# Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Akkuş (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2009
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2009-01-22-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina

> Akif Akkuş (MHP), 22 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 943 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 266 sıra sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında görüş bildirmek üzere şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabiat ve kültür varlıkları bizim en önemli zenginliklerimizden birisidir. Bunlar bizi biz yapan ögelerdendir. Bunların bir kısmı taşınabilir, bir kısmı ise taşınamaz kültür varlıkları olarak değerlendirilebilinir. Tabii biz, genellikle “kültür ve tabiat varlıkları” dendiği zaman herhangi bir yerdeki bir ören yerini aklımıza getirmekteyiz. Ancak, bunun yanında, demek ki, biraz önce Nevzat arkadaşımızın belirttiği gibi, birçok konu bu ülkenin millî değeri olan taşınır-taşınmaz kültür varlıkları olarak değerlendirilmektedir.

Bu yasa tasarısıyla 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 12’nci maddesinin iki fıkrasında, yine 55’inci maddesinin iki fıkrasında değişiklik ve 57’nci maddesinin bir fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra eklenmesi ve dördüncü fıkranın değiştirilmesi istenmektedir. Ayrıca, 2863 sayılı Kanun’a bir geçici madde eklenmektedir. Buna göre, 11/3/2005 tarihinden önce usulüne uygun olarak koleksiyoncular tarafından müze envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıkları, son fıkrası hariç, 26’ncı maddeye göre işlem görmektedir. Bunu da, biraz önce yine konuşan arkadaşlarımızın belirttiği gibi, bir şekilde taşınmaz kültür varlıklarını ele geçirmiş olan kişilere, bu varlıkları nereden aldı, nasıl aldı, bu konuda bir af getirmeye yönelik bir değerlendirme olarak görüyoruz.

12’nci maddenin fıkralarında istenen değişiklik, daha önce il özel idaresi tarafından açılan özel hesaptaki para belediyelerce kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesiyle ilgili projeler için kullanılırken, bu harcamaya il özel idarelerinin ortak olmasını sağlamaktadır.

Son yıllarda merkezî yönetimin görev ve sorumluluğunun bir kısmının yerel yönetimlere devrinin söz konusu olduğu malumunuzdur. Bunun bir sonucu olarak il özel idarelerinin gelirlerinin artması ve harcama yetkisinin verilmesi de kaçınılmaz bir hâle gelmiştir. Bu yüzden, özel hesapta toplanan bu gelir, valinin kontrolünde, il özel idaresine ve belediyelere aktarılmaktadır. Ancak, bu aktarılan miktarlar belli bir oran dâhilinde olmakta ve toplanan miktarın yüzde 30’unu il özel idaresinin kullanımına tahsis etmektedir. Bu miktar, 1319 sayılı Kanun’a göre tahakkuk eden emlak vergisinin yüzde 10’u nispetinde mükellef tarafından ödenen paradır.

Değerli milletvekilleri, dünden gelen tabiat ve kültür varlıklarımızın korunması ve değerlendirilmesi üzerinde önemle durulması gerekir, demiştik. Ancak korunma amaçlı yapılan çalışmalar, birkaç sene sonra, sanki herhangi bir çalışma yapılmamış gibi kültür varlığının eski hâline gelmesini önleyemiyor. Bu yüzden, koruma çalışmaları sonucu ortaya çıkan değerlerin bir müstecire devrini -kiralama suretiyle- âdeta bir zorunluluk hâline getiriyor.

Şunu demek istiyorum: Bakıyoruz, ülkemizin birçok yerinde, şehirlerimizde, özellikle eski şehirlerimizde görüyoruz, bina olsun, evler olsun, sokaklar olsun, bunlarda birtakım düzenlemeler yapılıyor ama birkaç sene geçtikten sonra sanki o düzenlemeler hiç yapılmamış gibi bir hâle geliyor ve eski hâline geliyor. Tabii, burada bu düzenlemenin gerek kontrolü gerekse bu düzenlemede müteahhit olarak çalışan kişilerin de bu işi eline yüzüne bulaştırmasının bir sonucu olarak bu şekilde yapıyorlar diye belirtebiliriz.

Bunun yanında, dünü yansıtan ve artık kullanılmayacak kadar yıpranmış olan bir kısım özel mülkiyetin il özel idareleri ve belediyelerce onarımı ve iyileştirilmesinin yapılarak mal sahiplerinin tasarrufuna bırakılması yerinde olur.

Yine birçok yerde görmekteyiz, çok güzel bir bina, yola böyle, cumbalarıyla falan çıkmış, baktığımız zaman hoşumuza giden bir bina ama aradan geçiyor birkaç yıl, bir de bakıyoruz o binanın yerinde yeller esiyor. Niye yeller esiyor? Çünkü yanmış. Cadde üzerinde bulunuyor, şehrin içerisindeki cadde üzerinde. Yanındaki binalar büyük meblağlar getirirken burası köhne bir şekilde kalıyor. Dolayısıyla, bunların bu şekilde, belediyelerce onarımının ve iyileştirilmesinin yapılması uygun olur kanaatindeyim. Aksi takdirde o binalar ya birer heyula gibi tehlike arz eder yahut da kasıtlı yangınların kurbanı olur. İstanbul’un Süleymaniye semti bunun en belirgin örneğidir, kırık dökük yüzlerce ev âdeta yıkılmayı bekliyor, içinde oturanlar korku içerisinde yaşamaya çalışıyorlar. Devlet genellikle buraları istimlak ederek korumaya çalışıyor, içinde oturanlar ise aldıkları ücretle yeni bir mesken alamıyorlar ve bu eski yapıları, binaları terk etmiyorlar; bu da yıllarca mahkemelerin sürmesine sebep oluyor. Yine, biraz önce Nevzat Bey belirtti ben de belirtiyorum, buralar yeniden insanımızın hizmetine verilmeli, insanımızın hizmetine sunulmalı. Ankara Beypazarı örneğinde olduğu gibi bu taşınmazların sahiplerine krediler verilerek bu yapıları yeniden canlandırmak söz konusu olabilir. Aksi takdirde koruma kurulları tarafından haklı olarak “sit alanı” payesi alan bu yerler sokakları bile emin bir şekilde kullanılamayan mahalleler olarak kalır ve sit alanı olma gayesinden de gittikçe uzaklaşır. Bunun için, buralar, geçmişine bağlı, geleceği geniş bir perspektifle gören önder kişilere ihtiyaç duymaktadır. Buralarda yapılacak etkili değişiklikler modern şehirlerde kültürel varlıkların ahenk içerisinde yaşatılmasını sağlayacak ve millet olmanın keyfiyetini ortaya koyacaktır.

Ayrıca, bu eski kültür varlığı yapıların değerlendirilmesi çevre insanına iş ve aş kapısı olacak, aynı zamanda bu insanların bir gelire sahip olması da söz konusu olacaktır, böylece kömür ve gıda paketleri dağıtımı ve beklentisi de kısmen ortadan kalkacaktır diyorum.

Değerli milletvekilleri, sit alanı olarak tespit edilen ve tasdik edilen yerlerdeki binaların kullanımdan uzak olanlarının mutlaka onarılıp kullanılması ve vatandaşın istifadesine sunulması gerektiğini belirtmiştim. Kırsal kesimde bulunan ören yerleri vatandaşın tapulu alanı içinde bile olsa gereği gibi kullanılamamaktadır, bu da arsa veya arazi sahiplerini mağdur etmektedir.

Bilindiği gibi, Mersin, İlk Çağ’dan günümüze birçok medeniyete sahne olmuş uzun bir kıyı kesimine sahiptir. Bu kıyıya yakın bir mülkünüzün içinde bir mezar yahut lahit bulunuyorsa burası sit alanı ilan ediliyor ve işe yaramaz, atıl bir şekilde kalıyor. Bitişiğindeki arsalarda turistik tesisler yükselirken buralar kullanımdan uzak kalıyor. Bu yüzden buraların da değerlendirilecek şekilde planlanması ve vatandaşa sunulması gerekiyor.

Burada koruma kurullarına seçilen kişilerin beş yıllık sürelerinin üç yıla indirilmesi üzerinde de kısaca durmak istiyorum. Deniliyor ki: “Bu kurullara getirilen kişiler çalışmalarını aksatıyorlar.” Ben o zaman diyorum ki, eğer böyle bir aksatma söz konusu ise, bu kurullar lağvedilsin ve gerek duyulduğunda ilgili bilim dallarından ve görevliler arasından geçici bir kurul oluşturularak konuyla ilgili rapor hazırlamaları için gerekli imkân sağlansın ve sonunda işlerinin başına dönsünler. Genellikle arazi ihtilaflarında mahkemelerin böyle bir yol izlediği görülmektedir. Kısaca “beş yıl” yerinde bir karardır ve kanunda olduğu gibi kalması uygun olur diye belirtiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2009-01-22-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
