ahmet Yeni (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2004
- **Gündem:** ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARININ DÜZENLENMESİNE VE BAZI KHK LERDE DEĞİŞKLİK YAPILMASINA DAİR KAN TEKL.(S.SAYISI :406)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-yeni-22-2004-04-27-ozellestirme-uygulamalarinin-duzenlenmesine-ve-bazi-khk-lerde-degiskli

> Ahmet Yeni (AK Parti), 27 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARININ DÜZENLENMESİNE VE BAZI KHK LERDE DEĞİŞKLİK YAPILMASINA DAİR KAN TEKL.(S.SAYISI :406)); konuşma 1.696 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; özelleştirme uygulamaları için alınması gerekli danışmanlık hizmetlerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu nedeniyle karşılaşılan zorlukların giderilmesi amacıyla verdiğim kanun teklifiyle ilgili olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepinizin bildiği gibi, partimiz, kuruluş aşamasında, ekonomi yönetiminde benimsediği ilkeleri açıklamıştır. Bu ilkelerden biri de rekabetçi serbest piyasa ekonomisidir; yani, devletin ekonomiye müdahalesi, ancak düzenleme ve denetleme düzeyinde kalacak; devlet, ekonomide işletmecilik alanından tümüyle çekilecektir. Hükümetimizin özelleştirmeyle ilgili olarak harcadığı tüm çabalar bu ilkelerin hayata geçirilmesini amaçlamaktadır.

Özelleştirmeyle, devletin ekonomideki sınaî ve ticarî aktivitesinin en aza indirilmesi hedeflenirken, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin oluşturulması, devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman yükünün azaltılması, sermaye piyasasının geliştirilmesi ve atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılması, bu yolla elde edilecek kaynakların altyapı yatırımlarına kanalize edilmesi mümkün olacaktır. Hedeflenen özelleştirmeler tamamlandığında, bu ilkeye sahip çıkmış olacağız. Bu nedenle, iktidara geldiğimiz günden bu yana, özelleştirmede vaat ettiğimiz başarılara ulaşmak için yoğun çaba harcıyoruz. Hükümet olarak, özelleştirmenin hızlı yapılabilmesini engelleyen tüm geleneksel dirençleri kırmış durumdayız. Türkiye'deki siyasî istikrar başarının yollarını açmıştır ve biz, bu yolda, kararlı adımlarla yürüyoruz. Zaten, bu yürüyüşümüze hız katmak için huzurunuzdayız ve sizden destek istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, rahmetli Özal döneminde, 1984 yılında yapılan master plan ve aynı yıl çıkarılan 2983 sayılı Kanunla, özelleştirmeyi gündemine almıştır. Böylece, Türkiye, İngiltere'yle birlikte, dünyada, özelleştirme uygulamalarına ilk başlayan ülkelerden biridir; ancak, günümüz itibariyle bir karşılaştırma yapıldığında, Türkiye'nin özelleştirme açısından performansının, değil Batılı ülkelerin, tüm eski komünist memleketlerin dahi gerisinde kaldığı açıkça görülmektedir.

Ekonominin yeniden yapılandırılmasının en önemli ayaklarından birini teşkil eden özelleştirme politikası, bundan önceki hükümetler döneminde, aynı diğer ekonomik tedbirler gibi, siyasal ve ekonomik istikrarsızlık ile kamuoyu desteği sağlanmaması gibi nedenlerden dolayı layıkıyla uygulanamamıştır. Nitekim, özelleştirmeyle ilgili ilk düzenlemenin yapıldığı 1984 yılından bugüne kadar geçen yirmi yıl içerisinde, Özelleştirme İdaresi tarafından yaklaşık 9 milyar dolarlık bir özelleştirme yapılabilmiştir. Ayrıca, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Telekom ve diğer birçok kuruluş çok daha iyi şartlarda özelleştirilebilecek iken, mevcut olumlu şartlardan zamanında yararlanılmamış, fırsatlar heba edilmiştir.

Burada, şunu vurgulamakta özellikle yarar görüyorum: Daha önceki düzenlemeler bir yana, 1994 yılında, Yüce Meclisimizin büyük çoğunluğuyla kabul edilen 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu ve daha sonra Anayasamıza özelleştirme kavramının eklenmesi kararı neticesinde, özelleştirme, bir devlet politikası hüviyeti kazanmıştır; ancak, hemen burada, şunu belirtmekte yarar var: Anayasadaki düzenlemeden önceki şartlarda yürürlüğe konulan Özelleştirme Kanunu, yönetmeliği andıran çok ayrıntılı bir kanundur ve özelleştirmenin süratle tamamlanabilmesi için, hâlâ düzenlenmesi gereken birçok husus içermektedir.

Özelleştirme Kanunu çerçevesinde, Tekel, Türk Hava Yolları, Türk Telekom gibi büyük ölçekli şirketler ile elektrik üretim, dağıtım ve doğalgaz tesislerinin özelleştirme çalışmaları ile Millî Piyango, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul Altın Borsası, otoyol ve köprüler gibi özelleştirme kapsamı ve programına yeni alınmış veya alınması düşünülen kuruluşların hazırlık çalışmaları Özelleştirme İdaresince yürütülmektedir.

Geçtiğimiz dönemde, yur tiçinde ve yurt dışında yaşanan ekonomik krizler, özellikle, sermaye piyasaları aracılığıyla yapılan özelleştirme uygulamalarını engellemiştir; ancak, piyasalarda 2003 yılı sonlarından itibaren ekonomide ciddî bir iyileşmenin olduğu da aşikârdır. Bu iyileşmenin özelleştirme uygulamalarının hızlandırılması için olumlu bir ortam oluşturduğu da değerlendirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılı başından itibaren kapsamlı ve kararlı bir özelleştirme programı hükümetimizce uygulamaya konulmuştur. 2003 yılı uygulama programı çerçevesinde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 53 ihale açılmış, bunlardan 50 ihale yıl içinde sonuçlandırılmıştır. Bu uygulamalar sonucunda, 33 adet iştirak, işletme ve şirket özelleştirilmiş olup, bu kapsamda kuruluşlara verilen yetki çerçevesinde yapılan ihaleler sonucu toplam 429 adet gayrimenkul satışı gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede, 2003 yılı başından itibaren 2 200 000 000 dolar düzeyinde özelleştirme uygulaması yapılmış, toplam 700 000 000 dolar nakit girişi sağlanmıştır. Yine, 2003 yılında TÜPRAŞ'ın özelleştirilmesiyle ilgili uygulamaların son aşamasına gelinmiştir.

2003 yılında yaptığımız özelleştirme uygulamaları, hükümetimizin, özelleştirme konusunda oldukça ciddî ve kararlı olduğunu göstermiştir. Bu ciddiyet ve kararlılık 2004 yılı programında da ortaya konulacaktır. 2004 yılında özelleştirme uygulamalarının yerel ve uluslararası gündemde önemli bir yer tutacağına ve yatırımcıların ilgisini çekeceğine inanıyorum. Bu yıl, Telekom, Tekel, Petkim, bazı elektrik üretim ve dağıtım şirketleri, Millî Piyango, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, otoyol ve köprüler gibi önemli kurumların özelleştirilmesi hedeflenmektedir. 2004 yılı içerisinde, hükümetimiz tarafından belirlenen strateji çerçevesinde Telekomun yüzde 51 blok satışı süreci mayıs ayında başlatılacaktır. Elektrik sektöründe, 2004 yılı özellikle dağıtım şirketleri için özelleştirmenin başlayacağı yıl olacaktır. Geçtiğimiz günlerde, TEDAŞ'ın özelleştirme kapsamına alınması çalışmaları tamamlanmıştır. Tekelin sigara fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili çalışmalar son aşamaya gelmiştir. Petkim için yoğun bir pazar araştırması sonrasında muhtemel yatırımcılarla görüşmeler yapılacaktır. Bu sonuçlardan hareketle, bu kuruluşun özelleştirme çalışmaları başlatılacaktır.

Yine, bu yıl içerisinde, Türk Hava Yolları ve Erdemir gibi hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören kuruluşların halka arz uygulamaları gündeme gelmiştir. Şans oyunlarının özelleştirilmesi işlemleri hızla devam etmektedir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul Altın Borsası özelleştirmelerinde ise, kuruluşların özel durumları dikkate alınarak, Sermaye Piyasası Kuruluyla işbirliği içerisinde, kendi tutacakları danışmanlarıyla birlikte, özelleştirme modellerini ve özelleştirme sonrası yapılarını belirlemeleri benimsenmiştir.

Özet olarak, 2004 yılı içerisindeki özelleştirme çalışmaları, ülke çıkarları doğrultusunda, kararlılıkla ve büyük bir özveriyle sürdürülmektedir. Bu çabalar, elbette ki, bir zaruretin de neticesidir.

Birtakım çıkar gruplarının tüm karşı çıkmalarına rağmen, özelleştirme çabalarımızın ne derece gerekli olduğunu bazı rakamlar vererek açıklamak istiyorum: 2002'de 335 trilyon görev zararı açıklayan Türkiye Taş Kömürü Kurumunun 2003 yılı kesinleşmemiş zararı yaklaşık 494 trilyon olmuştur. Yine bir başka KİT olan Türkiye Cumhuriyeti Devletdemiryollarının 2002 yılı görev zararı 532 trilyon iken, 2003 yılı kesinleşmemiş zararı 496 trilyonu bulmuştur. Sümer Holdingin ise, 2002 yılı görev zararı yaklaşık 230 trilyon iken, geçen yılki kesinleşmemiş zararı 227 trilyon civarında gerçekleşmiştir. Liste, aşağı doğru devam etmektedir.

Az önce, komünist devletlerde dahi özelleştirmenin, bizden sonra başlatılmasına rağmen ivedilikle sonuçlandırıldığını ve devletlerin, KİT'lerin görev zararlarından doğan bu yükü omuzlarından attığını arz etmiştim. Satabildiklerini satmışlar, satamadıklarını ise olduğu gibi bırakmışlardır. Üretemeyen, devamlı zarar eden devlet müesseselerini beslemek yerine, reel sektöre daha fazla kaynak aktarmak suretiyle yatırımcıları desteklemek, sivil girişimcilerin önünü açmak bizler için olmazsa olmaz konumundadır.

Sayın milletvekilleri, özelleştirmeyle ilgili olarak "sadece kâr edenler satılıyor" savı doğru değildir. Mesela, 1975 yılında Kayseri'de her nevi takım tezgâhları üretmek üzere kurulan TAKSAN (Takım Tezgâhları Sanayii) isimli bir KİT kuruluşu, özelleştirildiği tarih olan 24.6.2003 tarihine kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu müessesenin özelleştirilmesinden önceki yıl olan 2002 yılı zararı 2 trilyon lira civarındadır. Bu noktada, özel sektör burayı devraldıktan sonraki gelişmeye dikkatinizi çekmek istiyorum. TAKSAN, kurulduğu günden satıldığı tarihe kadar ürettiği malın toplamını, özel sektör devraldıktan sonra üretmiş ve tamamını yurt dışına satmıştır.

Yine milletvekili seçildiğim Samsun İlinden iki örnek vermek istiyorum. Karadeniz İşletmeleri; genel müdürlüğü Ankara'da, bakır cevheri üretim sahası Artvin Murgul'da, izabe tesisleri Samsun'da bulunan bir KİT kuruluşudur ve 2002 yılı zararı yaklaşık 18 trilyon lira, 2003 yılı kesinleşmemiş zararı 37 trilyon lira civarındadır. Samsun tesislerinin bu ayın 15'inde 33 000 000 dolar karşılığında özelleştirilerek devir işlemlerinin yapılmasına karşın, Murgul'daki bakır cevheri üretim tesislerinde 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında 476 işçi bulunmaktadır. Bu işçiler atıl durumdadır; üretmeden devletten maaş almaya devam etmektedirler.

Yine bir başka KİT konumundaki Samsun Azot Sanayii, Türkiye Gübre Sanayii A.Ş'ye bağlı bir müessese olup, özelleştirme işlemleri yeni tamamlanmıştır. Bu işletmenin 2002 yılı dönem zararı ise 27 trilyon lira üzerinde gerçekleşmiştir. Daha önceki ihalede 36 000 000 dolar teklif edilen, fiyatı düşük olduğu için de satışı gerçekleşmeyen Samsun Azot Fabrikasının, son ihaleyle 54 000 000 dolara özelleştirme çalışmaları tamamlanmak üzeredir. Buraları satın alan özel sektör, rehabilite edip yatırım yapacak, üretim faaliyetlerine artan bir oranda devam edecektir. Özelleştirmeyle birlikte girdi kalemlerinde en yüksek payı alan işçilik maliyetleri düşecek ve üretimde meydana gelecek artışa paralel olarak istihdam da artacaktır. Bunun sonucu, halkımız daha ucuza mal alabilecek, uluslararası piyasalarda rekabet şansımız artacak, ülkemize döviz girdisi sağlanacaktır.

Hükümetimiz, özelleştirme nedeniyle mağdur olabilecek insanlarımıza elbette ki başının çaresine bak demiyor; yani, özelleştirmenin sosyal boyutu ihmal edilmemiş, özelleştirme sonrası işsiz kalan işçilere kıdem tazminatı ve diğer yasal hakları dışında, iş kaybı tazminatı ödenmesi, yeni iş bulmaları ve kredi imkânlarından yararlanmaları konusunda da 122 000 000 dolar ödeme yapılmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, özelleştirme uygulamalarında karşılaşılan diğer sorunların halliyle uğraşılırken, idarenin 2003 yılı başında yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi kılınması, ilave zorlukları da beraberinde getirmiştir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın 1.1.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesinden sonra özelleştirme uygulamalarında, danışmanlık hizmeti temin edilememesinden dolayı ciddî biçimde aksamalar olmuştur. 2003 yılı içerisinde yapılan tüm özelleştirmeler danışmanlık hizmeti daha önce alınmış olanlardır. Kısacası, geçen yıl ancak özelleştirme hazırlığı tamamlanmış projeler uygulamaya konulabilmiştir. Mevzuat nedeniyle programa alınan yeni kuruluşlar için danışman temin edilemediğinden, 2003 yılı içerisinde hiçbir büyük projenin hazırlık işlemleri yapılamamıştır.

Değerli milletvekilleri, Kamu İhale Kanunu nedeniyle karşılaşılan zorlukları kısaca dile getirmek istiyorum. Başta, danışmanlık hizmetlerinin tanımında sorun çıkmaktadır. İhale mevzuatındaki tanımın aksine, özelleştirme uygulamalarında danışmanlık tanımı, aynı zamanda, sermaye piyasalarındaki aracılık hizmetlerini de kapsamaktadır; ancak, İhale Kanunu, komisyon bazında, yani, yüzde olarak teklif verilmesine izin vermediğinden, Özelleştirme İdaresi, mesela, Türk Hava Yolları hisselerinin halka arzını gerçekleştirememektedir.

Ödeneğin önceden konulma zorunluluğu ve buna bağlı olarak sözleşme süresine getirilen kısıtlamalar nedeniyle danışmanla iki yıllık sözleşme yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Yaklaşık maliyet hesaplanması için getirilen formaliteler daha çok bayındırlık ihalelerine yöneliktir ve halka arz ve benzeri hizmetler imkânsız hale gelmiştir.

İhale yöntemi seçimi konusunda getirilen kısıtlamalar, özelleştirmelerin süratli bir şekilde yapılmasının önünde ciddî engel teşkil etmektedir.

Ayrıca, komisyon bazında veya blok satış ve halka arzı birlikte içeren sözleşme yapılamaması, isteklilerden malî ve teknik yeterliğe ilişkin belge talepleriyle muayene ve kabul komisyonu gibi formaliteler, idarenin danışman alımını hemen hemen imkânsız hale getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, milletimiz, özelleştirme konusunda bizden daha büyük başarılar beklemektedir. Bunun da yolu, Türkiye'deki büyük işletmelerin özelleştirilmesini sağlamaktır. Hükümetimizin milletimize en önemli taahhüdü, yapısal reformların hızlı bir şekilde tamamlanmasıdır. Yapısal reformlar içinde yer alan ve tüm ekonomi çevrelerinin hassasiyetle takip ettiği reformlardan biri de özelleştirmedir. Bu sorumluluk bilinciyle bütün hazırlık çalışmalarımızı tamamladık; ancak, uygulama aşamasına geldiğimizde Kamu İhale Kanunundan kaynaklanan ve biraz önce size arz ettiğim ciddî zorluklarla karşılaştık ve karşılaşmaya devam ediyoruz.

Kamu İhale Kanununun amacı, takdir edersiniz ki, yapılacak özelleştirmeleri engellemek ya da yavaşlatmak olamaz ve olmamalıdır. Bu Kanunun temel amacı, devletin kamu yönetimindeki denetimini ve düzenleme işlevini etkin kılmaktır. Kamu İhale Kanununun kendisi de yapısal bir reformdur; ancak, bir başka reformu engellemesine izin vermemeliyiz.

Kısaca ifade etmek gerekirse, Türkiye, özelleştirme programını mümkün olan hızlı sürede ve şekilde tamamlamalıdır. Bu nedenle, Kamu İhale Kanunundaki özelleştirme engellerini kaldırıcı düzenlemeyi yapmak üzere Yüce Meclisimize başvurmuş bulunmaktayım. Bu teklifle yapılacak değişiklikle, özelleştirme uygulamalarının önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkmış olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, kanun teklifimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ahmet Yeni (AK Parti, Samsun). “Özelleştirme uygulamalarının düzenlenmesine ve bazı khk lerde değişklik yapılmasına dair kan tekl.(s.sayısı :406)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-yeni-22-2004-04-27-ozellestirme-uygulamalarinin-duzenlenmesine-ve-bazi-khk-lerde-degiskli (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
