# Sanayi ve ticaret bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s:s:236)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akif Ekici (CHP, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 7 Ocak 2009
- **Gündem:** SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S:S:236)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akif-ekici-23-2009-01-07-sanayi-ve-ticaret-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta

> Akif Ekici (CHP), 7 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S:S:236)); konuşma 1.132 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği müktesebatına uygun, uyum amacıyla yapılan düzenleme de bir kadro düzenlemesi olup hem unvan değişikliği getirmekte hem de tasarıda 100 olarak ihdas edilen kadro sayısı, komisyonda yine AKP üyelerinin çoğunluğa dayalı ilkesiyle davranış biçimleri sergilemelerinden dolayı 250’ye çıkartılmıştır. Böyle bir ihtiyaç varsa neden tasarıda yer almamıştır? Sayının 250 olma ihtiyacı varsa tasarıda neden yer almamıştır? Sanayi Bakanlığının özellikle uzman kadrolara duyduğu ihtiyaç konusunda bir itirazımız olamaz, ama bu ihtiyaç kadrolaşma için bir araç olarak görülürse bu konuda gereken tepkiyi göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.

İktidarın kadrolaşma konusunda sicili bozuktur. Karnesinde buna benzer çeşitli örnekler görülmektedir. Sayın Bakandan özellikle şunu rica ediyorum, bu ricamıza da itibar edeceğine inanıyorum: Diğer bakanlıklarda ve çeşitli kademelerde yapılmış olan, liyakati esas görmeyip de birtakım kıstaslar arandığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Nedir bu kıstaslar? Badem bıyıklı olmak ve gümüş yüzük takmak, F tipi vatandaş olmak, F tipi memur olmak. Ben Bakanın buna itibar göstermeyeceği inancı içerisindeyim.

Değerli arkadaşlar, Sanayi Bakanlığına işi düşen sanayicimizin evrak takibi yönlendirme ve benzeri konularda yaşadığı sorunları hepimiz bilmekteyiz. Elbette özveriyle görevini yapan, çalışan Bakanlık personelinin işinin yükünü de biliyoruz, ama sanayicilerimizin de bürokrasi nedeniyle yaşadıkları sorunlar ortadadır. Ülkemizin yaşamakta olduğu krizin altından kalkmaya çalışan sanayicilerimizin bir de bürokrasi yükü altında ezilmelerine içimiz rıza göstermez. Bu nedenle Bakanlığın personel ihtiyacını anlayışla karşılıyoruz. Ama bu ihtiyacın bir kadrolaşma yani “hamil yakınımdır” kartlarıyla yapılmaması en büyük temennimizdir.

Kurumların sağlıklı çalışması, verimlilik, vatandaşa daha iyi hizmet, kamuda atama ve alımlarda siyasal iktidarın elini tamamıyla çekmesiyle mümkün olacaktır. Bütün iktidarlar döneminde ne yazık ki bu olaylar yaşanmıştır. Ama AKP İktidarı bu konuda tarihimizde hiç görülmeyen bir kadrolaşmaya ve kıyıma gitmiştir.

Tasarıda yapılan değişiklik belki gerçekten Bakanlığın ihtiyaç duyduğu bir düzenleme ama “sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş” misali, biz de AKP’nin yaptıklarını gördükten sonra sormadan geçemiyoruz: Ne oldu da tasarıda 100 olan uzman sayısı 250’ye çıkarıldı? Şimdi, uzman sayısı 250’ye çıkarılırsa Sanayi ve Ticaret Bakanlığı sorumluluklarını yerine getirebilecek mi? Sanayicilerin Bakanlıktaki sorunları azalacak mı? İşleri daha hızlı takip edilebilecek mi?

Değerli arkadaşlar, bankaların kredi vermekte direndiği, var olan kredileri geri çekmekte olduğu, teminat için tahsile konulmuş olan çeklerin kredilerden düşerek ödenmediği, teminat mektuplarının kapatılmasının istendiği bir ortamda sanayimizin ayakta durması, sanayicimizin ayakta durması mümkün değildir. Elektriğe yapılan yüzde 62, doğal gaza yapılan yüzde 74 zam sanayicimizin belini bükmüştür, sanayicimizi çalışamaz hâle getirmiştir. Çiftçinin sesini, beli bükülmüş sanayicinin sesini, feryat eden sanayicinin sesini, esnafın sesini iktidar partisi maalesef muhalefetin sesi diye ciddiye almamaktadır.

Durum çok vahimdir değerli arkadaşlar. İşten çıkarılan işçilerimiz, kapanan fabrikalarımız, kapasite kullanım oranını yüzde 50’lere düşüren, hatta yüzde 30’lara düşüren, iki vardiyadan tek vardiyaya düşen, üç vardiyadan tek vardiyaya düşen sanayi tesislerimiz göz önündedir. Bunun resmî, açık rakamları da vardır; bakınız: Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,2 artmıştır, yani bu artış 156.888’e çıkmıştır. Son zamanlarda “711” kullanımında patlama yaşanmaktadır. Paraya sıkışan sanayici, elindeki çeki tahsile koyuyor. Borçlu ise zaman kazanmak için 711’e sığınıyor, yani “hilafıma yazılmıştır” cümlesiyle çekini ödememekte diretiyor veya zaman kazanmakta diretiyor. Teminat mektupları paraya çevriliyor, ticari kabahat oranları artıyor. Protesto edilen çek-senet oranı ortalamanın üzerinde. Kanuni takipte oldukça vahim bir tablo sergileniyor. Çek ve Senet Yasası ekonominin ihtiyacını karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Mevcut düzenlemelere göre, karşılıksız çek-senet ve kredisini ödemeyenler Merkez Bankasının kara listesine alınmaktadır. Bu kişiler borçlarını ödeseler bile Merkez Bankasının kara listesindeki devamı sürmektedir. Bunun bir an önce düzeltilmesi gerekiyor yani acilen bir sicil affının getirilmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının verdiği can suyu kredisine değinmek istiyorum. Biraz önce Sayın Bakan tulumbadan bahsetti, dedi ki “Kurumuş olan tulumbaya bir tas su dökersiniz, tulumba yeniden çalışmaya başlar.” Doğrudur. Bu kime verilir? Can suyu, “2 bin sanayiciye, 2 bin KOBİ’ye 2 bin can suyu” ibaresiyle çıktığında biz bunu çok ciddi şekilde mutlulukla karşıladık. Ama ne getirildi bunda Sayın Bakan? Kime verilir bu kredi? Çalışmakta olan KOBİ’lere veriyorsunuz, çalışmakta olan KOBİ’lere 300 milyar sıfır faizli kredi veriyorsunuz. Son derece takdirle karşılanacak bir hadise ama ne diyorsunuz peşinden? “Makine alımında” diyorsunuz.

Değerli Bakan, değerli arkadaşlar; sanayici, on tane, yirmi tane makinesiyle çalışamaz duruma gelmiş, kapasitesini dolduramaz hâle gelmiş. Biraz önce söyledim, yüzde 70-80 kapasitelerle çalışan sanayici, yüzde 20’ye, 30’lara düşmüş. Kendi hazır makinesine iş bulamıyor Sayın Bakan. Siz “Makine alırsanız size 300 milyar YTL sıfır faizli, altı ayda bir olmak üzere, iki yıl ödemeli kredi veriyorum.” diyorsunuz. Hangi mantığa dayanıyor bu? Bu, şu mantığa dayanıyor: Bu, 2003 yılında çıkarmış olduğunuz teşvik yasasına benzer bir yasadır, yani sanayiye ihanet yasasıdır, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sanayisine ihanet yasasıdır. Bunun başka adı yoktur değerli arkadaşlar, bunun başka hiçbir adı yoktur. Bu, sanayiye ihanet yasasıdır. Yani Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanı Sayın Başbakanın Türkiye’de sanayiyi çökertmekle ilgili yapmış olduğu, atmış olduğu adımın en açık, bariz ve net bir göstergesidir. Bunun başka hiçbir adı yoktur. Siz 300 milyar sanayiciye para vereceksiniz. Yirmi tane makinenin on beş tanesi kapalı dururken, ona iş bulamazken, işçi çıkarırken “Sen git tesisine yeni makine al.” diyeceksiniz. Hangi mantığa sığar bu? Hiçbir mantığa sığmaz.

İkincisi Sayın Bakan, siz envanterle ilgili ciddi çalışma yaptınız. Biz de saygıyla karşıladık, iyi yere getirdiniz. Ama ne yazık, bu yaptığınız envanter 2009 yılında geçerli olacak mı? Hayır olmayacak efendim. Çünkü o tesislerin yüzde 10’u, 20’si kapanmış olacak, iş yerini kapatmış olacaklar. O envanterde görülen tesisler yok olacak, öyle bir tesis olmayacak. Yani yapmış olduğunuz, o üstün gayretlerle, çabalarla hazırlamış olduğunuz envanter de sanayicimizin çok fazla bir işine yaramayacak.

Değerli arkadaşlar, şimdi teşvik konusunu tekrar tekrar söylemek gerekiyor. 2003 yılında çıkarılan teşvik, Gaziantep’i ve benzer illeri, Denizli’yi, Kayseri’yi, benzer illeri bu günlere getirmiştir. Neden getirmiştir? Aynı iş kolunda üretim yapan şehirleri birbiriyle yarıştırıyorsunuz, haksız rekabete zorluyorsunuz. Birine diyorsunuz ki “Senden elektriğin yüzde 50’sini almayacağım.”, diğerine diyorsunuz ki “Senden tamamını alacağım.” Var mı böyle bir şey? Dünyada uygulanan teşvik yasaları var, bugüne kadar uygulanmış olan teşvik yasaları var ama bir bölge için, bir sektör için veya bir şehir için verilen teşvik anlamlı ve yerinde olur. Yapılmış olan teşvik yasasının son derece yanlış olduğunu ve bu can suyu yasasının da sanayicimize hiçbir katkı sağlamayacağı görüşü içerisindeyim.

Değerli arkadaşlar, şimdi size bir tablo göstereceğim, iki tane resim göstereceğim. Diyeceksiniz “Bunların ne alakası var, yani bu konuyla ne alakası var?” Burada Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız bir otel odasında Suudi Kralının yanında diz çökmüş oturuyor; bu, bu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Nerede diz çökmüş? Öyle bir şey yok

AKİF EKİCİ (Devamla) – Tamam, peki… Peki, düzeltiyorum. Diz çökmemiş, sandalyede oturuyor, sandalyede. Diz çökmemiş, doğru. (AK PARTİ sıralarından “Yok öyle bir şey. Nerede diz çökmüş?” sesleri) Doğru… Doğru… Doğru söylüyorsunuz, diz çökmemiş, sandalyede oturuyor.

---

**Kaynak gösterme:** Akif Ekici (CHP, Gaziantep). “Sanayi ve ticaret bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s:s:236)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-ekici-23-2009-01-07-sanayi-ve-ticaret-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
