# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (hazine müsteşarlığı, avrupa birliği genel sek.,basın-yayın ve enf.gen.müdürlüğü,türk işbirliği ve kalkınma idaresi bşk., türkiye istatistik kurumu bşk.,devlet ist.ens.bşk.) 6.tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI, AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEK.,BASIN-YAYIN VE ENF.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BŞK., TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BŞK.,DEVLET İST.ENS.BŞK.) 6.TUR
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b036/tbmm221410360383.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2006-12-18-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-hazine-mustesarligi

> Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 18 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI, AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEK.,BASIN-YAYIN VE ENF.GEN.MÜDÜRLÜĞÜ,TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA İDARESİ BŞK., TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BŞK.,DEVLET İST.ENS.BŞK.) 6.TUR); konuşma 1.054 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli üyeleri; 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Tasarısı'nın altıncı turu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu altıncı turdaki kurumlarımız hakkında, gerek muhalefet gerekse iktidar partisi milletvekilleri detaylı olarak görüşlerini açıkladılar. Ben burada bunları tekrar etmeyeceğim, ama, bazı konulardaki görüşlerimi de sizlere sunmak istiyorum.

Unutmayın, bundan dört yıl öncesini bir hatırlayalım. Dört yıl önce Türkiye neredeydi, neydi? Bu ülke, acaba ne olacak, yarın ne yapacağız endişesindeydi; servetinin yüzde 40'ını kaybetmiş, ekonomik olarak her türlü felaketin ekmek kuyruğunda olan insanlar yaşıyordu. Şimdi bakalım, şimdi neredeyiz? Şimdi ise, konut kuyruğu, otomobil kuyruğu, insanlar, demirbaş, her türlü maddenin alındığı, satıldığı, insanların ihtiyacının giderildiği kuyruktalar; yani, açlık kuyruğundan varlık kuyruğuna geldik. Şimdi buradan geldik.

Enflasyona bakalım. "Şimdi biraz yükseldi" diyorlar. Evet, bu sene birazcık, bir iki puan yükseldi. Ama yüzde 9'a indik. Kaçtan indik? Üç haneli rakamlardan indik. Böyle bir şeyi hayal edebilen var mıydı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - 29'dan indi Sayın Büyükkaya.

AHMET YENİ (Samsun) - Dinle, dinle.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - Böyle bir şeyi hayal edenler var mıydı? Sadece 2002'nin başında 30'un üzerindeydi, unutmayalım.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Vekilim, tahvile verdiğiniz faiz oranını söyler misiniz?

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - ...ve paradan altı sıfır attık.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Tahvile verdiğiniz faiz oranını da söyler misiniz?

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - Dinleyin isterseniz.

AHMET YENİ (Samsun) - Tahammül edemiyorlar.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - Bizden önceki her iktidar ya bu paradan utanıyor ve diyordu ki: "Paramızdan sıfır atmalıyız."

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sizden önceki hükümetin aldığı karar.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - Nasıl atacaksın sıfırı? Eğer enflasyon yüzde 100'se, sıfır da atsan, ne atarsan at, eskiden, aynı duruma tekrar gelirsin. Eğer enflasyonu biz bu orana ge- tiremeseydik, paramızı yabancı paralar karşısında istikrara kavuşturmasaydık, mali disiplini sağla- masaydık, altı sıfır değil, isterseniz sekiz sıfır atsanız da aynı tabloya gelirdik. Dolayısıyla, bunu yapabilen tek iktidar biz olduk. Paramıza güven kazandırdık. İnsanlar, artık, yabancı parayla değil, Türk parasıyla tasarruf ediyorlar. Özlediğimiz bu değil miydi?

Faiz harcamalarına bakalım. Gene, biz iktidar olduğumuz zaman -sadece 2002'yi söylüyorum- yüzde 64 seviyesindeydi. Şimdi ne kadar? Yüzde 18'lere indi ki, biraz yükseldi mayıs ayındaki o dünya ekonomisinde meydana gelen kriz sebebiyle. Ama, gene bakıyorum, faiz harcamalarının bütçede koyduğumuz hedeflere göre -bırakın diğer noktaları, onlara göre- ki, mesela, 2003'te 65,5 milyar TL faiz ödeyeceğimizi düşünmüşüz 58 milyarda kalmış, 2004'te 66 demişiz 56'da kalmış, 2005'te 56 demişiz 46'da kalmış. Bu sene de gene 46 dedik, muhtemelen biraz daha altında olacak. Sadece koyduğumuz bütçe hedeflerinden meydana getirdiğimiz lehte fark 27 milyar YTL'dir.

Şimdi, bırakın diğer... Eğer, şayet eski oranlar devam etseydi, bu rakamlar aynen devam etseydi, unutmayın, bu ülke 166 milyar YTL daha fazla borçlanacaktı. Bu mu yanlış?

Faiz harcamalarının millî gelire oranına bakalım. Bugün, yüzde 8,5'a inmiş. Sadece bizim dönemimizde yüzde 20 olduğunu, bizden önceki, başladığımız dönemde, iktidar olduğumuz dönemde bunun bu kadar olduğunu düşünelim. Faiz dışı harcamalarda, gene bu ülke en uygun şartlan sağlamış. Tabii, bunları yapınca kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı da giderek azalmış. 2001'de kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı yüzde 16,3'ken, 2005'te 0,9'a, bu sene ise fazlaya çıkmış.

Evet, tabii, bunlar olunca millî gelirimiz de büyümüş. Düşünün, sadece bizim iktidarımız dönemi içinde, on yedi çeyrekte bu ülke sürekli büyüyor ve kalkmıyor. 180 milyar dolar millî gelirden 389 milyar dolar millî gelire. Cumhuriyet tarihinde tamamı 189 milyar dolar olacak, siz dört yılda bunun fazlasını, 200 milyar dolar bu ülkenin servetine ekleyeceksiniz. Bu mu bir yanlışlık? Fert başına milli gelir de 5 bin doları, 5.300 doları aşacak!

Cari açıktan bahsediyorlar. Evet, cari açık iki şekilde bir ülkeyi etkiler. Bir: Eğer, sizin kontrol edemediğiniz bir işlem varsa, cari açıkta aleyhte sonuçlar doğar. Eğer, cari açık kontrol edebildiği- niz, yönlendirebildiğiniz şekilde ise, ekonomik büyümenizi sağlar. Cari açığa bakalım: Sadece, ben bir rakam söyleyeceğim, diğer rakamları konuşmak istemiyorum. Enerjinin, biz geldiğimiz zaman 20 dolar olan petrolün varili, şu anda 70 dolarlarda. Bir rakam veriyorum: Bu sene sonunda cari açığı aşağı yukarı 36 milyar dolar olarak hesaplıyoruz. Sadece, enerjinin ithalattaki payının 18 milyar dolar olacağını hesaba katmalıyız. Yani, cari açığın yüzde 50'si enerjiden kaynaklanıyor. Buna rağmen, bu ülkede enerjideki bütün bu artışa rağmen, halkımıza yansıtmamak için elimizden geleni yaptık. Acaba -diyebilirsiniz ki- petrol harcamaları miktar olarak çok mu oldu? Hayır, eskiye göre aşağı yukarı aynı oranlarda ve başka bir nokta: Sosyal güvenlik açığı.

Bakın, ben, Anayasa Mahkemesinin kararını dinlediğim zaman da -Plan ve Bütçede bunu alt komisyonda da çalışmış bir arkadaşınız ve sigortacı olan bir insan olarak söylüyorum- çok üzüldüm. Bu ülkenin vatandaşı sadece devlet memurları mıdır? Yoksa, SSK'lı olanlar, Bağ-Kurlu olanlar başka ülkenin vatandaşı mıdır? Onların hukuku değil de, sadece onun hukukunu koruyan bir karar almak, acaba adil midir? Bunu hepimiz düşünmek zorundayız.

Bakın, bir rakam vereceğim: Bugün, Emekli Sandığına tabi çalışanların -emekliler de dâhil, hepsi beraber- toplam nüfustaki, sosyal güvenlik sistemi içindeki payı yüzde 15'tir, açıktaki payı ise yüzde 42. Yüzde 15, açığın yüzde 42'sini teşkil ediyor ve SSK ise, toplam sayının yüzde 59'unu, açığın yüzde 39'unu. Bağ-Kur ise yüzde 26'sını sayının, açığın ise yüzde 19'unu.

Şimdi, on bir yıllık bir açığa bakalım. On bir yılda... Sadece, ben, hazine faiziyle hesapladım. Açığın bu ülkeye getirdiği maliyet, on bir yılda 350 milyar dolardır. Hepimiz iyi duymalıyız. Kamu görevlilerinin bundaki payı ise, yaklaşık 150 milyar dolardır. Yüzde 15 aldığı pay.

Ha, ne dedik biz? Biz dedik ki: "Bu ülkenin vatandaşları hepsi eşittir. Tek çatı altında herkes eşit şartlarda bir sosyal güvenlik sistemine kavuşsun." dedik. Bunun için, cumhuriyet tarihinin en büyük reformu yapılıyordu. İnşallah, gene bunu gerçekleştireceğiz. Ama, unutmayın ki, bu açığın sadece millî gelirimizin yüzde 5'ini götürdüğünü de unutmamalıyız ve bu kadar büyük bir parayı konuşuyoruz ve bu ülkenin kaynaklarının nasıl, nerelere -tasarruf etmeye uğraşırken- harcandığını da hep beraber görmeliyiz.

Şimdi, bazıları bir tartışma yapıyor: Efendim, bu Meclis Cumhurbaşkanını seçemezmiş.

Şimdi onu da söylemek istiyorum: Bu millet bize oy verirken, bu seçim olurken, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2007 Mayısında olacağını biliyor muydu? (AK Parti sıralarından "biliyordu" sesleri) Biliyordu. Yani, bu seçilecek, gelecek kadro, diyordu ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Büyükkaya, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - "Siz, benim seçtiklerim, 2007'de de Cumhurbaşkanını seçsin." Yani, bizim kadromuza baktı, liderimize baktı, programımıza baktı, bizi iktidar yaptı ve "Cumhurbaşkanını da siz seçin" dedi. Burada ne tartışmalı? (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Hepinize saygılar sunuyorum, hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum bütçenin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (hazine müsteşarlığı, avrupa birliği genel sek.,basın-yayın ve enf.gen.müdürlüğü,türk işbirliği ve kalkınma idaresi bşk., türkiye istatistik kurumu bşk.,devlet ist.ens.bşk.) 6.tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2006-12-18-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-hazine-mustesarligi (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b036/tbmm221410360383.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
