# Türkiye yazma eserler başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun (s.s.: 472)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Akkuş (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim
- **Tarih:** 28 Aralık 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.: 472)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-12-28-turkiye-yazma-eserler-baskanligi-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun

> Akif Akkuş (MHP), 28 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE YAZMA ESERLER BAŞKANLIĞI KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.: 472)); konuşma 1.450 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin) – Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; 472 sıra sayılı Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir toplumun tarihsel süreç içerisinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe “kültür” adını veriyoruz. Milletleri diğer milletlerden ayıran en önemli yönü de budur yani kültürdür. Kültür, bir milleti ayakta tutan en önemli unsurdur. Milletlerin hayatiyetinin devamı kültür unsurlarına sahip çıkmalarına bağlıdır. Bu kültür unsurlarından biri de milletlerin meydana getirdiği yazılı eserlerdir yani tarihî süre içerisinde ortaya koydukları eserlerdir. Yazılı eserler, milletlerin heyecanlarının, duygularının, düşüncelerinin nesilden nesile aktarımını sağlar, bir bakıma milletlerin kültürel kodlarını meydana getirir.

Değerli milletvekilleri, Türk milleti de sayısız eserler meydana getirmiştir, bu eserleri meydana getirirken birçok alfabe kullanmıştır. Bu alfabeler arasında Göktürk alfabesi, Uygur alfabesi, Arap alfabesi, Latin alfabesi bunların belli başlılarındandır. Türk milleti hangi alfabeyi kullanırsa kullansın önemli olan meydana getirdiği eserdir, bu da Türk milletinin kendi özünü yansıtmaktadır. Türk milleti bin yıllık bir süreç içerisinde Arap alfabesini kullanmıştır. Bu alfabe ile düşünce dünyasını yansıtmış, yüz binlerce eser vermiştir. Bunların önemli bir kısmı el yazması eserlerdir.

Taşınır kültür varlıklarımızdan olan yazma eserler elbette matbaanın bulunmadığı yahut yaygın olmadığı dönemlerde kaleme alınmış ve günümüze kadar da varlıklarını sürdürmüş kaynaklarımızdır. Bugün “yazma eser” olarak nitelendirdiğimiz bu kültür kaynaklarımız Selçuklular ve Osmanlı döneminde yazılmış olan eserlerdir. Tabii, bunlardan daha eski eserler de var ama çoğunlukla Selçuklu ve Osmanlıdan kalan eserlerdir bu “yazma eserler” diye belirttiğimiz eserler.

Bu dönemlere ait yazma eserler, tarih, sanat, edebiyat, din ve fen ilimleri ile pek çok alanda yazılmış ve günümüz Türk millî kültürüne önemli katkıları olmuştur. Birçoğu nadir eser niteliğine uygun olan bu eserlerin korunması, hizmete sokulması, kültürel kaynaklarımızın yeni nesillere ve dünyaya tanıtılması, bilimsel çalışmalara kaynaklık etmesi özel ve titiz bir çalışmayı gerektirmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmaları yapacak olanların ve bu eserlerin bulunduğu mekânlarda görevlendirilecek kişilerin de ona göre görevlendirilmesi gerekmektedir. Bu eserlerin bulundurulacağı kütüphanelerin de oralarda görev alacaklar kadar nitelikli olması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir anımı belirtmek istiyorum burada, bir anekdot olarak ortaya koymak istiyorum: 2000 yılında Kansas’a gitmiştim. Kansas Üniversitesinde bir toplantı vardı, ona gittim. Orada kütüphaneye gittim. Burada dediler ki: “Roma hukukunun el yazmaları bulunmakta.” “Bunları görebilir miyim?” dedim oradaki kütüphane yetkilisine, ismimi aldı, yazdı falan filan, “Yarın öğleden sonra gelin, hazır edeceğim.” dedi. Dedim ki: “Fazla da işiniz yok, burada fazla bir şey gözükmüyor. Nedir? Niye vermiyorsunuz.” Dedi ki: “Şu anda, onlar eksi 70 derecede tutuluyor. Doğrudan doğruya biz onu eksi 70 dereceden gün ışığına çıkartamayız. Onu belirli aşamalardan geçireceğiz ve dört aşama sonra o eser sizin elinize ulaşacak.”

Elbette ki bunların gerçekten bu şekilde saklanmaları gerekiyor. Bu bakımdan, “yazma eserler” dediğimiz zaman, böyle, işte çokça, her yerde rastladığımız eserler değil bunlar, son derece kıymetli, geçmişte yazılmış olan ve el emeği, göz nuruyla yazılmış olan eserlerdir. Bu bakımdan, bunları, kıymetlerine binaen, gerçekten milletimize yakışır bir şekilde ve geleceğimizi teminat altına almak için korumalı ve saklamalıyız, gelecek nesillere de ulaştırmalıyız.

El yazması eser, adından da anlaşılacağı üzere, matbaada basılmamış, çoğaltılmamış olan, elle yazılmış kitap veya risale demektir. El yazması eserlerin yanında yine Arap harfleriyle yazılmış ama matbaadan çoğaltılmış olanlar da vardır, bunlar da “nadir eser” adıyla nitelendirilmektedir. Bugün dünyanın ve Türkiye'nin değişik müze ve kütüphanelerinin en seçkin köşelerinde Türklere ait çok sayıda el yazması eser bulunmaktadır. Bu eserler içerik itibarıyla edebiyat, dil, bilim, tarih, coğrafya, felsefe, din bilimleri, matematik, fizik, kimya, tıp, botanik, astronomi gibi pek çok alanda kaleme alınmıştır.

El yazması eserler içerikleri yanında fiziki özellikleriyle de birer kültür hazinesidir çünkü birçok sanat dalının ve bu dallarla uğraşanların ortak ürünüdür. Onlarda Türk ciltçiliğinin, nakkaşlığının, tezhipçiliğinin, tezyinciliğinin birer yansımasını müşahede ederiz. Bugün bu sanat dallarıyla uğraşanlar, eski harfli nadir eserler gibi çok azalmış, bir elin parmakları ile sayılabilecek sayıya düşmüştür ancak yazma eserler ortaya çıktığı zamanlarda gerek bu sanatlarla uğraşanlar gerekse yaptıkları işler büyük bir çalışma idi ve oldukça itibarlı mesleklerdi. Bugün bu sanat dallarıyla ilgilenenlerin azalmış olması o sanat dallarında yapılmış eserleri birer antika hâline getirmiştir. Eserlerin yanında onların da titizlikle korunması gerekmektedir.

Çağımızda bilgi kaynaklarının çeşitlenmesi ile el yazması eserler eski konumunu yitirmiş gibi görünse de kültür taşıyıcısı olarak önemini sürdürmeye devam edecektir. Gerçekten de bu kitapların içeriği kadar tezyini de göreni duygulandırmakta ve heyecanlandırmaktadır. Bugün, Türkiye’de sadece resmî kurumlardaki yazma eserlerin sayısı 300 bini bulmaktadır. “Risale” dediğimiz makale niteliğindeki eserlerin bir araya toplandığı mecmuaları da sayarsak bu sayı 500 bine ulaşmaktadır ki oldukça zengin bir kaynak olduğunu belirtebiliriz. Bunların tespiti ve tanıtımına yönelik birçok yayın yapılmıştır.

1978 yılında, Kültür Bakanlığı tarafından, Türkiye genelinde Yazmalar Toplu Kataloğu hazırlanmaya başlanmış ve bu proje altında bu çalışmalar sürdürülmüştür. Katalog projesi çerçevesinde 32 cilt katalog hazırlanmış, bunlardan 31.866 kitabın tanıtımı yapılmıştır. 2004 yılından itibaren ise Kültür Bakanlığı, el yazmalarının daha iyi korunması adına, eserleri dijital ortama aktarmaya başlamıştır. Bugün, dijital ortama aktarılan bibliyografik künye sayısı 198.444 civarındadır. El yazmalarının dijital ortama aktarılması projesi hâlen devam etmektedir. Bu projelerle dijital ortama alınan eserler, mutlaka en iyi şekilde korunmaya çalışılmalı ve önümüzdeki bin yıllarda da yeni nesillerin ilgi ve alakasına tevdi edilmelidir.

Devletimiz tarafından yürütülen, el yazmalarının tespitine yönelik birçok çalışma olsa da bunlar yeterli değildir çünkü yazmalar, millî kültür ve İslam medeniyeti için hayati bir öneme sahiptir. Onların iyi korunması, herkesin faydalanabileceği bir statüye kavuşturulmaları millî bir ödevdir. Yazmalar olmadan, atalarımızı, tarihimizi, kültür ve medeniyetimizi tanımamız hemen hemen mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, yukarıda da kısmen değinildiği gibi, bu eserler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı 28 adet kütüphanede bulunmaktadır ve 166.210 cilt hâlinde muhafaza edilmekte ve kullanıcıların hizmetine sunulmaktadır. Kültür Bakanlığına bağlı bu kütüphanelerden bugün 14’ü yazma eser kütüphanesidir. Yazma eserlerin büyük bir kısmı İstanbul’daki kütüphanelerde bulunmaktadır ancak ülke geneline yayılmış birçok kütüphanede de yazma eser bulunmakta ve muhafaza edilmektedir. Süleymaniye’de ve Süleymaniye Kütüphanesine bağlı beş yazma eser kütüphanesi ile birlikte 90 bin cilt el yazma eser bulunmaktadır.

Bunların yanında, “nadir basma eser” olarak nitelendirilen on binlerce eser daha bulunmaktadır. Nadir basma eser, Türk kültür kaynakları içerisinde yer alan ve genellikle bir defa basılmış eserlerdir. Elbette bunlar da büyük bir ehemmiyetle korunup istifade edilmesi gereken kitaplardır.

Ülkemizde Bakanlığa bağlı kütüphanelerin dışında özel kütüphaneler veya özel koleksiyoncuların elinde bulunan yazma eserlerin ve nadir basım eserlerin bulunduğu da bir gerçektir. Yazma eser kütüphanelerinin zenginleştirilmesi ve koleksiyoncularda bulunan bu eserlerin daha uzun müddet kültür kaynağı olarak devam etmesinin sağlanması maksadıyla bu eserler satın alma veya hibe yoluyla kütüphanelere kazandırılmaya çalışılıyor, ancak bu eserleri vermek istemeyenler de zaman zaman çıkıyor. Böyleleri çıkarsa bunlara ait bu değerli eserlerin o kişi adına tescillerinin yapılması ve teknik özelliklere sahip kütüphanelerde koleksiyoncular adına muhafaza edilmesi yolu mutlaka seçilmelidir. Yani “İlla alacağız.” dediğimizde vermiyor, o zaman diyelim ki “Getir, bu senin eserin, şu kütüphanede eskimeden, yıpranmadan dursun.” diyebilmeliyiz.

Bu tasarıyla yazma eserlerle ilgili hizmetin yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. Buna göre, Yazma Eserler Başkanlığı adı altında Marmara Bölgesi’ndeki kütüphaneler yeni oluşturulan ve Süleymaniye Kütüphanesi çerçevesinde bir araya getirilen merkeze bağlanmıştır. Bunun yanında, Ankara ve Konya’da olmak üzere iki yeni bölge müdürlüğü daha kurulmuştur.

Bu sebeple, el yazmalarıyla ilgili şunları yapmamız gerekiyor, yani bunları koruyabilmek, gelecek nesillere bırakabilmek, gelecek nesillerin bunlardan istifadesini sağlayabilmek için şunları yapmamız gerekiyor:

Yazmaların değeri ve önemi konusunda yoğun bir bilinçlendirme yapmalıyız. Bugüne kadar geçen süre içerisinde elimize mutlaka çok kıymetli olmayan ama “nadir eser” diyebileceğimiz eserler geçmiştir ama onun o yıpranmış hâli, yazılarının artık yer yer silinmiş hâli o kitabı bir kenara fırlatmamıza sebep olmuştur ki bunların biz çok kıymetli olduğunu mutlaka anlatmalıyız ve bu konuda özellikle yeni nesilleri, genç nesilleri bilinçlendirmeliyiz.

Yazmaları veya mikrofilmlerini özel ellerden temin ederek koruma altına almalıyız.

Yazma eser kütüphanelerini maddi imkân ve uzman bakımından yeterli bir şekilde donatmalıyız. Biraz önce belirttiğim gibi, Kansas Üniversitesinin kütüphanesindeki gibi bir donatıma sahip olması gerekiyor bunların.

Yazmaları değişik kütüphanelerden geniş imkânlara sahip merkezlere toplamalıyız.

Yurt dışındaki yazmalara yönelik tasnif ve tespit çalışmaları da ihmal edilmemelidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığının kurulmasıyla burada görev yapacak bir kadroya da ihtiyaç duyulmuş ve bu kadrolar için beş ayrı cetvel ve üç adet de liste ihdas edilmiş bulunmaktadır. Bunlar yasa tasarısı kitapçığında yer almaktadır ancak bunları kısaca şöyle belirtecek olursak: Bu cetvellere göre, dört yıllık süre için, müşterek kararnameyle, 1 başkan, belirlenen bölge müdürlüklerine 1’er bölge müdürü, 1’er hukuk müşaviri atanması gerekiyor. Yine müşterek kararnameler ile bunların atanmasından sonra, bölge müdürü dâhil, ana hizmetlerin daire başkanları, yazma eser uzmanı, yazma eser uzman yardımcısı kadrolarına birtakım atamaların yapılması gerekiyor. Bu atanacak olan kişilerin ilgili bilim dallarından mezun olmuş, sahasında doktora yapmış, en az dört yıllık eğitim öğretim kurumlarından mezun olma şartları hiçbir sulandırmaya maruz bırakılmaksızın ve 8’inci maddenin ikinci fıkrasına titizlikle uyarak… Bunların atanması bugün de yarın da bu şekilde yapılmalıdır diyor, bu yasa ile ortaya çıkacak olan Yazma Eserler Başkanlığının yürüteceği, kontrol edeceği, denetiminde bulunduracağı kütüphanelerin hayırlı olmasını belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Türkiye yazma eserler başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun (s.s.: 472)”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2010-12-28-turkiye-yazma-eserler-baskanligi-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
