# Yurt dışına çıkış harcı hakkında (s.s.1347)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mart 2007
- **Gündem:** YURT DIŞINA ÇIKIŞ HARCI HAKKINDA (S.S.1347)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c149/b072/tbmm221490720298.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2007-03-07-yurt-disina-cikis-harci-hakkinda-s-s-1347

> Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 7 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YURT DIŞINA ÇIKIŞ HARCI HAKKINDA (S.S.1347)); konuşma 1.645 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı için AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce, yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini şahsım ve AK Parti Grubu adına saygıyla selamlarım.

Çok değerli milletvekilleri, yurt dışına çıkış harcının önce, tasarıya girmeden önce kısa bir tarihçesine değinmek istiyorum. Ne zaman başladı bu uygulama? Bu uygulama, ilk defa, 1978 yılında Ecevit Hükümeti döneminde başlamış, dış seyahat harcamaları vergisi adı altında ve o tarihten itibaren, ta 1984 yılına kadar yurt dışına çıkan herkesten 100 dolar alınmış. 1984 yılında, Özal Hükümeti döneminde, bu konut fonu kurulmuş, Türkiye'de konut meselesinin çözümü için. Bu harç da, bu vergi de, konut fonunun kaynakları arasına alınmış, ama, yurt dışına, gene, çıkarken, o harcın ödenmesine devam edilmiş. Fakat, kaynak devletin diğer harcamaları içine değil, doğrudan doğruya konut yapımına tahsis edilmiş. Sonra 1996 gelmiş. 1996 tarihinde de, bu uygulamanın tamamına son verilmiş. Sonra, artık, insanlar rahatladım derken, 12/7/2001 tarihinde, tekrar -ki, Ecevit İktidarında, koalisyonda, Başbakanlığı döneminde- 50 dolar karşılığında harç alınacak şekilde bu uygulamaya tekrar başlanmış.

Evet, bu uygulama, daha sonra, 1/3/2002 tarihinde, 70 YTL olarak (Bugünkü parayla 70 milyon lira) Türk lirasına endekslenmiş ve pul şeklinde pasaporta yapıştırılarak veya makbuz karşılığında bu vergi tahsil edilerek, bugünlere gelinmiş.

Gene, bizim iktidarımız döneminde de, 30/12/2004 tarihinde, Toplu Konut İdaresi kuruldu biliyorsunuz, bu harcın, gene, doğrudan doğruya konuta tahsisi için, konut yapımına tahsisi için, kanuna hüküm eklenmiş ve o günden sonra da, yani, 2005 ve 2006 yıllarında da buradan elde edilen gelir doğrudan doğruya toplu konut yapımında kullanılmış. Evet, tarihçe bu. Efendim, şu sebeple, bu sebeple, ama, bu harç bugüne kadar bu tarihî gelişme içinde devam etmiş. (x) 1347 S. Sayılı Basmayazı Tutanağa eklidir. Peki, buradan acaba ne almışız, ne kadar kazancımız olmuş, bir de ona bakmakta fayda var, çünkü, özellikle 2001 uygulamasından sonra devam eden uygulamaların hepsinde o kadar çok muafiyetler getirilmiş ki ve mesela sadece -önce, isterseniz, ne alınacağından önce onu da söyleyeyim- uygulamada sadece bu konut fonunu ödeyenler 2003 yılında yüzde 15, 2004 yılında yüzde 13, 2005 yılında yüzde 14, 2006'da -rakamlar belli olmamakla birlikte- aşağı yukarı bu oranlarda olduğu görülüyor; yani, yüzde 76, yüzde 85'i, 86'sı ödememiş, sadece küçük bir grup ödemiş.

Elde edilen gelirler de şu: 2001 yılında 21 milyon YTL, bugünkü parayla, 2002'de 61 milyon YTL, 2003'te 65, 2004'te 67 milyon, 2005'te 79, 2006'da ise yaklaşık 100 milyon YTL'lik buradan bir kaynak ortaya çıkmış ve 2005, 2006 doğrudan doğruya konut fonuna aktarıldığı için, aşağı yukarı da, küçük, halka dönük konut bakımından da 6 bin civarında da dairenin yapıldığı görülüyor. Ama, yani, uygulama çok daraldığı, muafiyetler bu kadar olduğu için... Bir de normal vatandaş gidiyor, kapıdan gireceği zaman, biletini almış, her şeyi almış, kapıdan çıkacak, diyorlar ki: "Pulun var mı?" O, gidiyor pul almak için, makbuzunu yatırmamış, tam kapıdan uçağı kaçıranlar... Herhalde havaalanındaki olan biteni de hepimiz, çoğumuz yaşamış ve biliriz. Dolayısıyla, bu iş, hem bu kadar dar bir çerçeve içerisinde uygulanmış hem de büyük bir çileye dönüşmüş. Aslında, adil olmayan bir tablo da bugüne kadar gelişmiş. Peki, biz ne yapmak istiyoruz? Şimdi, bir, yeni bir düzenleme getiriyoruz. Biz, bu gelişmeyi nereye getiriyoruz?

Bir kere, bu kanunla 70 YTL olan harcı 15 YTL'ye indiriyoruz. Birinci yaptığımız düzenleme bu. 15 YTL'nin ne manaya geldiğini söylememe gerek yok. Herhalde Ulus'a taksiyle gitmek isterseniz 15 YTL civarında. Bir kere oldukça aşağı bir rakama indirilmiş durumda. İnsanlara yük olmaktan büyük ölçüde çıkarıldı.

Ayrıca, muafiyetler kaldırılıyor. Başbakansan da, Cumhurbaşkanıysan da, bakansan da, millet- vekiliysen de, kamu görevlisiysen de, kim olursan ol, bilet alıp yurt dışına seyahat ediyorsan bu harcı ödemek durumundasın. Sadece kimler ödemeyecek? Yedi yaşından küçük çocuklar ve bir yılda altı aydan fazla yurt dışında ikamet edenler. Bir de, kara, deniz, hava ulaşım araçlarını kullanan mürettebat ödemeyecek. Onun dışında herkes bu kanunun kapsamında. Peki, eski bürokrasi devam edecek mi? Hayır, etmeyecek. Çünkü, eskiden doğrudan doğruya seyahate giden bu parayı direkt ödemek zorundayken şimdi bilet ücretine dâhil ediyoruz. Yani, bilet alırken, biliyorsunuz alan vergileri var, birçok vergileri zaten tahsil ediyor onlar bizden. Bilet ücreti sadece taşıma ücreti değil, onun içinde birçok vergiler var. Bunlar arasına konuluyor. Böylece bürokrasi de ortadan kaldırılmış oluyor ve insanlar rahat bir şekilde, huzurlu bir şekilde biletini aldıktan sonra uçup gidebilecek. Ha, 15 lira bir para ödeyecek, ama, artık bürokrasiden uzak ve vergiyi ödeyecek kişi de bileti kesen kurum, ilgili vergi dairesine ayın on beşine kadar beyan edecek ve takip eden üç iş gününde de bu parayı ödemek durumunda. Böylece, AK Parti İktidarında, Türkiye'nin başına dert olan bir meseleyi de halkımızı rahatlatıcı şekilde çözüme kavuşturmuş olacağız.

Peki, başka bir soruyu da sormakta fayda var. Bizim yaptığımız düzenlemeyle, acaba... Biraz önce söyledim, ortalama yüzde 14'ü, 15'i halkımızın, bu vergiyi, yurt dışına seyahat edenlerin -ki, yılda ortalama 7 milyon insan seyahat ediyor- yüzde 14'ü, 15'i ödüyordu. Peki, bu uygulamayla daha az mı gelir elde edeceğiz? Hayır. Sadece 2006'daki sayının sabit olduğunu düşünsek bile aşağı yukarı 105 ile 110 milyon YTL gelir elde edeceğiz, yani geçmiştekinden daha yüksek gelir elde edeceğiz. Sayı arttıkça daima daha yüksek gelir elde edilecek. Yani, kısaca şey yaparsak, ortalama, bir fakire yapılan bir dairenin -bunlarda çünkü arsa bedeli olmuyor- 25 bin lira civarında bir maliyeti olduğu düşünülürse, yılda 4 bin aile de bu sayede ev sahibi yapılmış olacak.

Evet, konu bu ve bu şekilde sanıyorum ki hem halkımız rahatlatılmış hem de ülkemizdeki bir ihtiyacı, fakirin, fukaranın ev sahibi yapılması yönünde de bir problem ve yardımcı olunmuş olacak. Evet, bu yurt dışı harcıyla ilgili konu böyle.

Bu kanunla sadece bu konuyu da çözmüyoruz. Gene Türkiye için önemli olan birçok meseleyi de çözüyoruz. Biliyorsunuz, gene iktidarımız döneminde, 2005 yılında, özürlülerin maaş alma- sıyla ilgili bir kapsam genişletilmesi yapıldı. Yani çalışamayacak, bir hizmet üretemeyecek durumda olan özürlüler de 2022 sayılı Kanun'a tabi tutularak altmış beş yaşını doldurmuş güçsüzlerin kanun hükümlerinden yararlanması imkânı getirilmişti, ancak, bu işin, bu maaşın bağlanabilmesi için sosyal güvenlik kurumumuzda -ki, üç kişiden oluşan, bir uzman hekimden oluşan bir grup- bir kurul rapor veriyordu, ama, tek bir kuruldu bu. Tabii, sayı çoğalınca, bu kurula müracaat edenlerin sayısı artınca, bu kurul ihtiyacı karşılayamaz hâle gelmişti ve büyük sıkıntılar doğuyordu, gecikmeler oluyordu. İşte, bu getirdiğimiz yeni düzenlemeyle, bu kurulun sayısını artırıyoruz, artırma yetkisini veriyoruz bu kanun tasarısıyla. Böylece, oradaki insanlarımızın da hemen hızla işlemlerinin görülüp emekli maaşlarının, aylık bağlanmasının yolunu da açmış olacağız. Tabii, sosyal olmak, halkın taleplerini karşılamanın bu demek olduğunu söylememize gerek yok.

Evet, madde 3'te ise, biliyorsunuz, yine bizim iktidarımız döneminde, AK Parti İktidarı döneminde Türkiye çok büyük bir devrim yaptı sağlık hizmetinde; bütün hastaneleri insanların hizmetine açtı, bütün eczanelerden insanlar ilaç alır hâle geldi. Bu acaba iki yıl önce, üç yıl önce denilseydi ki, ya, böyle bir şey olacak Türkiye'de, kimse inanmazdı, ama, bu oldu. Tabii ki, bu uygulama içerisinde bazı aksayan noktalar da oluyor, ama, biz bir kompleks içinde değiliz, aksayan bir nokta varsa, bunu çözmek de yine bizim işimiz.

Ha, ne yapıyoruz? Şimdi, bu, bir kere reçetelerin, faturaların incelenmesi sırasında tabii ki daha fazla doktor ve eczacıya ihtiyaç var; başka kurumlardan geliyor. Bunların, başka kurumlardan bu iş için görevlendirileceklerin, 3'üncü maddeyle özlük haklarını düzenliyoruz. Böylece, onların bir zarara uğramamasını da sağlamış oluyoruz.

4'üncü maddeyle ise, bu incelemeler yapılıyor faturalarda, makbuzlarda, fakat, bunlar binlerce, on binlerce, milyonlarca evrak. Burada bütün dünyada kabul edilmiş bir usul vardır, örnekleme metodu. İşte bu usulü getiriyoruz ek madde 1 'le. Diyoruz ki, sağlık hizmeti sunan gerçek ve tüzel kişilere, kamu idarelerine ait döner sermayeli işletmelerin hizmet bedeli -yani, faturaları, makbuzları- yüzde 5 ve 10 oranında örnekleme metoduyla incelenerek, geneli hakkında sonuç verecek bir kanaate ulaşmak. Çünkü, bugün neyi şikâyet ediyor eczacılarımız, kurumlarımız diyor ki, bu işin altından kalkın, paramız geç kalıyor. Niye? Çünkü, bunun hepsini incelemeye kalkınca, bunun altından çoğu zaman gerçekten kalkılamıyor. Dünyada da kabul edilmiş bir usul vardır. Bir örnekleme metodu. İşte bu metodu bu kanun tasarısıyla uygulamaya getiriyoruz ve diyoruz ki, yüzde 5'iyle yüzde 10'u oranında örnekleyerek seçeceğiz, inceleyeceğiz, eğer bunlarda bir problem yoksa, tamamı hakkında da problem yoktur deyip onun işlemini bitireceğiz. Eğer, kurumlar, ben örnekleme metodunu istemiyorum, benim tamamını incele derse, biz buna da hayır demiyoruz; ama, böyle bir talebi yoksa, örnekleme metodunu da kabul etmiş sayıyoruz.

Ayrıca, örnekleme yönteminin içinde, kurum dışından da tabip görevlendirme yetkisi veriyoruz bu maddeyle.

Ayrıca, başka bir şey daha yapıyoruz: 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'na tabi meslek memurlarından da yararlanma, denetim kurumlarından da yararlanma imkânı getiriyoruz. Bu konudaki düzenlemeyi, tabii ki ilgili kurum, Sağlık ve Maliye Bakanlığının görüşünü alarak yapacak.

Ayrıca, bence, başka bir çağdaş bir düzenleme daha yapıyoruz: Elektronik ortamda bu bilgileri alma, bu bilgileri saklama ve onların da kontrolünü yapma konusunda da yetki veriyoruz. Böylece, işlemlerde kâğıdı, bürokrasiyi de ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.

Gene bu kanunumuzla, ek 2'nci maddede ise, yeşil kart sahipleri için de Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlardan yararlanmak konusunda Maliye Bakanlığına sözleşme yapma yetkisi veriyoruz. Böylece, yeşil kartlıların da hukukunu korumak, onların da farklı bir muameleye tabi olmalarını önlemek istiyoruz. Evet, getirilen yenilikler bunlar. AK Parti İktidarı daima bu ülkede insanlarının sıkıntılarını azaltmak, onların mutluluğunu sağlamak için hizmet yaptı. Zaten böyle olduğu içindir de hiçbir iktidara nasip olmayan, iktidardayken oyları sürekli artan bir parti olduk. Oyları sürekli artan bir parti olarak halkın teveccühünü kazanıyoruz. Bunu, seçim meydanlarında da, sandık önümüze konulduğu zaman da hep beraber göreceğiz.

ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Buna cevap vermek gerekir Sayın Vekilim!

ALAATTÎN BÜYÜKKAYA (Devamla) - Dolayısıyla, AK Parti hem beş yılda...

ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) - Sayın Başkan, cevap hakkımızı kullanacağız!

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) - ...kanuni süresi içerisinde seçim yapan ilk hükümet, ilk parti hem de iktidardayken oyları yükselen, halkın teveccühü artan bir parti ve hükümet.

Dolayısıyla, bu düzenlemelerle halkımızın büyük bir ihtiyacını karşılamış olduk, olacağız ve bu düzenlemelerin milletimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum ve bu kanunun hazırlanmasında emeği geçenlere ve Hükümetimize de teşekkür ediyorum.

Ayrıca, yarın, 8 Mart Kadınlar Günü. Ülkemiz kadınlarının da kadınlar gününü bugünden kutluyorum, onlara sağlık, huzur ve hep güzel günler diliyorum.

Hepinize saygılar sunarım, teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “Yurt dışına çıkış harcı hakkında (s.s.1347)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2007-03-07-yurt-disina-cikis-harci-hakkinda-s-s-1347 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c149/b072/tbmm221490720298.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
