# 2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar

> Algan Hacaloğlu (CHP), 29 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR); konuşma 2.582 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 59 uncu cumhuriyet hükümetinin 2003 yılı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yüce Meclisimizin değerli üyeleri, Türkiye ekonomisi, son onbeş yıl çok kötü yönetildi. Sağ siyasetçiler tarafından pompalanan rant ekonomisi, ülkeyi, yüksek enflasyona ve yüksek faizli borç batağına taşıdı. Malî sektör, spekülatörlere rant, kamuya ise, maliyeti giderek artan kaynak sağlama aracına dönüştü.

İçborçlanmaya dayalı kaynak yaratma ve sorumsuz maliye politikalarıyla, Türkiye, borç sarmalına, devlet bütçesi ise, iflasa sürüklendi.

Sorumsuz borçlanma politikaları sonucu, günümüzde kamu kesiminin içborcu, yaklaşık 98 milyar dolar, dışborcu ise 90 milyar dolara ulaştı. 1990'da yüzde 14,5 olan içborç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranı 2002'de yüzde 55'e tırmandı. Kamunun borç yükü, giderek, daha taşınamaz bir hale geldi.

Yüksek reel faiz ortamında, üretimden, reel sektörden kaçan kaynaklar, devlete borç olarak gitti, yüzde 30'ların üzerinde reel faiz getirisiyle rantiyeye geri döndü. 1990 yılından günümüze, devlet, sadece içborç faizi olarak 209 milyar doları; yani, bu yıl yaratacağı millî gelirden fazlasını ödeme zorunda kaldı. İş bununla bitmedi; kamuda inanılmaz boyutlara tırmanan yolsuzluklar, eşin, dostun kayrıldığı kamu ihaleleri, partiye yakın işadamlarına peşkeş çekilen özelleştirmeler, içleri hortumlanan batık bankalar ve kamu bankalarındaki kredi vurgunlarıyla hazinenin içi boşaltıldı. Son onbeş yıl içinde bu tür kayıplarla, hazinenin, asgarî 100 milyar dolarlık bir kayba uğradığı düşünülmekte.

Ülkede, üretim ve yatırım, âdeta caydırıldı; ileri sanayileşme, dengeli ve istikrarlı büyümenin dayanağı olmaktan çıkarıldı. 1960-1979 döneminde ortalama yüzde 5,1 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin büyüme hızı, 1980 yılından günümüze yüzde 4'lere geri çekildi. Tarım sektörümüzün kaderi, âdeta doğaya terk edildi. Ülke nüfusunun yaklaşık üçte 1'ini barındıran kırsal kesimin, son on yılda, büyüme hızı yılda ortalama yüzde 1'le sınırlı kaldı. Oysa, bu dönemde, kırsal kesimde, nüfusun, asgarî, ortalama yüzde 2,5 arttığı düşünülürse, her türlü destekten yoksun kalan çiftçinin fiilen yoksullaştırıldığı çok açık şekilde ortaya çıkmakta. Sosyal devlet geriletildi. Esnafın kepenkleri kapandı. Çalışanlar kapı önüne kondu. Üniversite mezunu her üç gençten biri işsiz kaldı. İşsizlik, yoksullaşma ve geçim sorunu, toplumsal bunalım noktalarına tırmandı. 2002 yılında Avrupa Birliğinde işsizlik oranı yüzde 7,7 iken, Türkiye'de yüzde 14,3'e, eksik istihdam dahil yüzde 20'ye tırmandı.

Yüce Meclisin sayın üyeleri, Türkiye ekonomisi yıllardır insanlarına yeterince refah yaratamamaktadır. Bu politikalarla ve yirmi yıldır yaşanmakta olan düşük büyüme hızıyla refah sağlanamaz. Ülke ekonomisi, düzenli, sürekli ve istikrarlı olarak ortalama yüzde 7 düzeyinde büyümediği sürece, ülkemiz, ekonomik ve sosyal sorunlarını aşamaz, toplumsal barışını koruyamaz, bölgesinde önder ve güçlü ülke olma iddiasını sürdüremez.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye ekonomisi, 2003 yılına, 2002 yılında sağlanmış olan yüzde 6,5 düzeyinde büyüme, yüzde 70'lerden yüzde 30'lara düşen, indirilen enflasyon, 27 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervi, 35 milyar dolara tırmanan ihracat, 51 milyar dolara tırmanan ithalat koşullarında girdi.

2002 yılında uygulamaya konulan ve bir süre kararlılık içinde yürütülen güçlü ekonomiye geçiş programının da katkısıyla, AKP'nin 2003 yılı başında devraldığı bu miras, ekonomide toparlanma ve normalleşmeye yeni bir başlangıç için önemli bir potansiyel yarattı; ancak, ne yazık ki, AKP hükümetinin, ekonomide devralmış olduğu bu mirası, sorumlu bir siyaset anlayışıyla daha ileriye taşıma birikim ve iddiasından yoksun olduğu kısa sürede anlaşıldı.

AKP hükümetinin, yıllardır hayatı karartılmış olan çiftçimizin, açlık sınırında yaşama tutunma zorunda bırakılan işçi, memur, emeklilerimizin, sorunlarını aşmalarını sağlayacak iddia ve kararlılığı ortaya koyamadığı görülmektedir.

Yüce Meclisin sayın üyeleri, geride kalan beş aylık iktidar süresinin, iktidarın ekonomik karnesinin değerlendirilebilmesi için yeterli bir süre olmadığı düşünülebilinir. Haksızlık yapmak istemiyorum; ancak, görünen köy kılavuz istemez. AKP iktidarı, politikaları, projeleri ve kadrolarıyla yılların birikimi sonucu oluşan ülke sorunları altında ezilmektedir. AKP'nin, tek başına iktidar için hazır olmadığı, halkımızın talepleriyle, toplumun beklentilerinden, kısaca, halkımızın gündeminden kopuk olduğu daha şimdiden ayan beyan ortaya çıkmaktadır.

Bugün, bu görüşmelerden evvel ortaya çıkan durum, AKP'nin, belirli konularda kafasının ne kadar karışık olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. AKP'nin, bu Yüce Mecliste, elinde bulundurduğu yüksek çoğunluğa güvenerek "bizim her dediğimiz doğrudur" anlayışını, eğer, ısrarla sürdürecek olursa, korkarım, parlamenter rejimde ciddî sıkıntılar yaratabilir ve biliniz ki, eğer, o olursa, bizi yanınızda görebileceğinizi umut etmeyin.

Sayın üyeler, halkımızın gündemi, iştir, aştır, sosyal bunalım noktalarına tırmanmış olan işsizliğin aşılmasıdır. Halkımızın gündemi, yüksek enflasyonun aşılmasıdır, hayat pahalılığıdır, geçim sorunudur. Halkımızın gündemi, çocuklarına yeterli eğitim hizmeti, ailesine sosyal güvenlik ve sağlık hizmetidir. Halkımızın gündemi, yolsuzlukların önlenmesi, ülkede temiz siyaset ve dürüst yönetimin sağlanmasıdır. Oysa, AKP hükümetinin gündemi farklı ve halkın gündemiyle hiç örtüşmüyor. AKP, kendi halkını dinleyeceğine, kulağını okyanus ötesine çevirmiş görünüyor. Öyle anlaşılıyor ki, AKP hükümetinin gündemi, günü kurtarmaktır; bu amaçla, ülke yararı olsun olmasın, siyasette ve ekonomide her yola başvurmaktır. AKP hükümetinin gündemi, yolsuzlukları görmemek, milletvekillerine dokunmamaktır. AKP hükümetinin gündemi, IMF'ye "hayır"la yola çıkıp, IMF'ye körü körüne teslimiyettir. (CHP sıralarından alkışlar) AKP hükümetinin gündemi, popülizme sığınarak, halka refah vermek yerine, umut pazarlamaktır.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Kemal Derviş'e söyleyin onu!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Kemal Derviş biraz sonra size konuşacak...

AKP hükümetinin gündemi, kadrolaşmak doğal hakkım, isteyen yasal yollara başvursun gibi, demokrasi kültürüyle bağdaşmayan bir ilkel anlayışla, devleti partizanca parsellemektir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümet tarafından dışpolitikada izlenmekte olan silik, kararsız, içe ve dışa güven vermeyen siyasetin bedelini, ekonomimiz, şimdiden ağır bir şekilde ödemeye başlamıştır. Ülkemiz, 1991 Irak Savaşında 9,5 milyar dolarlık kayba uğradı. Bu kayıp, yıllar içerisinde, 45 milyar dolara kadar tırmandı. Halen Irak'a karşı sürdürülmekte olan savaşın doğrudan tarafı olmamamıza rağmen, ekonomimize yaratacağı maddî kaybın, özellikle, turizm, dışticaret, yurtdışı müteahhitlik, ulaşım ve bölgesel ticarette yaratacağı gerileme nedenleriyle, asgarî 8-10 milyar dolara tırmanması kaçınılmaz görülmektedir. Bu nedenle, ABD tarafından sağlandığı söylenen 1 milyar dolarlık hibenin, geçmişte olduğu gibi, değil Türkiye'nin zararlarını, onun KDV'sini bile karşılamaya yeterli olmayacağı açıktır. (CHP sıralarından alkışlar)

"Ben yıktım, ben yaparım" diyerek, şimdiden bu çıkar savaşına yeni çirkin boyutlar kazandıran ABD'ye Türkiye'nin paçayı kaptırmaması için, Cumhuriyet Halk Partisinin hükümete yapmış olduğu uyarılarda ne kadar haklı olduğu, şimdiden ortaya çıkmaktadır. Hükümeti bu konuda bir kez daha uyarmayı görev biliyoruz. ABD ile stratejik ortaklığımızı sürdürün; ancak, hiçbir zaman, ulusal değerlerimizi ve çıkarlarımızı çiğneyerek, insanlığa ve barışa olan tutkumuzu zedeleyerek, ülkemizi, ABD'ye teslim etmeyin. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Sayın Başbakan, seçimlerin ardından faiz oranlarında yaşanan 15 puanlık düşüşü, AKP'nin bereketi olarak yorumlamıştı. Ancak, tek başına iktidar olmanın tılsımı bozulup, AKP'nin, ülkeyi yönetme konusunda, ne kadar hazırlıksız, programının ve kadrolarının ne kadar yetersiz olduğu ortaya çıkıp, piyasalarda güven kaybolup, faizler tekrar yüzde 70'lere tırmanınca, gerçekte, ülkenin, AKP'nin bereketini değil, kuraklığını yaşadığı açıklıkla ortaya çıktı. Bunu fark eden dış çevreler, kredi notumuzu düşürmekte gecikmediler.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 2003 yılı bütçesi, Amerika ile girişilen pazarlıklar ve hükümetin keyfine göre geciktirilmiş, kaderi Irak Savaşına bağlanmış olan bir bütçedir. Bu bütçe, ekonomiyi yönlendirebilme yeteneği ve esnekliği olmayan, ekonominin ve gelişmelerin peşinden sürüklenen bir bütçedir; bu bütçe, Sekizci Beş Yıllık Kalkınma Planıyla tutarlılığı olmayan, stratejik planlamanın vizyon ve perspektifinden yoksun olan bir bütçedir; bu bütçe, 16 ayrı konuda Anayasaya aykırı maddeleriyle hukuka duyarlılığı olmayan bir bütçedir...

Sayın üyeler, seçimden önce IMF programını sürekli eleştiren "onu değiştireceğiz, ona sosyal boyut katacağız" diyen AKP, şimdi, tam anlamıyla IMF'ye teslim olmuş görünmektedir. AKP'de seçimden sonra oluşan bu değişimin ürünü olan 2003 yılı bütçesi, IMF'ye tam bir teslimiyet bütçesidir.

Burada önemle bir kez daha altını çizmek istiyorum: IMF'yle beraber çalışmak ayıp değildir; ayıp olan, IMF'yle teslimiyetçi ilişkiye girmektir, ulusal gelişme dinamiklerinin ve güçlerinin IMF tarafından ipotek altına alınmasını hükümetin içine sindirmesidir; ayıp olan, IMF istedi diye hükümetin çiftçiye doğrudan desteği kuşa çevirmesidir; ayıp olan, IMF istedi diye hükümetin kamu yatırımlarını neredeyse sıfırlamasıdır...

Yüce Meclisin sayın üyeleri, bu bütçenin uygulamasıyla, 2003 yılı sonunda, kamu kesimi borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranının, yüzde 60 olan Maastricht kriterlerini ikiye katlaması kaçınılmaz olacağa benzemektedir.

Bu, sağlıklı kaynaklara dayanmayan bir bütçedir. Bütçenin vergi gelirleri, toplam giderlerin ancak yüzde 59'unu karşılayabilmektedir. Vergi gelirlerinin üçte 2'sini dolaylı vergiler oluşturmaktadır. Bu yapıda bir bütçeyle, ülkemizde zaten yetersiz olan sosyal adalete hükümet tarafından yeni bir darbe indirilmektedir.

Sayın Başbakan, sayın bakanlar; malî miladı 1 yıl ertelemek yerine tümüyle kaldırdınız "nereden buldun"u ileriye dönük olarak sorma cesaretini gösteremediniz, naylon faturacıları akladınız. Hükümet olarak, bu sorumsuz tavrınızla, hem ekonomide kayıtdışılığı özendirdiniz hem de 2003 yılı bütçesinin büyük açık vererek, enflasyonu, reel faizleri ve kamu borçlanmasını körüklemesine neden oldunuz. Değerli arkadaşlarım, herhalde, bir maliye bakanı, kendi bakanlığına ve ülke ekonomisine bundan daha büyük bir kötülüğü, başka türlü istese dahi yapamazdı diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu bütçe, çiftçiyi, memuru, kamu çalışanlarını korumayan, onlara haklarını vermeyen, onları enflasyon karşısında kendi kaderlerine terk eden bir bütçedir. Yarısına yakını borç faizlerine gidecek olan 2003 yılı bütçesinde, tarım, orman ve köy hizmetlerine ayrılan kaynak, toplam bütçenin sadece yüzde 1,9'uyla, sağlık hizmetlerine ayrılan kaynak yüzde 2,4'üyle, diğer sosyal hizmetlere ayrılan kaynak ise yüzde 6,3'üyle sınırlı kalmıştır. Kısaca, bu bütçe, sosyal duyarlılığı olmayan, halkın gündeminden ve halka hizmet anlayışından kopuk olan, sosyal devleti gerileten bir bütçedir.

5 Şubatta yaptığı "ömrü boyunca maaştan başka bir şey almayanlar bizi anlamazlar, anlayamazlar; bizi, ancak işadamları anlar" açıklamasıyla, Sayın Maliye Bakanı, ekonomi tarihimizde anlamlı bir iz bırakmıştır. (CHP sıralarından alkışlar)

Ancak, ne yazık ki, bu bütçeyi "müsrif, israfçı ve hantal" olarak değerlendiren TOBB Başkanı Sayın Hisarcıklıoğlu ile "bu hükümete istikrar adına destek verdik. Son dört ayda yaşadıklarımız Türkiye'yi öyle bir noktaya getirdi ki, şapkamızı önümüze koyup, aklımıza başımıza devşirmediğimiz takdirde, tüm hayal ve ideallerimize veda etmek ve elli yıl geriye gidip, her şeye yeniden başlamak zorunda kalacağız" açıklamasını yapan TÜSİAD Başkanı Sayın Özilhan'ın da AKP'yi anlamakta yetersiz kaldıkları ortaya çıkmıştır. Demek ki, seçimlerde yüzde 32 oy alarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde üçte 2 çoğunluk sağlayan AKP'yi ya halkımız yanlış anlamıştır ya da AKP, son dört aylık uygulamalarıyla, halkımızı aldatmıştır.

Sayın üyeler, Maliye Bakanı "vergiler için milletten anlayış bekliyoruz" diyor. Sayın Bakan, millet de sizden insaf bekliyor biraz! Sayın Bakan, işçiyi, memuru, vergisini düzenli veren girişimciyi kurbanlık seçip, kaz gibi yolmaya son verin; kayıtdışı ekonomiyi daraltın, kazanandan gücüne göre vergisini alın; ancak, insaflı olun; vergi oranlarını düşürün, ek istihdam sağlayanın vergisini indirin, çalışanların gelirlerinin asgarî ücret kadarki bölümünden vergiyi kaldırın, enflasyon muhasebesine en kısa zamanda geçin, adil ve etkin bir vergi düzeni kurun; biliniz ki, naylon faturacıları affederek değil, ancak, bunları yaparsanız halkın gönlünde taht kurarsınız.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çarpık ekonomik düzenin, hükümetlerin bir avuç kesimi kayıran uygulamalarının, sözde istikrar programlarının tüm yükünü yıllardır taşımakta olan halkımız artık bıktı; halkımızın, artık, dayanacak gücü kalmadı. Zaman kaybetmeden, halkı sömüren bu çark tersine çevrilmeli, tersyüz edilmelidir. Ekonomide kalıcı istikrar koşullarına ulaşmanın bedelini, artık, bugüne değin olduğu gibi, AKP'nin 2003 yılı bütçesinde öngörüldüğü gibi, çiftçi, işçi, memur, emekli, dargelirli, kısaca, ülkemizin yüzde 85'ini oluşturan ezilen kesimler, kavruk insanlarımız değil; bugüne kadar bu yükü gereğince paylaşmamış olanlar, yıllardır rant ekonomisinin kulvarlarında fahiş faiz gelirleriyle beslenenler, spekülatif piyasalarda, her fırsatta, risk primini gerçeklerin ötesine tetikleyenler, üretmeden yüksek kazancı yaşam şekli haline dönüştürenler, kayıtdışı ekonomiye sığınarak vergiden kaçanlar üstlenmelidir.

Biliniz ki, bu düzen değişikliği yapılmadığı sürece, ne ülkemiz sorunların altından kalkabilir ne de ülkede sosyal ve toplumsal barış sağlanabilir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Güneydoğu Anadoluda 8 yıl iççatışma yaşandı; 30 000'i aşkın insanımız yaşamını yitirdi; 3 428 köy ve mezra zorunlu olarak boşaltıldı; 400 000'i aşkın insanımız evinden, tarlasından, ekmek teknesinden kopartıldı; işsizlik ve yoksulluk, sefalete dönüştü; çatışmanın bedeli bütçeye 80 milyar dolar yük olarak yansıdı.

Sonra, birkaç yıldır işler düzelmeye başladı, bölgeye barış geldi, teşvik yasasıyla yatırımların ve ekistihdamın önü açıldı.

Ancak, günümüzde, Doğu ve Güneydoğu Anadoluda yaşayan insanlarımızın hayatı yine karardı. Bir taraftan, AKP hükümeti teşvik yasasını uzatmayarak, girişimciyi caydırdı. Diğer yandan, savaş rüzgârlarının etkisiyle halkın alım gücü kırıldı, sınır ticareti, üretim ve yatırımlar âdeta durdu.

Hükümet, şimdi, derhal, bu bölgedeki insanlarımıza elini uzatmalı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu için gerçekçi bir onarım ve destek planı hazırlamalıdır; ancak, bu plan, kesinlikle, AKP'nin acil eylem planı gibi lafta kalmamalı, derhal uygulamaya konmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AK Parti yüksek reel faiz sorunuyla nasıl mücadele edeceğinin ipuçlarını ilginç bir şekilde vermeye başladı. Buradan "faiz haramdır" diyen; ancak, kâr adı altında, fiilen tefecilik yapan zihniyetin, bezirgân, tacir anlayışını kamu bankalarına taşımaya hazırlanan AKP hükümetini, CHP adına, önemle uyarmayı görev biliyorum.

Ziraat Bankası ve Halk Bankasına lütfen dokunmayınız, bu bankaları siyasete ve kendi emellerinize bulaştırmayınız...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Siz de, Sayıştaya dokunmayın.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Tarımsal gelişmenin ve çiftçinin refahının en önemli destekçisi ve güvencesi olan Ziraat Bankası ile esnaf ve sanatkârların, teknolojik yenilenmeye açık KOBİ'lerin kredi kaynağını oluşturan Halk Bankasını, sakın ola ki, ona buna peşkeş çekmeye kalkmayınız.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Siz de Sayıştaya laf atmayın!

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Son bir yıldır düzelmeye başlayan kamu bankaları yapısını bozmaya kalkmayınız. Yoksa, bu hesabın altından çok zor kalkarsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hükümet, bunalımdan çıkışın çaresini, başta PETKİM, Türk Hava Yolları ve TÜPRAŞ olmak üzere, mal ve hizmet üretimi açısından çok önemli olan KİT'leri hızla özelleştirmede arıyor. Bu yol çıkış yolu değildir. Hükümet, bu kuruluşları, günü kurtarabilmek için haraç mezat satma hevesinden derhal vazgeçmelidir. Yıllardır sağ iktidarlar tarafından kendi kaderlerine terk edilen bu kuruluşların temel ihtiyacı, teknolojik yenileşme ve daha güçlü malî yapılara kavuşmadır.

Bu konu, ulusal ekonominin üretim temelinin güçlendirilmesi, ekonomide verimliliğin artırılması ve kamu yararının korunması boyutlarıyla değerlendirilmelidir. Bu nedenle, bu kuruluşların bütçe açıklarını azaltmak için kaynak sağlamak amacıyla apar topar elden çıkarılmaları yerine, kendi sektörlerinde öncü olan, teknoloji üreten yerli ve yabancı kuruluşlarla birleştirilmeleri hedef alınmalıdır.

Sayın Başbakan, halkımız, size, piyasalarda güven duygusunu sarsacak davranış ve uygulamalardan kaçınmanız; enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeniz; kamu harcamalarında savurganlığa, maliye politikalarında disiplinsizliğe, kaynağı olmayan vaatlere ve ucuz popülizme kapı açmamanız; reel ekonomiyi ayağa kaldırmanız; KOBİ'lere arka çıkmanız; turizmi, ihracatı ve doğrudan yatırımları desteklemeniz; ekonomide hızla ekistihdam olanakları yaratmanız; tarımımıza ve çiftçimize sahip çıkmanız; sosyal devletin geriletilmesine, işçi, memur ve emeklilerin ezilmelerine son vermeniz; her kademedeki yolsuzluklarla ödünsüz mücadele etmeniz; milletvekili dokunulmazlığını Batılı demokratik standartlarda sınırlandırmanız; siyasî ahlak kurallarını eksiksiz olarak yaşama geçirmeniz için oy verdi. Eğer bunları yaparsanız, sorumlu bir muhalefet anlayışıyla daima arkanızda olacağız. Eğer bunları yapmazsanız, eğer halkımıza verdiğiniz vaatleri tutmazsanız, ellerimizi, yakanızdan kurtaramazsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika eksüre verebilirseniz...

BAŞKAN - Buyurun.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye'nin stratejik önemi sadece coğrafî konumundan değil; laik, demokratik cumhuriyet ilke ve değerlerini piyasa ekonomisi ve çağdaşlıkla bütünleştiren, Atatürk tarafından temelleri atılmış, 1 milyarlık İslam dünyasında benzeri olmayan Türkiye modelinden kaynaklanmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Türkiye'nin bu anlamdaki stratejik konumu, ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların aşılmasında en önemli dayanağımızdır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kuruluşunda harcımız olan bu emsalsiz Türkiye modelini, her türlü tehdide karşı sonuna dek savunmaya kararlıyız.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu bütçeye evet demek, çiftçi, işçi, memur, esnaf, emekli ve işsizlerimizin yaşamsal sorunlarına ve sıkıntılarına duyarsız kalmak, AKP iktidarının bu bütçeyle onlara öngördüğü haksızlıklar karşısında boyun eğmek demektir.

Bu bütçeye evet demek, devlet kadrolarının muhafazakâr sağ siyaset tarafından kuşatılmasına göz yummak, ülkemizde sosyal devlet anlayışının çökertilmesine omuz vermek demektir.

Bu bütçeye evet demek, AKP'nin, IMF'ye teslimiyetçi rant ve vurgun ekonomisi anlayışına boyun eğmek demektir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; CHP milletvekilleri olarak, biz, hem bu nedenlerle hem de sosyaldemokrat siyasete, laik, demokratik cumhuriyet değerlerine, siyasette etik ve dürüstlüğe ödünsüz bağlılığımızın gereği olarak, bu bütçeye "hayır" diyeceğiz. (AK Parti sıralarından "Bravo[!]" sesleri)

Sayın Başkan ve sayın milletvekilleri; insan hak ve özgürlüklerinin çiğnenmediği, şiddetin ve savaşın olmadığı, adalet ve eşitliğin, barış ve hoşgörünün egemen olduğu bir Türkiye ve dünya en öncelikli dileğimizdir. Bu nedenle, Irak'ta, uluslararası meşruiyetten yoksun savaşın, acilen sona ermesi ve çözümün barış ortamında aranmasını diliyoruz.

Türkiye'yi kötü, kirli, yetersiz siyaset batırdı; iyi, temiz, ilkeli siyaset çıkaracaktır. Türkiye'yi ekonomik ve sosyal bunalımdan çıkaracak olan siyaset, sosyaldemokrasidir.

AHMET YENİ (Samsun) - AK Partidir, AK Parti...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Önce insan, önce ahlak, önce iş ilkesini amaç edinmiş olan Cumhuriyet Halk Partisidir.

Cumhuriyet Halk Partisine, hükümete ve Sayın Başbakana başarı dileklerimi sunuyorum. Ekonomide göstereceğiniz başarı, Türkiye'nin ve hepimizin başarısı olacaktır. Yüce Meclisi en derin saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
