# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Akın Birdal, 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 942 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı, Anayasa’nın bazı maddelerindeki değişikliğe ilişkin söz almış bulunuyorum. 19’uncu maddenin üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına görüşlerimizi bildireceğiz. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Şimdi, burada, getirilen değişiklikte esas iki başlık var. Birincisi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını getiriyor. İkincisi de yüce mahkemede, Yüce Divanda yargılanacaklarda değişiklik getiriyor, yeni eklemeler getiriyor, generallere ilişkin. Şimdi, burada, tabii, gerekçelerinde tam neden bunun getirildiğine dair fazla ikna edici bir şey yok. Örneğin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2004 yılında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dava yükünün azaltılması gerekçesiyle bireysel başvuru yönteminin iç hukukta da tanınmasını öngörüyor. İkincisi de Venedik Konseyinin önerisi var ve böyle bir değişikliği uygun bulacaklarını söylüyorlar.

Biliyorsunuz, daha önce, Avrupa Konseyinin 14 no.lu protokolünden önce, Avrupa Konseyi üyelerinin bireysel başvuru hakkını kendi hukuklarına bırakmışlardı, siyasi iradelerine bırakmışlardı. 1987 yılında -ki 1986 yılında 12 Eylül darbesinin yıkıntıları üzerinde kurulan- İnsan Hakları Derneğimizin kuruluş bildirgesinde iki şey yer almıştı. Birincisi, Avrupa Konseyinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisinin tanınması ve bu hakkın kullanılması, ikincisi de -12 Eylül sonucunda Türkiye’yi cezaevine dönüştürmüşlerdi ve bütün, 650 bin insanı sorgudan, işkenceden geçirmişlerdi- genel bir af demiştik. Şimdi artık böyle bir bireysel başvuru hakkını siyasi iradenin kendisine bırakmıyorlar ve bu 14 no.lu protokol uyarınca Avrupa Konseyi, üye ülkelerin hemen hepsinin bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini tanıması koşulunu getiriyor. Şimdi, Avrupa Konseyi üyesi 54 ülke de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini tanımıştır. Ayrıca bu yükü azaltabilmek için -ki Türkiye Almanya’yı örnek almıştır- iç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını getirmektedir.

Şimdi, insan hakları evrenseldir ve evrensel bir hukukun güvencesi altına almak gerekir. Ama şimdi, daha dün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2009 yılı raporu yayınlandı ve insan hak ve özgürlükleri ihlalleri açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki sıralamada Türkiye birinci geldi. Yani örneğin dün yayınlanan raporda, 1959’dan bu yana Türkiye’yle ilgili 2.295 dava karara bağlanmış. Bu davaların 2.017’sinde Türkiye yüklü miktarlarda tazminat ödemeye mahkûm edilmiş. Sadece 46 başvuru lehimize sonuçlanmış. 204 davada ise Türkiye mahkûmiyet kararı neticelenmeden tazminat ödemeyi kabul etmiş ki buna biliyorsunuz “dostane çözüm” diyorlar. Bireysel başvuru hakkını kullananların bu başvurusu kabul edildikten sonra süreç başlatılıyor ve dosya incelemeye alınıyor ve daha sonra devlete “Böyle bir şeyle suçlanıyorsunuz, böyle bir başvuru var, ne diyorsunuz?” deniliyor ve istenilirse dostane bir çözüme bağlanıyor. İşte, bu şekilde 204 davadan, dostane çözüme bağlanmış ve vazgeçilmiş.

Şimdi, hakkında açılan davaların yüzde 86’sını kaybeden Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde hâlen beklemekte olan dosya sayısında da Rusya’dan sonra ikinci sırada gelmektedir. İhlal kararlarının da tasnif edildiği istatistiklerde şikâyetlerin yüzde 32’si adil yargılanma hakkı ve yargılamaların uzunluğu konusundadır. Nitekim, biliyorsunuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi asıl referans kabul edilmektedir ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yine ilgili hükümleri -ki, 5 ve 6’ncı maddeleri- adil yargılanma ve savunma hakkını güvence altına almıştır ama ne yazık ki, olağan bir yargılama sistemi olmadığı için Türkiye’de -özel mahkemeler, sıkıyönetim mahkemeleri, askerî mahkemeler, devlet güvenlik mahkemelerinin kararları, hemen hepsi- bu adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olmasından ötürü de Türkiye mahkûm edilmiştir.

Nitekim, şimdi bakın, gerçekten Türkiye’de tutukluluk cezaya dönüşmektedir. Şimdi, örneğin 14 Nisanda birinci yıl dönümünü tamamladığımız, genel başkan yardımcılarımızın içinde yer aldığı, parti meclisi, kadın meclisi ve gençlik meclisinin yöneticilerinin içeride olduğu ve şu anda 1.481’e ulaşan arkadaşlarımız… 14 Nisan da geçti, işte, bugün 26 Nisan, şimdi bir yılı geçti ve iddianame açıklanmadı, yani arkadaşlarımız neyle suçlandıklarını bilmiyorlar. Şimdi, böyle bir şey olur mu insan hakları açısından, kişi güvenliği ve özgürlüğü açısından? İnsanların özgürlüğünden yoksun bırakılması, hukuki değil siyasi bir iradenin eline bırakılabilinir mi? Öyle sanıyoruz ki, örneğin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin ya da Cumhuriyet Başsavcısının çekmecesinde bu iddianame. Ne zaman çıkarılacak? Arkadaşlarımızı rehine olarak tutuyorlar ya da başka mahkûmlar da var tabii bu Türkiye’de. Yani ben insan hakları açısından ayrımcılık yapamam, bugün Ergenekon davasında da yargılananlar, onların da tutukluluk hâli elbette cezaya dönüşmektedir ve insan hakları açısından aykırıdır. Kim gerçekten suçluysa çıkarırsın, adil yargılanmasını sağlarsın, savunma hakkını kullandırırsın, suçluysa mahkûm edersin, değilse bırakırsın. O nedenle bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosya sayımız azalmak yerine daha da çoğalacaktır. Örneğin çocuklarımızın… Şu anda 1.600’ü aşkın çocuk ve bunları hep konuştuğumuz için artık sizler de biliyorsunuz. Elinde taş izi aranan, bedeninde ter izi aranan ve evlerinden, annelerinden, babalarından ve okullarından yoksun bırakılan çocuklarımız. Elbette bunları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götüreceğiz, referans Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, referans Çocuk Hakları Sözleşmesi.

Şimdi, siz hem imza atacaksınız hem de bu Anayasa’nın, yine karşı çıktığımız darbe Anayasası’nın 90’ıncı maddesi uyarınca iç hukukunuza göre düzenleme yapmayacaksınız. Oysa bunu, uluslararası hukuk böyle öngörüyor ve emrediyor.

O zaman, peki, şimdi sormak gerekir, gerçekten, bakın, şimdi, değerli milletvekilleri, örneğin, davaların yüzde 86’sını yitiren Türkiye 2.017 ihlaliyle ilk sırada yer alırken, diğer, işte, Rusya 2’nci sırada 773, sonra İtalya, Fransa ve sıralanıyor ve dikkat ederseniz birtakım Avrupa ülkelerindeki… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosya sıralaması, bu bizi yanıltmamalı. Örneğin İngiltere, Fransa ve kimi ülkeler temel hak ve özgürlükleri ihlal edildiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmamışlar. Yani insanlığa karşı işlenen bir işkence suçundan ötürü gitmemiş dosya ya da kişi güvenliği ve özgürlüğünden yoksun bırakıldığı için başvuru olmamış. Nedir bunlar? Günlük, sıradan, hayatı kolaylaştırıcı hakların ve özgürlüklerin düzenlenmesi.

Bakın, örnek olsun diye söylüyorum, örneğin, uçak üç saat rötar yapmış ve yolculara bildirilmemiş. Bunun için uçak şirketine dava açıyor, tazminat istiyor yolcu ve bunun reddedilmesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyor ya da bir cadde ve sokağın yapılmasını yüklenici almış, demiş ki: “Ben bunu yirmi günde bitireceğim ve sokak sakinlerinin, cadde sakinlerinin, bu yaşayanların hayatını zorlaştırmayacağım.” O yüklenici, taahhüt ettiği süreyi geçirmiş ve oradaki, sokaktaki vatandaş “yirmi gün süre verilmiş olmasına karşılık, otuz gün oldu, hâlâ bitiremiyor” diye dava açıyor ve yükleniciden tazminat alamayınca bunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürüyor. Bu örnekler çok sıralanabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
