# Mehmet akif ersoy'un vefatının yıldönümü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2004
- **Gündem:** MEHMET AKİF ERSOY'UN VEFATININ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2004-12-29-mehmet-akif-ersoy-un-vefatinin-yildonumu-munasebetiyle

> Alaettin Güven (AK Parti), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MEHMET AKİF ERSOY'UN VEFATININ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 347 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; yüreklerimizin konuğu, millet ve vatan sevdalısı, millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un ebediyete irtihalinin 68 inci yılı vesilesiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; merhuma Mevla'dan rahmet dilerken, Yüce Meclisimizi en içten duygularla selamlar, saygılar sunarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çadırlardan, otağlardan beyliklere, beyliklerden devletlere, devletlerden imparatorluğa giden serüvenin sıkıntılı dönemlerinde, 19 uncu Yüzyılın sonlarında, İmparatorluğun gözbebeği İstanbul'un kalp noktasında bir çocuk doğdu; Mehmet Âkif.

Baba soyu Rumelili, ana soyu Buharalı, doğum yeri Fatih; yani, doğu İslamlığının, batı İslamlığının ve merkez İslamlığının sentezi bir çocuk. Çağı, güç, çetin bir çağ; bir batış çağı.

Anne tarafı şairliği, duygusallığı getirirken, baba tarafı gözüpekliği, yılmazlığı getirecektir. İlkmektep, rüştiye ve idadî öğretiminden sonra Mülkiye Baytar Mektebini birincilikle bitirdi.

Genç ve ateşli ruhu, bir yandan şiire, bir yandan da çağının düşünürlerine ve fikirlerine açılıyordu. Âkif olgunlaşmakta, sürekli kendini geliştirmektedir. Şair, ülke adamı ve her gün kendini tamamlayan engin bir şahsiyettir artık. O, makaleleriyle şiirleriyle İslâmdan kopmanın felaketini anlattı, sefaletimizin maddî ve manevî tablosunu çizdi. Âkif, bu toprakların insanı idi, yerli idi, yerli düşünüyordu. Düşüncesinin kaynağını sokaktan, aileden, toplumdan, devletin sarsıntılı halinden ve nihayet kendinden alıyordu. Âkif'in fikir pınarı, düşünce kaynağı, toplumun kendisi ve toplumda yaşayan düşünce idi. Âkif, milletimizin var olma, yok olma sevdasında da hep öndedir.

Savaş, onun düşüncesini çelikleştirmiş, mücadeleyi aşka çevirmiştir. Kafkaslarda, Çanakkale'de akan kanlar, giden canlar, onun ufkunda şahadeti ve şehitliği abideleştirip, bir anıt gibi Safahat'a nakşetmiştir. İşte, Âkif, dantel dantel işlediği destan şiirinde, Çanakkale Savaşını bütün dehşetiyle tasvir ederek:

"Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,

O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak" der ve şehitleri güneşe benzetir. Onların ölmediğini, güneşin batıp doğduğu gibi, onların da dirileceğini ifade ederek:

"Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor" diye seslenir, onların yüceliğini ve ululuğunu,

"Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın" dizeleriyle ifade eder ve

"Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber" diyerek, sonsuzluğun ve mutluluğun kaynağını ifşa eder.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Mehmet akif ersoy'un vefatının yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2004-12-29-mehmet-akif-ersoy-un-vefatinin-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
