# Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 22 Temmuz 2003
- **Gündem:** TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-07-22-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari

> Algan Hacaloğlu (CHP), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)); konuşma 941 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; tasarının 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısıyla, bu maddede, hükümet, ülkede toplumsal barışı ve huzuru sağlamayı iddia etmektedir, hedefi öyle koymaktadır. Gerçekten, ülkemizin, huzura, barışa, kalıcı içbarışa ihtiyacı vardır; ancak, ne yazık ki bu yasa tasarısının bu açıdan inandırıcılığı yoktur; çünkü, bu tasarı ülkenin gerçeklerini kapsamamaktadır, kavramamaktadır. Bu tasarı, toplumumuzun duyarlılıklarını içermemektedir. Bu tasarı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yıllardır mağdur olan Kürt yurttaşlarımızın mağduriyetlerini gidermeye yönelik bir iddia taşımamaktadır. İhbarcılığı öngören, toplum vicdanını tatmin etmeyen, yaraların sarılmasını hedef almayan bu yasa tasarısı, içhuzuru ve barışı sağlamak yerine ülkemizde yeni gerilmelere yol açacaktır.

Adını ne koyarsanız koyun, bu, bir pişmanlık yasası tasarısıdır. Henüz yeni bir hükümetsiniz, söylemlerinizde, davranışlarınızda, kararlarınızda sık sık çelişkiye düşmekte olduğunuzu, sık sık ülke ve toplum çıkarlarıyla çelişkiye düşmekte olduğunuzu görmekteyiz; ancak, biliniz ki, ülkede toplumsal huzur ve barış, Amerika'nın dayatmasıyla, PKK için pişmanlık yasası çıkararak sağlanamaz.

Değerli arkadaşlarım, benden evvel söz alan arkadaşlarım ifade etti; bu tasarıyla Sıvas'ta 37 aydını, can insanı diri diri yakanları affetmeyi de hedef alıyor -açık da olsa, örtülü de olsa- sonra "ülkede barışı ve huzuru sağlayacağız" diyorsunuz.

Bu yasa tasarısıyla, her türlü insanî duygudan uzak, din adına insanları boğazlayan Hizbullah canilerini affedeceksiniz, sonra "ülkede huzuru ve barışı sağlayacağız" diyeceksiniz. Bunu kabul etmemiz, bunu içe sindirmemiz mümkün değildir, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu şiddetle reddediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, 1990'lı yılları bir kez daha yaşamamalıdır. Türkiye, bir kez daha çatışma kültürüne teslim olmamalıdır. Türkiye, bir kez daha teröre muhatap olmamalıdır.

Ülkede, huzur ve içbarış, ancak insan onuruna, hakkına, hukukuna saygılı bir düzen kurularak sağlanabilir. Ülkede, huzur ve içbarış laik cumhuriyet ilkelerinin, hukuk devleti kurallarının her alanda, eksiksiz uygulamaya konulmasıyla sağlanabilir. Ülkede, huzur ve içbarış için çözüm, Kürt sorunu için çözüm, pişmanlık yasası çıkarmak değildir; eşitliktir, kültürel çoğulculuktur, etnik kimliğe saygıdır, kısacası, sosyal demokrasidir.

Değerli milletvekilleri, ülke bütünlüğünü tehdit eden PKK terörüyle on yıllık çatışma döneminde 30 000'i aşkın insanımız can verdi; ülkemizin her yöresinden binlerce şehit verdik. Yöreden insanlarımızın çocukları -bizim çocuklarımız- terör örgütüne kanarak, dağlarda yaşamlarını yitirdiler. Terörle mücadele sürecinde güvenlik güçlerimiz tarafından uygulamaya konulan, bu alanda uzman olmamakla beraber, benim o dönemde devlet bakanı olarak, Millî Güvenlik Kurulunda, abartılı güvenlik konsepti olarak tanımlayarak, terör örgütüyle mücadele için geniş alanlar yaratarak, o amaçla, o yörelerdeki yerleşim merkezlerinin boşaltılmasını sağlamak; zaman zaman, yer yer PKK örgütü ve korucuların müdahaleleriyle köylerin zorunlu olarak boşaltılması; o süreç içinde, 1996 sonu itibariyle, 3 428 köy ve mezranın zorunlu olarak boşaltılması, 70 000'i aşkın haneden 400 000'i aşkın insanımızın o köy ve mezralardaki yaşamlarından kopartılmaları; Diyarbakır'da, Van'da, Elazığ'da işsiz ve barınaksız yaşama mahkûm olmaları, bir bölümünün ise, Adana'da, Hatay'da, Seyhan'da, Mersin'de, Antalya'da, oraların varoşlarındaki yakınlarına sığınmaları; sokakta yaşayan çocuklar sorununun Diyarbakır'ın ve yörenin merkezî kentlerinin ayıbına dönüşmesi; bunlar hâlâ yaşamakta olduğumuz sorunlar; bunlar hâlâ 1996'dan beri çözüm bulmamış, çözülmemiş sorunlar.

Türkiye'nin, adı ne konursa konsun, yeni bir pişmanlık yasasına değil, Amerika'nın talebiyle bir yasal düzenlemeye değil, yaraya parmak basacak gerçek bir düzenlemeye, bir rehabilitasyona, bir normalleşmeye ihtiyacı vardır. Öncelikle, Köye Geri Dönüş Projesinin gönüllülük, güvenlik ve devletin gerçek desteği altında derhal uygulamaya geçirilmesiyle sorunlara çözüm bulunur, yaraya parmak basılır.

Bu proje yaşama geçirilmelidir diyorum; zira, ne yazık ki, biraz evvel ifade ettiğim gibi, son yedi sekiz yıldır, bu konuda, hükümetler, orada mağdur olan insanlarımızı sadece avutmakla, gerçekçi olmayan vaatler vermekle kaldılar; "gidin, dönün, güvenlik vardır, siz yaparsınız; işte, size 3,5 kuruş destek" dediler veya "güvenlik yoktur" dediler. Birkaç yüz geri dönüş yerleşimi dışında, ne yazık ki, oralar insanlarımıza yaşam vaat etmiyor. Yurttaşlarımız, ya haklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aramak zorunda bırakıldılar veyahut da kaderlerine razı olmak durumunda kaldılar. Bir araştırma önergesi vermişti Cumhuriyet Halk Partisi; rapora bağlandı, raflardadır o rapor. Hükümet olarak sizi bir kez daha uyarıyorum; gidiniz, lütfen, o raporu inceleyiniz; orada, Cumhuriyet Halk Partisinin, Meclis iradesine dönüşen, bu konuda, Köye Geri Dönüş Projesi üzerinde gerçekçi önerilerini göreceksiniz. Bu konuda biraz belki de duygusalım; çünkü, Köye Geri Dönüş Projesinin ilk adını koyanlardan biri, zannediyorum, Devlet Bakanlığım döneminde ben oldum; ama, bu, bir barış projesidir; bu, Türkiye'nin normalleşme projesidir; atılması gerekli birçok adımdan öncelikli olanlarından biridir.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda hükümeti Cumhuriyet Halk Partisi adına göreve davet ediyorum; derhal yeterli kaynakları temin ediniz, dış kaynakları harekete geçiriniz. Doğu ve güneydoğuda Gönüllü Köye Dönüş Projesini yaşama geçiriniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurun Sayın Hacaloğlu.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)- Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da insanlarımızın onuruna sahip çıkınız; çocuklarımızı bataktan çıkarınız, geleceklerini aydınlatınız; korucu ağalığına son veriniz, korucular için geçici kırsal istihdam projesini uygulayınız, onların silahsız olarak sivil yaşama intibak etmelerini sağlayınız; mera yasağını kaldırınız, meraları yöre insanına açınız, öldürülen hayvancılığı ayağa kaldırınız; bölgeye gerçek anlamda destek ve teşvik sağlayınız; 2002 yılı sonunda, uzatmayarak, yeni yasa çıkarmayarak kadük ettiğiniz, yürürlükten kaldırdığınız o teşvik yasasını daha kapsamlı ve etkin olarak uygulamaya geçiriniz, sadece, Sayın Başbakanın "bunu yaşama geçireceğiz" şeklindeki vaatleriyle yetinmeyiniz; laf değil iş yapınız; bölgeye gerçek anlamda destek sağlayınız; her geçen gün daha derinleşmekte olan işsizlik ve yoksulluk sorunlarına çözüm üretiniz. Bunları yaparsanız, ancak o zaman Sayın Başbakan Siirt halkından aldığı desteği hak eder; aksi halde, biliniz ki, yöre insanının elleri yakanızdan inmeyecektir değerli arkadaşlarım.

Sayın milletvekilleri, son söz olarak, vicdanınıza ve sağduyunuza seslenmek istiyorum: Bu tasarının arkasında Amerikan parmağı var mıdır yok mudur?

FARUK ÇELİK (Bursa) - Yoktur...

ALGAN HACALOĞLU (Devamla) - Irak'a, Birleşmiş Milletlerin kararı olmadan, uluslararası meşruiyetin koşulları oluşmadan askerlerimizi göndermek için can atan hükümetin, perde arkasında yapılan pazarlıkları halkımıza anlatmak zorunluluğu vardır. Sayın Başbakan'ın, gerçekleri öğrenebilmek için Türkiye'yi, insanlarımızı Amerikan Büyükelçisi Pearson'a muhtaç etmeye hakkı yoktur. Kimsenin, Başbakan dahi olsa, halkımızın onuruyla oynamaya, onu zedelemeye hakkı yoktur, gerçek devlet adamlığı bunu öngörür.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-07-22-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
