# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alev Dedegil (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 6 Şubat 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alev-dedegil-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas

> Alev Dedegil (AK Parti), 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 763 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALEV DEDEGİL (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde AK Parti Grubu adına söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Ülkemin daha demokratik, insan hak ve özgürlüklerine daha saygılı olması yolunda önemli bir adım olarak gördüğüm bu kanun teklifi için emeği geçen herkese öncelikle teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada, bir daha hiç kimsenin, kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum olmaması için toplandık. Bugün burada, devletin ve idari makamların bütün işlemlerinden ve kamu hizmetlerinden yararlanırken kanun önünde eşit olmak için toplandık ve bence bugün burada toplanmışken, mevcut yasalarımızda açıkça tanımlanmayan bir suça bir daha ceza vermemeyi de konuşabilmeliyiz. Yükseköğrenim görme hakkının önündeki mağdur üreten engellerin tamamını kaldırmalıyız. Bir yandan “Haydi Kızlar Okula” kampanyaları düzenlerken diğer yandan “haydi kızlar evlerinize” demek çelişkisinden kendimizi kurtarmalıyız. Muğlak endişelerin belirleyeceği bir gelecek adına bugünü feda etmemeliyiz. Hiçbir yasayı çiğnemeyenleri potansiyel suçlu olarak görmekten vazgeçmeli ve hatta, bunu yapanlar adına, toplumdan, belki de özür dilemeliyiz. Özür dilemeliyiz, çünkü gençlerimize ve ailelerine zarar verdik, geleceklerini ellerinden aldık, en temel haklarını ihlal ettik, ayrımcılık yaptık. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne, yani CEDAW’a imza altmış bir ülke olarak onları yaşadıkları sosyopsikolojik şiddetten koruyamadık. Evet, bu bir şiddettir. Eğitim hakkının engellenmesi bir şiddettir. Duygularınızda, zihninizde ya da bedeninizde travma yaratan her şey gibi bu da bir şiddettir. Ve eğer şiddet hayatın tek bir alanında dahi olsa, siz ister istemez ya onun yanında ya da karşısında yer alırsınız; ya merkezinde ya da çemberinde yer alırsınız; bazen mağdur, bazen fail, bazen de tanık olursunuz. Bu özelliği yüzünden şiddet herkesi kapsar ve işte tam da bu nedenle, toplumun hiçbir ferdi bu sorumluluktan kaçamaz. Üstelik bir de siyaset yapıyorsanız, bir milletvekili olarak bu Mecliste yer alıyorsanız, yeni çatışma alanları açmadan, birlikte var olarak eşitliğe, adalete doğru evrilmek, buna sabır ve yol göstermek gibi ek bir sorumluluğunuz da vardır. Çünkü, günlük yaşama dair ihtiyaçlar, talepler ya da geleceğe dair düzenlemeler size emanettir. Bireyin hakkı ve hukuku size emanettir ve toplum sizden çözüm bekler. Doğru çözümün ön koşulu ise sorunu doğru tespit etmektir ve buradaki doğru tespit üniversitelerde eğitim hakkının öncelikle bir insan hakları sorunu olduğudur ve dahası bu bir kadın hakları sorunudur ve ne acıdır ki, kadın sorunları konusunda elimizde yüzlerce kitap, makale, saha çalışması, proje ve araştırma sonuçlarına rağmen akılcı çözümlerin gelmesi gecikmiştir. Çünkü, bu çalışmalarda yer alan tespitler, iyi veya kötü niyetli birer temenni olarak algılanmıştır.

Tüm bu çalışma, öneri ve yasal değişikliklere rağmen kadınlarımızın günlük yaşamda baş etmek zorunda kaldığı sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sorunlar, maruz kaldıkları her türlü şiddet ve ayrımcılık bize gösteriyor ki artık sözün bittiği yerdeyiz ve bazılarının dediği gibi, eğer on yıllardır eğitim hakkını konuşuyorsak çözümünde zaten geç kalmışız demektir ve biz, eğitim hakkını ya da kadınların nasıl giyinmeleri gerektiğini konuşurken, 1985 yılında, örneğin Amerika’da, 300 bin telefon görüşmesini ya da 200 televizyon yayınını tek bir hat üzerinden gönderen fiber optik sistem konuşuluyordu. 1990’da ilk ticari İnternet bağlantısı yapıldı ve İsviçre’de World Wide Web, yani bildiğimiz o “www” icat edildi. 1990’da Amerika ve Rusya Mir Uzay İstasyonu’nu yeniden inşa etmeye başladı. 2000 yılında ise İnternet 1 milyar sayfaya ulaştı. Sene 2008, biz hâlâ aynı şeyleri konuşuyoruz.

Toplumsal açıdan baktığınızda kayıplarımız gerçekten çok fazla. Birey açısından baktığımızda ise bu durum ihlaldir, ayrımcılıktır, bir tür şiddettir. Sistem açısından baktığınızda, vahim olan, eğitim hakkının engellenmesini yadırgamayan bireylerin bunu bir eksiklik ya da kusur saymamasıdır ve daha da vahimi, bu eksikliği normal kabul eden sistemin ya da bireylerin düzeltmeye ihtiyaç duymaması ya da buna hiç tenezzül etmemeleridir.

Kendi açımdan baktığımda ise, sayın milletvekilleri, yaşadıklarım, bu tür bir ayrımcılığa olan tanıklığım beni utandırıyor. Bu ülkede yetişmiş bir kadın olarak, bu ülkeye dair her türlü hak ve özgürlükten sınırsız yararlanmış bir kadın olmak kendimi iyi hissetmeme yetmiyor ve bu noktadan sonra bana sadece aydınlanmanın ışığı da yetmiyor, insanı insan yapan değerlere de ihtiyacım var. Benim gibi bu ülkede yaşayan herkesin anlaşılmaya ve güvenilmeye ihtiyacı var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler gayet iyi biliriz ki, demokratik toplumlarda hukukun dışına çıkmadan çözüm üretebileceğiniz tek yol siyaset, tek yer ise parlamentodur ve ben inanmak istiyorum ki, bugün bu Parlamento kadının başı üzerindeki cam tavanlardan birini daha kaldıracak ve özgürlükler adına en cesur adımlarından birini daha atacaktır ve tabii, bu noktada talebimiz sıradan bir eşitlik söylemi değildir, asıl talebimiz adalet olmalıdır. Zira, adalet kendi içinde vicdanı ve merhameti taşır ve adalet, insanların karşılıklı olarak birbirlerine borçlu oldukları bir şeydir ve gün, bu borcun ödenmesi gereken gündür diyorum.

Bu düzenlemenin hayırlı olacağına inanıyor, şahsınızda ülkemi ve ülkemi Türkiye Cumhuriyeti yapan tüm değerleri saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Alev Dedegil (AK Parti, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alev-dedegil-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
