# Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Akkuş (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2008
- **Gündem:** TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s

> Akif Akkuş (MHP), 7 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)); konuşma 589 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 217 sıra sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın çerçeve 3’üncü maddesiyle ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, günümüz turizminin tarihi oldukça eski olmasına karşılık, bugünkü turizm faaliyetleri toplumun ve ülkelerin hayatında büyük bir ekonomik etkinlik hâline gelmiştir. Aynı zamanda, turizm olgusu, başlangıçta olduğu gibi, yakın veya uzak mesafelere seyahat olmayıp oldukça çeşitlenmiştir. Şöyle bir anekdot olarak baktığımızda, dünya âdeta küçüldü diyoruz. Marco Polo’yu düşünün, İlk Çağ’ın veya Orta Çağ’ın gezginlerinden yahut da ilk seyyahlardan birisi olarak bakıyoruz. Marco Polo, İtalya’dan Çin’e kadar gitmiş, gelmiş ve giderken on dört yaşında çıktığı yolculuğu otuz iki yaşında bitirmiş. Ancak, bugün, Ankara’da sabah kahvaltısını yapıp, öğlen yemeğini Londra’da, akşam yemeğini de New York’ta yiyebiliriz. Yani, artık, dünyanın küçülmesini bu şekilde belirtmek istiyorum.

Bugün büyük bir ekonomik etkinlik olan turizm, önceleri, deniz, kum ve güneşle sınırlı idi. Ancak, yeni turizm trendlerine baktığımız zaman, deniz, kum ve güneş yanında, tarih, ekoloji, kültür, yayla, orman, rafting, trekking gibi faaliyetler ile iç içe bir anlayış sergilemektedir. Yukarıda saydığımız bütün bu özellikler ve güzellikler ülkemizde bolca bulunmaktadır. Mesela Antalya’yı düşünün: Öğleye doğru Saklıkent’e çıkmışsınız, kayak yapmışsınız, akşama doğru geri iniyorsunuz Antalya’ya ve turunç çiçeği kokuları arasında kaldırımlarda yürüyorsunuz. Yani, insanı fevkalade hoşnut edecek, memnun edecek tabii güzellik ve değerlere sahip olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Bunun bir sonucu olarak da bugün turizm belgeli yüzlerce beş yıldızlı otel ve konaklama yeri, yaklaşık 550 bin yatak kapasitesi bulunmaktadır. 2007 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı 23 milyon 341 bin, turizm gelirleri ise 18,5 milyar doların üstündedir. Yani, büyük bir ekonomik potansiyelin olduğunu görmekteyiz.

Turizmin çeşitlenmesi, konaklama yerlerinde turist sayısının artmasıyla gelirinin orantılı olmadığı dikkat çekmektedir. Çünkü, İtalya ve İspanya gibi ülkelere baktığımız zaman buralara gelen yıllık turist sayısı 40 milyon civarında, ancak gelirleri 50 milyar doların üzerinde. Bu, bu ülkelerin ekonomik büyüklüğünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Fiziki imkânların artmasına bağlı olarak turist başına gelirin de artırılması gerekmektedir. Bugün, Türkiye’de çektiğimiz sıkıntıların başında bunlar gelmektedir. Yani, turistin daha uzun süre ülkemizde kalması ve ülkemiz imkânlarını paylaşırken harcama yapmasının sağlanması gerekmektedir.

Ancak burada profesyonel turistlerden de bahsetmek istiyorum. Bugün dünya üzerinde sayıları 11 bini geçen –tabii, Türkiye’nin turistik bölgelerinde dolaşan- profesyonel turistler var. Yani, bunlar para harcamadan kalan, ufak tefek işler karşılığında bu turizm imkânlarından istifade eden kişiler, bunlara da dikkat etmemiz gerekiyor.

Bugün ülkemizin Akdeniz sahilleri kısmen betonlaşmadan kurtulmuş durumda. Yani, -burada, yukarıda belirtecektim, ancak vakit kalmadığı için belirtemiyorum- biz bu turizm olgusu içerisinde sahillerimizi de beton yığınları hâline getirdik maalesef. Akdeniz bundan biraz kurtulmuş durumda.

Alanya-Silifke arasında kalan Akdeniz sahilleri bu konuda bakir güzelliklerini korumaktadır. Ancak parayı kutsayan ve doğa tahripkârı olanlar buraya da el atmış bulunmaktadırlar. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor bu yüzden.

Geçtiğimiz günlerde, Ege kıyılarından kaldırılan balık çiftliklerinin Mersin sahillerine taşınacağı gündeme gelmişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akkuş.

AKİF AKKUŞ (Devamla) – Balık çiftlikleri bir ihtiyacı gidermekle beraber kıyıları kirletmesi bakımından arzu edilmeyen etkinliklerdendir. Bu cümleden olmak üzere, Gazipaşa-Silifke arasında farklı bir turizm anlayışı ile alternatif projeler geliştirilmelidir diyoruz ve mesela, Mersin ile Anamur arası 225 kilometre. Burası dört, beş saat gibi bir zaman almaktadır seyahat etmek istediğiniz zaman. Bu yüzden Mersin-Anamur, Alanya-Anamur arasında tarifeli deniz taşımacılığının mutlaka buralarda gerçekleştirilmesi gerekir diye bakıyorum.

Değerli milletvekilleri, yasanın çerçeve 3’üncü maddesi, 2634 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesine bir düzenleme getirmektedir. Buna göre, konaklama ve beslenme tarifelerinin dünya standartları da göz önüne alınarak düzenlenmesi gerekiyor. Ancak, vatandaşlarımızın ülkemizin sunduğu güzelliklerden istifadesi ülkesini daha fazla sevmesine ve ona sahip çıkmasına sebep olacağındany yabancı turistlere uygulanan tariflerin Türklere de uygulanmasını istiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
