# Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Akın Birdal (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2010
- **Gündem:** BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-3

> Akın Birdal, 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 955 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 509 sıra sayılı Belediyeler Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Yerel yönetimler, doğrudan demokrasinin işletildiği ya da işletilmesi gerektiği yerlerdir. Yerel yönetimler, halkın temel gereksinmelerini karşılamak, yaşamını kolaylaştırmak ve yaşam standardını yükseltmek için çalışan ve sürece doğrudan halkın katılımını da sağlayan kurumlardır ya da olmalıdır. Yerel yönetimler buna uygun siyasa oluştururlar, buna göre örgütlenirler, temel amaçları kâr ya da gelir elde etmek değildir ancak 12 Eylül rejimiyle gündeme gelen neoliberal politikalar eşliğinde bu yaklaşım önemli bir değişiklik göstermiştir. Artık yerel yönetimler, büyük yatırımlara girişebilen, borçlanabilen, rant oluşturan, ekonomiyi belirleyen kurumlar hâline gelmiştir. Kimi büyükşehir belediyelerinin bütçeleri, yatırımları bakanlık bütçelerini geçmiş durumdadır. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütçesi 17 milyar 765 milyon TL’dir. Bunun 6 milyar 188 milyon TL’si yatırımlara ayrılmıştır. Merkezî yönetimin yatırım miktarı ise 12,1 milyar TL’dir. Şimdi, bu, tabii, özellikle metropol kentlerin bu denli büyük bütçeler oluşturması doğrusu büyük kentlerin belediye başkanlığına özendirici oluyor kimi kişileri ve Türkiye, Yerel Yönetimler Yasası’nda yeni bir gelenek oluşturuyor. Önce büyük kentlerin belediye başkanı olunuyor, oradan bir parti kuruluşuna geçiliyor, o partinin başkanlığına getiriliyor, oradan Başbakanlık ve belki, şimdi yeni bir gelenek oluşacak, Başbakanlıktan da Cumhurbaşkanlığına giden bir yol açılacak.

Şimdi, örneğin İstanbul Büyükşehirde 30-35 milyar dolarlık bir rant olduğu söyleniyor. O nedenle herkesin ilgisini çekiyor olması da buradan kaynaklanıyor. Şimdi, ama “Kentimizi ve kendimizi yönetelim.” diyen ve doğrudan demokrasiyi yerel yönetim anlayışlarına katmak isteyen kimi belediye başkanlarımız da, ne yazık ki rejimin, sistemin ve onun getirdiği yargının kadrine uğruyor ve yüzde 60-70’i aşan oylar almasına karşılık işte 11 belediye başkanımız bugün ne yazık ki cezaevinde ve on dört aydır da içeride yatıyor.

Şimdi, bir de yerel yönetimde Avrupa özerklik şartını Türkiye kabul ediyor, ancak birtakım çekinceler koyuyor. Bu çekincelerden en önemlisi halka başvurmak, referandum. Örneğin, bunu kabul eden birtakım ülkelerde örnekler var. O kentte yaşayan halkın bilgisine başvuruluyor “Bunu istiyor musunuz, istemiyor musunuz?” diye. Örneğin İsviçre’de -ki daha önce de paylaşmıştık bunu, ama bir kez daha anımsatmakta yarar var, halkın doğrudan bu sürece katılması açısından- örneğin, Zürih’te, kent merkezinde bir kışla var ve 50 bin imza toplandığı zaman o konuda referanduma gidiliyor ve nitekim, bu kışlanın kalkması konusunda 50 bin imza toplanıyor ve merkezî yönetime veriliyor, referanduma gidiliyor ve o kışlanın kent merkezinden kaldırılması kararı çıkıyor ve kışla kaldırıldıktan sonra, o fiziki yapı, bütün oradaki halkların temsilcilerine, oranın kültür örgütlerine, kurumlarına devrediliyor.

Şimdi, doğrusu bir de merak ettiğim şey, Ankara ve İstanbul büyükşehirlerinde, elbette ki, o kentin dokusunu süsleyen, güzelleştiren, renklendiren çiçeklerdir her mevsimde. Tabii, işte bir lale devrini yaşıyor olmamız, Ankara’da… Tabii, Ankara’nın dokusu gerçekten bozuldu, militarist bir anlayış aynen o kent dokusuna yansıdı. Örneğin o zincirler… Her bir yerde zincirlerle, kenti zincirlediler ve bu ideolojik, tabii şeye yansıyor. Örneğin, Ankara’nın her bir yerinde, merkezinde… Hoş, iki gün önce kaldırıldığını gördüm, başka yerlerden de kaldırıldı mı bilmiyorum. Örneğin, uluslararası trafik işaretleri var herkesçe bilinen, kabul edilen ama işaretin yanında da koskocaman, altta “Sola dönüş yasaktır.” diye de bir yazı var. Şimdi, bu, ideolojik bir tavır. Neden böyle bir yazıya gereksinme duyuluyor ki, sola dönüş yasaktır, sola dönüş yasaktır. Oysa, o yasaklanan, insanlığın ve Türkiye’nin kurtuluşunun önünü açacaktır. Sola dönüşte ve solda olacaktır ne olursa ama ne yazık ki, her yerde sola dönüş yasak konulmuş.

Şimdi, bu peyzaj giderleri ne kadar büyükşehir… O konuda eğer Sayın Bakanlık biliyorsa, doğrusu bilgilendirilirse de seviniriz. Yani şimdi böyle yoksul bir ülkenin peyzaj giderleri için ne kadar her yıl bütçeden para ayrılıyor, belediye bütçesinden? Oysa kendileri üretim istasyonları kurabilirler, tohumlardan fideler elde edilir, şaşırtılır ve kentin dokusu belki ayrılan paranın en az onda 1’ine bu karşılanabilinir. Fakat bunların tabii, ne yazık ki fazla bir denetimi olmuyor. İstanbul’da Mimarlar Odası 1/100.000’lik projenin gerçekten İstanbul’un tarih, kültür miraslarını yerle bir edeceğini, su havzalarının ve göl havzalarının yok edilerek betonlaştırılacağını gerekçe göstererek başvurdu ve iptal edildi bu proje. Ancak, bu son 29 Mart seçimlerinden sonra belediye meclisinde bu kararla yeniden proje kararlaştırıldı. Buna göre, öyle plazalar oluşturulacak ki örneğin o plazanın altından giren, kendi aracıyla… Belki 10 kat, 20 kat aşağıda otoparklar var ve sonra da 30, 40, 50, 60 kat yukarıda iş yeri ve konutu var. Tamamen izole olan, halktan, toplumdan, üretimden ama kendi dünyasını kuran bir kent anlayışı ve bu da neler getiriyor bilemiyoruz ama yeniden Mimarlar Odasının bunun iptali için başvurduğunu biliyoruz.

Kentsel dönüşüm projelerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. 2005 yılında çıkarılan 5393 sayılı Yasa’da kentsel dönüşüm yetkisi belirlenmiş. Geçen dört yıllık sürede de bu yetkiyle pek çok kentsel dönüşüm projesi gündeme gelmiş. Bu projelerin ortak özelliği ise hepsinin de tartışmalı olması, halkın tepkisine yol açması ve büyük rantlar yaratmış olmasıdır. Büyük kentlerin varoş olarak görülen yerleşim alanlarında gerçekleştirilmek istenen kentsel dönüşüm projesi adı altındaki yıkımlarla insanlar evlerinden barklarından sökülüp atılmak istenmektedir. Yalnızca İstanbul’da 650 binden fazla evin yıkımı, 3 milyon insanın yerinden edilmesi söz konusudur. Bu gerçekler ortada iken ne oldu da böyle bir değişikliğe gerek duyuldu? Bir an için, yoksullar, işçiler, mağdurlar, ötekiler için düzenlemeler mi yapılacak diye düşünebiliriz; yeşil alanlar, ortak kullanım alanları çoğaltılacak, kentler nefes alacak diyebiliriz ama değişiklikte buna ilişkin düzenlemeler ne yazık ki görülmemektedir. Değişikliğin genel gerekçesi kentsel dönüşümden, eskiyen kentten söz ediyor. Oysa kentsel dönüşüm için yerel yönetimler yeter ölçüde yetkiye sahiptirler. Bu yetkiyi de dört beş yıldan beri kullanmaktadırlar.

Üzerinde konuştuğumuz madde yürürlük maddesidir. Hukukun evrensel kurallarından biri ise yasaların geçmişe yürümeyeceği kuralıdır ama bu yasa değişikliği önerisine eklenen geçici madde bu evrensel kuralı çiğnemektedir. Bu yasa geçmişe yönelik uygulanabilecektir. Bu da göstermektedir ki yasa değişikliği, bir eksiği, uygulamadaki bir açığı kamu yararına gidermek amacıyla hazırlanmamıştır.

“Kentsel dönüşüm” adı altında yurttaşla mahkemelik olan kimi yerel yönetimleri kurtarmak amacıyla hazırlandığı da burada saptanmıştır. Özellikle büyükşehir belediyelerinin “kentsel dönüşüm” adı altında kenti bütünüyle rant alanına dönüştürmelerini kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Akın Birdal (Diyarbakır). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akin-birdal-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
