# İnsan haklarının durumu ve son gelişmeler hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 27 Kasım 2008
- **Gündem:** İNSAN HAKLARININ DURUMU VE SON GELİŞMELER HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-11-27-insan-haklarinin-durumu-ve-son-gelismeler-hakkinda

> Akın Birdal, 27 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İNSAN HAKLARININ DURUMU VE SON GELİŞMELER HAKKINDA); konuşma 527 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten güne insan hakları sorunlarıyla başlamak çok iç açıcı değil. Ayrıca beş dakikada hangi bir soruna değinsek? Başlıklarında bile değinsem beş dakika süre dolar. O nedenle belki… İnsan Hakları İnceleme Komisyonumuz daha bugüne kadar hiçbir şeyi getirmedi bir Meclis araştırması için, insan haklarının iyileştirilmesi, düzenlenmesi ve demokratikleştirilmesi için. Ama, ben yine izninizle güncel sorunlara değinmek istiyorum.

Gün yok ki insan hakları alanında ağır ihlaller yaşanmasın. Başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlükler çiğnenmemiş olsun ve bunların ağır fotoğraflarıyla karşılaşılmamış olsun. Örneğin, bütün resmî raporlar bile Hrant Dink’in 301’inci maddenin hedef gösterilerek göstere göstere bir cinayetin ardından hâlâ 301’inci madde yürürlüktedir ve şimdi de yine bir yazar, aydın Temel Demirer 301’inci maddeden yargılanmaktadır. Sayın Bakan diyor ki: “Ben devletime ‘katil’ dedirtmem ve bugüne değin 381 dosyadan 47’sine yargılama yetkisi verdim.” diyor. Arkadaşlar, başlangıçta bu 301’inci maddenin yargılanma yetkisinin kime ait olması gerektiği konusundaki tartışmaları haklı kılıyor bu durum. Yani şimdi Adalet Bakanı, Sayın Bakan daha başlangıçta bir aydını mahkûm ediyor, hem yargı hem yasama hem yürütme işlevini yerine getiriyor. Bu nasıl bir hukuksuzluktur ki daha sürecin başlangıcında bir aydın mahkûm edilmiş oluyor. O nedenle, hâlâ 301’inci maddenin kaldırılmamış olması gerçekten düşünce ve ifade özgürlüğü açısından ciddi bir engeli oluşturmaktadır.

Son zamanlarda polis öldürümleriyle karşılaşıyoruz. Daha dün yine Zonguldak’ta akli dengesinin bozuk olduğu ileri sürülen biri polis gücüyle öldürüldü. Yani, şimdi Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası çıkarıldıktan sonra, 14 Haziran 2007 yılındaki yapılan değişikliklerden bugüne değin, dünkü öldürümle beraber 19 kişi polisler tarafından öldürülüyor. Bu nasıl bir hukuk devleti? Hiçbir tanesinin de şu ana değin hakkında ciddi bir soruşturma açılmış ve tutuklanmış ve mahkûm olmuş değil. Bu ülke polis devleti mi, hukuk devleti mi? Polisi cesaretlendirici böyle bir yasayı nasıl ortadan kaldırmıyoruz? Örneğin, dün Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının işkenceyle mücadele raporu yayınlandı. Diyor ki raporda: “İşkencenin önlenmesi için yargıçlar ve savcılar da insan haklarının korunması konusunda ant içmelidir.” diyorlar.

Değerli milletvekilleri, hepimiz ant içtik. Bu yasama döneminin başlangıcında, hak ve özgürlükleri herkes için koruyacağımıza ant içtik ama ne yazık ki, o ihlallerin yapılmasını önleyici hâlâ bir irade ortaya koyabilmiş değiliz.

Şimdi, cezaevleri konusu kanayan bir yara. Daha dün yine, gerçekten, Adalet Bakanlığının yine verdiği söz üzerine ölüm sınırından dönen Behiç Aşçı ve aileler geldi, Mecliste ziyaret ettiler ve 45/1 genelge, haftada on saat sohbeti öngörüyor ve ne yazık ki bu, sadece İzmir’in bilmem ne cezaevinde uygulanıyor. Oysa Sayın Bakanın yine açıklamasına göre, Türkiye’de 324 cezaevi var ve ilk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 100 bini aşan tutuklu ve mahkûm, hükümlü dönemini yaşıyoruz. Şimdi, bu nasıl oluyor? Türkiye, çapı büyük bir cezaevine dönüştürüldü. Gerçekten, herkes ana diliyle konuşamazsa, kendi diliyle, kimliğiyle, kültürüyle kendisini ifade edemezse, özgürce konuşamazsa, her gün polis copunu ensesinde hissederse, kitaplar yasaklanırsa ve Kürt sorununun çözümsüzlüğünün sonucu ağır yine tablolar yaşanırsa biz ne yapacağız bu ülkede? Serbestçe, özgürce nasıl dolaşacağız? O nedenle, bence bunun da gereğini yerine getirelim ve bu cezaevlerini önce boşaltır mıyız, ne yaparız… Ve örneğin, bakın, şu son bir yıl içerisinde 27 mahkûm, devletin güvencesi altında yaşamını yitiriyor. Hangi konuyu biz daha bunu soruşturma konusu yaptık ve bunu konuşabildik ve tartışabildik?

Bakın şimdi, Adana-Karataş Cezaevinde mahkûmlara açık görüş yapabilmeleri için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “İnsan haklarının durumu ve son gelişmeler hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 27 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2008-11-27-insan-haklarinin-durumu-ve-son-gelismeler-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
