# İstanbul mv.çetin soysal ve 19 mv., tuzla tersaneler bölgesinde yaşanan iş kazalarının araştırılması. (10/121) kars mv. gürcan dağdaş ve 22 mv. tersanelerdeki iş kazalarının araştırılarak iş güvenliğinin sağlanması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/129) istanbul mv. hasan kemal yardımcı ve 25 mv., başta gemi inşa sanayi olmak üzere denizcilik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/132) istanbul mv. sebahat tuncel ve 19 mv. gemi inşa sektöründeki işçi güvenliği ve çalışma koşullarının araştırılarak iyileştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/134)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 26 Şubat 2008
- **Gündem:** İSTANBUL MV.ÇETİN SOYSAL VE 19 MV., TUZLA TERSANELER BÖLGESİNDE YAŞANAN İŞ KAZALARININ ARAŞTIRILMASI. (10/121) KARS MV. GÜRCAN DAĞDAŞ VE 22 MV. TERSANELERDEKİ İŞ KAZALARININ ARAŞTIRILARAK İŞ GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI VE ÇALIŞMA KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/129) İSTANBUL MV. HASAN KEMAL YARDIMCI VE 25 MV., BAŞTA GEMİ İNŞA SANAYİ OLMAK ÜZERE DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/132) İSTANBUL MV. SEBAHAT TUNCEL VE 19 MV. GEMİ İNŞA SEKTÖRÜNDEKİ İŞÇİ GÜVENLİĞİ VE ÇALIŞMA KOŞULLARININ ARAŞTIRILARAK İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/134)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-02-26-istanbul-mv-cetin-soysal-ve-19-mv-tuzla-tersaneler-bolgesinde-yasana

> Akın Birdal, 26 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL MV.ÇETİN SOYSAL VE 19 MV., TUZLA TERSANELER BÖLGESİNDE YAŞANAN İŞ KAZALARININ ARAŞTIRILMASI. (10/121) KARS MV. GÜRCAN DAĞDAŞ VE 22 MV. TERSANELERDEKİ İŞ KAZALARININ ARAŞTIRILARAK İŞ GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI VE ÇALIŞMA KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/129) İSTANBUL MV. HASAN KEMAL YARDIMCI VE 25 MV., BAŞTA GEMİ İNŞA SANAYİ OLMAK ÜZERE DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/132) İSTANBUL MV. SEBAHAT TUNCEL VE 19 MV. GEMİ İNŞA SEKTÖRÜNDEKİ İŞÇİ GÜVENLİĞİ VE ÇALIŞMA KOŞULLARININ ARAŞTIRILARAK İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/134)); konuşma 1.964 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; aslında kaç yıldır yaşanan bir trajedi. Özellikle de son dört yıldır peş peşe, bu Tuzla tersanelerindeki trajedi yaşanıyor. Ama son dört yıldır neden bu ölümler arttı, kazalar arttı ve neden Türkiye Büyük Millet Meclisine bu denli gecikerek geldi?

Şimdi, bazen kimi olaylar oluyor. Örneğin, mevsiminde tarım işçilerinin kazaları oluyor; yolculuktan, iş güvenliğinin olmamasından, iş sağlığının olmamasından çok sayıda tarım işçisinin ölümü Türkiye'nin gündemine oturuyor ve bizler de gidip yerinde inceleme yapıyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisine taşıyoruz ama sonra unutuluyor. Bakıyoruz, kimi zaman Türkiye'nin karalarına gemiler oturuyor ya da insan cesetleri vuruyor kıyılara; mültecilik konusu, bu alandaki insanlık dramı tartışılıyor ve insanlık üzerindeki oynanan ticaret ve rant gündeme geliyor ve bunu yine konuşuyoruz, yine unutuyoruz. Umuyor ve diliyorum ki bu Tuzla’da yaşanan trajedi de gelir geçer olmaz.

Bakın, aslında, şöyle üç beş başlık okuyayım size gazetelerden: “Bakana öfkelenmek yeter mi?”, “LİMTER-İŞ’ten Suç Duyurusu”, “CHP’nin Tuzla raporu: Taşeron varsa iş güvenliği yok” “Maliye ile Savunma niye karşı karşıya?”, “Ölüm tersanelerinin patronları TBMM’de” “Uyardığın patronlar Meclis’te” diye yine bir gazete manşeti, “Bakan yeni mi duydu?”, “Ölüm tersanesi”, “Tuzla tersanesinden kan akıyor: Bir günde 5 ölüm”, “İhmale hiç gelmez!” ya da “Tersanelerde ölüm var!” Daha önce karakollarda aynaların, işkencelerin olduğunu da anımsatan bir başlık.

Şimdi, size birkaç fotoğraf vereyim izninizle: Örneğin, bir işçi anlatıyor: “Bir arkadaşımız gemiden denize düştü. Dalgıçlar düşen arkadaşımızı ararken altı ay önce aynı gemiden düşüp ölen bir başka işçinin cesedini çıkarıyorlar. Bu işçinin altı ay önce düştüğünden kimsenin haberi olmuyor çünkü yüzde 90’ımızın kaydı yok. 15 ile 20 bin işçinin 2 bini kadrolu, geri kalanlar taşerona bağlı ve günlük olarak çalışıyorlar.”

Tersanelerden ölüm haberlerinin gelmesi sürüyor ancak tersane patronları işçinin ölümüne hiç saygı göstermiyor. 4 Şubatta, çalıştığı iskeleden denize düşerek yaşamını yitiren Metin Turan adlı işçinin cesedi, ertesi gün boynuna ip takılarak denizden vinçle çıkarılıyor. Cesedi savcı gelinceye kadar indirmeyen ve tersane köpeklerinin cesede saldırmasına göz yuman tersane patronu ise işçinin yüzmek için denize girdiğini ve boğulduğunu söyleyecek kadar da pişkinlik gösteriyor.

13 Şubatta, Dersan Tersanesinde Güven Makine isimli taşerona bağlı olarak çalışırken yaklaşık 4 metre yükseklikten düşen ve vücudunun belli yerlerine demir parçaları saplanan Cevat Toy, tam üç saat sonra bulunuyor. Gemide tavcı olarak çalışan Toy’u öğle paydosundan sonra görmeyince beraber çalıştıkları eniştesi durumla ilgileniyor, ilgililere bildiriliyor ama hiç kimse ilgilenmiyor ve Toy’un -kendi çabalarıyla- cesedini üç saat sonra bulabiliyor. Sağlık ekipleri olay yerine gelmiş ancak hiçbir ekipman kullanmadan demir parçalarını Toy’un vücudundan çıkarıp sedyeye koymak isteyen ekipler de işçinin ölümünden aynı anda sorumlu tutuluyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer yandan, Toy’un ölümüne tepki gösteren işçilerden, Güven Makineden -taşeron olarak çalışan- 25 işçinin işine 15 Şubatta son veriliyor.

İşine son verilenler arasında, Gisan Tersanesi Güven Makine taşeronunda çalışan LİMTER-İŞ Genel Sekreteri Kanber Saygılı, Gisan Tersanesi Öz Denizcilik taşeronda çalışan LİMTER-İŞ Genel Başkan Vekili Hakkı Demiral da bulunuyor.

2008 yılında, bir ayda 4 işçi, son sekiz ayda da 16 işçi iş kazasında yaşamını yitiriyor. Cevat Toy’un yaşamını yitirdiği Dearsan Tersanesi, pek çok ölümlü kazanın yaşandığı tersanelerin başında geliyor.

2006 yılında Dearsan Tersanesinde meydana gelen patlamada 2 işçi yanarak ölmüş, 6 işçi ise ağır yaralanmıştır. 41 tersanenin bulunduğu Tuzla Dearsan sahibi…

Burada, aslında polemik yapmak falan derdinde değiliz, o nedenle kişi adı vermiyorum. Burada, MHP ve AKP milletvekillerinin de tersane sahibi olduğu herkesçe biliniyor ve en çok kazalardan, örneğin, örnek verdiğimde, yine adı geçen, ne yazık ki değerli milletvekillerinin birinin tersanesinde yaşanıyor.

Ayrıca bu, tabii… İnsanlar, bazı yerlerde, gerçekten çok iş bitirici ve becerikli oluyor. Aynı işle bağlantılı Torgem Tersanesinin de Savunma Bakanlığıyla yaptığı anlaşmalar doğrultusunda orduya askerî botlar inşa etmesi de aynı zamanda dikkat çekici. Ne yazık ki, yine, işte, önceki gün birtakım botlardan 10 milyon dolarların kazanıldığı da sanki bir beceri, 25 derecede ayakların donmaması doğrultusunda.

Şimdi, değerli milletvekilleri, aslında burada ne yapılması gerektiği açık. Birincisi, işçi sağlığı ve güvenliği açısından gerekli önlemlerin alınmadığı bir olgu. İkincisi, çalışma alanlarının darlığı. Üçüncüsü, taşeronlaştırma. Dördüncüsü, mafya kurallarına uyarak işçi çalıştırma.

Şimdi, örneğin, Sayın Bakan, sektörel alanda hazırlık olmadığından bu tür birtakım sonuçlar olduğunu söylüyor. Neden o zaman sektörel hazırlığın olmadığı bir alanda biz böyle bir sektörü zorluyoruz da insanların yaşamının son bulmasına neden oluyoruz?

Bakın, sayın milletvekilleri, bir dikkatinizi çekeyim: Neden son dört yılda böyle bir trajedi yaşanıyor ve bu sektörel bir patlama oluyor? Çünkü 2001 yılında Dünya Denizcilik Örgütü, on beş yaşındaki gemilerin artık alandan çekilmesi konusunda bir karar alıyor ve on beş yılını dolduran bu tankerler, gemiler… Bunların onarımının hem ekonomik olarak yükü çok fazla hem de kanserojen sonuçlar doğuruyor. Onların onarımını Türkiye’ye gönderiyorlar ya da çok ucuz iş gücünden yararlanmak için Türkiye’ye sipariş veriyorlar. Şimdi, bunlardan, biliyorsunuz, sadece iki tanesi kamu tersanesi, dört tanesi Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve diğerleri de özel sektörün.

Şimdi, aslında, biz, bu sorunun çözümüne, bir defa, hareket noktasına şuradan başlamalıyız: Emek mi, kâr mı? İnsan mı, sömürü mü? İnsan hakları mı yoksa keyfîlik mi? Adalet mi yoksa gerçekten haksızlık mı? Eğer bunların karşılığına biz burada doğru yanıt verebilirsek, ona göre, düzenlemelerde insanı esas alan, emeği esas alan ve adaleti esas alan düzenlemeler yapılacaktır ve burada da bugün bu trajediler yaşanmamış olacaktır.

Şimdi, örneğin, birçok komisyon oluştu. Bizim de İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda bir alt komisyon oluşturuldu ve komisyon bugün bir araya gelecek, ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarla görüşecek ve gidip yerinde inceleme yapacak. Zaten, bu hafta, çok sayıda Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinden oluşan heyetler gittiler. Ama örneğin, bakın şimdi, Avrupa Sosyal Şartı… Birkaç gündür, uluslararası hukukun neresine bunu dayandırmalıyız diye araştırıyorum. Gerçekten, Sayın Soysal’ın da dediği gibi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden başlayarak, ama iş sağlığı ve iş güvenliğini esas alan, güvenceye alan Avrupa Sosyal Şartı’nın 3’üncü maddesi bunu karşılıyor. Fakat bakıyoruz, Avrupa Sosyal Şartı’nın 3’üncü maddesinin ya da Avrupa Sosyal Şartı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisince imzalanmamış olduğunu görüyoruz. Yani şimdi, hem cesedi gömeceğiz hem bir ayağını dışarıda bırakacağız hem de sonra yakınacağız. O zaman, bakın, Avrupa Sosyal Şartı’nın 3’üncü maddesini esas alan, işçi sağlığı ve iş güvenliğini de güvence alan bir ulusal üstü belgeyi derhâl… Meclis araştırma komisyonu oluşturulacak umuyoruz ki. Dört parti, ilk kez bu yüce çatı altında, gerçekten yaşam hakkının korunması, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin korunması konusunda ortak bir irade gösterdiler ve ortak bir Meclis araştırma komisyonu oluşturulmasını istediler. Ben bunu umuyor ve diliyorum ki başka alanlardaki, her alandaki yaşam hakkının, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında da bu irade ortaklaştırılır ve iyi sonuçlar alınır.

Şimdi, kuşkusuz, burada demokratik, sosyal, hukuk devleti olma anlayışının, tabii, yine bu hak ve özgürlüklerin korunması açısından dikkate alınması gerekir.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tersanelerde meydana gelen kazaları önlenebilir iş kazaları olarak niteleyen ve işverenin daha fazla kâr amacıyla iş güvenliği ve işçi sağlığını savsakladığını belirten DİSK, LİMTER-İŞ Sendikasının oluşturduğu komisyon tersaneler hakkında yaptığı çalışmaları rapor hâline getirmiş ki DİSK Genel Başkanı Sayın Süleyman Çelebi’nin bütün siyasi kurumlara, kuruluşlara gönderdikleri ve bu trajedilere dikkat çekmek isteyen bir nöbet tutma eylemi başlatıyorlar ve biz Demokratik Toplum Partisi olarak, elbette ki, bunu destekliyoruz ve gerçekten DİSK’in ve LİMTER-İŞ’in ve bu alandaki örgütlü çevrelerin ne söylediği bize yol gösterecektir.

Şimdi, Türkiye’de gemi inşaatı ve tamiriyle ilgili toplam 62 tersane bulunuyor ve gerçekten bugüne değin üretim ve tamirin… Tuzla’da bulunan tersane sayısı 58 ve bu tersanelerde ülke genelindeki üretim ve onarımın da yüzde 95’i gerçekleştiriliyor. O, 2 kamu tersanesi olan, o da küçük, İstanbul seferleri yapan vapurların onarımıyla ilgili falan çalışıyor yoksa diğerleri, hepsi dışarıya, dış satıma yönelik onarım ve üretimler.

Şimdi, resmî veriler birbirini tutmuyor. Biz hangisine inanacağız? Örneğin, Ulaştırma Bakanlığının verilerine göre, tersane işçilerinin toplam sayısı 28 bin civarında; Sanayi Bakanlığı ise bu sayının 4.900 dolayında olduğunu söylüyor; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise toplam 16 bin işçinin tersanelerde çalıştığı bilgisini veriyor. Tersane işverenlerini temsil eden GİSBİR (Gemi İşverenleri Birliği) ise tersanelerde, 2006 itibarıyla, 24 bin civarında işçinin kayıtlı ve kayıtsız olarak çalıştığını söylüyor. İstihdam konusundaki bu çelişkili verilerin bir nedeni sigortasız olarak çalışan işçiler kuşkusuz. İş Yasası’nın da söylediğinin aksine, ana görevleri taşeron firmalara veren işverenler böylece hem sendikal haklardan sıyrılıyor hem de maliyetleri azaltıyorlar

Değerli arkadaşlar, yine GİSBİR’in verilerine göre, son on sekiz ayda tersanelerde 18.500 civarında kaza meydana geliyor ve GİSBİR’e bağlı bir poliklinik Tuzla tersanesinde hizmet veriyor ama bu hizmetin de ne kadar amacına ulaşıp ulaşmadığı tartışma konusu oluyor.

2006 yılının Kasım ve Aralık aylarında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca Tuzla Özel Tersaneler Bölgesi’nde bulunan 16.173 işçinin çalıştığı 51 iş yerinde yapılan denetimler sonucunda ortaya çıkan rapordaki veriler şunlar: 2006 yılında tersanelerde gerçekleşen 276 iş kazasında, 12 işçi yaşamını yitirirken 258 işçi yaralanıyor, 6 işçi de sakat kalıyor. Şimdi yürütülen denetimlerde toplam 99 başlık altında, 1.061 eksiklik saptanıyor ve bu işverenlerin de -iş yerlerinde- 36’sına bir eksiklik gidermeleri için süre tanınıyor ve eksikleri bulunmayan 8 iş yerine işletme belgesi verilirken 3 iş yerine de para cezası uygulanmasına karar veriliyor ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada bütün koşulları yerine getirilmiş 2 tane tersanenin olduğu ve diğerlerinin baştan aşağı yasalara uygun olmadığı belirleniyor.

Şimdi, tabii bu iş kazalarıyla gelen ölümlerin yanı sıra, on yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonrası gelen ölümler de var. Örneğin kanserojen nedeniyle çünkü biliyorsunuz bu çelik parçalarıyla çalışılması ve gerekli iş güvenliği ve iş sağlığı olmaması nedeniyle de çok sayıda kanserojen vakasına rastlanıyor ve bundan ötürü de birçok insan yaşamını yitiriyor.

Armatörlerin yurt dışında pazarlamak üzere sipariş verdiği ya da doğrudan Avrupa’dan sipariş verilen ve çoğunluğunu küçük petrol ürünü tankerlerinin oluşturduğu özel sipariş gemiler üretimi, bir teslim tarihi sözü verilerek yapılıyor. Şimdi, arkadaşlar, böyle bir şey olur mu? Örneğin bu, bir yazara ısmarlama sipariş bir roman verme gibi ya da o yazara “şu sürede” ya da “Şu romanı şu sürede bitireceksin.” der gibi bir siparişle bir ürün çıkar mı? İşte burada çıkarılmak istenilen de bunun sonuçlarıdır. O zaman…

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sipariş anayasalar veriyorlar!

AKIN BİRDAL (Devamla) - Eğer o Anayasa veriyorsa, Anayasa değişmez değildir. Anayasal ve yasal sistem işte burası, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yükümlülüğündedir, onu yapalım o zaman, değişmez değil. O nedenle, hiçbir şeye sığınmayalım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Türkiye'nin mevcut küresel iş bölümü içinde razı olduğu ise işçinin sağlığını tehlikeye atan küçültülmüş, parçalara ayrılmış, yapsatçı bir üretim sistemidir. İşte, bence sorun buradan kaynaklanmaktadır. Başka ülkelerde örnekleri var mı diye baktık, araştırdık, Güney Kore, Japonya ve Çin’de… E, şimdi, bunların, örneğin üretim kapasitesiyle -ki bir yılda dokuz on gemi çıkarıyorlar- bir de bizimkine bakın. Ama kazaları karşılaştırıyorsunuz, bizdeki, şu dört yıldaki kaza, Çin, Japonya ve Güney Kore’de yaşanmıyor. O zaman, yani şimdi, insanına, emekçisine değer vermeyen bir toplum nasıl demokrasiden, nasıl çalışma barışından, çalışma yaşamının demokratikliğinden söz edebilir? Bu nedenle bence baştan aşağı bu düzenlemeyi yapmak gerekiyor.

Bir de üretim planlaması çok önemli. Bakıyorsunuz, işte şimdi zaman zaman, tarımsal üretim planlarında bir tarımsal stok var. Gerçekten milyonlarca ton bir şey üretilmiş, depolarda kalıyor. Haydi, reklam yapıyoruz, en iyi üretim bizde, fındık… Şimdi de nara başladık. Şimdi, bütün üretim alanlarında, güneyde, Ege’de nar dikimine başladık. Bakalım, şimdi, birkaç yıl sonra ne olacak ve dört beş yıl sonra? Örneğin, bu tekstil ve televizyon ya da iletişim, telekomünikasyondaki gibi değil arkadaşlar. Bakın, dört beş yıl sonra bugüne uygun gemi yapımları ve onarımları tamamlanacak ve bu alandaki sektörde çalışanlar büyük hayal kırıklığına uğrayacak. O nedenle, bu sektörün ne yapıp yapmaması gerektiğini de doğrudan bizim Türkiye Büyük Millet Meclisinin düzenlemesi gerekiyor.

Sayın milletvekilleri, bir kez daha, Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekten bu alanda yaşanan trajedinin son bulması için Meclis araştırma komisyonunun oluşturulmasını biz de destekliyoruz. Ama bunun oluşturulması ve böyle bir yasal sistemin, düzenlemenin yapılmasına değin de derhâl işçilerin iş sağlığını ve güvenliğini güvence altına alacak ağır ve tehlikeli iş kapsamında bulunan gemi inşaat sektörünün bu kapsamda belirtilen yönetmeliğe yedi saatlik iş gününün, otuz beş saatlik çalışma haftasının… Yasa dışı olarak işleyen taşeronluk sisteminin kaldırılması bu trajedinin son bulmasına yardımcı olacaktır. Umuyor ve diliyorum ki, kısa sürede Meclis araştırma komisyonu bu düzenlemeyi yapar ve bu alanda emekçilerin, işçilerin yaşam hakkı, çalışma hakkı ve insan hakları korunmuş olur.

Bu umutla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “İstanbul mv.çetin soysal ve 19 mv., tuzla tersaneler bölgesinde yaşanan iş kazalarının araştırılması. (10/121) kars mv. gürcan dağdaş ve 22 mv. tersanelerdeki iş kazalarının araştırılarak iş güvenliğinin sağlanması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/129) istanbul mv. hasan kemal yardımcı ve 25 mv., başta gemi inşa sanayi olmak üzere denizcilik sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/132) istanbul mv. sebahat tuncel ve 19 mv. gemi inşa sektöründeki işçi güvenliği ve çalışma koşullarının araştırılarak iyileştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/134)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-02-26-istanbul-mv-cetin-soysal-ve-19-mv-tuzla-tersaneler-bolgesinde-yasana (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
