# Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergeleri ve araştırma komisyon raporu (10/12,28) (s.s.699)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 15 Şubat 2005
- **Gündem:** KAMU VAKIFLARI İLE KAMU BÜNYESİNDE KURULU DERNEK VE YARDIMLAŞMA KONUSUNUN ARAŞTIRILARAK BU OLUŞUMLARDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRILMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE ARAŞTIRMA KOMİSYON RAPORU (10/12,28) (S.S.699)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2005-02-15-kamu-vakiflari-ile-kamu-bunyesinde-kurulu-dernek-ve-yardimlasma-konusu

> Alaettin Güven (AK Parti), 15 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU VAKIFLARI İLE KAMU BÜNYESİNDE KURULU DERNEK VE YARDIMLAŞMA KONUSUNUN ARAŞTIRILARAK BU OLUŞUMLARDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRILMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE ARAŞTIRMA KOMİSYON RAPORU (10/12,28) (S.S.699)); konuşma 1.675 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 699 sıra sayılı Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar ve 26 milletvekili ile İstanbul Milletvekili Azmi Ateş ve 100 milletvekilinin kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak, bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve

(x) 699 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(10/12, 28) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerine, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bizim öz kültürümüz ve kültürümüzün özünde temel öğe insandır. İnsan ve insan sevgisi, tüm sistemlerin, kurum ve kuruluşların temel hedefidir; kültürümüzde, örf ve âdetlerimizde de öyledir; muhafazası temel ilkemiz olan, bizi biz yapan öz değerlerimizde de öyle. İnsan, bizde ve bilgelik anaforu taşıyan tüm kültürlerde ve inanç kaynaklarında, eşrefi mahluk, yani, yaratılanların en üstünü, en şereflisidir. O, en güzel surette yaratılmıştır. Öyledir, doğrudur; çünkü, Yaratan öyle söylemiştir.

Yürümek kadar muhteşem bir eylem var mı diye hiç düşündük mü acaba?! Ya konuşmak; hangi teknik gelişme, konuşma ve dilimizin maharetine sahiptir?! Ya işitmek?!. Hele hele görmek; göz gibi bir rasathane ve gözlemevleri kurmak mümkün mü acaba?! Bu kadar mükemmel ve güzel olan varlığı sevmek, en güzel ibadet olsa gerektir diye düşünüyorum. Onun için, Yunusça, yaratılanı severiz Yaratan'dan ötürü. İnsanı sevmek, ona hizmet etmekle olur. Sevginin ifadesi hizmettir; ona faydalı olmak, yararlı olmaktır. Biz, hep biliriz ki, bizim en iyilerimiz, insanlara faydalı ve yararlı olanlardır. Bu noktada, temel hedefimiz, insanı ve devleti yaşatmaktır; insanı ve devleti yüceltmektir. Hal böyle olunca, insan ve insan için var olan her şeyi, havayı, suyu, toprağı, sıcağı, soğuğu, dağı, taşı, denizi, ırmağı, kurdu, kuşu, böceği, çiçeği, acıyı, tatlıyı, siyahı, beyazı, her şeyi, ama her şeyi, iyi ve faydalı olan her şeyi koruyup kollamak zorundayız; kendimiz için, çocuklarımız için, geleceğimiz için. Temelinde özveri ve yardım etme duygusu olan vakıfların da doğuşunun ve gelişmesinin anailkesi insana hizmet, insana faydalı olmaktır.

Değerli arkadaşlarım, vakıf, iz bırakmaktır. Vakıf, kalıcı olmaktır. Vakıf, anmaktır, anılmaktır. Vakıf, unutmamak ve unutulmamaktır. Sürekliliktir vakıf; iyilikleri, güzellikleri çağlar ötesine ve hatta ötenin de ötesi, maveraya taşımaktır. Bu anlamda, Fatih Sultan Mehmet Hanın Vakıfnamesini, vakfı en güzel o anlatır düşüncesiyle, huzurlarınızda arz etmeden geçemeyeceğim.

O şöyle diyor: "Ben ki, aciz kul Fatih Sultan Mehmet; bizzat alınterimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde bulunan 136 dükkânımı aşağıdaki şartlar çerçevesinde vakfı sahih eylerim.

Şöyle ki: Bu gayrimenkulatımdan elde olunacak nemalarla, İstanbul'un her sokağına 2'şer kişi tayin eyledim. Bunlar ki, ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde, günün belli saatlerinde bu sokakları gezeler. Bu sokaklara tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki, yevmiye 20'şer akçe alsınlar. Ayrıca, 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı atadım; ayırım yapmaksızın her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası, hemen orada tedavi edeler; değilse, kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin hastaneye kaldırılarak orada tedavileri yapıla. Ayrıca, külliyemde yaptırdığım imarethanede İstanbul Şehrinin fukarası yemek yiyeler." 1468 tarihli bu vakfiye, ilginç, anlamlı ve çağdaş dünyaya açılım getirecek özellikler taşıması yönünden de önemlidir diye düşünüyorum Grubum adına.

Yoksullar ve garipler için aşevleri; yolcular için kervansaraylar; göçmen kuşları için bakımevleri, kuş evleri; eğitim için medreseler, okullar; misafirler için hanlar, hamamlar, konukevleri; evlenecek kızların çeyizini hazırlamaya yardım vakıfları olmak üzere, birçok örnek göstermek mümkündür.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; özünde özveri, feragat, yardım etme duygusu yatan vakıflarla, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan dernekler, dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sivil toplum örgütlerinin başında gelmektedir. Günümüz toplumlarında, kamu ve özel sektörün yanında "üçüncü sektör" olarak adlandırılan vakıf ve dernek gibi sivil toplum örgütlerinin özel bir önemi vardır.

Vakıflar, özellikle Selçuklular ve Osmanlılar döneminde büyük atılımlar yapmış, farklı dinlere ve etnik yapılara sahip insanların bir arada, eşit sosyoekonomik şartlarda yaşamasında, eğitimden sağlığa tüm toplumsal hizmetlerin sunumunda büyük görevler üstlenmiştir. Tarihte çok önemli görevler üstlenen, hayırlı iş ve hizmetlere vesile olan vakıflarımız, bu yönleriyle hem Doğu hem de Batı'da birçok topluma örnek teşkil etmişlerdir. Sosyal hayatın dinamiklerinden olan vakıflarımızla, sivil toplumun vazgeçilmezlerinden olan derneklerimizin bir kısmı, son yıllarda kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu tür kuruluşların, vatandaşlarımızdan "bağış" adı altında zorunlu para toplaması şeklindeki uygulamaları, doğal olarak, şikâyetlere neden olmuştur. Bu nedenle, kamu kurum ve kuruluşlarındaki bu uygulamaların yaygınlığı, toplanan paranın ulaştığı rakamlarla sağlanan bu kaynakların, kimler ve hangi amaçlar için harcandığının belirlenebilmesi ve sorunların çözümlenebilmesi, yüksek ciroları, giderek şişen personel sayıları, her alana yayılan faaliyetleri, yönetim ve denetimlerindeki şaibeleriyle oluşturdukları sorunlar ve farklı hukukî durumları nedeniyle kamu bünyesinde bu tür malî yapılanmalardan doğan olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve genel itibariyle sosyal hukuk devleti ilkesi gereği vatandaşın bağış yapmaya zorlanmasını önlemek gayesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 2.12.2003 tarihli birleşiminde, kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma sandıkları konusunun araştırılarak, sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, bu konuda inceleme yapmak üzere, Meclis araştırması komisyonu kurulması 787 sayılı kararla kabul edilmiştir.

Yüce Meclis tarafından komisyona tevdi edilen görevin amacı, sosyo-ekonomik hayatımızda önemli bir yer tutan vakıf ve derneklerin ayrıntılı bir tahlilini yaparak, bu tür kuruluşların kamuyla bağının gerekli olup olmadığına, vakıf ve derneklerce yürütülen kamu hizmetlerinin bütçe disiplini içerisinde yürütülüp yürütülemeyeceğine dair sağlıklı bir değerlendirme yapılması ve ileride yapılacak yasal düzenlemelere yol göstermesidir. 7 Nisan 2004 tarihinde faaliyete geçen komisyon, vakıflar ve derneklerle ilgili iki ayrı altkomisyon oluşturarak çalışmalarına başlamıştır.

Komisyon çalışmalarında, Türkiye genelinde kamu kurum ve kuruluşlarının bünyesinde kurulu 608 adet kamu vakfı ile 931 adet sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı olduğu tespit edilmiştir. Bu 608 vakfın 219 adedinin, sadece, kamu kurumunu destekleyen kamu kurumlarını destekleme vakıfları, 110 adedinin, sadece, kamu kurumundaki personeli destekleyen personel yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, 199 adedinin ise, hem kamu kurumunu hem de o kurumdaki personeli desteklemek amacıyla kurulan karma amaçlı vakıflar olduğu anlaşılmıştır.

Kuruluş amacı doğrultusunda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf ve derneklerden belgeler istenmiş, brifingler alınmış; ayrıca, Ankara, İstanbul, İzmir, Manisa, Erzurum ve Trabzon İllerinde vakıf, dernek ile resmî kurum ve kuruluş yetkililerinin katıldığı toplantılar düzenlenerek, sorun ve çözüm yolları üzerinde görüşmeler yapılmış, 33 vakıf ve 36 derneğin mahallinde incelemeler gerçekleştirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu çalışmalar sonunda, kurum, kamu kurum ve kuruluşlarına verilen ödeneklerin yetersiz olması nedeniyle, bu tür vakıf ve derneklerin zaruretten doğduğu ve kamu kurum ve kuruluşuna önemli destek sağladığı; 5072 sayılı Yasa bağış alınmasını engellediği için vakıf ve derneklerin önemli ölçüde gelir kaynaklarının kesintiye uğradığı, bu nedenle, kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet sunumunda sorunlar yaşandığı; yine, 5072 sayılı Yasayla getirilen yasak ve cezaların ağır olması nedeniyle vakıf ve derneklerin kapanma noktasına geldiği, vakıf ve derneklerin kamu binalarının dışına çıkarılmasıyla işlerinin zorlaştığı ve maddî külfetin arttığı, kamu kurumlarında bağış toplama yerine dönersermaye işletmesinin kurularak paraların buralara aktarılması gerektiği; okul koruma derneklerine, uzun tedavi gerektiren hastalara ve özürlülere hizmet için kurulan; ayrıca, kamu yararına çalışan dernek ve vakıfların 5072 sayılı Yasa kapsamı dışında tutulması; bağış adı altında toplanan, alınan para miktarlarının Maliye Bakanlığınca belirlenip denetlenmesi gerektiği gibi öneri ve görüşler dile getirilmiştir. Kamu vakıfları içerisinde hem kurumu hem de personeli desteklemek amacıyla kurulan vakıflarda, kurum ihtiyaçlarını karşılamak adına, kamu gücü ve imkânlarıyla elde edilen kaynakların önemli bir kısmı personel için kullanılmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının bünyesinde kurulan vakıf sayıları, gelişmelere paralel olarak, biri diğerini taklit etmek suretiyle hızla artmış; idarî görevlerse, genellikle, kurumun en üst yöneticilerine bırakılmıştır. Böylece, kurum ile vakıf arasında uyum sağlanırken, vakfın kamu gücünü kullanmasının yolu açılmıştır. Böylelikle, vakıflar, daha da ileri giderek, bünyesinde kurulu oldukları kurumun verdiği hizmetin bedelini, hiçbir yasal dayanağı olmaksızın, zorunlu bağış olarak vatandaştan almaya başlamışlardır.

Bu vakıfların kurucu ve yöneticileri, kamu kurum ve kuruluşundaki en üst idarî yöneticiler oldukları için, haklarında, kamu düzenini ihlal ettikleri iddiaları ileri sürülememiştir, kolluk önlemleri alınamamıştır; ancak, söz konusu zorunlu bağışlara karşı kamuoyunda ciddî rahatsızlıklar hep dillendirilmiştir. Öyle ki, hiçbir yasal temeli olmayan bu zorunlu bağışların kamu personeline aktarılması, rüşveti sanki meşru hale getirmiştir.

Ayrıca, vakıf yöneticileri, tasarruflarında bulundukları kaynakların denetiminden kaçınmak için, vakıf kaynaklarını kullanarak, vakıf bünyesinden ayrı hukukî kişiliği bulunan şirketler kurma yoluna gitmişlerdir. Böylece, topluma hizmet amacı ile vakıf ruhuyla ortaya çıkan bu kurumlar, kâr ve gelir elde etme amacını ön plana çıkaran şirketler olmaya başlamışlardır. Bundan dolayı, kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde kurulu vakıflar, zamanla gelişerek, büyük kaynakları kontrol edip harcamaya başlamış, bunların çoğuysa, demokratik, şeffaf, katılımcı bir yönetimle, bağımsız, etkin bir içdenetim organının kurulmamasından dolayı, sahip olunan kaynaklar, çoğu zaman amacı dışında kullanmalara ve suiistimallere açık hale gelmiştir.

Yine, vakıflar ile işletme ve şirketlerin, devlete ait bina, araç ve gereçleri ücretsiz veya sembolik ücretlerle kullanmaları, ticarî hayatta haksız rekabete yol açmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; komisyonun yapmış olduğu inceleme ve araştırma sonucunda, kamu hizmetlerini daha iyi bir şekilde topluma sunabilmek, ihale mevzuatının katı hükümlerinin dışına çıkarak daha kolay harcama yapabilmek ve denetimlerden kaçabilmek amacıyla birçok kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde kurulan vakıf ve derneklerin gelirlerinin büyük bir kısmını, kamuoyunda tepkilere neden olan, kamu kurum ve kuruluşlarınca ehliyet, ruhsat, pasaport, silah ruhsatı, vize, sağlık kurulu raporu, karne, okul kaydı ve bunun gibi konularda sunulan kamu hizmetinin bedeli olarak hiçbir yasal dayanağı olmayan zorunlu bağışlar ile dernek ve vakıflar tarafından kurulan ticarî işletmeler eliyle kamu kurumu içerisinde yürütülen kantin, kafeterya, otopark, fotokopi gibi ticarî faaliyetlerinden elde ettikleri belirlenmiştir.

Bu vakıf ve derneklerin giderlerini ise, taşıt alımı, kurum binalarının ve taşıtlarının bakım ve onarımı, kurumun tefriş edilmesi, demirbaşlar ve sarf malzemesi ihtiyaçlarının temini, kurum hizmetlerine personel desteği sağlanması, kurumun elektrik, su, haberleşme, yakıt gibi giderlerinin ödenmesi, kurum yöneticilerinin temsil ve ağırlama giderlerinin karşılanması ve kurum personeline aynî ve nakdî yardım gibi harcamalardan oluştuğu tespit edilmiştir.

Bu itibarla, kamu kurum ve kuruluşları hizmetlerinin yerine getirilmesinde önemli ölçüde maddî destek sağladıkları; ancak, dernek ve vakıfların ihale mevzuatı hükümlerine tabi olmaması nedeniyle yapılan bu tür harcamalarının, yeterli ödenek olsa dahi, resmî izin verilmeyen lüks tefrişat alımlarına, temsil ve ağırlama harcamalarına, ihtiyaçtan fazla personel, taşıt veya demirbaş malzeme alımlarına ve bazen de, özel harcamalara veya ihtiyaç olmadığı halde savurganca yapılan alım veya harcamalara gidildiği anlaşılmıştır; bu da, ülkemiz kaynaklarının israf edilmesinden başka bir anlam ifade etmemektedir.

Komisyonun yapmış olduğu incelemelerde, genel olarak, vakıf ve derneklerin, genellikle, bünyesinde kurulu olduğu kamu kurum ve kuruluşlarının ismini taşıdıkları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergeleri ve araştırma komisyon raporu (10/12,28) (s.s.699)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2005-02-15-kamu-vakiflari-ile-kamu-bunyesinde-kurulu-dernek-ve-yardimlasma-konusu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
