# Dünya hayvanları koruma günü hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim
- **Tarih:** 4 Ekim 2006
- **Gündem:** DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ HAKKINDA
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c131/b003/tbmm221310030008.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2006-10-04-dunya-hayvanlari-koruma-gunu-hakkinda

> Alaettin Güven (AK Parti), 4 Ekim 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ HAKKINDA); konuşma 724 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; insan ve ötekiler; yani, canlı-cansız tüm varlıklar, su, toprak, hava, ay, güneş, deniz, ırmak, çiçek, böcek, yürüyen, sürünen, uçan tüm hayvanlar insan hayatını kolaylaştırmak için yaratılmış olup, bu anlamda, insan yaşamında üretimden ulaşıma, beslenmeden korunmaya ayrı bir yer tutarken, ne var ki, insanlar, hayvanlarla paylaştıkları yeryüzü ortamında onlara gerekli ihtimamı göstermediklerinden, ülkemizde 1908'den itibaren hayvanları koruma dernekleri kurulmaya başlanmış, bu alandaki sivil toplum çalışmaları günümüze kadar devam etmiş, dünyada ilk defa 1931 yılında Lahey'de toplanan Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu 4 Ekimi, yani, bugünü Dünya Hayvanlan Koruma Günü ilan ettiği, ülkemizde de 1936 yılından beri kutlanmakta olan bugün için gündem dışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Güven, bir dakikanızı rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, değerli arkadaşlar; ben Hatibi takip edemiyorum, bilmem siz takip edebiliyor musunuz. Rica ediyorum, arkadaşlar yerine otursun.

Sayın Bakanım... Sayın Bakanım...

Lütfen, arkadaşlarımız yerine otursunlar.

Buyurun efendim.

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - Yine, bu vesileyle, 22'nci Dönem Parlamentomuzun Beşinci Yasama Yılını kutluyor, verimli çalışmalar dileklerimle de hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; insan, eşrefi mahluk olup, vaat edilenlerin en üstünü; düşünür, yapar ve üretir. Eşrefi mahluk, öncelikle, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, çevre ve doğasına, aynı zamanda, yaşamakta olduğu evrene ve evreni kendisiyle paylaşan diğer canlılara da saygılı olan insandır; yani, yaratılmışlar içerisinde en donanımlı, en değerli varlık. Ancak, bu değer, insanın kendine, çevresine, tabiata ve eşyaya bakışıyla bir anlam kazanır. İnsanı gü- zelleştiren en önemli özellik, insanın güzel davranış biçimidir, ahlakıdır. Güzel davranışın en belirgin özelliği de, kişinin yüreğindeki sevgidir, merhamettir.

Doğal çevrenin tabiî bir parçası olan bitki ve hayvanlar da, öncelikle korunması gereken varlıklardır. Sevgi, merhamet ve şefkat bir insanlık görevi ise eğer, sevmek, acımak, eşya ve canlılara kol kanat germek en yüce ödevimizdir. Onun için, Yunus Emre'nin deyişiyle "yaratılmışı severiz Yaradan'dan ötürü."

Sezai Bey "Balkon" şiirinde,

"Çocuk düşerse ölür; çünkü, balkon,

Ölümün cesur körfezidir evlerde.

Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların,

Anneler, anneler, elleri balkonların demirinde" derken, bizlerin tabiattan, çevreden ve canlılardan nasıl uzaklaştığımızın kaygısını dile getirmektedir.

"Yaş koman altını, kuruluk sepin,

Koşumdan koşuma gözlerin öpün.

treçberler, hoşça tutun öküzü" diyen Pir Sultan Abdal'ın engin hoşgörüsünü, vefasını, üretime saygısını da gözardı etmek, hiç mi hiç mümkün olmasa gerektir.

Balkon çocukları, birçok canlı varlığı tanımıyor artık. Onlar, hayatımızda yüzbinlerce yıldan beri yer tuttukları yeri bir bir terk ediyor. Aldığımız bilgilere göre, her yıl bir yığın hayvanın nesli tükeniyor. Artık, kırda bir çalılıktan ansızın bir tavşan fırlamıyor, önümüzden "pır" diye bir keklik sürüsü havalanmıyor, bülbül şiirlerde, turnalar türkülerde kaldı.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hayvanları sevmeyi bilen insan, bitkileri de, doğayı da, diğer insanları da seviyordur zaten. Bizim tarihimiz ve kültürümüz, bu sevginin ve ilginin örnekleriyle donanmıştır.

Atalarımız, gerek Selçuklu ve gerekse Osmanlı döneminde, hayvanlara büyük şefkat ve sevgi göstermişler, onların yararına birçok vakıflar kurmuşlar, zayıf ve yaşlı hayvanların ömürlerini tamamlayabilmeleri için büyük otlaklar vakfetmişler, kış aylarında onlara gıda ve su verilmesini sağlamışlar, göçmen kuşların göçlerini kolaylaştırmak için, yine vakıflar kurarak, yardımcı olmuşlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatılmıştır)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ALAETTÎN GÜVEN (Devamla) - Cami, medrese ve konakların cephelerine, sanat eseri niteliğinde kuş evleri eklemişler, böylece insanlığa birçok hizmet sunan, dünyamızın süsü olan bu yaratıklara karşı bir kadirşinaslık örneği vermişlerdir. Osmanlı'daki bu soluk alıp veren canlı sevgisi, bu topraklarda gezi yapan seyyahların anılarında da yer almıştır. Batılı seyyah Le Martin "bizim memlekette de, başıboş bırakılan ve azarlanan bu zavallı hayvanların hepsine şefkat ve merhamet teşmil ederler. Bütün sokaklarda, mahalle köpekleri için belli aralıklarla su kovaları sıralanır. Bazı Türkler de ömürleri boyunca besledikleri kumruların, öldükten sonra hayatlarının devam etmesi için, vakıflar tesis edip, kendilerinden sonra da yem verilmesini sağlarlar" tespitlerini ülkesine taşımıştır.

Ayrıca, Peygamber Efendimizin de bu hususla ilgili olarak, hayvanların korunması, onlara iyi muamele edilmesi noktasında ciddî öneri ve emirleri vardır. Sağım sırasında koyunların memelerinin incinmemesi ve çizilmemesi için sağıcıların tırnaklarını kesmelerini istemeleri, yine, fizikî şiddet bir tarafa, onlara kötü söz söylenmesini dahi tasvip etmeyip, binitine bedduada bulunan bir kişinin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Güven, son cümleleriniz için açıyorum mikrofonu.

Buyurun.

ALAETTİN GÜVEN (Devamla) - ... ayağını aşağıya indirmesini istemelerini, bizim örnek almamız gereken davranışlar olarak değerlendiriyoruz.

Sonuç olarak, değerli arkadaşlarım, insanın, yaşayan tüm canlılara karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu ifade eder, insan, hayvan, canlı ve cansız tüm varlıklarla huzur ve barış içerisinde bir dünyada yaşamak dileğiyle, Yüce Meclisi ve yüce milletimizi selamlar ve saygılarımı sunarım.

---

**Kaynak gösterme:** Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Dünya hayvanları koruma günü hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 4 Ekim 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2006-10-04-dunya-hayvanlari-koruma-gunu-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c131/b003/tbmm221310030008.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
