# Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Akkuş (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ekim 2010
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI HAKKINDA(9/3)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-10-12-milli-egitim-eski-bakani-huseyin-celik-in-gorevini-kotuye-kullanmasi-h

> Akif Akkuş (MHP), 12 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI HAKKINDA(9/3)); konuşma 942 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; SBS, yani seviye belirleme sınavı… Bu konuda verilmiş olan Meclis araştırma önergesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2007-2008 öğretim yılından itibaren uygulanmakta olan SBS imtihanları ilk günden bugüne tartışılan bir imtihan olarak karşımıza çıkmış bulunmaktadır. Niye tartışıldı? Kimi zaman soruların yanlışlığıyla tartışıldı, kimi zaman soruların değerlendirilmesiyle alakalı olarak tartışıldı. Velhasıl birçok konuda tartışıldı ve nihayet kaldırıldı.

28/6/2010 günü Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından uygulamadan kaldırıldığı duyurulmuş olan SBS imtihanlarının uygulanması sırasında öğrenci, aile, sistem ve okullar üzerindeki olumsuz etkilerini kısaca belirtmenin uygun olacağı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, seviye belirleme sınavı, ilköğretim altı, yedi ve sekizinci sınıflarda öğrencinin derslerden o yılın müfredatında belirtilen kazanımları elde etme seviyesinin ölçülebileceği, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından her yıl haziran ayında ders kesiminden sonra düzenlenen merkezî sistem bir sınavdır.

İlk defa 21-22 Haziran 2008 tarihinde ilköğretim öğrencileri bu yeni sınavın heyecanını yaşadı. OKS’nin yerine düzenlenen ilk seviye belirleme sınavına altıncı sınıfta okuyanlar katıldı. Adaylara, Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler, yabancı dil alanlarında seksen soru yöneltildi ve bu altıncı sınıfta imtihana giren öğrencilerin sayısı 991.573 kişi idi. Bir gün sonra yedinci sınıflar girdi, bunlar da 990.774 kişi olarak belirlendi. Ancak, bu tarihlerde bu sınıflarda okuyan öğrencilerin sayısına baktığımız zaman bunların çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Buradan da anlaşılıyor ki öğrencilerimizden bir kısmı bu sınavlara girmedi yahut da bu sınavlara alınmadı, çünkü seviye belirleme sınavı zorunlu bir sınav değildir. Ancak, merkezî sistemde öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına yerleştirmede kullanılacak puana etkisi bakımından öğrencilerin bu sınavlara girmesi tavsiye edilmektedir. Yani, bir imtihan düşünün, bütün öğrencileri kapsamıyor ancak bunların bir kısmını kapsıyor. Elbette ki bu imtihan sisteminin takdir edilmesi yahut hoş karşılanması düşünülemezdi. “Bunlar, bu imtihan 2007’de başladı.” demiştik, nihayet 2010-2011’de ise sadece sekizinci sınıflar bu imtihanlara girecek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilköğretimden üniversite sonuna kadar bir öğrencinin ortalama 740 defa imtihana girdiği belirtiliyor yani çocuklarımız sürekli bir imtihan stresi içerisinde. Şu denilebilir tabii: Yani 3 tane SBS’yi kaldırmakla bu 740 defa tekrarlanan imtihanın 3 tanesi eksilebilir, gerisi duracaktır. Doğrudur ama öteki imtihanlar, çocuğun sınıfta gördüğü dersler sırasında kendi öğretmeni ve kendi arkadaşları tarafından sınıf içerisinde yapılan imtihanlardır çoğu. Ancak “SBS imtihanı” dediğimiz imtihan, çocukların âdeta at yarışındaki gibi koşturulduğu, hazırlandığı bir imtihan sistemidir. Çocuk hem okuluna gidiyor hem de okuldan kalan diğer vakitlerinde bu SBS hazırlığı için dershanelere gidiyor. Yani bakıyorsunuz daha henüz on yaşını yeni geçmiş, on bir yaşını doldurmamış çocuklarımız bile sabahın köründe ya okula gidiyor ya dershaneye gidiyor, sonra, akşama doğru da tekrar ya dershaneye ya okula gidiyor. Bu da, tabii, bu çocuklarımızın gelişmesinde son derece olumsuz etkilerin meydana gelmesine sebep oluyor. Böylece millî eğitim sistemimiz bugün imtihan odaklı bir sistem hâline gelmiştir. Uzmanlara göre imtihan odaklı bu sistemin ezberci bir sistem olduğu ifade edilmekte, ayrıca hiçbir insani, bilimsel ve kalıcı yönünün bulunmadığı belirtilmektedir. Elbette ki biraz önce belirttiğim gibi çocuk sabahın köründe evinden çıkar, okul veya dershaneye gider, akşam saat yedi buçuk sekizde evine dönerse, bu çocuğun hem psikososyal gelişimini sağlayacak hem bedenî gelişmesini sağlayacak birtakım aktivitelerde bulunması söz konusu olamaz, bu da çocuğun demek ki eksik yetişmesine sebep olacak diyoruz.

Sınav, âdeta bir araç olmaktan çıkmış, ulaşılması zor bir amaç hâlini almıştır. Bu, araç olarak icat edilen paranın bugün amaç hâline gelmesi gibi bir şeydir maalesef ya da İngilizlerin Hintlilere logaritma cetvellerini ezberletmesi gibi bir şeydir diye belirtebiliriz.

Liseye girmek için on bir yaşında milyonlarca çocuğun birbirini geçmek üzere bir yarışa sokulması son derece yanlış olmuştur. Yani o çocuklukta kazanılan birtakım dostluk, arkadaşlık, insanlık duygularının ortaya çıkması âdeta engellenmiştir. Bu da maalesef millî eğitim sistemimiz tarafından yapılmaktadır. Dünyanın başka yerlerinde de bir üst eğitim kurumuna geçenler bulunmaktadır. Ancak, ülkemiz dışında çok az ülkede ilköğretim okullarında her yıl yenilenen böyle bir imtihan, maalesef, bulunmaktadır.

Ortaöğretim kurumlarına öğrenciler ortaöğretim yerleştirme puanıyla girmektedirler. Ortaöğretim yerleştirme puanına göre Türkiye sıralamasında nedense ilk 100 içerisinde yer alan devlet okulu yok gibidir. Ancak burada bazı özel okullar kendi başarılarını kanıtlamak için yıl boyunca başarılı olan öğrencileri imtihana soktuğu, diğer öğrencilerini ise imtihanlardan uzak tuttuğu dedikodularına da muhatap olmaktadır. Yani okullar, özellikle özel okullar, bir dahaki seneye daha fazla yeni öğrenci alabilmek, öğrenci çekebilmek için kendini göstermek istiyor. Çalışkan, zeki yahut da fırsatı yakalayarak çalışkan olmuş öğrencileri imtihana sokuyor, ama ötekilere diyor ki: “Siz girmeyin, zaten kazanamazsınız.” Onlar da böylece girmiyorlar. Tabii, bu, eğitim kurumlarında düşünülemeyecek bir şey ama maalesef bunlar böyle.

Değerli milletvekilleri, seviye belirleme sınavı bugün öğrencileri ortaöğretime yerleştirmek amacıyla yapılmaktadır. Hâlbuki bu imtihanlar, öğrencinin seviyesini belirleyerek eksikliklerinin tespit edilmesi ve bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla ara imtihanlara benzer bir şekilde yapılmalıydı. Ayrıca, bu imtihanlar zorunlu hâle getirilerek bütün ilköğretim öğrencilerinin girmesi sağlanmalı ve ücretsiz olmalıydı. Yani o zaman bu mutlaka bir işe yarayacaktı, çocuklar eksikliklerini gördükleri için belki o yaz aylarında bu eksikliklerini tamamlamak üzere özellikle okulun açtığı kurslara gidecekler yahut onlara göre öğretmenleri tarafından yönlendirilecek ve neticede bu faydalı olacaktı. “Parasız olması gerekir.” diyoruz çünkü bu imtihanlar için genellikle okul 5 TL almaktadır, 10 TL de ÖSYM almaktadır. Tabii, 15 lira gerçekten bugün bize çok görünmeyebilir ama birçok ailenin bu 15 lirayı veremeyeceği de bir gerçektir.

Değerli milletvekilleri, SBS’lerin, iki yıl önce, ortaöğretim kurumları sınavının yerine getirildiği belirtilerek bir sınav sistemi değişikliğine gidildiğinde bu değişikliklerin sonuçlarını kısa vadede görmenin mümkün olmadığı işaret edilmişti. Yani buna itirazlar yapıldı, ancak bu itirazlar sonucu özellikle o zamanki Millî Eğitim Bakanımız Hüseyin Çelik sık sık televizyona çıktı yahut da gündemde yer aldı “Bunların meyvesini hemen almamız söz konusu değildir, bekleyin bakalım, bunların meyvesini alacağız.” dedi ve “Bu fevkalade bir değişiklik, fevkalade önemli bir sistem.” diye belirtti. Ancak, kendisinden sonra bakan olan Sayın Nimet Çubukçu bu konuda 28/6/2010 tarihinde bir açıklama yaptı ve bu açıklamasında, bu imtihan sistemini, SBS’leri âdeta yerden yere vurdu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-10-12-milli-egitim-eski-bakani-huseyin-celik-in-gorevini-kotuye-kullanmasi-h (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
