# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 16 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-04-16-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k-2

> Akın Birdal, 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 519 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 119 sıra sayılı görüşme doğrultusunda 81’inci maddenin metinden çıkarılması yolunda söz almış bulunuyorum. Saygıyla selamlarım.

Şimdi, bir Taraf gazetesi var. Taraf gazetesinin son sayfasında her gün bir siyasetçi, sanat, kültür insanı… Yirmi soru var. O sorulardan biri şu: “Kendinizden memnun musunuz? Kendiniz olmasaydınız, kim olmak isterdiniz?” Yanıtların yüzde 99’u: “Kendimden memnunum.” Vallahi herkes kendinden memnun olduğu için bu hâldeyiz. Şimdi, örneğin ne getirilirse, ne diyorsanız, reddediliyor. Gerçekten yani şimdi ben baştan beri söylüyorum arkadaşlar: Muhalefetin bu değişiklik önerilerinden hiçbiri bu toplumun, ülkenin, çalışma yaşamının yararına dikkate alınabilecek bir öneri değil mi?

Şimdi, cumhuriyetin ilan edildiği gün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 29 Ekimde ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de Cumhurbaşkanı olduğunun ilan kararından bir önceki madde şu: Doktorların mecburi hizmet yasa önerisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin o günkü değerli üyelerince kabul ediliyor. Çünkü yurttaşların… Sosyal devlet, hukuk devleti, demokratik, laik bir devlet, en kalın çizgileriyle, halkının, yurttaşlarının sağlığını, eğitimini, ulaşımını ve barınmasını güvence altına alan devlettir.

Şimdi, gerçekten o günle bugün arasında bir nitelik farkı var. Biz sosyal devletin gerekliliği üzerinde söz ediyoruz. Demokratik devlet diyoruz, özgürlükçü, eşitlikçi yasa önerilerine karşı çıkıyoruz. Demokratik bir devlet diyoruz, çoğunluğu, farklılığı reddediyoruz, farklı kimliklerin, dillerin, kültürlerin, tarihlerin oluşumunu yok sayıyoruz. Laik devlet diyoruz, sadece bir inanç özgürlüğüyle ya da devlet ve inanç arasında bir ilişki olarak kuruyoruz ve yasakçılığı ve baskıcılığı yine esas alıyoruz. Şimdi de sosyal devlet diyoruz, gerçekten paran varsa eğitim hakkın var, paran varsa sağlığın var, paran varsa barınma hakkın var, paran varsa, işte, ulaşımdan ya da başka nimetlerden yararlanma hakkın var. Peki, burada devletin rolü ne? O zaman, bugün getirilmek istenen yasa tasarısı devletin ve sermaye çevrelerinin yükünü emekçilere sırtlamaktır ve kendi yüklerini emekçilere yüklemektir. Bu mu şimdi sosyal devlet? Ve bunu söylediğimiz zaman buna itiraz ediliyor ve kabul görmüyor.

Şimdi, gerçekten, değerli diğer sayın milletvekillerinin de bildiği gibi, bu tarım meselesi işte hep buna benzer. Şimdi, örneğin, bir tarım politikamız var mı? Kırsal alandaki toprak-insan ilişkilerini düzenleyen, üretim güçlerini geliştiren, üretim ilişkilerini emekçiler yararına düzenleyen bir politikamız var mı? Hayır. Ama yarın göreceğiz, bakın, dün buğdayda, bugün pirinçte. Şimdi 2,5 milyar dolar devletin yükü var, fındıklar stok hâlinde. Böyle bir politika olur mu? Bunun neresi sosyal devlet, neresi demokratik devlet?

Bu nedenle, bir hikâyeyle bağlayayım ben. Günlerdir zaten geç saatlere kadar çalışıyoruz. Hikâye öyle başlar ya, “adamın biri” diye. Köyden kasabaya inerken, bakmış yan tarafta bir mezarlık var. “Şunlara okuyayım da geçeyim.” demiş. Gitmiş mezarlığa bakmış, mezar taşlarının üzerinde “Üç gün yaşadı öldü, dört gün yaşadı öldü, beş gün yaşadı öldü…” Fakat mezarlıkların boyu öyle üç günlük beş günlük değil. Merakını gidermek için “Bu, en yakın köye aittir.” demiş ve köye gitmiş. Köy kahvesine girmiş, “Selam” filan dedikten sonra, bakmış orada da orta yaşlı, yaşlı başlı insanlar. “Bu mezarlık size mi ait?” demiş. “Evet” demişler. “Nasıl oluyor? Bakın, sizler yaşlı başlı insanlarsınız. Orada da mezar taşlarında ‘Üç gün yaşadı öldü, dört gün yaşadı öldü…’ Ama mezarların boyu uzun.” “Beyim, onlar elli yıl, altmış yıl, yetmiş yıl yaşadılar ama gördükleri gün sayısı…” demişler. Şimdi, emekçilere sizin reva gördüğünüz üç günü, beş günü de “Çok görmek” demiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-04-16-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
