# 27 mayıs 1960'ta ordunun yönetime el koymazının yıl dönümü münasebetiyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 28 Mayıs 2009
- **Gündem:** 27 MAYIS 1960'TA ORDUNUN YÖNETİME EL KOYMAZININ YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2009-05-28-27-mayis-1960-ta-ordunun-yonetime-el-koymazinin-yil-donumu-munasebetiy

> Akın Birdal, 28 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 27 MAYIS 1960'TA ORDUNUN YÖNETİME EL KOYMAZININ YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ); konuşma 747 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kırk dokuz yıl önce yapılan bir askerî darbenin yıl dönümü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Kırk dokuz yıl önce ülkemiz bir askerî darbeyle karşılaştı. 27 Mayıs 1960 tarihinde ordu, ülkenin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetime el koydu. Anayasa askıya alındı, Parlamento kapatıldı, politikacılar, Parlamento üyeleri tutuklandı ve bugün bile hukuka uygunluğu tartışılan bir süreç sonucunda Sayın Başbakan dâhil 3 kişi idam edildi.

Şimdi, 1950 sonrası, NATO üyesi ülkelerde kimi yerlerde “kontrgerilla”, kimi yerlerde “gladio”, kimi yerlerde “GAL” diye adlandırılan Sovyetler’e karşı hukuk dışı cinayet ve darbe örgütleri oluşturuldu ve bunlardan biri de Türkiye’de ve soğuk savaş sonrası bütün NATO üyesi ülkelerde bu örgütler ya tasfiye edildi ya minimize edildi ama ileri sürüldüğü kadarıyla bugün o iki ülkede bu örgüt kendisini korumaktadır. Birincisi Federal Almanya. Ama Federal Almanya, Avrupa Birliği hukukuna bağlı olarak çehresini biraz daha hukuka ve insan haklarına çevirmiştir ama ülkemizde o örgüt hâlâ varlığını korumaktadır.

Ve şimdi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda hiç kuşku yok ki ordunun büyük bir rolü var. Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında yönetim düzeyindeki etkisi cumhuriyete kadar sürmüştür ancak 27 Mayıs askerî darbesiyle birlikte bu etki açık bir vesayete dönüşmüş ve daha sonraki askerî darbelerin de önünü açmıştır. Şimdi, 27 Mayıs darbesi kimilerine göre ihtilal, kimisine göre devrim… Darbe darbedir. “Benim darbem iyi, onların darbesi kötüdür.” diye bir şey olmaz. Eğer demokratik parlamenter rejimle hukukun gücüne, parlamentonun gücü yerine militarist askerî bir güç eğer müdahale etmişse orada rejim açısından ciddi sorunlar vardır.

Şimdi, darbe önce demokrasi düşmanıdır, darbe demokratik parlamenter rejim düşmanıdır, darbe emek ve emekçi düşmanıdır. Darbeler, insan hak ve özgürlüklerine düşmandır, başta yaşam hakkı olmak üzere bütün hak ve özgürlükleri askıya almaktadır, yok etmektedir. Şimdi, nitekim, darbeli bir tarihimiz var. 1960’ta başlayan bu vesayetçi rejim 1971, 1980 ve sonra 28 Şubat. Hâlâ Türkiye’de darbelerin etkisi ve vesayeti üzerimizde gezmektedir. Neyse ki Parlamento üzerindeki vesayet Demokratik Toplum Partisinin Parlamentoya gelişiyle biraz etkisini azaltmış görünmektedir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, her darbe gerçekten insan hakları açısından ağır sorunlara neden olmaktadır. Bakın, 1980 darbesi sadece yurttaşlarımızın ve onların uğradığı haksızlıklarla kalmamış, azınlıklar açısından da ciddi sorunlara neden olmuştur. Şu anda, gerçekten üzüldüğümüz 6 askerimizin yaşamını yitirmesine neden olan mayınların patlaması sonucu yine Kürt sorununun çözümsüzlüğünün bir sonucudur. Sayın Cumhurbaşkanı, “…ne derseniz deyin Türkiye'nin birinci sorunu Kürt sorunudur.” diyerek hepimize bir görev vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı bu zamanın geçirilmemesinin gerektiğinin de yine altını çizmiştir. Ne yapıyoruz? Sayın Cumhurbaşkanının bu saptaması yolunda Parlamento kendisini yükümlü saymakta ve gerçekten bu vesayetçi rejimden, bu darbe Anayasası’ndan kurtulmak yolunda bir çaba göstermekte midir? Hayır. Demokratik, sivil, çoğulcu, herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir sivil anayasada mutabakat sağlanmış olsa elbette ki silahlar susacak ve günlerdir tartıştığımız Suriye-Türkiye arasındaki değil, demokrasinin mayınlarını temizlemiş olacağız. Bu konu da hepimizin görevidir. Bakın, şimdi, darbeli demokrasimizin nasıl mayınlarla döşeli olduğunun, tuzaklarla döşeli olduğunun son bir haftadaki örneklerini vereyim: Sayın Cumhurbaşkanı söyledikten sonra, çıkıyor yine Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, on yıl geriye dönerek Sayın Cumhurbaşkanının bu çağrısını ve Türkiye'nin demokratikleşme yolundaki gerçekten doğru bir perspektifini “şüpheli şahıs” diye maniple etmeye kalkışıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Birdal.

AKIN BİRDAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ardından, bakıyorsunuz, ne zaman Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir zemin yaratılıyorsa o zaman bölgeden katliam haberleri geliyor. Geçmişte biz bu filmleri çok gördük, tanık olduk: Güçlükonak, Beytüşşebap, şimdi de Bilge köyü. Acaba bu nereden kaynaklanıyor, bunu düşünüyor muyuz? Bugün, dün gece başlayan KESK, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun bir örgütle üyesi olduğu ilişkilendirilerek yasal, meşru bir emek örgütü üzerinde operasyon başlatılmış ve 35 arkadaş şu ana kadar gözaltına alınmıştır. Şimdi, bunlar nedir arkadaşlar? O nedenle, önce Parlamento Sayın Cumhurbaşkanının çağrısına yanıt vermelidir. Derhâl, emek ve demokrasi güçleri kendisine bu süreçteki rolü belirlemelidir. Aydınlar, yazarlar, basın ve… Türkiye'nin topyekûn demokratikleşmesine yaratılmış bu fırsat eğer değerlendirilmez ise daha çok acıların yaşanacağı ve burada da çok taziye mesajlarının verileceğine tanık oluruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AKIN BİRDAL (Devamla) – O nedenle, sayın milletvekilleri, ki bugün yine Ergenekon adı altında bir soruşturma izleniyor. Ülkemizin karanlık dönemlerini, katliamları, kayıpları, ölüm kuyularını anımsatmaktadır ve bütün bunların ardında görüyoruz ki darbe heveslileri var. Bakın, 12 Eylülden sonraki girişimlere, yapılanlara, 28 Şubat, Sarıkız, Ayışığı darbe girişimleri, e-muhtıra ve daha bilmediğimiz ya da önemsemediğimiz pek çok girişim var. O nedenle, darbecileri caydırıcı olan darbelerle yüzleşmektir, darbecilerden hesap sormaktır. Gelin, gerçekten siyaseti ve rejimi askerî vesayet altından çıkaran çağdaş, demokratik, özgürlükçü bir anayasayı hep birlikte hazırlayalım, darbelerin ve darbecilerin yargılanması konusunda bir irade oluşturalım ve bir Meclis araştırma komisyonu oluşturalım. Yeter ki istediklerimize…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “27 mayıs 1960'ta ordunun yönetime el koymazının yıl dönümü münasebetiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2009-05-28-27-mayis-1960-ta-ordunun-yonetime-el-koymazinin-yil-donumu-munasebetiy (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
