# Türk sporunda şiddet,şike,rüşvet ve haksız rekabet iddialirı hak.10/63,113,138,179,228 esas numaralı mec.araşt.kom.rap.(s.sayısı:956)genel görüşmesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim
- **Tarih:** 18 Ekim 2005
- **Gündem:** TÜRK SPORUNDA ŞİDDET,ŞİKE,RÜŞVET VE HAKSIZ REKABET İDDİALİRI HAK.10/63,113,138,179,228 ESAS NUMARALI MEC.ARAŞT.KOM.RAP.(S.SAYISI:956)GENEL GÖRÜŞMESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2005-10-18-turk-sporunda-siddet-sike-rusvet-ve-haksiz-rekabet-iddialiri-hak-10-63

> Alaettin Güven (AK Parti), 18 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SPORUNDA ŞİDDET,ŞİKE,RÜŞVET VE HAKSIZ REKABET İDDİALİRI HAK.10/63,113,138,179,228 ESAS NUMARALI MEC.ARAŞT.KOM.RAP.(S.SAYISI:956)GENEL GÖRÜŞMESİ); konuşma 1.506 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer ve 25 milletvekilinin, İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü ve 26 milletvekilinin, İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 milletvekilinin, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve 27 milletvekilinin, Trabzon Milletvekili Faruk Nafiz Özak ve 23 milletvekilinin, Türk sporunda şiddet, şike, rüşvet ve haksız rekabet iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve (10/63, 113, 138, 179, 228) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerine AK Parti Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisin siz değerli üyelerine en içten duygularla selam ve saygılarımı arz ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; spor, sözlükte, ferdî ve toplu oyunlar şeklinde, daha çok yarışma gayesiyle bazı kurallara uyularak yapılan beden hareketlerinin tamamı diye ifade edilirken, aynı zamanda yenme ve muktedir olma anlamlarına da gelmektedir. Herkes için spor faaliyetleri kapsamında sporu ise, insanların fiziksel, zihinsel, sosyal, psikolojik ve kültürel girişimlerine katkı sağlayan, ferdî ya da gruplar halinde periyodik olarak yapılan bedensel faaliyetler bütünüdür diye tanımlayabiliriz.

Çağımızda, bir toplumun farklı bir toplum tarafından algılanmasında, bir kültürün diğer bir kültüre kendini sunumunda, önemli bir olgu olarak sporu görmekteyiz. Spor, aynı zamanda kişiler ve toplumlararası bir iletişim aracıdır. Spor, anlama, anlaşma ve birlikteliğe giden yoldur da.

Ülkemizde, insanlarımızın son yıllarda spora olan ilgisi artmakla birlikte, katılımın yetersiz olduğunu biliyoruz. Sporun, insan ve toplum sağlığındaki rolünün tartışılmadığı günümüzde, kanun koyucu bu bilinçle Anayasaya iki madde koyarak devlete görev yüklemiştir. Anayasamızın 58 inci ve 59 uncu maddelerinde ifadesini bulan bu görevler, özellikle gençliğin korunması ve sporun gelişmesi açısından büyük önem arz etmektedir.

Bu konu, Anayasamızın 58 inci maddesinde şöyle dile getiriliyor: "Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.

Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır."

59 uncu maddede ise "Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.

Devlet başarılı sporcuyu korur" demektedir. Böylece "herkes için spor" seferberliği kapsamında çocuk ve gençlerimizi spor yapmaya teşvik etmek, sporu sevdirmek, sigara, içki, uyuşturucu ve kumar gibi kötü alışkanlıkların önüne geçmek ve ülkesini seven, hoşgörülü, sosyal, üretken insanlar olarak yetişmelerini sağlayacak ortam ve fırsatları onlara sağlamak gereği önem ve aciliyet arz etmektedir.

Ülkemizde, toplumun büyük bir kesimini aktif sporla buluşturacak olan herkes için spor faaliyetine, bugüne kadar yeterince önem verilmediğini görüyoruz. Aynı zamanda herkes için spor faaliyetleri, yarışma sporunun da gölgesinde kalmıştır. Devletin spora olan desteği ise, daha ziyade yarışma sporunun geliştirilmesine dönük olmuştur. Kamuya ait spor tesisleri de, yine, ağırlıklı olarak yarışma sporunun hizmetine sunulmuştur.

Yarışma sporunda hedefin illa da kazanmak olarak belirlenmesinin, araştırma konusu olan şiddet, şike, rüşvet, haksız rekabet ve doping gibi olumsuzlukları da beraberinde getirdiğini tespit etmek zor olmasa gerektir.

Ülkemiz nüfusunun yarıdan fazlası çocuk ve genç yaştadır. İnsanımıza, tesis, ehil çalıştırıcı ve uluslararası spor temaslarına daha geniş ölçüde imkân sağlandığı takdirde büyük başarılar elde edileceğinden kuşkumuz yoktur.

Bu konularda yoğun çalışma ve gayretlerine tanık olduğumuz başta Değerli Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin Beyi ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüzün tüm çalışanlarını kutluyoruz. Yine, uluslararası yarışmalarda ülkemizi en iyi şekilde temsil eden sporcularımıza ve başta millî futbol takımımız olmak üzere, diğer tüm takımlara üstün başarılar diliyoruz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; spor, barış, kardeşlik, dostluk, dayanışma, tanışma, bilişme, görüşme ve pozitif yaşama aracı; ancak, Türk sporunun yozlaşmasında etki eden problemler de hepimizi rahatsız etmekte ve üzmektedir ve bunların başında, saldırganlık ve şiddet gelmektedir. Bireysel olsun, kitlesel olsun, saldırganlığın her türlüsü, Türk sporuna, sporcusuna, seyircisine, yöneticisine hiç mi hiç yakışmayan davranış biçimleridir. Bilimsel bir araştırma sonucuna göre, futbol maçına giden her 100 kişiden 4'ü kavgaya karışmış, 16'sı da küfürlü tezahüratta bulunduğunu ifade etmiştir. Bu sonuç, iç açıcı bir sonuç değildir.

22 nci Dönem Parlamentosu, görev ve sorumluluğunun bir ifadesi olarak, her türlü şiddet, hakaret, küfür, aşağılayıcı slogan ve davranışlara yönelik alınacak önlemler ve yaptırımlarla ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla, 28 Nisan 2004 tarih ve 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunu çıkarmıştır; sizleri, milletimiz adına kutluyorum.

Araştırma komisyonumuz, Ankara ve diğer illerde yaptığı incelemelerde, bu yasanın uygulanma biçimi ve yöntemlerini de gözlemlemiş, genelde olumlu sonuçlar alındığını tespit etmiştir. Türk sporunda şiddetin ilişki içinde bulunduğu öğelerin tespitinde ise ulaşılan sonuçlara bakacak olursak, şiddetin kulüple, yöneticiyle, spor medyasıyla ve kulüp taraftarlarıyla bilerek bilmeyerek beslendiğini gözardı edemeyiz. Gerek günlük konuşmalarda gerek gazetelerin haber sayfalarında yer alan manşetlerde yazılan "savaşmak", "parçalamak", "ölümüne oynamak", "savaşamadık, yenildik", "korktuk, oynayamadık", "bomba gibi geliyorum", "zafer kazanmak", "vahşet" gibi başlıklar, sporun evrensel değerlerini zedelemekten başka bir işe yaramamaktadır. Gol atanların kahraman, gol yiyenlerin hain, hakemlerin ise -duruma göre- satılmış veya harika ilan edilmesi, Türk sporu adına şiddet, şiddeti destekleyen yargılardır. Oysa, "savaşmak" yerine "mücadele etmek"; "zafer kazanmak" yerine "galip gelmek"; "parçalamak" yerine "üstünlük sağlamak" gibi kavramları kullanmak hem Türk sporu hem de güzel Türkçemiz için daha uygun olacaktır.

Türk sporunda şiddetin önlenmesine yönelik öneriler konusunda, araştırma komisyonunda 31 spor adamımızın mülakatla alınan görüş ve önerileri ile bu konuda yapılmış bilimsel bir araştırmanın sonuçları dikkat çekici bir şekilde benzerlik göstermektedir. Buna göre, şiddet problemi, yasal, mimarî, güvenlik, ekonomik ve basın ile eğitime yönelik önlemlerle ortadan kaldırılabilecek ya da en aza indirilebilecektir.

Genelde sporun, özelde ise Türk sporunun evrensel değerleriyle uyuşmayan bir diğer konu da şike ve teşvik primidir. Bu iki hastalık da Türk sporunu yozlaştıran olgulardır. Üzerinde görüştüğümüz araştırma raporundan da anlaşılacağı üzere, Türkiye'de şike ve teşvik priminin varlığı şüphesizdir; ancak, bunlar kadar önemli bir diğer tespit de dayanağı olmayan iddiaların varlığının kabulüdür. Şike ve teşvik primine yol açan en önemli etkenlerden biri de kayıtlı ekonominin olmaması; aynı zamanda, kulüplerin zayıf ekonomik yapılarıdır. Özel etkenlerden biri de lig usulü yarışmalarda, belli bir noktadan sonra, kulübün kazanma motivasyonunun kalmamasıdır. Bu konuda, Futbol Federasyonunun uyanık, dikkatli ve disiplinli olması gerekmektedir. Ancak, sorunun temel kaynağı demokrasi terbiyesiyle ilgilidir. Yani, seçenler, göreve getirdiklerinden kişisel taleplerde bulunmamalıdırlar.

Sporda rekabeti olumsuz etkileyen faktörlerden biri de, haksız rekabettir. Bu da, sporda yozlaşmanın bir etkenidir. Araştırma komisyonu raporunda ifade edildiği gibi, şike, teşvik primi, hakemlerin taraflı yönetimi, sporcuların kendi takımlarını sabote etmeleri, takımların skoru değiştirmeme isteği, doping kullanımı, televizyon naklen yayın gelirlerinin dağıtımındaki adaletsizlik gibi olaylar haksız rekabetin en bilinen çeşitleridir.

Ülkemizde havuz sistemi olarak adlandırılan futbol müsabakalarına ilişkin yayın haklarının toplu devri ile paylaşımın adil bir şekilde, belli kriterlere göre paylaşımı ve yapılan sistemin günümüz şartlarına uygulanması, haksız rekabeti önleyecek ve ülke futbolunun gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde, özellikle vücut geliştirme sporunda doping kullanımının yaygın olduğu tespitle beraber, halter, güreş, atletizm gibi spor dallarında da doping kullanımına rastlanıldığı görülmektedir. Türk sporunda haksız rekabete yol açan doping kullanımının önlenebilmesi için özel spor salonlarının denetimi, eczanelerin doping maddesi içeren ilaçların reçetesiz satışının engellenmesi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün ödül yönetmeliğinin yeniden düzenlenmesi ve doping maddelerinin kullanımının zararlarının etkin biçimde anlatılması gerekmektedir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türk sporunda şiddet, şike, rüşvet, haksız rekabet konularını araştıran komisyon 30 toplantı yapmış ve araştırma komisyonları içinde konuyla ilgili en çok kişinin mülakata çağrılıp dinlendiği bir komisyon olarak da Türkiye Büyük Millet Millet Meclisi tarihinde yerini almıştır.

Tüm bu çalışmaların sonucunda, komisyon, çözüm önerilerini de dile getirerek müspet bir yol haritası çizmiştir. Şiddeti önlemeye yönelik önerilerinde, medyanın tavır belirlemesinde ciddiyet ve sorumluluk sergilemesinin, federasyon ve hakem kurulunun adil ve eşit bir şekilde kararlılığını bozmadan sürdürmesinin, statlarımızın ve salonlarımızın fizikî yapı itibariyle cezbedici olmasının, güvenliğin etkinleştirilmesinin, eğitim ve genel kültür konusunda ciddî çalışmalar yapılmasının, yasal düzenleme ve kuralların eksiksiz uygulanmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Şike ve teşvik primini önlemeye yönelik çözüm önerilerinde ise, şike ve teşvik primi iddialarının titizlikle incelenmesinin, spor mevzuatının hızla etkin hale getirilmesinin, şike suçu ve ispatına ilişkin yeni düzenlemeler yapılmasının, başarının primle desteklenmesinin, sporcu, yönetici ve tüm ilgililerin etik değerler konusunda sürekli uyarılmasının gerektiği vurgulanmıştır. Haksız rekabetin önlenmesi için de, puana prim verilmesinin yanında, naklen yayın gelirlerinin dağıtım şeklinin ele alınıp değerlendirilmesi önerilmiştir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; kalkınmamızın en önemli unsuru, beşerî kaynağımızdır. Bedenen ve ruhen sağlıklı bir toplumun yetiştirilmesinde sporun her yerde, herkese, eşit kapsamlı planlaması büyük önem arz etmektedir. Sağlam kafaların taşıyıcısı, sağlam ve sağlıklı vücutlardır. Sağlam fertler, sağlam toplumları oluşturur. "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" sözü, temel şiarımız olup, aynı zamanda başucu öğüdümüzdür. Bu öğüt, evrensel değerlerle boyanırsa bir anlam kazanır. Yine, Atatürk'ün ünlü sözünde belirttiği gibi, sporcular, zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklı olmak durumundadırlar. Böyle olduğu zaman, spor ve sporcular sevilir ve başarılar artar.

Olumsuzlukların panzehiri olan eğitimi ve etik değerleri diri tutmak hepimizin ortak sorumluluğu olsa gerektir gerçeğini vurgularken, bu konuya duyarlılık gösteren önerge sahibi değerli milletvekili arkadaşlarımı tebrik ediyorum; komisyonda görev alan milletvekili arkadaşlarımı da titiz çalışmaları için kutluyorum; çalışmalarımıza bilgi, belge göndererek ve bizzat gelerek katkı sağlayan spor adamlarımızı, basın temsilcilerimizi, kulüplerin temsilcilerini, Ankara dışında çalışmalarımıza katkı sağlayan tüm ilgilileri ve komisyonda görev alan akademisyen, memur ve görevli arkadaşlarımıza, AK Parti Grubum adına teşekkür ediyorum.

Araştırma komisyonu raporunun ülkemizin en temel sorunlardan birinin çözümünde hayırlı olması dileklerimle, siz değerli milletvekili arkadaşlarımı sevgiyle selamlıyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Türk sporunda şiddet,şike,rüşvet ve haksız rekabet iddialirı hak.10/63,113,138,179,228 esas numaralı mec.araşt.kom.rap.(s.sayısı:956)genel görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 18 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2005-10-18-turk-sporunda-siddet-sike-rusvet-ve-haksiz-rekabet-iddialiri-hak-10-63 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
