# Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 9 Şubat 2010
- **Gündem:** KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-02-09-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind

> Akın Birdal, 9 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 491 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, aslında bu yasa tasarısının, yanlışlık, adında başlıyor: “Kamu düzeni ve güvenliği!” Demek ki kamu düzeni sağlanamamış ve kamu güvenliği sağlanamamış!

Cumhuriyet tarihimizin yaklaşık üçte 2’sinden fazlası sıkıyönetimlerle, olağanüstü hâl durumlarıyla, özel mahkemelerle yönetilmişken ve NATO’nun en güçlü silahlı kuvvetlerinden birine sahipken ve olağan yargı yerine devlet güvenlik mahkemeleri, özel mahkemeler, askerî mahkemeler, sıkıyönetim mahkemeleriyle bu toplum baskı altına alınmak istenmişken, Türkiye cumhuriyeti tarihinde şu anda tutuklu ve hükümlü mahkûmla -117 bin kişi- en fazla sayıya ulaşılmışken ve Türkiye bir yarı açık cezaevine dönüştürülmüşken, darbe anayasalarıyla ve yasalarıyla toplum yönetilirken, kamu düzeni sağlanamamışken, şimdi bir müsteşarlıkla mı sağlanacak? Bence bu yanlıştan dönülmelidir.

Bakın, bir açılım meselesi, örneğin, önce Kürt açılımı, sonra demokratik açılım, sonra Millî Birlik Projesi, daha sonra da Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi. Nasıl kardeşlikse bu?

Şimdi, örneğin Sayın Bakan… Biz, başından beri zaten İçişleri Bakanlığının koordinatörlüğüne verildiğinde bunun yanlış başladığını görürken ve bilirken itiraz etmedik. Neden? Çünkü bu çatışma dursun, operasyonlar dursun; Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümüne ilişkin bir irade ortaya konulsun umuduyla itiraz etmedik. Ve Sayın Bakan sivil toplum örgütleriyle görüştü, emek örgütleriyle, işveren örgütleriyle, meslek odalarıyla… Peki, şimdi bu Kamu Güvenliği Müsteşarlığı Yasa Tasarısı’nı hazırlarken görüştüğü sivil toplum örgütlerinin önerisi buraya yansıtılmış mıdır? Hayır. Şimdi, buraya kendi bildikleriyle bir şey getiriyorlar.

Gerçekten, sorun güvenlik mi özgürlük mü? Biz, baştan beri söylüyoruz: Bakın, 11 Eylül 2001 insan hakları ve özgürlükler açısından bir milattır ve dünya halklarının hakları gasbedilirken -ki soğuk savaş sonrası ne yazık ki halklar öksüz kaldı- Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, AGİT ve diğer uluslararası ve bölgesel topluluklar emperyal güçlerin etkisi altında bir irade ortaya koymaya başladılar. Şimdi, böyle olunca, 2001 “İkizler Saldırısı”ndan sonra da güvenlik esas alındı. Şimdi, güvenlik esas alınırken, Orta Doğu’da işte bakın, nasıl güvenliğin sağlandığını görüyoruz! İnsanlığa karşı büyük dram yaşanıyor. İnsanlığa karşı saldırılar yaşanıyor. İnsanlığa karşı savaş suçları yaşanıyor. Bunların denetim mekanizmaları nedir insanlığın vicdanından başka? O nedenle, AKP ve onun İçişleri Bakanlığı meseleyi bir güvenlik meselesi olmaktan çıkarmalıdır ve Kürt sorununun demokrasi için insan haklarına dayalı hukukun üstünlüğünü temel alan bir demokratik anayasa olmadan ve bu sorunu çözmeden kamu güvenliğinin ve düzeninin sağlanmayacağının anlaşılmış olması gerekir.

Şimdi, dağda 6 bini aşkın silahlı insan elleri tetikte, 10 bini aşkın insan siyasi muhalif olmaktan ötürü cezaevinde ve insanların dilini, kimliğini, hâlâ kültürünü, tarihini yadsıyacaksınız, sonra da bir müsteşarlıkla kamu güvenliğini ve düzenini sağlayacağınızı sanacaksınız. Olmaz böyle bir şey. O nedenle bu yanlışlıktan dönülmelidir. Gerçekten bu sorunun çözümü için bir kararlılık gerekir, bir cesaret gereklidir ve en önemlisi de irade gereklidir.

Gelin bakalım bugüne değin, örneğin, siz demokratikleşme, sivilleşme yolunda ve farklıların bir arada yaşama konusunda hangi iradeyi gösterdiniz, hangi adımı attınız da kamu güvenliği ve düzeni sağlanmadı? Bakın, daha dün, yine bir davaya tanıklık yaptık, Hrant Dink. Ve Sabahattin Ali’den başlayan, 1948 yılından günümüze ki, Hrant, en son olur dileriz… Ama dilemek yetmiyor, umut etmek yetmiyor. Eğer bir ülkede hukukun gücü yoksa o ülkede her zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-02-09-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
