# Danışma kurulu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Akkuş (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2009
- **Gündem:** DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi

> Akif Akkuş (MHP), 9 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 830 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmen atamalarına ilişkin olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime Ulu Önder Atatürk’ün “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözleriyle başlamak istiyorum. Gerçekten de bir ülkenin geleceğini hazırlayan, geleceğinin hazırlanmasında en önemli rolü olan öğretmen kesimidir, öğretmenlerdir ve öğretmenler, aynı zamanda bu durumlarıyla bir milletin, bir ülkenin kalkınıp huzur ve güven içinde yaşaması için vazgeçilmez eğitim çalışanlarıdır. Bu yüzden gerek atamaları gerek meslekte yükseltilmeleri ve gerekse ücretleri konusunda çok hassas davranılarak hak ve hukuka bağlı kalınmalıdır.

Kıymetli arkadaşlar, bugün bir öğretmenle konuştuğumuz zaman öğretmenin maaşı -eğer ücretli dersi varsa onlar hariç- 1 milyar 200 milyon lira civarındadır. Bunların birçoğu belirli bir yaşa gelmiş, aileleri, çocukları bulunan kişilerdir. Bugün öğretmenlerimiz bu maaşla geçinememekte ve genellikle ikinci bir iş yapma yoluna gitmektedirler ki her zaman da bu iş öğretmenlerin kendi mesleğiyle ilgili olamamaktadır. Yani her zaman bunlar öğretmenlik bulamıyor, bunun yanında ne bulabiliyor derseniz, mesela gidiyor bir arkadaşının dükkânında tezgâhtarlık yapmaya çalışıyor yahut bir arkadaşının dükkânında, bir yakınının dükkânında kasiyerlik yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla, tabii, öğretmenlerin tek meselesi sadece maaşlarının iyileştirilmesi, ücretlerinin iyileştirilmesi değil; bunun yanında, öğretmen atamaları ülkemizde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından genellikle yılda iki defa yapılmakta, ancak bunun dışında birtakım değişik zamanlarda, bu esas atama döneminin dışında kalan zamanlarda da arada bir atamaların yapıldığı bilinmektedir. Bu atamalar eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına yapılmaktadır. 2009 Şubat ayında Millî Eğitim Bakanlığı, yaptığı bir basın açıklamasıyla “Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarının ihtiyacını karşılamak amacıyla 8.250 kadroya 46 alanda puan üstünlüğü esasına göre ilk atama, hizmet süresi üstünlüğü esasına göre açıktan ve kurumlar arası atama biçimleriyle kadrolu öğretmen ataması yapılacaktır.” demektedir. Kadrolu öğretmenlere ilaveten ayrıca sözleşmeli ve vekil öğretmenlik atamaları da yapılmaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda gerek başvuru gerekse atamaların İnternet ortamında yapıldığını ve herkesin kendi durumunu buralardan takip edebileceğini ve atamalarda sadece puan esasının dikkate alındığını belirtmektedir. Buna rağmen, bu atamalarda bir şekilde zarar görenlerin olduğu ve puanlı atamalar yanında usulsüz ve keyfî atamaların da yapıldığı itirazları yükselmektedir. Ayrıca, puanı yüksek olan bir kısım adayların şehir dışına, puanı düşük olanların ise şehir içine atandığı iddiaları bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle yönetici atamalarında yapılan usulsüzlükler bir hayli fazladır ve gün geçmiyor ki bize kendi seçim bölgemizden yahut bizi tanıyan arkadaşlarımızdan bu usulsüzlüklerin yapıldığına dair bir haber gelmesin, bir istek gelmesin. Hemen hemen her gün bunlarla karşılaşıyoruz.

Bunun yanında, özellikle İstanbul’da yapılan bir araştırmaya göre, en az 13 müdür asaleten usulsüz olarak atanmıştır. Bunların isim ve atandıkları okullar elimizde mevcuttur. Eğer istenirse bunları ortaya koyabiliriz.

Bilindiği gibi, müdür ve müdür yardımcılığı atamaları için sınav yapılmakta ve bunların sınavda gösterdiği başarıya göre de atamaları gerçekleşmektedir. Sınav kazanan, yıllardır alın teri döken öğretmenler bu makama getirilmezken, hiçbir şekilde okul müdürü olamayacak kişilerin bu makamlara getirilmesi kabul edilemez. Bu uygulamalar, mutlak adaleti öğretmek ve uygulamak zorunda olan eğitim camiasından gereken başarılı sonucu almamızı da engelleyecektir. Yani biz başarıyı elde etmek istiyorsak, evvela, orada bizim çocuklarımızı yetiştirecek, öğrencilerimizi yetiştirecek ve geleceğe hazırlayacak öğretmenlerimizi gerek atama gerekse yükseltilme gerekse maddi bakımdan taltif etmemiz gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, müdür atamalarında hak ve adalet ilkelerinden uzaklaşılması o okulda da başarıyı düşürecektir. Biz şimdi o okullara öğrencilerimizi gönderiyoruz, kendi çocuklarımızı gönderiyoruz, başarısız bir müdür yahut hak etmediği hâlde birisini okul müdürü yapmışız, e o okuldan ne bekleyeceğiz? Çocuklarımızı buralara gönderdiğimizde, bu çocuklar nasıl başarılı olacak? Orada çocuklarımız sadece zaman geçirecek ve dolayısıyla, mezun olduklarında da bir yarış ortamı hâlinde olan daha üst meslek okullarına, üniversitelere gitmeleri böylece engellenmiş olacaktır ki, şunu diyorum: Buna kimsenin hakkı yoktur. Bu, ister Millî Eğitim Bakanı olsun ister oradaki başka bir yetkili olsun, bu şekilde görev verilmemesi gereken kişileri müdür yaparak çocuklarımızın başarısını engellemeye kimsenin hakkı yoktur diyorum.

Millî Eğitim Bakanlığında yapılan usulsüzlükler sadece müdür atamalarında değil; gerekçesiz görev yeri değişikliği, mahkeme yoluyla görev yerine dönenlerin tekrar başka bir yere isteği dışında atanması, havadan sudan bahanelerle soruşturma açılması hemen her gün şikâyete konu olan uygulamalardandır.

Burada elimde bir belge var. Bu belgede, bir kardeşimiz “2 Mayıs 2003’ten bu yana on bir kez görevimden alındım. Şırnak, Muş, Ankara, Kütahya, Çanakkale ve İstanbul’a görevlendirildim.” diyor bir millî eğitim müdürümüz ve “Meslekte de otuz dokuz yılımı tamamladım, otuz dokuz yıldır bu milletin çocuklarını yetiştiriyorum. Bu milletin geleceğine katkıda bulunmak istiyorum ama beni on bir kez görevimden aldılar” diyor. Fevzi Budak. Peki, görevinden aldılar da ne oldu? Bu kişi on bir kez de görevine dönmüş. Böyle bir şeye hakkımız var mı? Biz şimdi burada hem adaleti meşgul ediyoruz hem insanları mutsuz ediyoruz hem de öğrencilerimizin iyi yetişmesine engel oluyoruz. Böyle bir hak kimsede yok. Bu millet onu nereye getirmiş olursa olsun böyle bir hak yok. Bu bakımdan biz öğretmenlerimize gereken ilgi ve alakayı bir parça daha fazla gösterelim diyorum, değerli milletvekilleri. Bütün bu uygulamalar, kendi menfaatini merkez olarak gören ve bunu hayatının en önemli ilkesi olarak benimseyen insanları bir yerlere getirerek bu ülkeyi layık olduğu seviyeye taşımak mümkün olmaz. Yani bunları böyle bir yerlere getirdiğimizde ülkemizin dünya medeniyeti içerisinde gereken yeri alması, çağdaş medeniyetin üst seviyelerine çıkması da mümkün olmaz diyorum, değerli milletvekilleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2009-06-09-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
