# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Akkuş (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-12-21-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Akif Akkuş (MHP), 21 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 929 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Mali Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın on üçüncü turunda yer alan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin en önemli değerlendirme kurumlarından birisi olan ÖSYM, lise eğitimini tamamlayan ve üniversite eğitimi almak isteyen öğrenciler için uygulanan imtihanları yapmak üzere ortaya çıkmış bir kurumdur. Ancak bugünkü gazetelerde birçoğunuzun gördüğü kanaatindeyim, bu kurumun ismi değiştirilmek isteniyor yani eskiden “öğrenci seçme, yerleştirme imtihanları” iken bugün “ölçme, seçme ve yerleştirme” adını alan bir kurum hâline getirilmek isteniyor. Ancak öz kaçırılıyor tabii burada. Öz ne idi? Bunun öznesi üniversite imtihanlarına giren öğrencilerin imtihanını yapmaktı, sonradan birçok imtihanı birlikte yapmaya başladı. Ama bugün de bunun ismi değiştirilmeye çalışılıyor ki, bana göre pek de anlamlı değil. Çünkü ismi değiştirileceğine yeni bir kurum kurulabilirdi yani üniversite imtihanlarını yine ÖSYM yapardı, bunun yanında diğer imtihanları yapan - KPSS dâhil olmak üzere- başka bir kurum kurulabilirdi. Sanki burada böyle palyatif tedbirlerle, haziran imtihanlarında ortaya çıkan kopya olaylarından sonra bu kurumun üzerine yüklenildi malumunuz, bu yüklenmenin sonucunda da yüklenenler kendilerine bir haklılık getirsin diye bu ismi değiştirmek istiyorlar diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, malumunuz, 1960’lara gelinceye kadar Türkiye'nin nüfusu bugünkü nüfusunun aşağı yukarı yarısından biraz fazla idi. Bu yüzden de üniversite eğitimi almak isteyen öğrenci sayısı da buna uygun bir tarzda idi. Bunun bir sonucu olarak da, her üniversite kendine göre bir sistem uygulayarak öğrenci kabul etmekte idi. 60’lı yılların başından itibaren üniversitelerin sayısı artmaya başlamış, ayrıca yüksekokullar da çeşitlenmiştir. Üniversitelerin yanında akademiler, eğitim enstitüleri, yüksek öğretmen okulları da ortaya çıkmıştır. Üniversiteye girdiğim 1967 yılında, üniversiteler, akademiler, eğitim enstitüleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İTÜ ayrı ayrı imtihanlar yapmakta idi. Daha sonra bunlar tek imtihanda birleştirildi. 1750 sayılı Kanun’un 52’nci maddesine dayanılarak, 19 Kasım 1974 tarihinde “Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi” adında bir kurum hâline getirilmiştir bu imtihanları yapan kurum. Böylece, üniversite ve yüksekokullara giriş imtihanları tek merkez tarafından yapılmaya başlanmıştır. 1981 yılında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile kurulmuş olan YÖK’e bağlı ve “ÖSYM” adı altında bir kurum hâline getirilmiştir. Belki bu ismin değiştirilmek istenmesi de 2547 sayılı Kanun’un darbe sonucu ortaya çıkmasının bir sonucu olabilir ki bu son derece yanlıştır.

2009 yılına gelinceye kadar bu kurum toplumun en güvendiği, ortaya koyduğu sonuçları gönül rahatlığı ile kabul ettiği bir kurumdu. Bugün ülkemizin birçok kurumu için giriş imtihanlarını da organize etmekte ve yapmaktadır. Bu güvenilir kuruma ne oldu da 2009 yılına gelindiğinde imtihanlarda organize kopya olayları ortaya çıktı. 2009’a kadar da mutlaka kötü niyetlilerin, hak ve hukuk ihlali yapanların kopya teşebbüsleri olmuştur. Ancak bunlar daha ziyade kişisel ve dar kapsamlı, imtihanları topyekûn etkilemeyen olaylar olarak görülmüştü. Bu yüzden kopya hadisesi ortaya çıktığında failleri yakalanıp idari ve gerekli cezalara maruz bırakılmışlardır, daha öncekileri kastediyorum.

Bilindiği gibi, ÖSYM bugün ülkemizde üniversiteye giriş imtihanlarının yanında askerî okullar, Polis Akademisi, TUS, ÜDS, YDS, ALES vesair gibi otuz yedi çeşit imtihanı da yapmaktadır. Bu kadar büyük yükü yerine getirmeye çalışan ÖSYM’de ise sadece 317 personel bulunmaktadır. Hazırladığı imtihan evrak ve soruları kendi matbaasında basmakta ve çoğaltmaktadır. Bütün bunları da sıkı bir denetim ve gizlilik içerisinde yapmaya çalışmaktadır.

13 Eylül 2009 günü yapılan Polis Akademisi sınavında organize bir şekilde ve imtihana giren birçok kişiyi mağdur eden kopya olayı ortaya çıkmış ve böylece en güvenilir kurumlarımızdan olan ÖSYM şaibe altına sokulmuştur. Bu imtihanlarda soruların bir grup tarafından, dikkatinizi çekiyorum, bir grup tarafından önceden ele geçirildiği ve yandaşlarına servis edildiği ortaya çıkmış, imtihandan bir gün sonra anlaşılan kopya olayından dolayı imtihanlar iptal edilmiş ve yeniden yapılması kararlaştırılmıştır. Bu kopya olayının failleri bugüne kadar maalesef açıklanmamıştır. Hükûmet sık sık “Faili meçhulleri de ortaya çıkaracağım.” derken, bir imtihanda çekilen kopya olayının sonuçlarını bile maalesef ortaya koyamamıştır. Burada sormak gerekirse, İçişleri Bakanı ve YÖK yönetimi konuyla ilgili olarak hangi girişimlerde bulunmuş, soruşturma hangi aşamadadır? Bu kadar önemli, ülke gençliğinin büyük bir kısmının geleceğini tayin etmede ön planda bulunan bu kuruma gereği gibi itina gösterilmemekte olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır. Sonuçlar neden hâlâ açıklanamamıştır? Yoksa vatandaşın belirttiği gibi, belli bir cemaat bağlantısından dolayı olay örtbas mı edilmiştir? Bu olayın failleri mutlaka bulunmalı ve kim olduklarına bakılmaksızın kamuoyuna lanse edilmelidir.

Değerli milletvekilleri, bir toplumda başarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi son derece önemlidir ancak bunu güvenilir kurum ve kuruluşların yapması gerekmektedir. KPSS imtihanları 1999 yılında yapılmaya başlanmıştır. Bu imtihanların ÖSYM kanalıyla yapılması, siyasi partilerin, özellikle iktidar partilerinin kamuya yandaşlarını yerleştirmelerinin önüne geçmek istenmesinden kaynaklanmıştır. Bu skandalla bu düşünce ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. İktidar partisinden bazı kişilerin, kopya skandalının ortaya çıkması ve eğitim bilimleri imtihanının iptal edilmesi ve yenilenecek olması konusunda yaptıkları konuşmalarda “KPSS sınavını bundan böyle kurumlar kendileri yapmalıdır.” demeleri oldukça manidar bulunmuştur. Vatandaş ve konunun uzmanları tarafından benimsenmeyen bu teklifin ortaya atılması, Millî Eğitim Bakanlığını da şaibeli hâle getirmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı böyle bir tutumu kesinlikle benimsememelidir.

Değerli milletvekilleri, kopya olaylarının fail ve faillerinin ortaya çıkartılıp gereği yapılmazsa bundan böyle yapılacak her imtihanda gelişen teknoloji de kullanılarak şaibeli hâle getirilecektir. Bu yüzden kopya olayını gerçekleştiren ve esas fail olan organize topluluklar mutlaka ortaya çıkartılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, tabii bunlar, bu imtihanlar, başarının değerlendirilmesi fevkalade önemli, mutlaka bunun hak, hukuk ve hakkaniyet içerisinde yapılması gerekir ancak son günlerde maalesef ülkemizin geleceğini teminat altına almaktan ziyade bunu dinamitleyen birtakım olaylar yaşamaktayız. Türk-Kürt diye ayrışma noktasına getiren bu olaylar acilen dikkate alınmalı ve Türkiye ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü koruyacak şekilde vatandaşlar yönlendirilmelidir. Dün ana dilde eğitim ve kültürel haklar dendi, bugün şovenist duygularla ırkçılık yapılmakta ve maalesef Meclis bu ayrışmaya alet edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, dünyada bugün 6 binden fazla dil bulunmakta ama 194 devlet bulunmaktadır. Belçika, İngiltere, İspanya’yı örnek veriyorlar. Bu ülkeler zaten, değerli arkadaşlar, ayrı ayrı grupların birleşmesiyle meydana geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akif Akkuş (MHP, Mersin). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-12-21-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
